Rakı sevenler buraya :)

Katılım
30 May 2012
Mesajlar
480
raki-kulturu-raki-balik.jpg


"rakıname"

adı düşmüş cümle dile
neşe verir her gönüle
beyaz peynir, kavun ile
derde derman olur raki

birşey yoksa leblebiyle
yar ın tatlı elleriyle
içilince edebiyle
ömre bedel olur raki

huzur verir makul dozu
serinletir varsa buzu
muhabbetin tadı tuzu
sofraların şahı raki

adabıyla içilirse
dostlar iyi seçilirse
bir de fasıl geçilirse
şifa olur derde raki

tekirdağ'ın adı varsa
anasonun tadı varsa
çiğköfte de yanındaysa
cana can katar raki

az olursa vezir eder
çok olursa rezil eder
efkarlıysak bir hoş eder
bir dost olur bize raki

sofra güzel kurulursa
içip sakin durulursa
bol bol meze bulunursa
ne de güzel gider raki

şişedeyken suya benzer
gizli kalmış huya benzer
tanrım birde sarhoş eyler
az içenin dostu raki

raki yoksa balık hiçtir
raki varsa iş bitmiştir
raki içmek büyük iştir
akşamcının dostu raki.


bu guzel siir ver resmi paylasarak konuyu acayim dedim.

motorlu bir arac uzerine acilan bir forumda alkol uzerine konu acmak ne derece dogru olur bilemiyorum :). ama rakili, balikli resimlerimizden secmelerimizi burada paylasabiliriz diye dusundum, yurt disinda taaaa cinde yasiyorum, her istedigimiz zaman raki bulamiyoruz ve rakinin degeri size neyse burda bana tam 10 misli oluyor o nedenle diger raki seven uye kardeslerimizin resimlerini anilarini, varsa bulacaklari guzel siir ve deyisleri. raki sofrasi icin puf noktalari, burada paylasmalari hos bir muhabbet yaratir diye dusundum, hepinize sevgiler.
 

COQ

Motosiklet Eğitmeni
Katılım
27 Ocak 2008
Mesajlar
11,740
Raki Binboğa..
:)
Bana ağır geliyor aslan sütü.
Ama merasimine bayılırım.
 
Katılım
12 Haz 2012
Mesajlar
2,938
Bende insanları sımsıkı kaynaştıran bu işin adabına hastayım :)

Hatta masa adabının tüm detaylarıyla eğitimi verilmesi lazım diye düşünüyorum. Böylesine derin bir kültür hiçbirzaman ölmesin isterim :)

Bana göre herhangi bir içki değil, bikere Rakı hepimizden daha demokratiktir, kadın, erkek, genç, yaşlı, din,dil,ırk... ... hiçbirşeyin ayrımını yapmadan aynı masada güle eğlene kaynaşmalarını sağlar.

İçsekte içmesekte bu yüce kültüre saygımız sonsuz :)


Bu konuda kitap tavsiyelerinize açığım :)
 
Katılım
30 May 2012
Mesajlar
480
Bende insanları sımsıkı kaynaştıran bu işin adabına hastayım :)

Hatta masa adabının tüm detaylarıyla eğitimi verilmesi lazım diye düşünüyorum. Böylesine derin bir kültür hiçbirzaman ölmesin isterim :)

Bana göre herhangi bir içki değil, bikere Rakı hepimizden daha demokratiktir, kadın, erkek, genç, yaşlı, din,dil,ırk... ... hiçbirşeyin ayrımını yapmadan aynı masada güle eğlene kaynaşmalarını sağlar.

İçsekte içmesekte bu yüce kültüre saygımız sonsuz :)

Bu konuda kitap tavsiyelerinize açığım :)

her sozunuze sonuna kadar katiliyorum. :) bende bu videoyu cok begeniyorum

 
Katılım
26 Tem 2010
Mesajlar
1,078
Motosikleti
VFR1200X
Rakı içmenin en büyük püf noktası soğutulmuş rakı, bardak ve soğuk sudan geçer. Aksi takdirde rakı içiminden hiçbir zevk alınmaz.

Çoğu insan rakıyı kendine özgü bir tarzda içer. Kimisi sulandırarak, kimisi sek içerek, kimisi şişesinden içerek keyif almaya çalışır. Büyük çoğunluk ise kendi ağız tatlarına en uygun karışımı hazırlar.
Demlenmek rakı içerken kullanılan bir kelimedir. Bunun sebebi çayın rengi ve kokusu suya sinerek içilecek kıvamı almasıdır. Atalarımız da buradan yola çıkarak rakı masasında demlenme sözcüğünü kullanır. Rakı sofrasında demlenmek ve sarhoş olmayı birbirinden ayırt edebilmek gerekir. Bu yüzden rakı içmek özen gerektiren bir iş olduğundan sadece içmesini bilenle içilir. Rakı içen herkes kendi ayarını kesinlikle bilir. Sınırları zorlamaya başladığımızda bu işe dur demeyi bilmeliyiz. Rakıyı bilinçli olarak tadını seviyorsak içmeliyiz. Rakı hiçbir zaman sarhoş olmak için içilecek bir içki değildir. Çünkü bunun sonuçları çok kötü olabilir. Eğer rakı masasında biz ve karşımızdakiler dengeli demlenebiliyorsak ne mutlu bize.
Rakı yalnız başına içilmeyip arkadaşlar veya dostlarla birlikte içilir. Çünkü rakı masaları sohbetlerin yapıldığı, hikâyelerin anlatıldığı, hem dinleyici hem konuşmacı olduğumuz bir ortamdır. Bu sanki bir grup terapisine benzer. Ayrıca rakı masasında herkes birbirine saygılı olmak zorundadır.
 
Katılım
3 Mar 2012
Mesajlar
479
Rakı candır. Ama buz atmayacan. Yanında özenle seçilmiş mezeler olacak. Yemesen de duracak masada onlar. Sofraya otururken ne aç olacaksın ne tok ikisinin arası bir durumda olacaksın. Mümkünse açık hava ve bol oksijenli bir yer olacak. Herkesle rakı içilmez yanındakiler adam olacak her şeyden önce. İçmiş olmak için içmeyecek kimse. Sarhoş olup dağıtmayacaksın. Çok içmek marifet değil tadında bırakabilmek marifettir. Herkesin limiti farklıdır kimisi 2 dublede tamam der kimisi 70'liği devirir devam der. Dibini görüp sapıtanla değil 2 duble içip "benim limitim bu kadar birader siz devam edin" diyebilenle içeceksin. En önemlisi de ya içtiğin yerde kalacak yerin olacak kalacaksın ya da yanında mutlaka alkolsüz şöför olacak herkesi evine bırakacak.
 
Forumdan Uzaklaştırıldı
Katılım
6 Mar 2011
Mesajlar
1,442
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
Resim de güzelmiş.
 
Katılım
16 May 2007
Mesajlar
3,088
Asla herkesle yada tek başına içilmeyecek yurdum içkisini ailecek severiz,

zaten, ne zaman başım sıkışsa bir büyüğe danışırım.
 
Katılım
26 Tem 2008
Mesajlar
2,259
Yeşil efeyi daha rahat içiyorum.. Yeni rakı ağır geliyor.. Rakının teferruatına karşıyım. çok masraflı. yok peyniri yok kavunu yok balığı.. uğraş dur sarhoş olacam diye. Milli içki diye saygımız sonsuz onda bi kusur etmeyizde sekte içilmiyor hasbam. tabi son gelen vergilerde belimizi büktü diyelim.
 
Katılım
13 Mar 2013
Mesajlar
53
ÇİLİNGİR SOFRASI EFSANESİ

Alıntıdır

Çilingir sofralarında anlatılan bir efsaneye göre, bu deyim Osmanlı döneminden kalmış. Osmanlı sarayında padişaha sunulacak yemeği önceden tadan görevlilere, Farsça bir sözcükle çeşnigir deniyor. Çeşnigirin tadına bakacağı yemekler küçük tabaklarda önüne geliyor. İşte tadımlık yemeklerin bulunduğu bu sofraya çeşnigir sofrası deniyor.

Rakı sofraları da küçük tabaklarda -karın doyurmalık değil- tadımlık mezelerden oluştuğu için, önceleri çeşnigir sofrası olarak adlandırılmış. Sonraları bu deyimin yerini çilingir sofrası almış.

Başka bir efsaneye göre ise, çilingir sofrası deyiminin mezelerin tadımlık olmasıyla pek ilgisi yok. Deyimin kökeni rakının marifetinde gizli. Rakı masasında insanın sır kapıları birer birer açılır, insanlar yüzlerindeki maskeyi atarak kendileri olurlar, yani kendi özlerini gerçek kişiliklerini ortaya sererler. İşte rakı, bir çilingir marifetiyle insanın kişiliğini sergilemesini sağladığı için rakı içilen sofralara da çilingir sofrası denir.

Şahsen, rakının insanın gizli dünyasının kapılarını çilingir gibi açtığı efsanesini daha gerçekçi ve sevimli buluyorum. Çünkü ayık sohbetlerde uygulanan sansür, çilingir sofralarındaki sohbetlerde ikinci üçüncü kadehten sonra etkisini yitirir, sohbet samimileşir.

Ayıkken sahip olunan önyargı, sevgisizlik ve öfke kadehler boşaldıkça kaybolur; çilingir sofraları demokratik ve sansürsüz bir foruma, hatta daha ileri bir deyişle toplu sağaltım seanslarına dönüşür. Bu yüzden şair Metin Eloğlu, rakıya 'Şişede durduğu gibi durmaz ki kâfir / tutar insana yaşamayı sevdirir' diye kaside yazar.

Rakının bu çilingir marifetinden olsa gerek, sofrada ilk kadehler 'içelim açılalım güzelleşelim' temennisiyle tokuşturulur.:cat:

---------- Mesajlar birleştirildi - 16:08 ---------- bir önceki mesaj zamanı 15:59 ----------

Kurallar

ALINTI
(ne gerekiyorsa nerdeyse yazılmış üstad tarafından ellerine sağlık..:wiinkk:)


Rakıyı güneş battıktan sonra, yavaş yavaş ve muhabbet eşliğinde
içmeli...


Rakıdan küçük küçük yudumlar alınır... Bülent Ersoy öyle içiyor diye bir
dikişte bir duble rakıyı içmek makbul değildir...


Buz gibi şişeden bardağa çevire çevire dökülür ve o nefis kokunun daha fazla
yayılması sağlanır...


Bardağa konulan rakının yarısı kadar su konması makbuldür...


İlk yudumu aldıktan sonra ağızda bekletip, dişlerin arasından derin bir
nefes alınırki akciğerler de nasibini alsın...


Masada yaşça en büyük kişi rakı kadehini tokuşturmak için kaldırmadan
rakı kadehleri masadan kalkmaz...


Rakı sofrasında planlı, programlı ciddi işler konuşulmaz. Geyik muhabbeti
yapılır, memleket kurtarılır, anılar tazelenir, dedikodu yapılır...


Sigara küllüğüne zeytin çekirdeği, sıkılmış limon kabuğu konmaz...


İçilen kahve fincanında, tabağında sigara söndürülmez...


Rakı kadehine önce rakı, sonra su, daha sonra da (konmasa daha iyi olur
ama)buz konur...


Bu sırayı bozarsanız, anason kadehin üzerine çıkar, rakının hem tadı hem
keyfi kaçar... Rakıdan anlayanların,Antalya meyhanelerinde garsonluğa
soyunanlara bunu anlatması gerekir...

İcmeye başlamadan önce aperatif birşeyler yenmelidir. Favori
zeytinyağlılardır. Zeytinyağı, mide dolmaya başladıkça üste
çıkarak,alkolün genzinize doğru gelmesini engeller...


Rakıya buz koymak yanlıştır. Buz rakının içindeki suyla alkolü aynı
oranda etkilemediği için daha seyrek olan alkol üste çıkar. İdeal karışım
bozulmuş olur. En uygunu rakıya soğuk su koymaktır...


Rakı sofrasında kadeh yalnızca bir defa tokuşturulur. Hadi bakalım
hoşgeldiniz vs. falan diye...


Bundan sonra kadeh tokuşturulmaz sadece kaldırılır...


Masaya yeni birisi eklendiğinde ise tekrar kadeh tokuşturulabilir...


Rakı şalgam suyuyla içilmez!... (taslağa dahil değil)



Mezesiz rakı içilmez. Ben akşamcıyım, öyle bir kadehlik keyfim var diyorsanız gidin bira filan için...


Şişe numarasının önemi yoktur. Zira ilk damıtılan rakı, 01 numaraya denk gelmez...


Rakı masasına avuç içiyle ya da yumrukla vurulmaz...


Bağıra çağıra, Böğüre öğüre konuşulmaz... Sakin olmak, efendi takılmak gerek...


Önce kendine gel, sonra meyhaneye


Kalender ol da gir kalenderhaneye


Bu yol kendini yenmişlerin yoludur


Çiğsen başka bir yere git eğlenmeye


Rakı bardağı boş beklemez... Evet masadan kalkarken bile dibinde biraz

bırakılır...


Usul, adap bilen en genç kişinin saki olması adettendir, büyüklere (ki
büyüklük kavramı orada anlam bulur) sakilik yaptırılmaz... Ev sahibi
olsa bile...


Şişede kalan son rakı damlasına kadar eşit paylaştırılır, daha da içmek isteniyorsa bu paylaştırma ritüeline girilmeden yenisi sipariş edilir...


Rakı sizi ne zaman sarhoş edeceğini zamanında söyleyen bir içkidir,bunu farkettiğiniz zaman yanınızdakilere söylemeli, ya da izin isteyip kalkıp gitmelisiniz, ama eğer sizin kalkmanız masayı dağıtacaksa ölseniz bile orayı terketmeyin... Çünkü rakı masasından tuvalete gitmek için bile zar zor kalkılır, hoş karşılanmaz...



Rakı masasında bira, şarap gibi başka alkollü içecekler (masada sosyetik hanımefendiler olsa dahi) olmaz...


Her nevi ızgara balık (çupra, levrek, istrongilos) uğurlu yemeği,hususi nihavend ve rast makamından sanat musikisi eserleri uğurlu nağmesi, akordeon, keman ve ud da uğurlu çalgısı olan rakının, uğurlu cl'si 70'dir...


Rakı yanlız başına içilen bir içki değil, meze ile birlikte yavaş
(sindire sindire) içilen bir içkidir...


Mide ve beyne belirli bir etki yaptıktan sonra insan keyiflenir ve güzel sohbetlere yönelir...


Yani hem anlatır hem dinler... Böylece rakı sofrası en az iki kişinin katıldığı toplu bir eylem, karşılıklı konuşmalara dayandığı için demokratik bir forum, evrensel ve kişisel sorunların ortaya getirildiği, fikir alıp verilen, insanın kendisi ile yüksek sesle
düşünerek hesaplaştığı bir tür psikolojik grup terapisi olmaktadır...



Unutulmamalıdır ki rakı sofrası saygın bir cemiyettir... Buraya katılan hem bu meclise kabul edildiği için saygı gören bir kişiliğe sahip demektir hem de diğerlerine karşı saygılı olmak zorundadır...



Herhangi bir marka rakı içilirken başka bir markayı övmemek önemlidir,aksi yapıldığında, o an yudumlanan nimete hakarette
bulunulmaktadır,yanlıştır...



En büyük mezesi muhabbettir... Muhabbet konusu "bi kız vardı, 5 yıl sevdim, yüzüme bile bakmadı" gibi duygusal ağırlıklı olabileceği gibi,"bu güneş niye hep doğudan doğuyo batıdan batıyo?" gibi yarı-felsefi konular da olabilir...



Tam yağlı koyun peynirinin üzerine kırmızı toz biberle renklendirilmiş sarımsaklı zeytinyaği süslemesi... Turşu gibi ekşi mezelerde yine rakının kendine has tatlı nefasetini dengeler, damarlarınızı büzer anasonla dost olur, buna misal olarak dağ lahanası turşusu verilebilir...



Yarasın
 
Katılım
13 Şub 2011
Mesajlar
5,987
eeeee takunyacılar yazmamış, allah allah konuyu mu görmediler acaba ... :sunny:
 
Katılım
17 Ara 2012
Mesajlar
1,797
Motosikleti
SuZan
rakı candır beeeeeee :D bu gece son iş gecem yarın bi 50 lik alıyım ben :) tekten gider
 
Katılım
12 Haz 2012
Mesajlar
2,938
eeeee takunyacılar yazmamış, allah allah konuyu mu görmediler acaba ... :sunny:

(Takunyacı / Sözlük : 70ler sonrası devlet kadrolarına giren milli gorüşçülerin, devlet dairelerinde namaz kılmak için abdest alırken ofiste takunya giymeleriyle ortaya cikan deyimdir.)
Böyle bir dönemmi geçirmişiz biz ya ::huuuh:: Nasıl bi mantalitedir abi o, ele mum alıp, sırta pelerini atıp Pentagona, Beyaz Saraya günah çıkartmaya gitmek gibi bişey heralde. Pehhh dini ne hallere düşürenler olmuş ::144::
_________________________________________________________________________________________________________________________________________
Neyse abi o mevzulara girmesin hiç bu konu bence :) Öğreneceğim çok şey var gibi bu başlıktan, uzun bir dönemden sonra MT' de içimi sevgi dolduran bi başlık oldu nihayet :cherry:

Yalnız hala kendime sorup cevap alamadığım : Ben bu yaşıma kadar bu adabı öğrenmemişsem, bunun TEK sorumlusu sadece kendimmiyim :silent: Öyleyse çok pis hesap sorucam kendime, mevzu önemli :mrgreen:
 
Katılım
29 Mar 2006
Mesajlar
3,907
Haftada 100cl hakkım vardır bazen 2 haftada 300cl gibi oluyor.
Emekliyim, hemde evofis sayılırım. Saat 4.5- 5 gibi mezelerimi hazırlayıp ufaktan başlarım.
Yerine göre şipka salata, piyaz, ellerimle yaptığım lakerda, elma, kavun, peynir, hamsi konserve, kalamar, çimçim karides,turşu, hanımın yaptığı herse ile evde hazırlar içerim.
Akşam 10 gibi varsa işkembe çorbası, etli çorba, köfte veya çatala takıp ocakta tütsülediğim fermante halis kasap sucuğu ile cila çekerim.
Aslında yaz sıcaklarında önce 2 tane efes extra sonra rakı yapıyorum ancak göbek aldı başını gitti.

Not: Evimde Aydından halis zeytinyağını, Denizliden sirkeyi eksik etmem.

2 tane tarla domatesi 3 tane çıtır salatalığı inceden doğrayıp üzerine zeytinyağı sirke ile 2 duble midemin ilacıdır.

---------- Mesajlar birleştirildi - 18:19 ---------- bir önceki mesaj zamanı 18:10 ----------

Fakat bir şüphem var yönetimi de uyarmak isterim, son alkol yasasına göre rakıdan bahsetmemiz cezai sorumluluk getiriyor olabilir.
Hukukçulara inceletsinler.
 
Katılım
16 Tem 2013
Mesajlar
2
Afiyet olsun bende cok severim icmesini ama ortam bulamayiz icecek yukardaki arkdslarinda dedigi gibi herkeslede icilmiyo bu velet :)
 
Katılım
18 Nis 2009
Mesajlar
4,289
Haftada 100cl hakkım vardır bazen 2 haftada 300cl gibi oluyor.
Emekliyim, hemde evofis sayılırım. Saat 4.5- 5 gibi mezelerimi hazırlayıp ufaktan başlarım.
Yerine göre şipka salata, piyaz, ellerimle yaptığım lakerda, elma, kavun, peynir, hamsi konserve, kalamar, çimçim karides,turşu, hanımın yaptığı herse ile evde hazırlar içerim.
Akşam 10 gibi varsa işkembe çorbası, etli çorba, köfte veya çatala takıp ocakta tütsülediğim fermante halis kasap sucuğu ile cila çekerim.
Aslında yaz sıcaklarında önce 2 tane efes extra sonra rakı yapıyorum ancak göbek aldı başını gitti.

Not: Evimde Aydından halis zeytinyağını, Denizliden sirkeyi eksik etmem.

2 tane tarla domatesi 3 tane çıtır salatalığı inceden doğrayıp üzerine zeytinyağı sirke ile 2 duble midemin ilacıdır.

---------- Mesajlar birleştirildi - 18:19 ---------- bir önceki mesaj zamanı 18:10 ----------

Fakat bir şüphem var yönetimi de uyarmak isterim, son alkol yasasına göre rakıdan bahsetmemiz cezai sorumluluk getiriyor olabilir.
Hukukçulara inceletsinler.

sanki benden bahsediyorsun abi
tek fark var ben anca rüyamda yapabiliyorum bunu
evimde bi gestapo subayı başımda sürekli :whip::
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst