perşembe sohbetleri-1 doktorlar

Katılım
16 Tem 2008
Mesajlar
9,061
muhterem cemaat, pek kıymetli hazirûn;

bugünkü hutbemizin mevzuu; doktorlar.
malumunuz üzere basında da sıkça yer bulan kızgın hasta yakını - dayak yiyen doktor konusunu masaya yatıracağız.

konu halk arasında çok tepki alsa da, ben de doktorlar içinde "tam zopalık" olanların hayli fazla olduğu kanaatindeyim.
demiyorum ki gidelim indirelim, yıkalım.
ama kişisel tecrübelerime dayanarak söylüyorum ki; böyle kendini kaybedip doktor zopalayanlar da tümden haksız değil.
hep yapacak daha önemli başka bi işleri varmış da arada sana "lütfen" bakıyormuş gibi bi haller.

doktorlukları ve konuya hakimiyetleri de son derece tartışmaya açık.
kendi içinde ser verip sır vermeyen bi sistem kurduklarından bize pek yansımıyor ama yanlış teşhis ve hatalı tedavide bir dünya devi olduğumuz görüşündeyim.

kimse bana haddinden fazla hastaya baktıkları için durumun böyle olduğundan filan bahsetmesin rica ediyorum.
kutsaya kutsaya tepemize çıkardık,
şimdi kardinal gibi bulutların üstünden lütfedip ara sıra yanımıza iniyolar.
diyelim randevu sistemine göre bana ayıracağı 15 dakika var, bunu da benimle bihakkın ilgilenerek geçirmiyor zaten,
sanki herif tıp okuyarak vazifesini tamamlamış da şimdi hobi olsun diye hasta bakıyormuş kıvamında.

hal böyleyken, bu gevşekliği gripken kaldırırsın da, çocuğu ölüm kalım savaşı veren adam kaldıramıyor vuruyor piriketi zalımın beline.

innallâhe ye’muru bil adli vel ihsâni ve îtâ izîl kurba ve yenha anil fahşâi vel munkeri vel bagy,
yaizukum leallekum tezekkerun.

değerli cemaat, kış geliyor, forumumuzun ihtiyaçları malum, çatının tamiratıyla ilgili çıkışta makbuz karşılığı yardım toplanacak,
cenab-ı allah yardımlarınızı şimdiden kabul buyursun...
 
Katılım
24 Ağu 2016
Mesajlar
394
Sevgili KuvvetMira öncelikle Allah versin :D (vallahi siftah etmedim)

Toplumun her kesimindeki kutuplaşma doğal olarak doktor/hasta ilişkileri içinde de rahatlıkla gözlemlenebilir bir hale geldi. Toplumun karşılıklı hoşgörü, saygı, sevgi denen mevhumları günden güne yitirişini büyük bir esef ve korku ile izliyorum.

İş bu sebeple konuya meslekten çok "kişi/insan" parantezinde yaklaşmak daha uygun olacaktır kanaatindeyim. Zira motorcu doktora, doktor hastaya, hasta ebeye, ebe cihangir solcularına kin beslemekte. Biz meslekleri ve dahi sosyal grupları cımbızladığımız sürece bu toplumsal kutuplaşmayı körüklemek dışında hiç bir şey elde edemeyiz. Düsturumuz; "kötü/başarısız doktor yoktur, kötü/başarısız insan vardır" olmalı. Bu sayede kurunun yanında yanan yaşları da engellememiz mümkün olabilir.

Kişisel olarak Türkiye Cumhuriyetinde günden güne artan kutuplaşma ve linç kültürünün, artık geri döndürülemez bir aşamada olduğunu ve önümüzdeki 10-15 yıllık süreç içerisinde ülkenin yaşanamaz bir hal alacağını düşünmekteyim.

İş bu konuda haksız çıkmak ve ülkenin yeniden, "büyüklerini sayan, küçüklerini seven" o güzel günlere geri dönmesi ise tek temennimdir.

Işıkla kalınız efendim.

:)
 
Son düzenleme:
Katılım
15 Kas 2005
Mesajlar
9,362
Hasta insan sayısının doktor sayısından daha fazla olduğu aşikar. Dayaklık insan olma durumu da meslekten bağımsız olduğuna göre hastalar içindeki dayaklık insan sayısı doktorlardakinden daha fazladır. Ama hiçbir doktorun hastaya saldırdığını duymadım.
Son söz, suçlu da olsa kimse kimseye şiddet uygulayamaz. Şikayet müessesesi diye bir şey var.
 
Katılım
23 Mar 2016
Mesajlar
423
Merhaba ey mü'min, Yüce Honos'un selamı üzerinde olsun,

İşsizliğim münasebetiyle konuya girmiş bulundum. Basını aktif takip etmediğim için nelerin yer bulduğunu bilemeyeceğim; sağ olsunlar, Hachiko ve diğer arkadaşlar paylaşmasa, dünya patlasa haberim patladıktan sonra olacak.

Hasta-doktor ilişkisi diye bir şey olduğundan emin değilim bizde. Bir söz vardır, "Evlilik tango gibidir, iki kişiliktir." diye. Lakin bizde halaya çevirirler; annesi, babası, dayısı, teyzesi derken bir bakmışsınız, bütün aileyle halaydayız. Bu örneği neden verdiğimi bilmiyorum.

Hah, doktor, hatırladım. Şimdi azizim, her şeyin yamuk gittiği bir ülkede doktorun dosdoğru olmasını bekleyemezsiniz elbette. Bu demek değildir ki doğrusu budur; yalnızca kaçınılmaz olduğunu ima ediyorum.

Her sorunda olduğu gibi, bu sorunda da kabahati iki tarafta da aramalıyız. Kimse sütten çıkmış ak kaşık değil. Doktorlarla ilgili tespitlerinize katılmakla birlikte, hastaların ve yakınlarının da pek matah insanlar olmadığı gerçeği yüzümüze hafif bir esinti gibi dokunsa fena olmaz. Ben şimdi konuyu, bilgim dahilinde, iki açıdan da ele almaya çalışacağım.

Hasta açısından büyük oranda bakmışsınız zaten, ben de işin bu yakasındaki bir insan ve potansiyel hasta olarak size hak veriyorum. "Yıllarca dirsek çürüttük" deyip, saygının en yücesini hak ettiğini düşünmek, en basit tabirle egoizmdir. Aynı dirseği, kullandıkları aletlerin tamamını tasarlayan medikal mühendis de çürütüyor, hastane binasının yıkılmadan yerinde durmasını sağlayan inşaat mühendisi de, tasarımını yapan mimar da. Tek saygıyı doktorun hak ettiğini düşünüyorsak yanılıyoruz.

Üstelik hekimlik, yine bahsettiğiniz gibi, hastaya çok şey açıklamama üzerine kurulu. Lakin bir sır vereyim, hekimlerin de bilgisi sınırlı. İnsan vücudu ve nasıl çalıştığına dair bildiklerimiz parçalı vaziyette ve özellikle psikoloji konusunda insanlık olarak pek de bir şey bilmediğimizi düşünüyorum. Yoksa neden olur ki intihara meyleden depresife, intihara teşvik etme ihtimali olan ilaç verilsin?

Her neyse. Hekim tamamen haklı olmadığı gibi, hasta da tamamen haklı değil. Ülkemizde cahil cühela kıtlığı yok çok şükür, üstelik bu insanlar cahilliği bir şey sanıyor. "Bizim atalarımız köylüydü, köylü olmaktan gurur duyuyoruz" mantığı bir bizde var herhalde. Lan oğlum, köylüyü küçümsediğimizden değil, Atatürk'ün meşhur sözünü hatırlatırım; lakin köylü olmak mesele değil. Herkes köylü olabilir, lakin herkes medeni insan olamaz. Cahilliğinle gurur duymaktansa az toprak eklemeye çalış şu boşta duran saksıya.

Ben hekimim atıyorum, tedavi etmeye çalıştığım bir hasta, kulaktan dolma bilgileriyle bana işimi öğretmeye çalışıyor. Randevu sisteminde on beşer dakika ara görüyorsunuz lakin hekim bu on beş dakikada hem muayeneli hastaya, hem de kapıda sıra almış hastaya bakmaya çalışıyor. Hekimlerin odasında genelde kapıyı açık gördü mü dalan bir kitle olur. Lakin hep de bu kitlenin işi halledilir; kapıda ondan öncesinden beridir bekleyen hasta beklemeye devam eder. Herkes sırada nasıl bekleyeceğini öğrense, eh, kapının üstündeki ekran da herkesi doğru sırasıyla çağırsa daha güzel bir yer olabilirdik.

Bir hekimle konuşuyorum, adam bana diyor ki, "Türkiye'de doktor fazlalığı var." Bu ne demek lan şimdi? O yüzden mi sen akşama kadar dakikada üç kişiyle muhatap oluyorsun? "Buraya gelen herkesin tedaviye ihtiyacı yok, belki beşte biri." demişti bana. "Yani hastaneye gelen sayısı beşte birine inse, hiç sıkıntı çekmeyiz." Lakin hastanenin işi nedir sevgili doktor? İnsanlar bilmedikleri bir konuda, ya korkularından, ya da ihtimalleri gözden geçirmek için geliyorlar sana. Sen bu adamlara "derisi dökülmeye başlamayan kimse bana gelmesin" dersen, nerede kaldı erken teşhis, erken tedavi? Bunu söyleyen lise arkadaşım değil üstelik, 50 küsur yaşında adam, sözümona yılların erbabı.

Ha, eklemek gibi olmasın ama, hekimler de sıkıntılı şartlar altında çalışıyor. Bahsettiğim hekim aynı zamanda acilde nöbete kaldıklarında ücret almadıklarını söylemişti. Ek ücret filan değil, direk ücret almadıklarını. Ne kadar doğrudur bir hekim aydınlatsın bizi.

Neyse, uzattım. Yardım tasına şu çeyrekliği bırakıp gideyim; daha papaz Morris'e uğrayacağım, "bir daha kimse benden kutsal su almadan Kızılderili avına çıkmasın" dediydi. Biliyorum ki beni kast ediyor geçen pazar ayininden beri. Haydi size hayırlı perşembeler şerif.
 
Son düzenleme:
Katılım
16 Tem 2008
Mesajlar
9,061
Hasta insan sayısının doktor sayısından daha fazla olduğu aşikar. Dayaklık insan olma durumu da meslekten bağımsız olduğuna göre hastalar içindeki dayaklık insan sayısı doktorlardakinden daha fazladır. Ama hiçbir doktorun hastaya saldırdığını duymadım.
Son söz, suçlu da olsa kimse kimseye şiddet uygulayamaz. Şikayet müessesesi diye bir şey var.

problem olasılık problemi mi ki yaptığın hesaba bi bak allasen!
doktorluk var mı sende yegenim?
seni görünce de insanda kafanda piriket kırma hissi peydah oluyor da, o münasebetle sordum.

---------- Mesajlar birleştirildi - 11:13 ---------- bir önceki mesaj zamanı 11:11 ----------

Sevgili KuvvetMira öncelikle Allah versin :D (vallahi siftah etmedim)

Toplumun her kesimindeki kutuplaşma doğal olarak doktor/hasta ilişkileri içinde de rahatlıkla gözlemlenebilir bir hale geldi. Toplumun karşılıklı hoşgörü, saygı, sevgi denen mevhumları günden güne yitirişini büyük bir esef ve korku ile izliyorum.

İş bu sebeple konuya meslekten çok "kişi/insan" parantezinde yaklaşmak daha uygun olacaktır kanaatindeyim. Zira motorcu doktora, doktor hastaya, hasta ebeye, ebe cihangir solcularına kin beslemekte. Biz meslekleri ve dahi sosyal grupları cımbızladığımız sürece bu toplumsal kutuplaşmayı körüklemek dışında hiç bir şey elde edemeyiz. Düsturumuz; "kötü/başarısız doktor yoktur, kötü/başarısız insan vardır" olmalı. Bu sayede kurunun yanında yanan yaşları da engellememiz mümkün olabilir.

Kişisel olarak Türkiye Cumhuriyetinde günden güne artan kutuplaşma ve linç kültürünün, artık geri döndürülemez bir aşamada olduğunu ve önümüzdeki 10-15 yıllık süreç içerisinde ülkenin yaşanamaz bir hal alacağını düşünmekteyim.

İş bu konuda haksız çıkmak ve ülkenin yeniden, "büyüklerini sayan, küçüklerini seven" o güzel günlere geri dönmesi ise tek temennimdir.

Işıkla kalınız efendim.

:)

efendim; konu öyle sandığınız kadar yeni bir konu değil,
90'lı yıllarda levent kırca parodilerine çok kere malzeme olmuş kadim bir mesele bu,
bu yüzden kutuplaşma ile ilişkilendiremedim.
 
Katılım
23 Mar 2016
Mesajlar
423
efendim; konu öyle sandığınız kadar yeni bir konu değil,
90'lı yıllarda levent kırca parodilerine çok kere malzeme olmuş kadim bir mesele bu,
bu yüzden kutuplaşma ile ilişkilendiremedim.

Kutuplaşma yeni bir şey mi ki azizim? Ülkede uzun zamandır insanlar birbirinden nefret etmiyor mu yani?
 
Katılım
16 Tem 2008
Mesajlar
9,061
Merhaba ey mü'min, Yüce Honos'un selamı üzerinde olsun,

İşsizliğim münasebetiyle konuya girmiş bulundum. Basını aktif takip etmediğim için nelerin yer bulduğunu bilemeyeceğim; sağ olsunlar, Hachiko ve diğer arkadaşlar paylaşmasa, dünya patlasa haberim patladıktan sonra olacak.

Hasta-doktor ilişkisi diye bir şey olduğundan emin değilim bizde. Bir söz vardır, "Evlilik tango gibidir, iki kişiliktir." diye. Lakin bizde halaya çevirirler; annesi, babası, dayısı, teyzesi derken bir bakmışsınız, bütün aileyle halaydayız. Bu örneği neden verdiğimi bilmiyorum.

Hah, doktor, hatırladım. Şimdi azizim, her şeyin yamuk gittiği bir ülkede doktorun dosdoğru olmasını bekleyemezsiniz elbette. Bu demek değildir ki doğrusu budur; yalnızca kaçınılmaz olduğunu ima ediyorum.

Her sorunda olduğu gibi, bu sorunda da kabahati iki tarafta da aramalıyız. Kimse sütten çıkmış ak kaşık değil. Doktorlarla ilgili tespitlerinize katılmakla birlikte, hastaların ve yakınlarının da pek matah insanlar olmadığı gerçeği yüzümüze hafif bir esinti gibi dokunsa fena olmaz. Ben şimdi konuyu, bilgim dahilinde, iki açıdan da ele almaya çalışacağım.

Hasta açısından büyük oranda bakmışsınız zaten, ben de işin bu yakasındaki bir insan ve potansiyel hasta olarak size hak veriyorum. "Yıllarca dirsek çürüttük" deyip, saygının en yücesini hak ettiğini düşünmek, en basit tabirle egoizmdir. Aynı dirseği, kullandıkları aletlerin tamamını tasarlayan medikal mühendis de çürütüyor, hastane binasının yıkılmadan yerinde durmasını sağlayan inşaat mühendisi de, tasarımını yapan mimar da. Tek saygıyı doktorun hak ettiğini düşünüyorsak yanılıyoruz.

Üstelik hekimlik, yine bahsettiğiniz gibi, hastaya çok şey açıklamama üzerine kurulu. Lakin bir sır vereyim, hekimlerin de bilgisi sınırlı. İnsan vücudu ve nasıl çalıştığına dair bildiklerimiz parçalı vaziyette ve özellikle psikoloji konusunda insanlık olarak pek de bir şey bilmediğimizi düşünüyorum. Yoksa neden olur ki intihara meyleden depresife, intihara teşvik etme ihtimali olan ilaç verilsin?

Her neyse. Hekim tamamen haklı olmadığı gibi, hasta da tamamen haklı değil. Ülkemizde cahil cühela kıtlığı yok çok şükür, üstelik bu insanlar cahilliği bir şey sanıyor. "Bizim atalarımız köylüydü, köylü olmaktan gurur duyuyoruz" mantığı bir bizde var herhalde. Lan oğlum, köylüyü küçümsediğimizden değil, Atatürk'ün meşhur sözünü hatırlatırım; lakin köylü olmak mesele değil. Herkes köylü olabilir, lakin herkes medeni insan olamaz. Cahilliğinle gurur duymaktansa az toprak eklemeye çalış şu boşta duran saksıya.

Ben hekimim atıyorum, tedavi etmeye çalıştığım bir hasta, kulaktan dolma bilgileriyle bana işimi öğretmeye çalışıyor. Randevu sisteminde on beşer dakika ara görüyorsunuz lakin hekim bu on beş dakikada hem muayeneli hastaya, hem de kapıda sıra almış hastaya bakmaya çalışıyor. Hekimlerin odasında genelde kapıyı açık gördü mü dalan bir kitle olur. Lakin hep de bu kitlenin işi halledilir; kapıda ondan öncesinden beridir bekleyen hasta beklemeye devam eder. Herkes sırada nasıl bekleyeceğini öğrense, eh, kapının üstündeki ekran da herkesi doğru sırasıyla çağırsa daha güzel bir yer olabilirdik.

Bir hekimle konuşuyorum, adam bana diyor ki, "Türkiye'de doktor fazlalığı var." Bu ne demek lan şimdi? O yüzden mi sen akşama kadar dakikada üç kişiyle muhatap oluyorsun? "Buraya gelen herkesin tedaviye ihtiyacı yok, belki beşte biri." demişti bana. "Yani hastaneye gelen sayısı beşte birine inse, hiç sıkıntı çekmeyiz." Lakin hastanenin işi nedir sevgili doktor? İnsanlar bilmedikleri bir konuda, ya korkularından, ya da ihtimalleri gözden geçirmek için geliyorlar sana. Sen bu adamlara "derisi dökülmeye başlamayan kimse bana gelmesin" dersen, nerede kaldı erken teşhis, erken tedavi? Bunu söyleyen lise arkadaşım değil üstelik, 50 küsur yaşında adam, sözümona yılların erbabı.

Ha, eklemek gibi olmasın ama, hekimler de sıkıntılı şartlar altında çalışıyor. Bahsettiğim hekim aynı zamanda acilde nöbete kaldıklarında ücret almadıklarını söylemişti. Ek ücret filan değil, direk ücret almadıklarını. Ne kadar doğrudur bir hekim aydınlatsın bizi.

Neyse, uzattım. Yardım tasına şu çeyrekliği bırakıp gideyim; daha papaz Morris'e uğrayacağım, "bir daha kimse benden kutsal su almadan Kızılderili avına çıkmasın" dediydi. Biliyorum ki beni kast ediyor geçen pazar ayininden beri. Haydi size hayırlı perşembeler şerif.

eyvallah.
hocam misal oto yıkamacısı gerekli özeni göstermezse camlarda su izi kalır, piriketi elime almaya değmez,
ya da ne bileyim dürümcüye soğan olmasın dediğim halde soğan koyarsa kızarım ama kiremit filan kırmam,
peki ya doktor öyle mi ya?
zaten biraz da bu hassasiyetin yerleşmesi için 35 sene okumuyolar mı?
ben mahsun avicenna, bütün doktorlardan davacıyım kardeşim!

---------- Mesajlar birleştirildi - 11:20 ---------- bir önceki mesaj zamanı 11:18 ----------

Kutuplaşma yeni bir şey mi ki azizim? Ülkede uzun zamandır insanlar birbirinden nefret etmiyor mu yani?

af buyrun ben hastaya asgari hassasiyeti göstermemekle kutuplaşmayı ilişkilendiremedim müdürüm.
az daha aç bildiğin bişey varsa.
 
Katılım
23 Mar 2016
Mesajlar
423
eyvallah.
hocam misal oto yıkamacısı gerekli özeni göstermezse camlarda su izi kalır, piriketi elime almaya değmez,
ya da ne bileyim dürümcüye soğan olmasın dediğim halde soğan koyarsa kızarım ama kiremit filan kırmam,
peki ya doktor öyle mi ya?
zaten biraz da bu hassasiyetin yerleşmesi için 35 sene okumuyolar mı?
ben mahsun avicenna, bütün doktorlardan davacıyım kardeşim!

af buyrun ben hastaya asgari hassasiyeti göstermemekle kutuplaşmayı ilişkilendiremedim müdürüm.
az daha aç bildiğin bişey varsa.

O konuda haklısınız, insan canı diyeceğim de; insan canı normalde değerli mi ki hekimde olsun? Bakınız medeni insaniyet dedim az önce, ülkenin teorik olarak en uzun süre okuyan canlıları değil mi bu hekimler? Farmasötiktir, ne bileyim, tomografidir, bu derslerin yanında "meslek etiği" tarzı bir şey verilmiyor mu bu adamlara? Veriliyorsa da ne öğretiliyor derslerde? Nedir bu kendini üstün görme durumu?

Kutuplaşma konusunda, konudan bağımsız konuşmuştum aslında ama tamamen ilişkilendirilemez konular değil. Yani doktor hastasından, hasta doktorundan nefret ederken aralarında sağlıklı bir ilişkiden zaten söz edemeyiz. Kutuplaşmadan kastım budur, vakt-ü zamanında değerli bir hocam da söylemişti, "Ülkenin insanını başarıyla ayrıştırdılar. Öğretmen sokağa çıkıyor 'hakkımızı alamıyoruz' diye, işçi 'oh olsun' diyor. İşçi sokağa çıkıyor aynı sebeple, doktor 'oh olsun' diyor. Böyle böyle herkes kaybeder, kimse de neden kaybettiğini anlamaz." deyu.
 
Katılım
24 Ağu 2016
Mesajlar
394
Açıyorum mevzuyu;

İnsanlar doktorlara kızıyor. O ya da bu sebeple, haklı ya da haksız. Doğru dürüst işleyen bir şikayet/hukuk sistemimiz olsa zaten insanlar öfkelerini bu yöne kanalize edip bir sonuç almayı denerler lakin bu sistemler doğru çalışmıyor. Elde var "Bir".

İnsanlar karşısındaki kişinin mesleğinden, görüşünden, duruşundan bağımsız "insan" olduğu gerçeğinin farkında değil yahut bu gerçeği görmezden geliyor. "İnsan" dediğimiz biyolojik varlık kusursuz değildir ve hepimiz insanız. Bu da "iki"

Bu noktaya kadar insan karşısındaki "insan" hata yaptı diye öfkelenebilir, kızıp bağırabilir çünkü karşısındakinin insan olduğunu unuttu, hukuk ve şikayet sistemleri doğru işlemiyor lakin bunlar tek başına kişiyi şiddete yöneltebilecek kadar yeterli sebepler değil. Kişi kendini "dil" yoluyla anlatamadığında "ilkel" yöntemlere başvuruyor. Burada da "eğitim" sisteminin yozlaşmasından bahsetmek mümkün. Bu da üç.

Burada bir noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum. Münferit hadiseler elbette ki olacak bu yukarıdaki üç sebep bu olayların yaşanması için yeterli, lakin artık ülkemizde münferit hadiselerden söz etmek pek de mümkün değil. Baya baya canı sıkılan sopaya sarılır oldu. İşte bunun sebebi toplumun ayrıştırılmasıdır. Artık insanlar birbirine öfkeyle bakıyor. Doktorun ya da kadının dövülmesine "oh olsun" diyen insanlar var çevremizde. Neden? Çünkü "oh olsun" diyen dayak yiyenle aynı tarafta değil. Şiddetin "meşru" yanı olabilir mi kardeşlerim? Şiddeti konuşarak meşru kılabilir miyiz? --- Biz bu başlık altında doktorların dayak yemesini neden tartışıyoruz örneğin? --- Bunun nesini tartışıyoruz kardeşlerim?

Motorculara karşı duyulan öfkeyi görmüyor musunuz? Neden bu öfke? Düşünün. Öfke olabilir hadi anlarım, "asalım, keselim, gebersin p*****nk" e varan patlamaların sebebi ne?

Mesle doktorlar değil bence, mesele insanlar.


--------
Konu yeni değil denilmiş. Zaten 70 li yıllardan beri ülkemiz insanlarını o ya da bu yolla ayrıştırmaya çalışıyorlar. Sağcı - solcu, eğitimli - cahil, Türk - Kürt, Fenerli - Cimbomlu... Yıllardır var bu. Ancak bu dönemde olduğu kadar yoğun olduğunu hatırlamıyorum. 80 li yıllarda sağcı ya da solcu değilseniz çok büyük problem yoktu mesela sizin için (bu dönemde muhafazakarlığın yükselişinin bir nedeni de o dönemde sağcı solcu birbirini yerken muhafazakarlara dokunulmamasıdır mesela) Konuyu dağıtmayalım bu ek bilgi olarak kalsın.
--------
 
Son düzenleme:
Katılım
23 Mar 2016
Mesajlar
423
Açıyorum mevzuyu;

İnsanlar doktorlara kızıyor. O ya da bu sebeple, haklı ya da haksız. Doğru dürüst işleyen bir şikayet/hukuk sistemimiz olsa zaten insanlar öfkelerini bu yöne kanalize edip bir sonuç almayı denerler lakin bu sistemler doğru çalışmıyor. Elde var "Bir".

İnsanlar karşısındaki kişinin mesleğinden, görüşünden, duruşundan bağımsız "insan" olduğu gerçeğinin farkında değil yahut bu gerçeği görmezden geliyor. "İnsan" dediğimiz biyolojik varlık kusursuz değildir ve hepimiz insanız. Bu da "iki"

Bu noktaya kadar insan karşısındaki "insan" hata yaptı diye öfkelenebilir, kızıp bağırabilir çünkü karşısındakinin insan olduğunu unuttu, hukuk ve şikayet sistemleri doğru işlemiyor lakin bunlar tek başına kişiyi şiddete yöneltebilecek kadar yeterli sebepler değil. Kişi kendini "dil" yoluyla anlatamadığında "ilkel" yöntemlere başvuruyor. Burada da "eğitim" sisteminin yozlaşmasından bahsetmek mümkün. Bu da üç.

Burada bir noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum. Münferit hadiseler elbette ki olacak bu yukarıdaki üç sebep bu olayların yaşanması için yeterli, lakin artık ülkemizde münferit hadiselerden söz etmek pek de mümkün değil. Baya baya canı sıkılan sopaya sarılır oldu. İşte bunun sebebi toplumun ayrıştırılmasıdır. Artık insanlar birbirine öfkeyle bakıyor. Doktorun ya da kadının dövülmesine "oh olsun" diyen insanlar var çevremizde. Neden? Çünkü "oh olsun" diyen dayak yiyenle aynı tarafta değil. Şiddetin "meşru" yanı olabilir mi kardeşlerim? Şiddeti konuşarak meşru kılabilir miyiz? --- Biz bu başlık altında doktorların dayak yemesini neden tartışıyoruz örneğin? --- Bunun nesini tartışıyoruz kardeşlerim?

Motorculara karşı duyulan öfkeyi görmüyor musunuz? Neden bu öfke? Düşünün. Öfke olabilir hadi anlarım, "asalım, keselim, gebersin p*****nk" e varan patlamaların sebebi ne?

Mesle doktorlar değil bence, mesele insanlar.

Adam haklı, kısaca bahsettiğim de bu zaten. Hekim veya değil, insanımız genel olarak sıkıntılı. Yazarken aklıma olan, lakin sonra değinmeyi unuttuğum asıl noktaysa bu yazının ana konusu: şiddetin bahanesi olmaz. Dediğiniz gibi, adam gibi bir hukuk sistemimiz olsa da şöyle ağız tadıyla kullansak. Ülkenin yasaları ille birilerini mağdur etmeye yemin etmiş gibi. En basitinden trafik kazası yapıyorum motorcu olarak, karşı tamamen suçlu olsun, yalnızca motorun masraflarını karşılıyor. Üzerimdeki ekipmanı karşılamak gibi bir zorunluluğu yok; lakin kask takmak yasal zorunluluk. Haydi bunu da açıklayın atayizler.

Örneği öylesine verdim elbette; konudan çok da dağılmayalım. Özetle ülkem vatandaşı olan istisnasız herkes, hayatında en az bir kez büyük mağduriyete uğratılmıştır veya uğratılacaktır. Her gün yaşadığımız küçükleri saymıyorum bile.
 
Katılım
24 Şub 2015
Mesajlar
1,525
Motosikleti
K 1600 GTL
muhterem cemaat, pek kıymetli hazirûn;

bugünkü hutbemizin mevzuu; doktorlar.
malumunuz üzere basında da sıkça yer bulan kızgın hasta yakını - dayak yiyen doktor konusunu masaya yatıracağız.

konu halk arasında çok tepki alsa da, ben de doktorlar içinde "tam zopalık" olanların hayli fazla olduğu kanaatindeyim.
demiyorum ki gidelim indirelim, yıkalım.
ama kişisel tecrübelerime dayanarak söylüyorum ki; böyle kendini kaybedip doktor zopalayanlar da tümden haksız değil.
hep yapacak daha önemli başka bi işleri varmış da arada sana "lütfen" bakıyormuş gibi bi haller.

doktorlukları ve konuya hakimiyetleri de son derece tartışmaya açık.
kendi içinde ser verip sır vermeyen bi sistem kurduklarından bize pek yansımıyor ama yanlış teşhis ve hatalı tedavide bir dünya devi olduğumuz görüşündeyim.

kimse bana haddinden fazla hastaya baktıkları için durumun böyle olduğundan filan bahsetmesin rica ediyorum.
kutsaya kutsaya tepemize çıkardık,
şimdi kardinal gibi bulutların üstünden lütfedip ara sıra yanımıza iniyolar.
diyelim randevu sistemine göre bana ayıracağı 15 dakika var, bunu da benimle bihakkın ilgilenerek geçirmiyor zaten,
sanki herif tıp okuyarak vazifesini tamamlamış da şimdi hobi olsun diye hasta bakıyormuş kıvamında.

hal böyleyken, bu gevşekliği gripken kaldırırsın da, çocuğu ölüm kalım savaşı veren adam kaldıramıyor vuruyor piriketi zalımın beline.

innallâhe ye’muru bil adli vel ihsâni ve îtâ izîl kurba ve yenha anil fahşâi vel munkeri vel bagy,
yaizukum leallekum tezekkerun.

değerli cemaat, kış geliyor, forumumuzun ihtiyaçları malum, çatının tamiratıyla ilgili çıkışta makbuz karşılığı yardım toplanacak,
cenab-ı allah yardımlarınızı şimdiden kabul buyursun...

O kafası yarılan ve 10 12 cm kesi oluşan kişi senin kardeşin abin yada yaşın kaç bilmiyorum ama çocuğun olabilir ve bu kadar kötü bir olayda dahi böyle zevzekçe yorum yapabiliyorsan o doktorların aradasırada lütfedip yanına inebilmeleri için baya yol kat etmeleri lazım.... yazık çok yazık....
 
Katılım
24 Ağu 2016
Mesajlar
394
freelancer teşekkürler.

Devam ediyorum. :)

Doktorlar konusundan yürüyelim hadi, düzgün ve "hızlı" işleyen bir adalet/şikayet mekanizması kurduğunuzda, atıyorum "hastasının karnında gazlı bez unutan doktor" u etkili ve hızlı bir şekilde cezalandırdığınızda ve mağdur kişi bu mekanizmanın doğru çalıştığını gördüğünde zaten "şiddet" konusu kendiliğinden çözülecektir. Atılan yumruk/tuğla mağdura hiç bir şey kazandırmayacaktır sonuçta.

Aynı adalet mekanizmasının hızlı ve düzgün işlediğini gören doktor işini yaparken kılı kırk yaracak ve çok daha dikkatli olacaktır keza işin ucunda mesleği ve dahi özgürlüğü söz konusu olacaktır.

Herhangi bir adi suçun mahkeme aracılığı ile çözümlenmesi yıllar alıyor. Alınan sonuçlar ise kimseyi tatmin etmiyor. Hal böyle olunca insanlar ister istemez suçun cezasını kendi vermeye kalkıyor. Bu kez de haklı haksız birbirine giriyor.

Yeni bir olay var görmüşsünüzdür sosyal medyada. Yalova'da bir bisikletli karşıdan karşıya geçen yaya sebebiyle duruyor, o sırada arkadan gelen araç bisikletliye çarpıyor. Bisikletli de kalkıp ağır kanlı davrandığını düşündüğüm yayayı darp ediyor.


Herkes darp olayına o kadar daldı ki meydana gelen kazanın asıl suçlusu olan ve hem yayanın hem bisikletlinin canına kasteden otomobil sürücüsü hakkında pek kelam eden yok. Konu hakkındaki ekşisözlük başlığı; ---LİNK---

Bu konuyu neden paylaşıyorum, az önce anlattığım toplumsal ayrışma / linç kültürüne çok güzel bir örnek. Son derece girift bir olay söz konusu, ancak yargılar adeta ışık hızında geliyor. Düşünen, sorgulayan yok. Başlık altında özellikle olay meydana geldikten hemen sonra yazılan "Bisikletlinin gözünü öldürsünler, kaburgasını kırsınlar, boynunu koparsınlar " naralarına bir göz atın. Canı yanmış bir adamı anlık tepkisinden dolayı (ki kesinlikle haksız, barbarca, saçma bir tepki) o ya da bu sebepten ipe çekecekler. (Paylaştığım videonun başlığı bile ofsayt)

Tam tersi yorumlar da mevcut. Onlar da yaya hanım kardeşimizi öldürüp rahat edecekler.

Peki bu peşin hükümler nasıl veriliyor?


O ya da bu sebeple kadınlarla ilgili sorunu olanlar adamı, kadınlara pozitif ayrımcılığı destekleyenler/ feministler vb kadını destekliyor. Bu şekilde gerçek bir "haklı/haksız" a ulaşmamız söz konusu bile değil. İnsanlar artık düşünmüyor, sorgulamıyor, primitif duyularla hareket ediyorlar. Sürüye evriliyoruz.

Olur da toplumu birleştirip, sokakta gördüğümüz "insan" ları yeniden birbirine "kadın/erkek, genç/yaşlı, zengin/fakir" ayrımı gözetmeden sahip çıkar hale getirirsek, olası bir kavga sonrası taraflardan birini tartaklayan kalabalıklar yerine, olayları ayırıp yatıştıran insanlar görebiliriz. Videodaki araba sürücüsü, önündeki adamın bir "can" taşıdığını fark edip olası bir aksilikte çarpmadan durabileceği kadar mesafe bırakır. İnsan hayatına saygı duymayı öğreniriz. Daha da önemlisi HAYATA saygı duymayı öğreniriz. Kedilere ve köpeklere işkence eden insanları asıp kesmek yerine insanlara HAYATA saygı duymayı öğrettiğinizde zaten sorun kendiliğinden çözülür.

Konunun ucu bucağı yok lakin çıkış noktası ortak. Birbirimizi ötekileştirmeyi bırakıp ortak paydalar bulmanın vakti neredeyse geçmek üzere. (Yeni nesil bu konuda çok kötü durumda)
 
Son düzenleme:
Katılım
13 Haz 2016
Mesajlar
4,216
Maalesef toplum olarak kim olursak olalım çok kolay kabalaşabiliyoruz. İşin vahim tarafı bunu bir meziyet bir böbürlenme sebebi olarak görüyoruz. Bazen bunun örneklerini forumda açılan konularda görmek mümkün.
 
Katılım
10 Şub 2006
Mesajlar
6,826
Motosikleti
MV Agusta Brutale 800, Ducati 797
bu gibi hususlar, daha büyük sorunların yansımaları olarak ortaya çıkıyor
hülasa burada tartışılan şey, bir sonuçtur

yine de akıllı canlılar olmamız hasebiyle dar kapsamda öneri getirilecek olursa:
kamu çalışanının, oturduğu koltukta doldurduğu boşluk yüzünden maaş almadığını,
vatandaşın, her problemin çözümünün hayal ettiği şekilde olamayabileceğini bilerek hareket etmesi gerek
bu iki önemli hususa riayet, hatırı sayılır bir iyileşme getirir
 
Katılım
16 Tem 2008
Mesajlar
9,061
O kafası yarılan ve 10 12 cm kesi oluşan kişi senin kardeşin abin yada yaşın kaç bilmiyorum ama çocuğun olabilir ve bu kadar kötü bir olayda dahi böyle zevzekçe yorum yapabiliyorsan o doktorların aradasırada lütfedip yanına inebilmeleri için baya yol kat etmeleri lazım.... yazık çok yazık....

bebesi doktor ihmali neticesinde ölen biri de olabilirim.
olabilirle ölebilirle bu işler izah edilmez.
zevzek de siye benzer.

---------- Mesajlar birleştirildi - 14:37 ---------- bir önceki mesaj zamanı 14:25 ----------

memlekette doktor kibri, hemşire vurdumduymazlığı diye bişey var mı? var.
yazdık diye şimdi ben mi icadettim bunu?
 
Katılım
15 Mar 2018
Mesajlar
823
Her mesleğe yönelik şiddet uygulanıyor, ki bu mesleklerin liderliği avukatlardadır. Mesela şiddete uğrayan bir manav pek onemsemiyor.. Bu durumun sebebi Tıp kartelinin çok güçlü bir lobileri olması. Tıpkı atanamayan öğretmenler konusu gibi. Misal Türkiye'de arkeoloji mezunlarının %98'i (yanlış duymadınız %98) kendi eğitim dalları dışında mesleklerde çalışıyorlar. Dunyanin en önemli arkeolojik toprakları üzerinde olmamıza rağmen.. Peki siz hiç atanamayan arkeolog haberi duydunuz mu ?
 
Katılım
6 Tem 2014
Mesajlar
1,890
1-Bu bakış açısı ile sopalık epey polis,siyasetçi vb var ama zopalamıyoruz gücümüz yetmiyor-yemiyor , doktorlar biraz zayıf kalıyor herhalde.6 yıllık temel eğitimlerine dövüş ve savunma sporları eklenebilir.
2- Tanıdığım karı koca uzman doktorlar vardı , Almanya'ya taşındılar.

%C3%9Csk%C3%BCdar-Libadiye-Klini%C4%9Fimiz-490x315.jpeg
 
Katılım
29 Tem 2015
Mesajlar
2,003
Motosikleti
NC 750 xdct Norden 901
Arabasın da sopa demir ..vb taşımayan kaç kişi tanıyorsunuz..

Doktorlara özel birşey değil bence biraz bize özel sanki. Bu tip olayların çoğu aciller de yaşanıyor. Adı üstünde acil.. işi olmayanın acil de ne işi var ki ? Ama doktorun acelesi olamaz. Çünkü hata yapma lüksü yoktur..
Ha bir hasta olarak doktorlara minnet duygusundan başka bir şey taşıyamam. Önce Allah sonra onların sayesinde ayağa kalkabildim. Ben burada da kesinlikle yandaş olarak doktor tarafindayim.
 
Katılım
13 May 2017
Mesajlar
1,702
Tüm gün doktorlarla haşir neşir olan bi sağlık personeli olarak fikrim:hayatımda tanımak istemediğim insanların barındığı tek meslek doktorluk.

Öyle doktorlar tanıdım ki insanlığımdan şüphe ettirdiler. Yarın bir gün yakınım hastalansa elimden geleni yapıp en son bir doktora teslim etmek olur.

Çoğu dediğin gibi abi okulu bitirdim koyim şeyine kafasındalar. Hiç birşey umurlarında değil. Sanki tıp okuyup kazanmak bizim onlara yüklediğimiz yük onlarda bize vatan görevlerini yapıyor.

Gelip yanımda 1 gün çalışsanız doktorların hepsine ana avrat düz gidersiniz. Arada benim bile bazı doktorları ölesiye dövesim geliyor. Milletin çocuğu hasta olunca filan napsın.

Önceden bu sağlıkçı dayaklarında hep sağlıkçınin haklı olduğunu düşünürdüm. 2 sene bu sektörde çalıştıktan sonra %50'ye 50 olduğunu anladım. Bazıları dayaktan fazlasını bile hak ediyor.

Ayrıca kıskanmak gibi algılanmasın ama tüm gün koltukta göt büyüten doktorların aldıkları maaşı öğrenince ben boşuna çalışıyorum dedim. Arada istifa edip tıpa hazırlanasim bile geliyor.
 
Son düzenleme:

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Yeni mesajlar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst