Hep aynı saçma tartışmalar , hep Osmanlı'yı küçümseme tavırları.Nedir alıp vermediğiniz?İlk rasathanenin müslüman bilim adamları tarafından kurulduğundan tam 500 yıl sonra avrupaya gittiğini biliyo musunuz?Avrupada insanlar açlıktan nefesleri kokarken müsüman bilim adamları matematiğin temellerini atıp cebir gibi zor hesaplamaların üstesinden geliyodu.İlk makineleri yapan müslüman alimlerden yüzyıllarca sonra avrupada mekanik keşfedildi.
Osmanlının bence önemli bir hatası,Akdenizi Türk Gölü yapmaya çok uğraştılar ,coğrafi keşiflerle daha çok ilgilenmeliydiler.İlk rasathaneleri İslam'dan 2.500 sene evvel Çinliler yaptı. Cebir ilk kez Antik Yunan'da ortaya çıktı, İslam dünyasında geliştirildi. İlk makineler Antik Mısır ve Babil dönemlerinden kalma. Osmanlı'yı küçümsemeyelim, ama Kaf dağında da görmeyelim.
Osmanlının bence önemli bir hatası,Akdenizi Türk Gölü yapmaya çok uğraştılar ,coğrafi keşiflerle daha çok ilgilenmeliydiler.
Osmanlıyı sürekli araplarla, iranlılarla bir tutmak da enteresan. Gerçek anlamda ilk rasathane, M.Ö. 150 yılında rodos adasında kurulmuştur. Matematik konusunda da mevcut sayı sistemini İranlı'lar, Hindistan'daki matematik sistemini kullanarak geliştirmiştir; çok sonraları da Batı dünyasına geçmiştir. Osmanlı'da 3. Murat döneminde 1577'de kurulan bir rasathane var; o dönemlerde bir kuyruklıyıldız gözlemlenmiş. Üçüncü Murat bunun ne anlama geldiğini sormuş. Astro(nom)log bunun İran'ın fethi anlamına geldiğini söylemiş de İran fethedilememiş; üstüne bir de ülkenin dört bir yanında veba salgını ortaya çıkmış. 1580'de de rasathane macerası sonlanıyor böylelikle. Trajikomik biraz. :queen: Osmanlı'da bilimsel gelişmeler oldukça kısıtlı; elde edilen gelişmeler rasathane örneğinde de olduğu gibi saçma sapan nedenlerle, batıl inançlara bağlı olarak sonlandırılmış çoğu durumda; ya da Ali Kuşçu gibi bireysel olarak ortaya çıkmış bilimadamlarını yetişterecek biçimde bir bilim geleneği oluşmamış; bağnazlığın içinde de bunu yerleştirmek zor zaten haliyle.. Mesela 4. Murat da Hezarfen Ahmet Çelebi'nin yaptıklarından korkup "bu adam herşeyi yapabilir" diye Cezayir'e sürüyor Evliya Çelebi'nin anlattığı şekliyle. Zaten bilimsel, endüstriyel gelişmelere de ayak uyduramaması yıkılmasının en önemli nedenlerinden Osmanlı'nın.
o Coğrafi keşifler sayesinde İpek yoluna alternatif deniz yolları bulundu,tarihi İpek yolunun önemi azaldı,dolayısı ile Osmanlının gelirleride azaldı.Osmanlının gelirleri azalırken sömürgeci dediğimiz Avrupalıların keşfettiği topraklar sayesinde refah düzeyi arttı.bu da zamana yayılarak gittikçe Osmanlının aleyhine bir durum oldu malesef.yanlış hatırlamıyorsam colomb Amerikayı Hindistan'a ulaşmak isterken bulmuştu.keşke cihadı okyanus ötesine yapsaymışız, sadece Avrupa'ya değil.Coğrafi keşif dedikleri aslında sömürge faaliyetinden başka bişey değil.Coğrafi keşif diye dünyaya yutturuyolar ama amaçları keşif yapıp sömürmekti.Osmanlı'nın hatası Akdenizi avrupalılara dar etmesi , hatta bununla yetinmeyip avrupayı onlara dar etmesi olmuştur.Onlarda kendilerine yeni toprak bakmaya başladılar.Coğrafi keşifleri ve sömürgeleşmeyi , kolonileşmeyi hızlandıran bu olmuştur.Osmanlı hiç bir zaman sömürgeleştirme faaliyetinde bulunmamıştır.Fethettiği topraklara aldığı vergiden daha çok yatırım yapmıştır.
o Coğrafi keşifler sayesinde İpek yoluna alternatif deniz yolları bulundu,tarihi İpek yolunun önemi azaldı,dolayısı ile Osmanlının gelirleride azaldı.Osmanlının gelirleri azalırken sömürgeci dediğimiz Avrupalıların keşfettiği topraklar sayesinde refah düzeyi arttı.bu da zamana yayılarak gittikçe Osmanlının aleyhine bir durum oldu malesef.yanlış hatırlamıyorsam colomb Amerikayı Hindistan'a ulaşmak isterken bulmuştu.keşke cihadı okyanus ötesine yapsaymışız, sadece Avrupa'ya değil.
osmanli yaparsa fetih olur, digerleri yaparsa isgal olur tamam da mogollarin sucu ne? niye onlarinki istila oluyor...
Moğollar barbardır.İşgal etmek istedikleri ülkeye elçilerini yollar , iki seçenek sunar.Ya savaşmadan teslim olacaksın , ya da katliamın tadına bakacaksın.Bazı ülkeler savaşmayı tercih ettiğinde , moğollar savaşı kazandıktan sonra her yeri yakıp yıkar , insanları kılıçtan geçirir ve bütün dünyaya dehşet saçar.Böylece bir sonraki işgal edeceği ülkeyi savaşmadan alır.Amaç dünyaya dehşet salmak ve savaşları savaşmadan kazanmaktır.Türkleri batıya göçe zorlayan da moğolların akınları ve Orta Asya'daki çetin savaşlardır.Batıya göçen türk boyları burada islamla şereflendikten sonra bu sefer başka bir barbar millet olan avrupalılarla tanışmıştır.Bu bölgede de çetin savaşlar ve iktidar mücadelesi vardır.Avrupalılar sık sık toplanıp haçlı ordusunu kurar ve kudüsü ele geçirmek için yaptıkları savaşlarda önüne çıkan bütün şehirleri yakıp yıkar , insanları kılıçtan geçirir.Barbar Roma imparatorluğu kölelik düzeni üzerine kurulmuş bi medeniyettir.İnsanları köleleştirmekle kalmayıp arenalarda birbirine öldürtüp halkına izleten kan emici bir imparatorluktur.Türk milleti de Roma imparatorluğu yıkmak için and içmiş bi millettir.Türklerin Roma İmparatorluğunu yıkıp Avrupanın ortalarına kadar fethedip onlara avrupayı dar etmeleri yetmemiş , bu sefer okyanus ötesi ülkelerde kolonileşip buralardaki yerli halklara katliam yapmışlardır.İspanyollar Peru'yu keşfettiklerinde 10 milyon yerli halkı kısa sürede kesip 1 milyon insan bırakmıştır.Afrika halklarını gemilere doldurup kendilerine köle yapmış , kuzey amerika yerlileri , kızılderililerini katliama uğratmışlardır.
Umarım işgal ve fetih arsındaki farkı anlatabilmişimdir.Barbarlara karşı kazanılan zafer fetihtir.Türk milleti de hiçbir zaman katliam yapmamış , barbarlık yapmamıştır.Sadece ordularla savaşmış , sivil halka hiç bir zaman dokunmamıştır.Onların inançlarına hiç bir zaman müdahale etmemiş , özgürce yaşamalarını sağlamıştır.
Osmanlı da fethettiği yerlerden topladığı çocukları (zorla?) müslüman yapıp köle asker (kapıkulu/yeniçeri) ve seks kölesi (cariye) yapmıştır. Bu kişilerin hayat şartları Avrupa kölelerinden daha iyiydi, ama sonuçta Padişah'ın kölesiydiler.
Avrupanın şu anki zenginliği nedeniyle o zamanki durumunu kafamızda canlandırmakta zorlanıyoruz.Avrupa o zamanlar sefalet ve fakirlik içerisindeydi.Şimdi yunanistanın fakir bir köyündeki çocuğu alıp dünyanın en büyük ordusu olan Osmanlı ordusu mensubu yapmak kötü bişey mi?Şimdiki zamanda nasıl afrikadaki insanlar açlık ve sefalet içerisinde yaşıyosa , biz gidip ordaki fakir çocuklardan birini alıp Türk Silahlı Kuvvetlerinin bir askeri yapsak kötü mü olur yani.Hem bu devşirme olayı o kadar abartılacak bişey değil.Osmanlı önüne gelen çocuğu ailesinden almıyodu.Mesela bir mahalleden bir çocuk seçilir , ailesi de ödül olarak vergiden muaf tutulurdu.Yani bu durum ailenin de işine gelen bi durum.Sanıldığı gibi zorla ailesinden koparma gibi bir durum olduğunu ben hiç sanmıyorum.O zamanki şartları kafada iyi canlandırmak lazım.
Cariyelik mevzusuna gelince yine o zamanın şartlarını iyi düşünmek lazım.Şiddetli savaşlar sonucu bir çok erkeğin öldüğü ve kadınların erkeksiz kaldığı bir dönemden bahsediyoruz.Öyle savaşlar olurmuş ki bazen bi şehirde hiç erkek kalmaz , bütün kadınlar dul ya da erkeksiz kalırmış.Şimdiki zamandaki gibi bir kadının özgürce toplumda yaşayamıyacağı dönemlerden bahsediyoruz.Şimdi bir kız üniversitesini okuyo , işini buluyo , evini kiralıyo , kendi başına yaşıyabiliyo.Ama o zamanlar bi kadının erkeksiz yaşaması ne mümkün.Köle pazarına düşmesi uzun sürmez.Osmanlı'nın hüküm sürdüğü o geniş toprakları ve o topraklarda yaşayan çok büyük insan topluluklarını düşününce bunlardan 10-15 tanesinin saraya cariye olarak düşmesi çok da yadırganacak bi durum olmamalı.İnsanların sahipsiz kalıp sokaklarda açlıktan öldüğü , sosyal güvencelerinin olmadığı zor dönemlerden bahsediyoruz.O zor şartlarda bile şu anki kölelik düzeninden daha adil bir dönem olduğunu söyleyebiliriz.Şu an fabrikalarda karın tokluğuna çalışan insanları , kariyerinde yükselmek için vardiye şefiyle yatmak zorunda olan kızları , yani modern kölelik anlayışını düşündüğümüzde ben geçmişi çok da fazla yadırgıyamıyorum.
Avrupanın şu anki zenginliği nedeniyle o zamanki durumunu kafamızda canlandırmakta zorlanıyoruz.Avrupa o zamanlar sefalet ve fakirlik içerisindeydi.Şimdi yunanistanın fakir bir köyündeki çocuğu alıp dünyanın en büyük ordusu olan Osmanlı ordusu mensubu yapmak kötü bişey mi?Şimdiki zamanda nasıl afrikadaki insanlar açlık ve sefalet içerisinde yaşıyosa , biz gidip ordaki fakir çocuklardan birini alıp Türk Silahlı Kuvvetlerinin bir askeri yapsak kötü mü olur yani.Hem bu devşirme olayı o kadar abartılacak bişey değil.Osmanlı önüne gelen çocuğu ailesinden almıyodu.Mesela bir mahalleden bir çocuk seçilir , ailesi de ödül olarak vergiden muaf tutulurdu.Yani bu durum ailenin de işine gelen bi durum.Sanıldığı gibi zorla ailesinden koparma gibi bir durum olduğunu ben hiç sanmıyorum.O zamanki şartları kafada iyi canlandırmak lazım.
Cariyelik mevzusuna gelince yine o zamanın şartlarını iyi düşünmek lazım.Şiddetli savaşlar sonucu bir çok erkeğin öldüğü ve kadınların erkeksiz kaldığı bir dönemden bahsediyoruz.Öyle savaşlar olurmuş ki bazen bi şehirde hiç erkek kalmaz , bütün kadınlar dul ya da erkeksiz kalırmış.Şimdiki zamandaki gibi bir kadının özgürce toplumda yaşayamıyacağı dönemlerden bahsediyoruz.Şimdi bir kız üniversitesini okuyo , işini buluyo , evini kiralıyo , kendi başına yaşıyabiliyo.Ama o zamanlar bi kadının erkeksiz yaşaması ne mümkün.Köle pazarına düşmesi uzun sürmez.Osmanlı'nın hüküm sürdüğü o geniş toprakları ve o topraklarda yaşayan çok büyük insan topluluklarını düşününce bunlardan 10-15 tanesinin saraya cariye olarak düşmesi çok da yadırganacak bi durum olmamalı.İnsanların sahipsiz kalıp sokaklarda açlıktan öldüğü , sosyal güvencelerinin olmadığı zor dönemlerden bahsediyoruz.O zor şartlarda bile şu anki kölelik düzeninden daha adil bir dönem olduğunu söyleyebiliriz.Şu an fabrikalarda karın tokluğuna çalışan insanları , kariyerinde yükselmek için vardiye şefiyle yatmak zorunda olan kızları , yani modern kölelik anlayışını düşündüğümüzde ben geçmişi çok da fazla yadırgıyamıyorum.