Öğretmenliği Bırakmak

Katılım
20 Eyl 2013
Mesajlar
2,767
Selam forumdaşlar, öncelikle biraz kendimden bahsedeyim. 2004 yılında ...... üniversitesi bilgi işlem şefliği görevimden istifa ederek Seçluk Üniversitesinde İngilizce Öğretmenliği okumak üzere yola çıktığımda hayallerim ve ideallerim vardı. Üniversitede aldığım eğitimi gün ve gün gözden geçirip eksiklerimi tamamlamaya çalışırken bölümdaşlarımın bazılarının İngilizceden birhaber ingilizce öğretmenliğini bitiriyor olmalarına da ayar olurdum. 2009 yılında ilk kez sınıfa girip kürsüde dikilene kadar her şey iyiydi. Ankara'nın Çubuk ilçesinde bir meslek lisesindeydim. İlk gün anlamıştım ki "öğretmen mi? yatıyor abi onlar" inancının aksine gecelerim uykusuz geçecekti. Uykular ziyan olacaktı düşüncelerin elinde. Kafa yastığa rahat konmayacaktı.
Her zaman hiç kimsenin çalışmak istemediği o kavgacı küfürbaz öğrencilerin var olduğu meslek liselerinde görev yapmak için bütün tanıdıklarımı devreye soktum. Benim işim onlarlaydı. Zaten her şeyi kendi yapan öğrenciye televizyon da ders anlatır, o zaman televizyondan farklı olmalıydım. İlk işim küfür alışkanlığıydı. Yasaklamıştım küfür etmeyi. Ama benim yasağım disipline vermek kötü not vermek falan değildi. Bariz "konuşmam küfür edenle" diye tehdit ettim. Herkesin sınıfı geçeceğini ilk dersten beyan ettim. Kavgalara müdahale ekibindeydim hatta o ekipte sadece ben vardım. Aynı siyasi görüşün farklı fraksiyonlarından öğrencilerin kavgasını (150 kadar öğrenci) ayırmaya polisin gücü yetmeyince eşi polis olan öğretmen arkadaş asayiş baş komisere beni göstermiş, "o ayırır" demiş. Gelip rica edince "baş komiserim ben de çocuklarımı tehdit etme faslınızın bitmesini bekliyordum. Baştan söyleyim, gözaltı vs. yok." dedim. Başıyla onaylayınca, "olmadı çocuklar, ben size sevgiyi öğretmeye çalışırken, siz burda birbirinizi dövüp sonra bu kahramanlığınızı mı anlatacaksınız?, bu mudur size öğrettiklerim" diye grupların başlarındakilere fırça atınca kavga bitmişti. Disiplin kurulunun okuldan atmayı planladığı öğrencilerin birçoğuna lise diploması aldırdım. Çok defa karakoldan talebe topladım. Annesinin mezarının başında ağlarken bulduğum çocuklarım oldu. Yaşlanıyordum. Her çocuğun sorununu anlamaya çalışmak yaşlandırıyordu beni. Çocuk diyorduk ama öyle dertleri vardı ki. 6 yıl sonunda anlamıştım ki, "banane!" demek bana göre değil, hepsini düşünmeyi, korumayı, sevmeyi tek başıma beceremiyorum. Anlamıştım ki bana göre değil. Sonra öğretmen ve idareci arkadaşlarıda tarafıma çektim. Mesela disiplin kurul başkanı Müdür Baş Yardımcısı olan abim kimseye disiplin cezası vermemeye falan başladı. Neyse aradan biraz zaman geçti, ben daha çok yoruldum, daha çok yaşlandım. Derken baktım ki bana göre değil. Yahu biz sevgiyi, saygıyı, adaleti, umudu öğretecektik ama sistem müsade etmiyordu. Beşeri eğitimi verebilsek gerisi kendiliğinden gelecekti ama olmuyordu. İşte bu iç kavgalarıma bir de vaka eklendi. Madde bağımlısı bir öğrencim durumunu bana açınca sadece rehber öğretmen ve onun müdürü ile konuyu görüşüp çocuğu kağıtsız küreksiz rehabilitasyona göndermeye başladık. Neticede kurtuldu o illetten. Bu sondu kendime söz vermiştim ve öyle de oldu.
Sonra zaman geçti ve baktım ki yapamıyorum, verdim istifayı ayrıldım. Arada çocuklarımı görmeye okula gidiyorum. Özledim mi mesleğimi? Evet. Yapacak gücüm kaldı mı? Hayır. 6 yıl dayanabildim. Baktım ki tek başına mücadele edilmiyor, bu mücadeleyi de sisteme yayamıyorum, bıraktım.

Not: Okulunun önünde sigara içen öğrencilerim beni görünce hala sivilde önünü ilikler. Bunu da herkes korkudan zanneder. Bir öğrenemediler sevginin korkudan güçlü olduğunu.
 
Katılım
29 Mar 2005
Mesajlar
995
hocam tebrikler , devam etme azminiz ve gücünüz olsaydı diye geçirdim içimden ama yaşadığınız ve çalıştığınız her ortamda insan var ve siz yine kendinizi böyle olaylar içind bulacaksunız kolay gelsin vesselam..
 
Katılım
3 May 2006
Mesajlar
4,537
bir üniversitede okutman olmayı, aynı zamanda özel kurslarda hocalık yapmayı, yine aynı zamanda özel ders vermeyi de düşünebilirsiniz, çalıştığım kurumda bu şekilde jip vs sahibi olan bir sürü ingilizceci var, hepsi köşeyi döndüler ...
 
Katılım
12 Kas 2006
Mesajlar
272
Bazı Öğretmenler sizin gibi özverilidir bazıları ise vurdumduymaz .
Siz özverili olanlardanmışsınız ama pes etmişsiniz .Sizin gibi eğitime gönül vermiş öğretmenler ,hastalarına şifa değıtabilmek için çabalayan doktorlar , adaletli davranan hakimler , görevini hakkıyla yapan polisler de var . Herkes sizin gibi yaparsa , pes ederse ne olur bu Türkiye nin hali?
 
Katılım
13 Haz 2014
Mesajlar
306
"Sevgi vermenin korku vermekten güçlü olması" mükemmel bir yaklaşım yöntemi
 
Forumdan Uzaklaştırıldı
Katılım
17 Kas 2014
Mesajlar
171
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
Çok duygusallık yapmışşsınız, mis gübü devlet kapısı salla başını al maaşını, kapatın gözünüzü 40 dakka derste açın laptopla takılın öğrenciler at koştursun sınıfta, sizene? bence çok büyük hata mis gibi devlet uyduruktan 2 ders gösterin, 2 sınav yapın tamam. sallayın gitsin sizmi kurtaracaksınız, kim ne durumda olursa olsun hiç ilgilendirmez beni, 40 dakka durur giderim. İşte isteyenin karşısına böyle fırsat çıkmaz istemeyen içine düşer, millet oralara gelebilmek için nelerini veriyor. sizde alemmissiniz vallaha anlamak güç.

şansınız varsa geri dönün, uydurun uydurun melseği alın paranızı keyfinize bakın dışarıda hayat zor, devlet gibi yağlı kağıda bulmak zor. ilerid eçok pişman olacaksınız.

---------- Mesajlar birleştirildi - 21:47 ---------- bir önceki mesaj zamanı 21:45 ----------

ne sevgisi ? ne idealistliği? en son milliyetçi çanakkalade şehit oldu, gemisini kurtaran kaptan bu devirde, bakın dalganıza allah aşkına ya. yok sevgi yok eğitimmiş hikaye bunlar.. yazdığınız şeyler bana şarkı gibi geldi, hatta ayıp olmazsa siz hangi şarkıyı söylüyorsunuz? diyeceğim.
 
Katılım
20 Eyl 2013
Mesajlar
2,767
Çok duygusallık yapmışşsınız, mis gübü devlet kapısı salla başını al maaşını, kapatın gözünüzü 40 dakka derste açın laptopla takılın öğrenciler at koştursun sınıfta, sizene? bence çok büyük hata mis gibi devlet uyduruktan 2 ders gösterin, 2 sınav yapın tamam. sallayın gitsin sizmi kurtaracaksınız, kim ne durumda olursa olsun hiç ilgilendirmez beni, 40 dakka durur giderim. İşte isteyenin karşısına böyle fırsat çıkmaz istemeyen içine düşer, millet oralara gelebilmek için nelerini veriyor. sizde alemmissiniz vallaha anlamak güç.

şansınız varsa geri dönün, uydurun uydurun melseği alın paranızı keyfinize bakın dışarıda hayat zor, devlet gibi yağlı kağıda bulmak zor. ilerid eçok pişman olacaksınız.

---------- Mesajlar birleştirildi - 21:47 ---------- bir önceki mesaj zamanı 21:45 ----------

ne sevgisi ? ne idealistliği? en son milliyetçi çanakkalade şehit oldu, gemisini kurtaran kaptan bu devirde, bakın dalganıza allah aşkına ya. yok sevgi yok eğitimmiş hikaye bunlar.. yazdığınız şeyler bana şarkı gibi geldi, hatta ayıp olmazsa siz hangi şarkıyı söylüyorsunuz? diyeceğim.

Kişi herşeyle mücadele edebilir ancak insanların bakış açılarıyla mücadele edemez. Bunun apaçık ispatısınız.

Şunu da belirteyim, vasıfsız değilim ve tek vasfım öğretmenlik değil. Öğretmenliği bıraktığım hafta iş buldum, gayet maaşım yatıyor tıkır tıkır. Rahatım yani, derdinize yanın.

Şunu da belirteyim, sizdeki zihniyet yüzünden bu ülke böyle acınacak halde. İş ahlakı yok, özhesap yok bişey yok. Salla başı al maaşı kolay değil mi? En azından söylemesi çok kolay. Bunun bir de hesap kısmı var. Ahiretten dinden imandan bahsetmiyorum, akşam başını yastığa koyunca kendine hesap verebilmek var.

Şarkı mı dediniz :) Türküdür o türkü, anlayana...

Edit: Unutmuşum, öğretmenlik meslek değil sevdadır. Vatan sevgisi falan da değil, bilakis insan sevgisidir. Çünkü her şey insanla başlar, insanla biter. Ben haritalardaki ütopik çizgilere inanmıyorum. Bununla beraber yaşadığım, ekmeğini yediğim suyunu içtiğim ülkeye 6 yıllık öğretmenlik hayatımda şerefimle hizmet ettiğime inanıyorum.
 
Son düzenleme:
Forumdan Uzaklaştırıldı
Katılım
17 Kas 2014
Mesajlar
171
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
Vallaha ben yastığa kafamı koydummu öyle bir rahat uyurum ki anlatamam :mrgreen:
Benim gibiler demişsiniz, ülkeyi ben kurtaracak değilim, öğretmenim diyede 2 kuruş maaşa kimseye çobanlık yapamam, herkes kendi hayatından mesuldür. Anası babası eğitsin ananın babanın uğraşmadığı herifle ben hiç uğraşmam, mesaimi doldurur arkama bile bakmam isterse it , uğursuz hapçı olsun banane.

Türkiyede işler öyle yürümüyor sizde çok fazla iyi niyet görüyorum, Türkiyede tüm işler kağıt üzerinde, işini yapar gibi görünüp bakacaksın dalgana. Biz hayatta adam olmayız böyle gelmiş böyle gider. Çocuğuna iyi eğitim isteyen gitsin özel okula versin, veremiyorsada benim derdim değil, benden yukarısı bana acımıyorsa bende aşağısına acımam. Çocugunu seven bilinçli aile az çocuk yapar, yemekten içmesinden keser, ileriyi eğitimini düşünür çocugun.

Şahsen benim devlet okuluyla işim olmaz ne öğrenecek devlet okulunda? kocaman bir hiç. ,Eğitim lazım ise özel okul olacak, orada işler farklı orada sallayamazlar, salladıklarını anladımmı sökerim ciğerlerini, para veriyorum sonuçta para boru değil, oynatırım öğretmeni dansöz gibi.

kabul etsenizde kabul etmesenizde bu işler böyledir. kimseye yaranamazsınız. kimseden alkışta almazsınız. Herkes kendi sevdasına bakacak gemisini yürütecek, arkası zerre kadar ilgilendirmez beni.Vatan millet sakaryada değil, bu ülkeyi öğretmenlerde, eğitimde, kısaca hiçbirşey kurtaramaz herkes kendini kurtaracak bu saatten sonra.
 
Son düzenleme:
Katılım
20 Eyl 2013
Mesajlar
2,767
Bakış açınızı takdir ettim doğrusu, sonuçta insanın kendisini bu kadar net anlatabilmesi güzel şey. Hayata farklı gözlerle bakıyor olmamız acı bir gerçek. Ben sizin kadar realist düşünemiyorum. Ben işimi hakkı ile yapıp kazandığım parayı hak etmek isterim siz istemiyorsunuz anlaşılan tabi ülke geneli böyle o da bir gerçek ancak her değişim bir yerlerden başlar bunu da unutmayın. Ben başım dik geziyorum ilçede, kendi doğduğum memleketimde görev yaptım. Geriye dönüp baktığımda hiç pişmanlık duymuyorum ve emin olun hiç de duymayacağım. Sizin için de aynısını temenni ederim.
 
Katılım
26 May 2014
Mesajlar
6
Bende ogretmenlik okuyorum bu yazdiklariniza cok uzuldum umarim ayni kaderi paylasmayiz insanin meslegini birakacak seviye gelmesi kotu birsey.
 
Katılım
1 Ağu 2005
Mesajlar
21,819
hem kendini yakmışsın hemde kendi çocuklarının geleceğini...neden...bir kaç ne idüğü belirsiz serseri piç yüzünden...o piçler kendileri gibi sevgisiz çocuklar yapacak ...bu düzen böyle devam edecek...anaları babaları tarafından saçları okşanmamış piçlerin napan la diyen hayalleri olmayan geleceksiz yaratıkların memleketi Türkiye...ama sen kendini niye yaktın hoca...bu polyannacılığı che tavırlarını bırak...gözünü aç..hayat ne kadar zor farkındasındır...eve bir somun götürme bakalım neler oluyor...taşmı kaynatacaksın tencerende...maddi sorunun yoksa tabi bu söylediklerim geçerli değil...ama bütün memleket bozuk bir senmi düzgün ve idealistsin hoca...

---------- Mesajlar birleştirildi - 01:25 ---------- bir önceki mesaj zamanı 01:22 ----------

herşeyine saygı duyarım...sana bu ahlakı aşılayan üzerinde emeği olan herkese...ama Namuslu filmi geliyor aklıma...hocam bu bir iş...insanları eğitmek bir meslek...yapabildiğin kadar...bana göre değil deyip kaçmak bence asıl zaafiyet..hem neden meslek lisesi...kendini neden ateşe attın anlayabilmiş değilim...varlığından gerçekliğinden bile şüpheliyim...
 
Son düzenleme:
Katılım
6 Eki 2007
Mesajlar
2,237
Değerli meslekdaşım. Yazdıklarınız doğru kararlar verebilen bir kişinin ifadelerini yansıtıyor. Öğretmenlik @kara35 benzeri anlayışta olan kişileri yıpratmayabilir. Böyleleri yok ta değil. Fakat sizin karakterinizde olan kişiler için gerçekten yıpratıcı. Bu kadar yıpranmanın karşılığının alınabileceği bir meslek te değil ne yazık ki. Dışarıdan bakan insanlar çok farklı görebilir. Fakat işin aslı zor bir meslek olduğudur. Günümüzde Türkiye'de çocuklar(Özellikle büyük şehirlerde) daha fazla problem yaşıyorlar. Bunun sıkıntısı da öğretmenlerin sırtına biniyor. Siz noktayı koymuşsunuz. Ben de son bir kaç yıl diye kendimi avutuyorum. İkiteker sevdası hem moral hem de güç veriyor insana. Tekeriniz düz bassın...
 
Katılım
2 Haz 2007
Mesajlar
5,075
Selam forumdaşlar, öncelikle biraz kendimden bahsedeyim. 2004 yılında ...... üniversitesi bilgi işlem şefliği görevimden istifa ederek Seçluk Üniversitesinde İngilizce Öğretmenliği okumak üzere yola çıktığımda hayallerim ve ideallerim vardı. Üniversitede aldığım eğitimi gün ve gün gözden geçirip eksiklerimi tamamlamaya çalışırken bölümdaşlarımın bazılarının İngilizceden birhaber ingilizce öğretmenliğini bitiriyor olmalarına da ayar olurdum. 2009 yılında ilk kez sınıfa girip kürsüde dikilene kadar her şey iyiydi. Ankara'nın Çubuk ilçesinde bir meslek lisesindeydim. İlk gün anlamıştım ki "öğretmen mi? yatıyor abi onlar" inancının aksine gecelerim uykusuz geçecekti. Uykular ziyan olacaktı düşüncelerin elinde. Kafa yastığa rahat konmayacaktı.
Her zaman hiç kimsenin çalışmak istemediği o kavgacı küfürbaz öğrencilerin var olduğu meslek liselerinde görev yapmak için bütün tanıdıklarımı devreye soktum. Benim işim onlarlaydı. Zaten her şeyi kendi yapan öğrenciye televizyon da ders anlatır, o zaman televizyondan farklı olmalıydım. İlk işim küfür alışkanlığıydı. Yasaklamıştım küfür etmeyi. Ama benim yasağım disipline vermek kötü not vermek falan değildi. Bariz "konuşmam küfür edenle" diye tehdit ettim. Herkesin sınıfı geçeceğini ilk dersten beyan ettim. Kavgalara müdahale ekibindeydim hatta o ekipte sadece ben vardım. Aynı siyasi görüşün farklı fraksiyonlarından öğrencilerin kavgasını (150 kadar öğrenci) ayırmaya polisin gücü yetmeyince eşi polis olan öğretmen arkadaş asayiş baş komisere beni göstermiş, "o ayırır" demiş. Gelip rica edince "baş komiserim ben de çocuklarımı tehdit etme faslınızın bitmesini bekliyordum. Baştan söyleyim, gözaltı vs. yok." dedim. Başıyla onaylayınca, "olmadı çocuklar, ben size sevgiyi öğretmeye çalışırken, siz burda birbirinizi dövüp sonra bu kahramanlığınızı mı anlatacaksınız?, bu mudur size öğrettiklerim" diye grupların başlarındakilere fırça atınca kavga bitmişti. Disiplin kurulunun okuldan atmayı planladığı öğrencilerin birçoğuna lise diploması aldırdım. Çok defa karakoldan talebe topladım. Annesinin mezarının başında ağlarken bulduğum çocuklarım oldu. Yaşlanıyordum. Her çocuğun sorununu anlamaya çalışmak yaşlandırıyordu beni. Çocuk diyorduk ama öyle dertleri vardı ki. 6 yıl sonunda anlamıştım ki, "banane!" demek bana göre değil, hepsini düşünmeyi, korumayı, sevmeyi tek başıma beceremiyorum. Anlamıştım ki bana göre değil. Sonra öğretmen ve idareci arkadaşlarıda tarafıma çektim. Mesela disiplin kurul başkanı Müdür Baş Yardımcısı olan abim kimseye disiplin cezası vermemeye falan başladı. Neyse aradan biraz zaman geçti, ben daha çok yoruldum, daha çok yaşlandım. Derken baktım ki bana göre değil. Yahu biz sevgiyi, saygıyı, adaleti, umudu öğretecektik ama sistem müsade etmiyordu. Beşeri eğitimi verebilsek gerisi kendiliğinden gelecekti ama olmuyordu. İşte bu iç kavgalarıma bir de vaka eklendi. Madde bağımlısı bir öğrencim durumunu bana açınca sadece rehber öğretmen ve onun müdürü ile konuyu görüşüp çocuğu kağıtsız küreksiz rehabilitasyona göndermeye başladık. Neticede kurtuldu o illetten. Bu sondu kendime söz vermiştim ve öyle de oldu.
Sonra zaman geçti ve baktım ki yapamıyorum, verdim istifayı ayrıldım. Arada çocuklarımı görmeye okula gidiyorum. Özledim mi mesleğimi? Evet. Yapacak gücüm kaldı mı? Hayır. 6 yıl dayanabildim. Baktım ki tek başına mücadele edilmiyor, bu mücadeleyi de sisteme yayamıyorum, bıraktım.

Not: Okulunun önünde sigara içen öğrencilerim beni görünce hala sivilde önünü ilikler. Bunu da herkes korkudan zanneder. Bir öğrenemediler sevginin korkudan güçlü olduğunu.



Sonuna kadar okudum allah sizden razı olsun



Beni okuldan tiksindiren bir öğretmendir
Askerden tiksindiren de bir astsubay
 
Katılım
18 Eki 2008
Mesajlar
2,823
Bir topluma beşeri değerleri verebilmek için dejenere olmamak gerekir. Tv, popüler kültür ve toplumun değişen yargıları buna müsaade eder mı? Milyon dolarlık eğlence sektörü ne için var?
Çalıştığınız dönemde yaptıklarınızı takdir ve tebrik ediyorum değerli meslektaşım... ancak çok değerli ömrünüzü bu kadar yıpratmak doğru değil bence, önce can sonra canan. Bu bedenler bizlere emanet... alacağımız üç kuruşu helal etmek için elimizden geleni yapmalıyız ancak bu kadarı biraz fazla olmuş. Aşırı idealist birisi için yanlış mekan seçtiğinizi düşünüyorum meslek liseleri genelde öğrencilerin sosyo ekonomik ve kültürel değerinin çok düşük olduğu kurumlar...
 
Katılım
8 Eyl 2014
Mesajlar
449
Vallaha ben yastığa kafamı koydummu öyle bir rahat uyurum ki anlatamam
Benim gibiler demişsiniz, ülkeyi ben kurtaracak değilim, öğretmenim diyede 2 kuruş maaşa kimseye çobanlık yapamam, herkes kendi hayatından mesuldür. Anası babası eğitsin ananın babanın uğraşmadığı herifle ben hiç uğraşmam, mesaimi doldurur arkama bile bakmam isterse it , uğursuz hapçı olsun banane.

Türkiyede işler öyle yürümüyor sizde çok fazla iyi niyet görüyorum, Türkiyede tüm işler kağıt üzerinde, işini yapar gibi görünüp bakacaksın dalgana. Biz hayatta adam olmayız böyle gelmiş böyle gider. Çocuğuna iyi eğitim isteyen gitsin özel okula versin, veremiyorsada benim derdim değil, benden yukarısı bana acımıyorsa bende aşağısına acımam. Çocugunu seven bilinçli aile az çocuk yapar, yemekten içmesinden keser, ileriyi eğitimini düşünür çocugun.

Şahsen benim devlet okuluyla işim olmaz ne öğrenecek devlet okulunda? kocaman bir hiç. ,Eğitim lazım ise özel okul olacak, orada işler farklı orada sallayamazlar, salladıklarını anladımmı sökerim ciğerlerini, para veriyorum sonuçta para boru değil, oynatırım öğretmeni dansöz gibi.

kabul etsenizde kabul etmesenizde bu işler böyledir. kimseye yaranamazsınız. kimseden alkışta almazsınız. Herkes kendi sevdasına bakacak gemisini yürütecek, arkası zerre kadar ilgilendirmez beni.Vatan millet sakaryada değil, bu ülkeyi öğretmenlerde, eğitimde, kısaca hiçbirşey kurtaramaz herkes kendini kurtaracak bu saatten sonra.

ben sağlık meslek lisesindeöğrenciyim. hocalarımız gayet özverili. size sadece şu kadar diyorum hasta olduğunuzda size bakan att(servislerde çalışma yetkisi verildi :D:D), hemşireler umarım onların hocasıda s*ktir et demiştir. napcan olum öğrense ne öğrenmese ne demiştir. ben dalgama bakarım bu çocuk takılsın demiştir. umarım :D ( bu arada böyle bi öğretmen yüzünden yani sizin gibi bir öğretmen yüzünden yakın zamanda bir sağlık meslek lisesi öğrencsi kendi damarına süt vererek öldürmüştür.hocası salla ya damar yolu açmayı serm takmayı öğrenir diye pratik yaptırmadığı için çokcuk kendi kendine damar yolu açmıştır. ve öğretmeni damara verilebilecek maddeler konusunda yeterinde bilgi vermediği için çocuk ölmüştür) bravo sizin gibi öğretmenlere bravoo :thumleft::thumleft:
 
Son düzenleme:
Katılım
21 May 2010
Mesajlar
2,954
efendy06'nın yazdığını okuyunca, vay be hala iyi insanlar var dedim içimden.
Gözümdeki o iğrenç beleşçi öğretmen profili bir an olsun silindi gitti.
Sonra Kara35'in yazdığını okudum ve her şey bitti.

efendy06 ile Kara35'in aynı havayı soluduğu bir dünyada yaşıyoruz. Varın siz düşünün gerisini.
 
Katılım
16 Şub 2008
Mesajlar
0
yolunuz açık olsun...

sistemde bulunan 4 kara35 1 efendy yi goturur.

kara35 gibi bi kendince realist duygudan ve empatiden yoksun kisiler bu meslekte nice hayatlar kaydirir.

kendini yipratma pahasina degil ama dogru ornekler, dogru nesiller yaratir., aksi ulkenin temeline dinamiti bizzat dosemektir.

bir çogumuza da dösendi malesef...
 
Katılım
20 Eki 2014
Mesajlar
1,047
Selam forumdaşlar, öncelikle biraz kendimden bahsedeyim. 2004 yılında ...... üniversitesi bilgi işlem şefliği görevimden istifa ederek Seçluk Üniversitesinde İngilizce Öğretmenliği okumak üzere yola çıktığımda hayallerim ve ideallerim vardı. Üniversitede aldığım eğitimi gün ve gün gözden geçirip eksiklerimi tamamlamaya çalışırken bölümdaşlarımın bazılarının İngilizceden birhaber ingilizce öğretmenliğini bitiriyor olmalarına da ayar olurdum. 2009 yılında ilk kez sınıfa girip kürsüde dikilene kadar her şey iyiydi. Ankara'nın Çubuk ilçesinde bir meslek lisesindeydim. İlk gün anlamıştım ki "öğretmen mi? yatıyor abi onlar" inancının aksine gecelerim uykusuz geçecekti. Uykular ziyan olacaktı düşüncelerin elinde. Kafa yastığa rahat konmayacaktı.
Her zaman hiç kimsenin çalışmak istemediği o kavgacı küfürbaz öğrencilerin var olduğu meslek liselerinde görev yapmak için bütün tanıdıklarımı devreye soktum. Benim işim onlarlaydı. Zaten her şeyi kendi yapan öğrenciye televizyon da ders anlatır, o zaman televizyondan farklı olmalıydım. İlk işim küfür alışkanlığıydı. Yasaklamıştım küfür etmeyi. Ama benim yasağım disipline vermek kötü not vermek falan değildi. Bariz "konuşmam küfür edenle" diye tehdit ettim. Herkesin sınıfı geçeceğini ilk dersten beyan ettim. Kavgalara müdahale ekibindeydim hatta o ekipte sadece ben vardım. Aynı siyasi görüşün farklı fraksiyonlarından öğrencilerin kavgasını (150 kadar öğrenci) ayırmaya polisin gücü yetmeyince eşi polis olan öğretmen arkadaş asayiş baş komisere beni göstermiş, "o ayırır" demiş. Gelip rica edince "baş komiserim ben de çocuklarımı tehdit etme faslınızın bitmesini bekliyordum. Baştan söyleyim, gözaltı vs. yok." dedim. Başıyla onaylayınca, "olmadı çocuklar, ben size sevgiyi öğretmeye çalışırken, siz burda birbirinizi dövüp sonra bu kahramanlığınızı mı anlatacaksınız?, bu mudur size öğrettiklerim" diye grupların başlarındakilere fırça atınca kavga bitmişti. Disiplin kurulunun okuldan atmayı planladığı öğrencilerin birçoğuna lise diploması aldırdım. Çok defa karakoldan talebe topladım. Annesinin mezarının başında ağlarken bulduğum çocuklarım oldu. Yaşlanıyordum. Her çocuğun sorununu anlamaya çalışmak yaşlandırıyordu beni. Çocuk diyorduk ama öyle dertleri vardı ki. 6 yıl sonunda anlamıştım ki, "banane!" demek bana göre değil, hepsini düşünmeyi, korumayı, sevmeyi tek başıma beceremiyorum. Anlamıştım ki bana göre değil. Sonra öğretmen ve idareci arkadaşlarıda tarafıma çektim. Mesela disiplin kurul başkanı Müdür Baş Yardımcısı olan abim kimseye disiplin cezası vermemeye falan başladı. Neyse aradan biraz zaman geçti, ben daha çok yoruldum, daha çok yaşlandım. Derken baktım ki bana göre değil. Yahu biz sevgiyi, saygıyı, adaleti, umudu öğretecektik ama sistem müsade etmiyordu. Beşeri eğitimi verebilsek gerisi kendiliğinden gelecekti ama olmuyordu. İşte bu iç kavgalarıma bir de vaka eklendi. Madde bağımlısı bir öğrencim durumunu bana açınca sadece rehber öğretmen ve onun müdürü ile konuyu görüşüp çocuğu kağıtsız küreksiz rehabilitasyona göndermeye başladık. Neticede kurtuldu o illetten. Bu sondu kendime söz vermiştim ve öyle de oldu.
Sonra zaman geçti ve baktım ki yapamıyorum, verdim istifayı ayrıldım. Arada çocuklarımı görmeye okula gidiyorum. Özledim mi mesleğimi? Evet. Yapacak gücüm kaldı mı? Hayır. 6 yıl dayanabildim. Baktım ki tek başına mücadele edilmiyor, bu mücadeleyi de sisteme yayamıyorum, bıraktım.

Not: Okulunun önünde sigara içen öğrencilerim beni görünce hala sivilde önünü ilikler. Bunu da herkes korkudan zanneder. Bir öğrenemediler sevginin korkudan güçlü olduğunu.




sayın hocam; sistemde yalnızlaşıyor olsanız bile yalnız değilsiniz. sizin gibi nice öğretmenler var. sizler gardınızı düşürdükçe sistemler kazanıyor. ancak çocukları birey haline sistemler değil sizler getiriyorsunuz.

konuyla ilgili takdir ve tasarruf size aittir. tabi ki kendi hayatınız için neyin doğru olduğuna kendiniz karar vereceksiniz. hakkınızda hayılrısı olsun




















Vallaha ben yastığa kafamı koydummu öyle bir rahat uyurum ki anlatamam :mrgreen:
Benim gibiler demişsiniz, ülkeyi ben kurtaracak değilim, öğretmenim diyede 2 kuruş maaşa kimseye çobanlık yapamam, herkes kendi hayatından mesuldür. Anası babası eğitsin ananın babanın uğraşmadığı herifle ben hiç uğraşmam, mesaimi doldurur arkama bile bakmam isterse it , uğursuz hapçı olsun banane.

Türkiyede işler öyle yürümüyor sizde çok fazla iyi niyet görüyorum, Türkiyede tüm işler kağıt üzerinde, işini yapar gibi görünüp bakacaksın dalgana. Biz hayatta adam olmayız böyle gelmiş böyle gider. Çocuğuna iyi eğitim isteyen gitsin özel okula versin, veremiyorsada benim derdim değil, benden yukarısı bana acımıyorsa bende aşağısına acımam. Çocugunu seven bilinçli aile az çocuk yapar, yemekten içmesinden keser, ileriyi eğitimini düşünür çocugun.

Şahsen benim devlet okuluyla işim olmaz ne öğrenecek devlet okulunda? kocaman bir hiç. ,Eğitim lazım ise özel okul olacak, orada işler farklı orada sallayamazlar, salladıklarını anladımmı sökerim ciğerlerini, para veriyorum sonuçta para boru değil, oynatırım öğretmeni dansöz gibi.

kabul etsenizde kabul etmesenizde bu işler böyledir. kimseye yaranamazsınız. kimseden alkışta almazsınız. Herkes kendi sevdasına bakacak gemisini yürütecek, arkası zerre kadar ilgilendirmez beni.Vatan millet sakaryada değil, bu ülkeyi öğretmenlerde, eğitimde, kısaca hiçbirşey kurtaramaz herkes kendini kurtaracak bu saatten sonra.

umarım bu zihniyet ile çalışan sağlıkçıların eline düşersiniz...

aman hasta olmasa idi bana ne ya 3 kuruşa çalışıyorum şurada. baksaydı kendine hasta olmasaydı efendim. benim üstüm bana acımıyor ben niye acıyayım altımdakine. geberirse gebersin, ben mi düşüneceğim onun çoluğunu çocuğunu! madem adam gibi tedavi istiyor ya özel hastaneye yada yurt dışına çıksa idi.



gelelim özel okul kısmına... ben Özel Eyüboğlu Lisesi mezunuyum. çocuğunuzu gönderebilecek gücünüz varsa oraya göndermenizi tavsiye ediyorum ondan sonrada kapılarına gidip para veriyorum boru değil demenizi. 15 dakika sonra sizi ve çocuğunuzu ödediğiniz para ile kapıya koyduklarında şaşkınlıktan küçük dilinizi yutarsınız. "para verdim ben" dediğinizde suratınıza kapıyı öyle bir kapatırlarki kendinize gelemzsiniz :) "dansöz" gibi oynarsınız kapılarında sizi tekrar içeri alsınlar diye.


insanlar bir kaç farklı sınıfa ayrılırlar ama ben en çok iki sınıfı severim.
parası ile bir halt olduğunu sananlar, parası ile değil kişiliği ile adam olanlar.
para kazanmak çok kolay bir iş (en azından benim için, hoş kazanmak için uğraşmasam da olur) ama adam olmak herkes için kolay olmuyor.... en önemlisi yukarıdaki tavrı sergileyenler ya sonradan görme oluyor yada iddia ettiklerinin sadece bir kısmına sahip olan özentiler :)
 
Katılım
6 Ara 2010
Mesajlar
2,175
Sevgili meslektaşım,özverinize gerçekten hayran kaldım, sizin gibi hocalar artık eskilerde kaldı ve az rastlanıyor. Sizin gibi düşünen insanların olduğunu bilmek güzel :cat:

Bende Elektrik Öğretmeniyim ama özel bir şirkette çalışıyorum, şu an 6 aylık çalışmama rağmen öğretmenlikle aynı maaşı alıyorum, öğretmen olmayı çok istiyorum, insanlara bir şeyler öğretebilmek gerçekten çok güzel bir duygu. Sizin başınızdan geçenler ve istifa etmeniz çok üzücü, bende sizin gibi şeyleri kafaya takan, bazı şeyleri kendime dert edinen biriyim, sistemin ne kadar kötü olduğunu ve öğretmenlerin elini kolunu nasıl bağladığını arkadaşlarımdan biliyorum, eğer atanırsam sizin yaşadığınız sıkıntıları bende yaşayacağım sanırım.
Kesin kararımı vermedim ama atanırsam hangini tercih ederim bilemiyorum :pale:

Sizinde belirttiğiniz gibi boş insan çok var bu ülkede salla başın al maaşını kafasında olan, öğretmenlerde var görüyoruz.
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst