- Katılım
- 30 Ocak 2012
- Mesajlar
- 107
- Konu Yazar
- #1
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
Malum Ramazan ayında üretimde bulunmak zor. Madem öyle en azından blogu metabolizmanın hızını teslim etmeyip eski bir işi paylaşıyım dedim. Bir yandan güncelleliğini yitirmiş bir konu gibi gözükse de bir yandan hala güncel aslında! Geçirdiği son yangında bunu gösterdi. Neyse lafı uzatmadan (zira hiç takatim yok); aşağıdaki yazı 2008 yılında Radikal İki' de yayınlandı. Buyrun okuyalım.
2008 yılının şapkadan çıkan tavşanı Barack Obama! İcraatları değişim iddiasını sürdürebilir mi bilinmez ama, ten rengi ve kimliği vaadini çoktan gerçekleştirmiş görünüyor. Henüz bu olayı hazmedememiştik ki, Avrupa Parlamentosu üyesi Cem Özdemir, Alman Birlik 90/Yeşiller Partisinin eşbaşkanlık görevine seçilerek, Federal Almanya Cumhuriyeti tarihinde ilk yabancı kökenli parti lideri oldu. Kenyalı bir babanın oğlu olan Obama ve Türk anne-babanın çocuğu Cem Özdemir, yaşadıkları ülkelerde bir ilki başararak, göçmenlik olgusunu yeniden gündeme getirdiler ve adeta baharın müjdecisi çiçekler oldular.
Vatanımızda Almancı, Almanyada yabancı
Göçmen veya göçmenler en az iki ülkeyi ilgilendirir. Biri geride bıraktıkları ülke, diğeri yerleşilen (göçmen için yerleşebilmek ne kadar mümkünse?) ülke. Göçmenler için iki farklı ülkeye ait olma duygusu beraberinde bir kimlik problemini de getiriyor. Doğduğun yer mi, doyduğun yer mi çelişkisinin yanıtı verilmiş gözükse de; tavuk mu yumurtadan çıkar yumurta mı tavuktan çıkar polemiği kadar zihinlerde bir çelişki yaratıyor. Yaşanılan bu kimlik sorunlarını aşmak için birçok yöntem bulunmakla beraber, en önemli unsurlardan biri de göç tarihinin belgelenmesi.
Türkün göçle imtihanı
Tarih kitaplarında neredeyse göç sözcüğü ile Türk sözcüğü yan yana gelmezse bir eksiklik hissine kapılacağız. Yerin yurdun dar gelmesinden mi yoksa, Samanyolunda Dünyayı yaşanılır bir yer görmemekten mi bilinmez, yeni ufuklara yol alma serüvenimizin dur durak bilmediği pek açık. Yakın zamanda yaşanılan bu göçlerden biri de 31 Ekim 1961 günü, Almanyayla imzaladığımız göç anlaşması ile başladı. Şimdilerde ise yaklaşık 3 milyonu Almanyada olmak üzere, altı milyon vatandaşımız dünyanın farklı bölgelerinde ikamet ediyor. Nüfusumuzun yüzde 8i göçmen olarak yaşamasına rağmen ülkemizde hâlâ bir göç müzesi yok!
(Bu yazı www.ciplakayakla.com sitesinden alıntıdır.)
2008 yılının şapkadan çıkan tavşanı Barack Obama! İcraatları değişim iddiasını sürdürebilir mi bilinmez ama, ten rengi ve kimliği vaadini çoktan gerçekleştirmiş görünüyor. Henüz bu olayı hazmedememiştik ki, Avrupa Parlamentosu üyesi Cem Özdemir, Alman Birlik 90/Yeşiller Partisinin eşbaşkanlık görevine seçilerek, Federal Almanya Cumhuriyeti tarihinde ilk yabancı kökenli parti lideri oldu. Kenyalı bir babanın oğlu olan Obama ve Türk anne-babanın çocuğu Cem Özdemir, yaşadıkları ülkelerde bir ilki başararak, göçmenlik olgusunu yeniden gündeme getirdiler ve adeta baharın müjdecisi çiçekler oldular.
Vatanımızda Almancı, Almanyada yabancı
Göçmen veya göçmenler en az iki ülkeyi ilgilendirir. Biri geride bıraktıkları ülke, diğeri yerleşilen (göçmen için yerleşebilmek ne kadar mümkünse?) ülke. Göçmenler için iki farklı ülkeye ait olma duygusu beraberinde bir kimlik problemini de getiriyor. Doğduğun yer mi, doyduğun yer mi çelişkisinin yanıtı verilmiş gözükse de; tavuk mu yumurtadan çıkar yumurta mı tavuktan çıkar polemiği kadar zihinlerde bir çelişki yaratıyor. Yaşanılan bu kimlik sorunlarını aşmak için birçok yöntem bulunmakla beraber, en önemli unsurlardan biri de göç tarihinin belgelenmesi.
Türkün göçle imtihanı
Tarih kitaplarında neredeyse göç sözcüğü ile Türk sözcüğü yan yana gelmezse bir eksiklik hissine kapılacağız. Yerin yurdun dar gelmesinden mi yoksa, Samanyolunda Dünyayı yaşanılır bir yer görmemekten mi bilinmez, yeni ufuklara yol alma serüvenimizin dur durak bilmediği pek açık. Yakın zamanda yaşanılan bu göçlerden biri de 31 Ekim 1961 günü, Almanyayla imzaladığımız göç anlaşması ile başladı. Şimdilerde ise yaklaşık 3 milyonu Almanyada olmak üzere, altı milyon vatandaşımız dünyanın farklı bölgelerinde ikamet ediyor. Nüfusumuzun yüzde 8i göçmen olarak yaşamasına rağmen ülkemizde hâlâ bir göç müzesi yok!
(Bu yazı www.ciplakayakla.com sitesinden alıntıdır.)