yukarıdaki resim çin felsefi ya da dini anlayışının üç ayağını oluşturan ;
Siddharta Gautama (ortamlarda buddha ismi ile bilinir)
Kong Füzi (konfüçyus)
Lao Tzu (laozi, "başkalarına karşı zafer kazanan kuvvetlidir, kendi nefsine karşı zafer kazanan ise kudretlidir." )
konfüçyus sirkeyi ekşi bulur,
konfüçyüs'e göre yaşam ekşidir. insanın yozlaşması felsefe ile düzeltilebilir.
gotama sirkeyi kekremsi buludr,
buda'ya göre yaşam buruk ve acı doludur.
lao ise sirkeyi tatlı bulur,
lao zi (lao tse)'ye göre yaşam tatlıdır ve keyif vericidir.
üç bilgenin içerisinde favorim lao hocamdır, buddha ise göklere uçurulmadan yani göksel unvanlar elde ettirilmeden önde de gayet güzel bir insandır.
buddha hakkında detaylı bilgi için şu kitabı önerebilirim.
mutluluğa bakış açıları da bu şekilde değerlendirilebilir,
zira üç farklı bakış açısı ve üç farklı sonuç elde edilmektedir.
neoliberalizmin boyunduruğundaki memleketimizde mutluluk daha ziyadesi ile maddi temellere indirgenmiştir,
bunun esas sebebinin ise bireylerin maddi kazanımları dışında ortaya koyacak, toplum içerisinde statü elde edecek kadar çağdaş bir kültüre ve altyapıya haiz olmamalarıdır.
proust kayıp zamanın izinde kitabında bu durumu "Odette'i armağanlara boğarak, ona çeşitli yardımlarda bulunarak, kendi şahsını, zekasının dışında birtakım avantajları kullanıyor, ona kendisini kişiliyle beğendirme yorgunluğundan kurtulabiliyordu" özetliyor.
bu durum neredeyse hem karşı cins ile olan ilişkilerde hem de bireyin kendi dışındaki ilişkilerinin tamamında uygulanıyor.
çocuklar kendilerine oyuncak alan akrabaları daha çok seviyorlar,
çocukluktan kurtulmak lazım.
cemiyet içerisinde var olma kaygısı, birey olarak kendisini ortaya çıkarabilme kaygısı kendisine maslowun meşhur ihtiyaçlar piramidinde de yer bulmuştur.
buna da bir sonraki mesajda bakabiliriz,
daha yetkin bir arkadaş bakarsa da memnun olurum.