konu içerisinde çoğunlukla seyrettiğimiz filmleri genel olarak belirtip akabinde beğenimizi ya da eleştirimizi sıralıyoruz.
fazla detaya girmemek gerekiyor, zira seyredecek olanların zevkini öldürmemek hoş bir detaydır.
marriage story filmini ise daha detaylı irdeleyebiliriz, farklı bir kültürün filmi, anlaşılması beklenmemeli, zaar.
ağır spoiler oalcak. filmi seyretmek isteyenlerin okumamasını rica ederim, filmi de seyredin, çok iyi bir örnek olmasa da bağzı şeylerin dünyanın her tarafında aynı olduğunu görebilirsiniz
imdi;
ilkin filmin öncesinde The Lighthouse filmini salık veririm, zira erkek doğası üzerine bir film, arkasından da marriage story.
diğerinden kafayı kaldırmak zor olabilir. yine de ben tavsiye ederim.
son söyleyeceğimi baştan söyleyeyim, feminist bir film. bunu aşamamış, objektif değil.
güçlü ve cesur kadının karşısında kadına bağlı bir erkek görüntüsü çizilmiş.
boşanma süreci genel olarak başlı başına bir pislik döngüsüdür. konuyu acı olarak tecrübe edenler avukatların davranış biçimini anlamakta zorluk çekmeyeceklerdir. hiç beklemediğiniz yerlerden inanılmaz darbeler alırsınız ve iradesi sağlam olan ayakta kalır.
"Mutlu aileler birbirine benzerler, her mutsuz aileninse kendine özgü bir mutsuzluğu vardır."
Tolstoy
charlie, klasik patriyarkal düzen erkeği olarak, iş hayatında başarılı olabilmesi için mutlu bir aile ve arkasında güçlü bir kadına ihtiyacı vardır. filmin başındaki övgülerden anlaşılacağı üzere ideale yakın bir eş, ideal bir baba, işinde ise oldukça başarılı bir kişidir.
içerisinde bulunduğu meslek ve sosyal çevre ise, toplumca aşırı bulunan bir kitle, yönetmenin daha normal bir aile üzerinden gitmeme sebebini anlayamadım. muhtemelen altyapıları güçlü insanları karşı karşıya getirmek istemiş. normal dediğim ailelerde bu tür kişisel isteklerin ağırlığı fazla hissedilmez.
nicole ise doğanın ve toplumun kendisine biçtiği anne rolünden rahatsız, kendi varlığının farkına varmak isteyen, eşinin gölgesinde yaşamak istemeyen bir kadın portresi çiziyor. eşi tarafından aldatılmış olmasını bir kaç kez vurguluyor, vurgulamadığı nokta ise eşi ile yatakları ayırarak cinselliği silah olarak kullanmış olmasıdır. kendi vücudu ve kararıdır, aldatılmayı hak eden bir davranış değil, klasik cezalandırma yöntemini es geçmemiş.
filmin göz önünde olmayan ana konusu ise çocuk, 8 yaşında erkek çocuğu. sağlıklı bir bireyin yetişmesi için gerekli şartlar bellidir. iyi bir aile yapısı, bolca sevgi ve şefkat, kişisel gelişim alanı ilk etapta akla gelenlerdir. çocuk bunların hepsinden mahrum kalacak. darbenin büyüğünü o yiyecek ve ömrü boyunca taşıyacak.
ailenin çocukları olmasa idi, muhtemelen charlie bu kadar uğraşmayacak ve herkes kendi yoluna gidecekti.
nicole'un avukat ile ilk tanışma seansı en az avukatın tiradı kadar önemlidir. zira avukat yardıma ihtiyacı olan bir kişiden ziyade leşini kemirmek için yaralının ölmesini beklemek yerine, öldürmeyi tercih ediyor. nicole ise bu konuda edilgen kalıyor, zira aidiyet hissettiği bir ailesi yok. çocuğun da pek umurunda olduğunu sanmıyorum, bu durumu ise charlie ile çocuğun oyuncak alışverişindeki tercihi ile sonrasında evde bir başkası ile oynadığı oyunda görüyoruz.
filmin, önemli sahnelerinden bir tanesi ise nihayetinde charlie ve nicole'un aynı odada sorunu çözme girişimlerindeki sözleri. nicole'un derdi belli, şahsi başarısı ve kariyerine bakmak istiyor, charlie ise bunları elde etmiş ve eşine karşı savunması ise "bir sürü kadınla yatabilirdim, sen buna engel oldun". bunu yazan senaristin sıfatına sıçayım. ulan it, bir erkeğin savunması bu olabilir mi? charlie dediğin adam bunu söyler mi?
akabinde de kadının önünde diz çöküp ağlaması, tamam eleman ağlak bir karakter ama o kadar değil.
erkeği nasıl gömeriz filmidir. charlie, sütten çıkma ak kaşık değil, salako neredeyse sosyal güvenlik görevlisinin önünde kendisini öldürüyordu. bu kadarını hak etmiyor.
filmin sonunda ise charlie tam anlamı bitmiş ve kendinden vazgeçmiş olarak karşımıza çıkıyor nicole karakterine farkında olmadan öldürücü bir darbe indiriyor.
adam driver, genel anlamda soğuk bir karakter, özdeşleştirdiğim karakter ise ne star wars ne de bu filmdekidir, paterson filminde, jarmusch etkisi ile gayet iyiydi.
bu filmi,
terörist olarak gördüğü kişiye gelin kıyafeti giydiren insanların coğrafyasında nasıl anlayacaklar?
burada olsa, sokak ortasında kesersin boğazını ya da bir kaç kez döversin olur biter.