Bohemian rhapsody
freddie mercury karakteri ile tanışmam living on my own parçası ile olmuştu, 85'de yayınlanmış, benim tanışmam 90'ların ortasında olmuştu,
yanlış hatırlamıyorsam walkman isimli bir derginin verdiği kasette dinlemiştim.
özel radyo ve televizyonların zamanıydı,
mtv açık olarak televizyonda yayın yapardı (ya da bazı zamanlarda, tam hatırlamıyorum).
24 kasımda öldüğünü uzun zamandır biliyorum, öğretmenler günü olarak kutlamadım, hatta freddie için lokma dağıtmışlığım da vardır.
mercury karakterinin ne kadar sıra dışı olduğunu o zamanlar biraz kavramaktan uzak kalsam da,
gettoda büyümüş birisi olarak yaşıtlarınızla sıradan sohbetlerinize kullanamayacağınız bir karakter olduğunu söyleyebilirim.
film oldukça heyecanlı ve seyirciyi içine çekmeye çalışıyor,
açıkçası çok beğendiğimi söyleyemeyeceğim,
mercury biraz yontulmuş ve çok fazla klişe var,
bir biyografiden ziyade film olduğu için gerçeği ile arasında kurgu farklılıkları var,
bunu belirten yazılar ufak bir aram ile bulunabilir.
açıkçası lord of the rings filmleri ile kitapları arasındaki ilişkiye benzer bir durum söz konusu,
sanırım "uygunluk" kaygısı ile freddie epey törpülenmiş, (eşcinsel kimliği üzerinde fazla durulmamış)
malek'in performansı ise kafa karıştırıcı,
net karar veremedim.
her ne kadar onların zamanlarında yaşamamış olsam da ,
her şey bizim memlekete geç gelmiyor mu zaten ?
oldukça coşkulu bir film,
ve nihayetinde bir film.
belki ilerleyen zamanda daha cüretkar (topluma saygısız, mercury karakterine saygılı anlamındadır) bir film izleyebiliriz.
bu kadar gömdüğüme bakmayın, uzun sayılabilecek bir süreye sahip olmasına rağmen kendisini bir şekilde izlettiriyor.
yine de seyrettikten sonra biraz hakkında yazılanlara bakmak faydalı olur.
LOVING VINCENT
100'den fazla sanatçının van gogh tekniği ile yaptığı ve içerisinde kendi yaptığı resimleri de barındıran bir film.
sanat tarihi ya da karakterleri bilgim fazla olmadığından dolayı van gogh hakkında fazla bir şey söyleyemeyeceğim,
aşina olunduğu üzere kulağını kesmiş ve 37 yaşında kendisini vurduğu söyleniyor.
ciddi psikolojik rahatsızlıkları olan, ince kırmızı hattı oldukça aşmış bir karakter.
modern sanatın öncülerinden.
film ise inanılmaz bir görsel şölen,
öldükten bir yıl sonra posta müdürünün oğluna vincent'ın kardeşi theo'ya yazdığı mektubu verip, ulaştırmasını istemesi ile başlıyor.
daha çok son günlerini ve ölüme götüren yolun dinamikleri hakkında bir film.
çekim tekniği hakkında biraz bilgi vermek gerekir;
film aktörler ile çekildikten sonra 125 sanatçı tarafından yağlı boya olarak yorumlanmış.
65.000 tablo yapıldığı yazıyor.
kesinlikle tavsiye ederim.