Bugün uzun zamandan beri beklenen bir film olan Tenet'e sövüyoruz.Öncelikle belirteyim AKPliler için Tayyip ne ise benim gibi bir sinema sever için de Christopher Nolan da odur.
Tenet sadece Nolan hayranları tarafından değil bütün sinemaseverler tarafından merakla beklenen,pandemideki film kıtlığına ilaç gibi geleceği zannedilen bir filmdi.Bekletiler çok büyüktü,o yüzden hayal kırıklığı da aynı oranda büyük oldu.
Herkes filmi anlamadığı için sevmediğini söylese de bence bu filmin en büyük sorunu o kadar aksiyona rağmen akıcı ve sürükleyici olamaması.
Filmin konusu herkes tarafından karmaşık bulunsa da aslında dikkatli izlendiğinde gayet kolay anlaşılıyor.Konu kabaca,gelecekti insanlar şu anki insanların kaynakları tüketmesinden dünyanın dengesini bozmasından rahatsız olmuşlar ve bunu engellemek ve günümüz dünyasını yok etmek için maddelerin ve canlıların entropisini tersine çevirip zamanda da geri gitmesini sağlayan bir makina geliştirmişler.Bu makina günümüzde bir silah tüccarının eline geçmiş.Bir de bu yok oluşu engellemek için kurulan fark bir örgüt var.Baş kahramanız da bu örgüt adına çalılşıyor.Aslında örgütü kuran kendisi falan filan.Opps spoiler....
(Operasyonu boş ver biz içmeye gidelim en iyisi.)
Aslında fikir ve kurgu olarak son zamanlarda gördüğüm en zekice senaryolardan birisi ama bu senaryoyu beyaz perdeye aktarmada ciddi sıkıntılar yaşanmış.İlk başta ekranda aynı karede hem normal zamanda hem de inverted denen zamanın tersine işlediği karakterin aksiyonunu izlemek ilgi çekici gelse de belli bir kaç sahneden sonra insan bu duruma alışıyor ve bu sahneler göze estetik gelmemeye hayranlık uyandırmamaya başlıyor.Görsel ahenk açısından kesinlikle bir Matrix yada Inception etkisi yaratmıyor.Otoban kavalmaca sahnesinin Matrix Reload'taki sahneden esinlenildiği açıkça bariz.
Gelelim filmin çok daha ciddi sorunlara...Film aksiyon sahnelerine çok fazla zaman ayrılmasına,silah tüccarı ve karısının inandırıcı olmayan kavga ve çekişmelerine içeren sıkıcı sahnelere gereksiz dakikalar ayrılmasına rağmen esas oğlanın karakter gelişimine hiç zaman ayrılmamış.Ana karaktere ısınmamız onu tanımamız için gerekli hiç bir konuşma,hiç bir sahne yok.Bir de üstüne baş rol oyuncusunu John David Washington'ın aşırı donuk oyunculuğu eklenince seyirici karakterle hiç şekilde bağ kuramaz gelmiş.Bu da filmin sürükleyiciliği önemli ölçüde etkilemiş.Robert Pattinson ise beklenen de daha iyi bir oyunculuk sergilemiş.
Diğer bir zayıf konu ise kurgu.Nolan'ın aslında normal de kuvvetli olduğu konu olan kurgu bu filmde en zayıf olduğu konu.Aslında çoğu eleştirmenin ve izleyicinin filmi beğenmemesinin altında kurgunun oturmamış olması yatıyor.Normalde Nolan en karmamışık fikirleri ve senaryoları müthiş kurgusu ile izleyiciye sıkmadan akıcı bir biçimde anlatmakta ustaydı.Ama bu filmde sanki hiç uğraşmamış.Filmde hem ileri hem geri bir zaman çizelgesi var ama zaten böyle karmaşık bir olayı sürekli değişen mekanlar,planlar,insanlarla daha da izlenemez gözü yorar hale getirmiş.O kadar aksiyona rağmen kurgu iyi olmadığı için film akmıyor,akıcılık ve sürükleyicilik yok.Özellikle baş kahramanlarımızın konteynırın içinde yolculuk yaptıkları sahnedeki kesik kesik konuşmalar,planlar Nolan'a hiç yakışmamış.Sanki aklına geldikçe plansız programsız sahne çekmiş rastgele arka arkaya eklemiş.Hele bir de herkesin aynı kıyafet,aynı maskeyi giydiği suratların gözükmediği kimin kim olduğu son final sahnesindeki çatışma bardağı taşıran son damla olmuş.Film aslında beyni değil gözü yoruyor.En gelişmiş insan bile gözleri takip edebileceği şeyler kısıtlıdır.Senaryoyu anldığınız halde bu sahnedeki karmaşada ne oluyor ne bitiyor anlaşılmıyor.Normalde filmlerin finalinde olan o gerilim,sürükleyicilik ne olacak beklentisi bu karmaşa ile birlikte yok oluyor.Nolan'a sahneyi izletseniz buradan kim kimdir,kim ne yapıyor diye sorsanız o bile cevaplayamaz.Bir de bütün bunların üstüne karakter konuşmalarını bastıran seviyesi iyi ayarlanmamış aşırı yüksek ses efektleri ve kafa şişiren müzik eklenince bazı sahneleri izlemek eziyete dönüşüyor.Nolan kesinlikle müzik konusunda Hans Zimmer'den başkası ile çalışmamalı.
(Bir kişi de demiyor "aga biz ne yapıyoruz burada")
Ve filmin bitiren nokta mantık hataları;
-Filmde paradoks bu diye savunması yapılsa da biz yok olursa gelecektekiler de yok olur.O rağmen gelecektekiler neden bizi yok etmek istiyor?
-Çok değerli bir malzeme taşıyan kamyon ve koruma araçları etrafları farklı araçlarla sarılmasına kapana kısılmalarına rağmen son ona kadar hiç bir şeyden süphelenmiyor ve kamyonlar onlara çarpıp sıkıştırana kadar yardım çağırmıyorlar.
-Yanlış duymuş olabilirim ama filmin bir yerinde zamanda geçmişe gidip kendi ile temas edersen yok olursun lafı geçti.Ama baş kahramınımız geçmişteki kendinin bir güzel ağzını yüzünü dağıttı.
-Gerekli yerlerden adam bulursanız kos koca yolcu uçağını canınız istediği zaman hava alanı binasına çarpabilirsiniz.İlginç bir şekilde ağzına kadar altın yüklü bu yolcu uçağını sadece 1-2 kişi korur.Olaydan sonra elinizi kolunuzu sallayarak kolayca kaçabilirsiniz.
Sanırım Nolan'ın filmin içinde geçen "Anlamaya çalışma hisset" cümlesi ile seyirce gizliden mesaj veriyor.Ama sorun şu ki ben anladığım halde film bana bir şey hissettirmiyor.Mesela David Lynch'in filmlerinden hiç bir şey anlamasanız bile sürükleyiciydi,zevkliydi,seyirciye bir şey hissettiriyordu.