Konuyla ilgili olarak, motosiklette kullanan bir dostumun yazısı aşağıdaki gibi...
Öncelikle olayın diğer tarafı olan motosikletçilerin seslerinin TGR ekranları vasıtası ile kamuoyuna aktarılmasında emeği geçen Motoron dergisi editörü sayın Alişan Fidan ve arkadaşlarına teşekkür ederim.
Güzel bir eylem oldu. Bu eylem sonu yapılan birçok değerlendirmeyi de dikkatle okudum. Ben de bu konuda kendi görüşümü paylaşmak isterim.
Lafa, konuyu televizyon ekranlarına taşıma fikrine 10, eylemin içeriğine ve sunum şekline 5 vererek başlıyorum.
Evet, böyle bir eylem çok önemliydi ve yapılmalıydı ancak eylemin yapılışı ve sunumu kamuoyunda arzu ettiğimiz algıyı yarattı mı, bu konuda şüpheliyim. Bence bu fırsat, sadece emniyet şeridi meselesinden çıkartılıp daha geniş bir bakış açısı içinde aktarılabilirdi. Konu, kamuoyu tarafından, saygısız ve kuralsız araç sürenlerin yarattığı güvensiz sürüş ortamından kaçan motosikletçilerin -emniyet şeridini yürürlükteki kanun ve mevzuatlara aldırmayarak, trafik polislerinin de hoş görüsü ile- kullandıkları şeklinde anlatıldı. Hâlbuki sebepler çok daha farklı ve çeşitli. Gelin konuyu biraz irdeleyelim.
Motosiklet, TGRT yayınında bir sürücünün çok basit ve yüzeysel bakış açısı ile söylediği gibi diğer taşıtlara eş değer bir taşıt değil.
Şöyle ki;
1- Motosiklet iki teker üzerinde hareket eden ve sürücüsünün diğer araç sürücülerine göre daha fazla beceriye sahip olmasını gerektiren bir araç.
2- Motosiklet sürücüsü, yollarda bedenen ve zihinsel olarak çok daha hızlı bir şekilde performans kaybı yaşar.
3- Motosikletin kaportası kendi ve sürücüsü. Yani bir kaza anında sürücüyü koruyacak kaporta, tampon, hava yastığı sistemi, emniyet kemeri gibi şeyler yok.
4- Motosiklet sürücüsü her türlü çevresel koşullardan daha fazla etkilenir. Örneğin, yolun ıslak olması, öndeki veya yandaki araçtan gelen yoğun egzoz gazları, ağır vasıtaların yarattığı hava türbülansları, yağmur, vb.,
5- Motosikletler diğer araç sürücüleri tarafından kolayca görülemezler. Şoförlerin trafik aynaları vasıtası ile etraflarındaki trafiği kontrol etmeleri çoğu zaman yeterli olamamaktadır.
6- Kurallara uyma alışkanlığı olmayan (herkes için geçeri değil) sürücülerin dikkat ve sakınma öncelikleri "TIR - Otobüs - Kamyonet - Otomobil - İnsan - Hayvan - Motosiklet" diziniyle şekillenmiştir. Yani, Motosiklet bu insanlara göre trafikte dikkat dilecek ve kaçınılacak son şeydir.
7- Yoğun trafikte ıstırap çekip, sabırları sonuna kadar sınanan araç sürücüleri sağlarından, sollarından ya da emniyet şeridinden giden motosikletleri (ki bu çok insanidir) kıskançlık, haset ve kızgınlıkla izlemektedirler. Bu nedenle de zaman zaman motosiklet sürücülerine akıllarınca ceza vermek adına tehlikeli hareketler yapmaktadırlar.
8- Motosikletin, ülkemizde ve özellikle büyük şehirlerde yoğun olarak trafiğe girmesi, kullanılmasının tarihi diğer taşıtlara nispeten oldukça yenidir. Bu nedenle de araç sürücüleri henüz motosiklet ve onun trafikteki yerini yeterince ve bilinçli olarak kavramış durumda değillerdir. Sonucunda da yollarda bir başka paydaşlarının olduğu bilinç düzeyine henüz ulaşamamış durumdadırlar.
9- Sorunları ve çözümlerini akıl, mantık kullanmak yerine çatışma ile bulan birçok kişi için, motosiklet üzerine sürülerek konunun kapanacağı bir taşıt durumundadır. Bir başka ifade şekli ile aracımla motosiklete istediğimi yaparım görüşü oldukça yaygındır.
10- Araç sürücüleri, motosikletlerin naif, korumasız ama bir o kadar da güçlü ve çevik olduğunun bilincinde değildir. Şuursuz birçok araç sahibi yeşil ışıkta kendinden önce çıkış yapan ve süratlenen motosikletlere gıcık olup garez duyarlar.
11- Ülkemiz trafik mevzuatları da bu konuda gerekli düzenlemeleri içermemektedir ki, bu nedenle trafik polislerinin toleranslı uygulamalarına muhtacız. Motosikletçilerin yaptığı bazı ihlallere göz yuman trafik polislerine bu yüzden minnet duyuyor ve alkışlıyoruz. Hâlbuki mevzuatlar yeterli olsa kimse kimseye muhtaç olmaz, minnet ve sevgi duymanın gerekçeleri değişirdi. Sadece işini doğru ve iyi yapanlara sevgi ve minnet duyardık.
Ben bu konudaki bakış açımı kısaca böyle özetledim. Keşke bir başka fırsat olsa ve Motosikletin bir taşıma ve spor aracı olarak trafikteki konumunu ilgili taraflarla daha detaylı ve bilinçli tartışabilsek.
Diğer taraftan Motosiklet sürücülerinin de bu soruna olumsuz anlamda birçok katkısının olduğunu da ifade etmek isterim. Biz motosiklet sürücülerinin de kendi içimize dönüp, eleştiri yapmamızın gerekli olduğuna inanıyorum. Ancak bu günkü gündemimiz bu değil.
Televizyon ekranlarında motosiklet sürücülerini bir seferliğine bile olsa görünür kılan yapımcıya ve bu yapım için aracı olanlara tekrar teşekkür eder, Kazasız ve keyifli sürüşler dilerim.
Serdar Sualp