Hadi bir tane daha anlatayım
"Ömür biter yol bitmez" diyorlar ya! Yalan

Bitiyormuş

90'lı yılların başıydı. Bir ege gezisinde Manisa civarında konaklarken etrafı keşfetmeye çıktım. Bir kaç kez aynı yerden geçtikten sonra sol tarafımda çalıklar arasında ince ve eski bir asfalt gözüme çarptı. Köylülerle tanışıp sohbet etmeyi filan çok severim. Acıkmıştım da

Girip gazladım. Hafif yukarı doğru yokuştu. Biraz sonra inişe geçeceğim derken derin bir çukura düşmem bir oldu. Çukurun dibinde de birikmiş su

Meğerse eski kurumuş bir dereymiş ve tabi sonradan öğrendiğime göre eskiden bir köprü varmış, kışın selde uçmuş köprü. Kimse oraları kullanmıyor diye de köprüyü tamir etmeyi ihmal etmişler. Tabi sonrası çile. Yola çıkıp birilerini bekle, jandarmaya git yardım iste vs vs vs.
Şimdi böyle detay yollarla karşılaştım mı önce inip biraz yürüyerek kontrol ediyorum, Ne olur, ne olmaz diye
Bir de 80'li yılların sonları gibiydi. Sola hafif kavisli bir yolda on kadar arabayı sağından gazlayarak geçmeye kalkınca yolun bitip en öndeki kamyonun köprüye girmesi var ki az daha geberip gidiyordum.
Emniyet şeridinden kamyonun arkasında ki otobüsü de geçtim yol bitti (emniyet şeridi bitti) Kamyonun arka sağ tekerinin dibinde kaldım ve kamyonla beraber köprüye girdim ama tam köşede biriken toz vitesleri indirmeye çalışırken motoru altımdan aldı.
Muhtemelen arkada ki otobüsçü kurtardı beni. Sağ aynadan yıldırım gibi gazlayarak geldiğimi görünce mesafeyi açmış ve köprü korkuluklarıına vurup vurup geri gelirken kendisi ile beraber arkasında ki tüm trafiği durdurmuştu.
Tabi karşıdan gelen bir 131 de beni ezmemek için köprüye girmeden tarlaya kırmış adamcağız.
Neyse, böyle işte
