arkadaşlar, şu ana dek güzel bir tartışma olmuş, aynı fikirlerin farklı tonlarda ve uyum içinde söylenmesi okuyana da keyif veriyor. her zaman böyle tartışmalar görmek isterim şahsen. yalnız ben birşey daha eklemek istiyorum, yazdıklarınıza ters düşmeden olur mu bilemem ama!
diyoruz ki Türkiye'yi başka ülkelerle kıyaslamayalım, dünyanın her yerinde her tür insan var. trafik magandası, sapık, tecavüzcü, keş, bağımlı, aşırı solcu/sağcı/dinci, şusu busu vs. eh olmalı da zaten çünkü bu kavramlar insanlık halleri, psikolojik tavırlar. hiçbir millete/kültüre mal edilemez. buraya kadar tamam ama şuraya takılıyorum ben:
dünyanın her yerinde bu tipler var diyoruz ama biz kendi yaşadığımız yere bakalım. bize hayatı zehir edenlere bakalım, bizim hakkımızı gasp edenlere, sıramızı ele geçirenlere, hayatımızla oynayanlara, arkasındaki bilmem kime güvenip bize sataşanlara bakalım. saymakla bitmez....
şimdi bunun sebebi eğitim demek de artık klişe oldu bence; işin kolayına kaçıyoruz. çare/çözüm üretecek durumda değilim ama bu iş sadece eğitimle olmaz, OLAMAZ! eğitimden önce aile terbiyesi gelir ve maalesef Türkiye'nin sorunu esas budur. her zaman her yerde dile getiriryorum: Atatürk öldüğünden beri bu ülke için hayırlı tek bir iş yapılmamıştır, idareciler devletin arpalarını yerken yakınları paylanmak için ses çıkarmamış, kalan çoğunluğun bir kısmı şartları zorlayarak kendini ve çocuklarını eğitmiş, terbiyesini vermiş diğer kalanlar ilkel çağların savaşçıları gibi yağmacı, ahlaksız, güç temelli yetişmeyi seçmiştir. toplumca ben yaparım, en büyük benim, ne istersem yaparım, bana bişey olmaz vs şartlanmayla yaşadığımızı unutmayın.
yeni bir kırılma olmadan bu süreç düzelemez, iş aile terbiyesinde biter. bugünün gaspçısı, teröristi, sapığı, radikali trafik canavar uzaydan inmedi aramızda yetiştiler. gözümüze baka baka, aynı yollarda yürüyerek, aynı sıralarda bekleyerek, aynı asgari ücretlere/vergilere tabi olarak. ama bazı aileler var kendinde olmasa da evladına veren onu örnek insan gibi mücevher gibi yetiştiren; o yüzden derler okumak bir yere kadar insanlık sonuna kadar diye. bir da aileler var kendinde olsa da evladına vermeyen, git çal, kap-kaç, vur-kır, bağır-çağır, sıraya girme-öne geç, düşene bir de sen tekmele vs... diyen!!! kırılma dedim önce bunlardan başlamalı, o da bizim göreceğimiz birşey değil fikrimce.
çok uzadı alakasız yerlere kaydı ama anafikride söylmek istediğim şudur: Türkiye'de dünyanın en arsız insanları yaşar (maalesef ben de siz de bu zorlama hayatın koşullarına uymuş haldeyiz), işini görene kadar herşeye eyvallah der! (itiraz etmeyin hepimiz diyoruz). geleceğimiz böyle muallakta kalır, ne insan hakkını biliriz, ne trafiği, ne yaşlılara saygıyı, ne bi yerde sıraya girmeyi, ne farklı görünene uzaylı gibi bakmamayı vs vs bitmez bu muhabbet. evet dünyada da oluyor bunlar ama kusura bakmayın siz burada yaşıyorsanız ve eleştirmiyorsanız esas bunu düşünmek gerekir. ilk yazılardan birinde amerikadaki felaket sırasında yolların tıklım tıklım dolduğu halde emniyet şeridi boş denmiş; ama bu sadece ceza korkusundan değil. insanların bilinci bunun doğru birşey olduğunu kabul etmiş artık. sadece amerika değil, benim de doğup büyüdüğüm ama şu sıralar pek bayılmadığım avrupa da böyle. kurallar vardır, insanlar da onlara uyar. neden uymak zorunda olduklarını sorgulamazlar çünkü bunun kendileri için; insanlığın ortak çıkarı için belirlendiği açıkça belirtilmiştir. yaşadıkça da tecrübe edilir.
peki bizde durum nedir? birçok ililn birçok yolunda emniyet şeridi vardır, acaba yapıldığı andan itibaren hiç boş kalmış, gerçek amacıyla kullanılmış mıdır sorarım? ne zaman ihtitaç duyulsa bazı ............lar o yolu kullanmaktadır. ancak kendi hayatından birinin canı yandığında anlayacak; o zaman da benim canım yandı yollar doluydu, bundan sonra ben de yolu kaparım herkesin canı yansın der. sakın itiraz etmeyin bizim milletimiz kendi canı yandığında başkalarını uyarmaz; aksine onların da canı yansın ister. bunu genel olarak söylemekten çekinmiyorum. bunun az sayıdaki alternatifinden biri şu içinde bulunduğumuz Motosiklet.net forumudur. ama çoğunluk bizler gibi paylaşımcı, saygılı, karşı tarafın hakkını gören ve gerçekçi değil bunu da unutmayın lütfen.
başta da yazdım kızmak yok, bunar acı gerçekler ve siz kabul etmek istemeseniz de böyle olduğunu biliyorsunuz. milliyetçilik tamam ama önce milletin genel durumunu da bir bilelim. bir de şu eğitim meselesine gelince: bu iş okullarda olmaz, ailelerde biter. kendisi okuyamamış yaşlı aile fertleri çocukları için elinden geleni yapmalıdır, imkan yoksa birşey diyemem ama artık bilim çağındayız, görüyoruz ki ne müthiş başarı öyküleri çıkıyor en olmadık yerlerden. mesele sadece devlet okul yapmadı, öğretmen yollamadı değil, insan isteyince başarıyor, ailesi cahil de olsa büyük insan olabiliyor. bu uzar da uzar ama bence bu kadar yeter.