Şimdi
@Muzaffer Topal, kısaca Muzo'cuğum. Söylediğin makineler güzel. Ancak her işi yeteri kadar yapabilenden çok farklı bir şeyden bahsediyorum. Her şeyi biraz yapanlar arasında en iyisinin gs olduğunu düşünüyorum hala, ama hondaya kesinlikle güvenirim. Motordan anlamayan adam hondaya biner. Bu demek değildir ki motordan anlayan hondaya binmez. Yine otomobilden örnek vereceğim, çünkü benim işim bir zamanlar otomobil sürmekti. Bildiğin şoför'üm ama hızlı gidebileni.
Neyse, Bmw 2002 diye bir otomobil var. 3 serisi bmw'lerin öncüsü. Bu otomobilin temiz bir örneğini bul ve sür. Sonra kalk sıfır km bir bmw'ye bin. Ne demek istediğimi anlarsın. Hissiyat aynı, haz aynı. Sürücü otomobili. Sanki o aracı yıllardır sürüyormuş hissine kapılırsın. (Elektronik kısımları hariç)
Sonra bir egea'ya bin, biraz geriye git, 131'e (Tofaş olan değil T stop olan, Fiat olan.) birbirinden farklı bambaşka iki otomobil hissettirir. Her varyasyon yeni bir adaptasyonla gelir. Markanın logosu bile 10-15 senede bir değişir bu yüzden. Biz sürekli yenileniyoruz imajı vermeye çalışırlar. Çocukluğundan bu güne kaç tane Fiat logosu hatırlıyorsun mesela? Tempra Uno vs zamanı çizgi şeklindeydi. Biraz yenilenince mavi taban defne ağacı, sonra kırmızı taban ve defne ağacı yok oldu, Şimdi Gri FIAT yazısı gibi gibi. Diğer markalarda bu pek olmaz çünkü hepsi bir miras üzerinden gider.
Aynı örnekleri Bmw değil Mercedes ve Alfa romeo'dan da verebilirim. Bu dediğim başka bir şey. Bir gün cesaret edip alırsan (konfor alanından çıkıp honda dışı bir marka tercih edeceğini sanmıyorum) ne demek istediğimi anlayacaksın. Aslında bu motosikletin seni eğlendirdiğine inanarak A noktasından B noktasına gitmek ile, "yeni motor hevesim kalmadı" arası hissiyata sahipsin. O motoru sürdüğün sürece o hissiyatın kaybolmayacak.