kem küm,
çok yüksek hızlı bir kamera ile ince akan bir musluk görüntülenirse damlacıklar halinde aktığını görürüz. İnsan gözünün algılama hızı yetmediği için onu flu ve tek şerit halinde görür. Şimdi asıl enteresan gelen bana, eğer akan bir dereyi çok çok çok çok çok çok çok hızlı bir makina ile görüntülersek yine o damlcıkları görürüz. Henüz böyle bir kamera olmamasına rağmen bu gerçek. Haliyle bildiğimiz, anlamlar yüklediğimiz hemen herşey aslında sadece bizim dünyamızda var olagelen şeyler.
mesela, bir nesnenin hızını ölçek için başka bir nesneye ihtiyaç vardır. Şöyle ki;
hız tek başına ola bir şey değildir. O harekettir. Hız bir nesnenin başka bir nesneye göre olan hareketinin ölçümüdür.
Genelde arabanın hızını ölçerken sabit duran bir nesne olduğunuzu varsayarak ölçersiniz ama aslında o bulduğunuz hız sizin hızınıza konumunuza göre o aracın hızıdır.
Hal böyle olunca Astronom Prof. olan babamla dünya'nın hızının nasıl belirlendiği üzerine çok ateşli bir tartışma geçirdik.
onun cevanı ' çok çok uzaktaki yıldızlardan bazıları okadar uzaktadırlar ve okadar yavaştırlar ki sabit olarak alınırlar ve bilimum formullerle dünya'nın hızı bulunur. '
e peki o yıldız aslında zaten durmuyorken, siz kendi hızınızı ona göre alırsanız, kendi hınızın da göreli bir hız olur.
zira bütün bildiğiniz matematik aslında bir şeylerin 'var sayarak' ya da 'yok sayarak' yapılan işlemlerdir.
duşmuşsunuzdur ; aslında A nesnesinden B nesnesine eğer kalan mesafenin yarısını alarak ilerlerseniz asla varamazsınız. çüknü her zaman geriye bir sayı kalacaktır bu yarısına bölme işleminde.
ve madem 1 ile 2 nin arasında sonsuz 'sayıda' 'rakam' vardır ozaman saat nasıl olur da 1'den 2'ye geçer, şöyle geçer; geçtiğini var sayarsan geçer.
Aslında güneş hiçbir zaman aynı saatte, aynı yerden aynı anda doğmaz ya da batmaz. Hep değişir. Yani aslında bildiğiniz tüm kavramlar gerçek değildir.
Ve nasıl insan ya da başka bir canlı uzaya çıkınca nefes alamaz basınç sapıtması olur ölür patlar bişiler olur, aynı o şekilde denizdeki balığı dışarı çıkartın, ağız haraketlerine bakın, şekline bakın aynı şeyi görürsünüz, ve o yüzden zaten denize girerken de uzaya çıkarken giyilene benzeyen kıyafetler giyilir.
Mutlak inanç diye bir şey de vardır.
Şunun gibi, arabanın nasıl yapıldığını bilmediğimiz, hatta nasıl olur da gider hiç anlamadığımız halde, frene basacağımızda duracağına olan mutlak inancımız yüzünden gaza basarız. Bu mutlak inanç doktordan alığınız ve ne olduğunu aslında hiç bilmediğiniz bir cismi iyileşeceğiniz mutlak inancı ile yutarsınız.
Aslında onu içenlerin kaçı ölmüş kaçı kalmış hiçbir zaman bilemezsiniz, sadece size söylenir, ve siz inanırsınız, çünkü onlar doktordur.
tabular burdan gelir. Bir prof. doktor demişti ki, alsında benim verdiğim ilacı içen hasta ve afrikada büyücü dediğimiz insanları verdikleri maymun bacaklarını yiyen insan arasında hiçbir fark yok. Ve şaşırtıcıdır ki, iyileştirme oranları çok ciddi durumlar hariç oldukça yakındır.
daha neler gelio aklıma neler.
aslında böyle bir sohbeti karşılıklı yapabilmek isterdim zira hiçbir arkadaşım çekici bulmuyor böyle şeyleri. amaaaan ne düşünüyon sende diolar, sonra da insan düşünen canlı diğer hayvanlardan üstün diyolar..
garip