- Katılım
- 31 Mar 2005
- Mesajlar
- 168
- Konu Yazar
- #1
Herkese günaydınlar,
Hayatımızın her döneminde belki de yüzlerce kere birşeyleri ilk defa yapmışızdır. Bunlardan sadece bizim için önemli olanları aklımızda kalmıştır.
İlk bisikletimiz
İlk motora binişimiz,
İlk sex
İlk aşk
vb...
Ben bugün sizlere hafta sonu yaşadığım bir ilk’ i anlatacam. (merak etmeyin yukarıdakilerden biri değil) :queen:
Bolkar dağlarında ki Karagöl’e yaptığımız son gezimizde karşılaştığımız dağcılar Medetsiz Zirvesinden bahsetmişlerdi. O anda bir gün mutlaka buraya çıkmalıyım demiştim. Karagöl’den döner dönmez hemen çevremde ki arkadaşlarla bir durum değerlendirmesi yaptık ve 3 kişilik bir ekiple (Bahadir, Utku ve ben) 10.Haziran Cumartesi günü Karagöle giderek kamp kurup, Pazar sabah erkenden de zirve tımanışına başlamaya karar verdik.
Ekipte ki diğer arkadaşlar ekipmanların tamdı ve daha önceden dağcılık deneyimleri vardı. Bende sazan gibi sadece bir kamp çantası ve bir yarım bileklikli bot ile zirveye çıkmaya niyetli bir yurdum insanı...
Yiyecek, giyecek ve içecekler alındı/hazırlandı ve Cumartesi saat 1’de yola çıktık. Önce Pozantı’yı gectik sonrasında Ciftehan’i çıkışından Alihoca / Maden yolundan Karagöl’e tırmanmaya başladık.
Karagöl’e geldiğimizde 2 hafta öncesine göre çok daha farklı bir manzara karşıladı bizleri. Üzerinde kaydığımız karlar erimişti ve bizden başka hiçbir kampçı yoktu.
2hafta önce
bu hafta
Çadırlarımızı kurup Çinigöl’e kısa bir gezinti sonrasında kamp ateşimizi (mangal) yakıp yemek olayına girdik. Sucuk, sosis, makarna hımmmmm.
Karagöl de bahar havası
Çini Göl'den manzaralar
Dag basında mangal keyfi
Akşam ay doğuşunu biraz izledikten sonra çadırlarımıza girip uyumaya çalıştık. Heyecandan doğru düzgün uyuyamadım.
izledigimiz rota. mavi tırmanis, kırmızı iniş
Sabah 4:30 da uyandık. Kahvaltı hazırlık falan derken sabah 06:00’da yürüyüşe başladık. Karagöl’den doğuya dogru gidip vadiden tırmanışa gectik. Her adım benim için bir ilk oluyordu ve yavaş yavaş yükseliyorduk. 2500m den başlayan yürüyüş vadinin içinde 3100m’ye kadar gelmişti ki oldukça dik bir eğimde buz uzerinde yürüyemez hale gelmiştik. Ben kayma tehlikesiyle karsi karsiya kalmıştım ve korkuyordum. Motivasyonum bir anda dibe vurdu. Arkadaslar düşersem nasıl durmam gerektigini bana anlattılar, düşsem yaklasık 400m buz uzerinde kayacak ve buyuk olasılıkla bir yerlerimi kıracaktım. Ekip arkadasım Bahadir yanıma kadar gelip karda iz yaptı ve ben onun izlerinden gecerek tehlikeli bolgeden kurtuldum. Çarşak üzerinde tırmanmaya devam ederken motivasyon bozuklugum beni olumsuz etkiledi. Yaklasık 3300m ye vadinin tepesine geldigimizde ise moralim yerine gelmisti.
Ufukta Aladağlar tüm heybeti ile bizleri büyüleyen bir şekilde duruyordu. Hızla yukselen bulutlar bu manzarayı kısa surede perdeledi ve az önce tırmandıgımız vadi bir anda bulutlar icinde kaldı. Sırta doğru yamaçta ki patikadan yürümeye başladık, Eğim çok dikti ve ben çarşaklarda yürüyemiyordum, patika yolu bulamamıştık. Bahadır telsizle uyardı “ beni takip etme yol çok kaygan direk sırta tırman “ telsizden bu anonsu duyduğumda adeta ikinci bir şok yaşadım çünkü ayağımın altından kayan taşlar yaklaşık 30sn boyunca aşağı uçuruma yuvarlanıyordu ve ben her an düşecekmişim gibi hissediyordum. Çok şükür sırta çıktım ama artık benim için geri dönme vakti geldiğini düşünmeye başlamıştım. Sırtta ilerlerken de sağımda ve solumda ki uçuruma bakıp tedirgin oluyordum.
Durumu fark eden arkadaşlar beni motive edip bu şekilde devam etmemem gerektiğini daha yolumuzun çok olduğunu ve eğer devam edeceksem kendimi toparlamam gerektiğini söylediler. O an Medetsiz piramidine uzunca bir sure baktım ve bazı sebeplerden dolayı vazgeçmek istemedim, sonuna kadar devam etmek istedim. Kendimi toparladım ve yola devam ettim. Dağ sırtlarında ve patikalarda kimi zamanlar beni çok korkutun uçurum kenarlarında yürüdükten sonra zirvenin piramidin altına kadar geldik. Bu noktada patikayı kaybettik bu yüzden gücümüzün yettiğince dik tırmanmaya başladık.
Sonunda zirveye gelmiştik. Medetsiz Tepesi ayaklarımızın altındaydı. Saat 13:30. Yedi bucuk saat suren tehlikelerle dolu bir yolculuk zirvede sona ermişti. O an kelimelerle tarif edilemeyecek duygular yaşıyordum. Hava çok bulutlu olduğu için hiçbir sey goremiyorduk ama zirveye çıkmış olmak inanılmaz tatmin ediciydi. Konserve barbunya, salamlı sandwich yedikten ve caylarimizi ictikten sonra 45dk kadar dinlenip iniş yolculuğuna başladık.
Kendime güvenimi tekrar kazanmıştım ve motivasyonum tavana vurmuştu. İnişe saat 15:00’da başladık. Çarşakta inmek çıkmaktan çok daha kolaydı. Kontrollu bir şekilde kayarak iniyorduk. Engelleri birer birer aştık ve bazi noktalar hariç sıkıntı yaşamadan inişi planladığımız sırta kadar geldik. Ben geldiğimiz yerden dönmemeyi onerdim ve iniş için daha kolay olabilecek bir vadi belirledik. Burdan aşağıya kadar çoğunlukla çarşakta, kimi zamanlarda da karda kaymak suretiyle yolun büyük kısmını geçtik. Ufak tefek bir iki olay dışında sorunsuzca aşağıya indik. İniş inanılmaz keyifliydi. Fakat eğimli kısım bittikten sonra hala yurunmesi gereken bir saatlik düz sayılabilecek bir yol vardı. Çok şükür problemsiz bir şekilde saat 19:00’da kamp yerine geldik. 22km lik zirve tırmanışımız artık bitmişti. Birbirimizi tebrik edip biraz dinlendik ve çadırları toplamaya başladık. Arabaya doğru yürüyüşe başladığımızda artık hava kararmıştı ve biz fiziksel olarak tükenmiştik. Adana ya saat 24:00’da ulaşabildik.
Sonuçta bu deneyimden su dersleri çıkarttım,
Doğa sever ve maceraperest biri olarak dağcılığın ne kadar büyüleyici olduğunu; ruhen ve zihnen ne kadar dinlendirici olduğunu anladım.
Fakat bunun yanında, dağcılığın şakaya gelir yanı olmadığı, doğru ekipman, tecrübe ve kondisyon olmazsa boyundan büyük işlere kalkışmamak gerektiğini tecrübe edindim.
Bir daha ki sefere daha bilinçli bir tırmanışa kadar şimdilik hoşça kalın.
sizi Bolkar'lardan fotograflarla bas basa bırakıyorum
sabah gunes dogarken
tırmanışın basları, yavas yavas yukselirken
tırmandıgımız vadi de karlarda ilerlerken ben
mavi polarla Bahadir, kırmızı polarda Utku, eğim giderek artıyor
tırmanıs yaptıgımız vadiden bir kac goruntu
sonunda vadiden cıkıyoruz ve ufukta Aladağlar
Medetsiz Zirvesi ilerde gozukuyor
ama gidis icin gecilmesi gereken sırtlar, aşılması gereken engeller var
yol üzerinde bazi molarlardan goruntu ve ekip arkadaslarim
Bahadir
Utku
3300m de bir cicek. Burda nasıl yasayabiliyor anlam zor.
veeeeeee o buyuk an...
zirve, 3524m
bulutların icinden Bahadir çıkıp geliyor
ve Utku Zirve Defterini çıkartıyor
ekip fotosu cekip donuş'e geciyoruz
inmeye karar verdigimiz vadi
ufukta kamp yeri gozukuyor
egim cok dik ama kayarak iniyoruz. kimi zaman çarşakta kimi zaman karda
ve sonunda göl kenarına varıyoruz
Not:
1. Bu sitenin motosiklet forum sitesi oldugunu biliyorum, benim bu gezimde motor olmadığı halde paylaşmak istedim; anlayışla karşılayacagınızı umuyorum
2. Fotograflarda saat etiketi olanlar bana digerleri Bahadır'a ait ve benim saatim 1 saat geri
teşekkurler
Hayatımızın her döneminde belki de yüzlerce kere birşeyleri ilk defa yapmışızdır. Bunlardan sadece bizim için önemli olanları aklımızda kalmıştır.
İlk bisikletimiz
İlk motora binişimiz,
İlk sex
İlk aşk
vb...
Ben bugün sizlere hafta sonu yaşadığım bir ilk’ i anlatacam. (merak etmeyin yukarıdakilerden biri değil) :queen:
Bolkar dağlarında ki Karagöl’e yaptığımız son gezimizde karşılaştığımız dağcılar Medetsiz Zirvesinden bahsetmişlerdi. O anda bir gün mutlaka buraya çıkmalıyım demiştim. Karagöl’den döner dönmez hemen çevremde ki arkadaşlarla bir durum değerlendirmesi yaptık ve 3 kişilik bir ekiple (Bahadir, Utku ve ben) 10.Haziran Cumartesi günü Karagöle giderek kamp kurup, Pazar sabah erkenden de zirve tımanışına başlamaya karar verdik.
Ekipte ki diğer arkadaşlar ekipmanların tamdı ve daha önceden dağcılık deneyimleri vardı. Bende sazan gibi sadece bir kamp çantası ve bir yarım bileklikli bot ile zirveye çıkmaya niyetli bir yurdum insanı...
Yiyecek, giyecek ve içecekler alındı/hazırlandı ve Cumartesi saat 1’de yola çıktık. Önce Pozantı’yı gectik sonrasında Ciftehan’i çıkışından Alihoca / Maden yolundan Karagöl’e tırmanmaya başladık.
Karagöl’e geldiğimizde 2 hafta öncesine göre çok daha farklı bir manzara karşıladı bizleri. Üzerinde kaydığımız karlar erimişti ve bizden başka hiçbir kampçı yoktu.
2hafta önce
bu hafta
Çadırlarımızı kurup Çinigöl’e kısa bir gezinti sonrasında kamp ateşimizi (mangal) yakıp yemek olayına girdik. Sucuk, sosis, makarna hımmmmm.
Karagöl de bahar havası
Çini Göl'den manzaralar
Dag basında mangal keyfi
Akşam ay doğuşunu biraz izledikten sonra çadırlarımıza girip uyumaya çalıştık. Heyecandan doğru düzgün uyuyamadım.
izledigimiz rota. mavi tırmanis, kırmızı iniş
Sabah 4:30 da uyandık. Kahvaltı hazırlık falan derken sabah 06:00’da yürüyüşe başladık. Karagöl’den doğuya dogru gidip vadiden tırmanışa gectik. Her adım benim için bir ilk oluyordu ve yavaş yavaş yükseliyorduk. 2500m den başlayan yürüyüş vadinin içinde 3100m’ye kadar gelmişti ki oldukça dik bir eğimde buz uzerinde yürüyemez hale gelmiştik. Ben kayma tehlikesiyle karsi karsiya kalmıştım ve korkuyordum. Motivasyonum bir anda dibe vurdu. Arkadaslar düşersem nasıl durmam gerektigini bana anlattılar, düşsem yaklasık 400m buz uzerinde kayacak ve buyuk olasılıkla bir yerlerimi kıracaktım. Ekip arkadasım Bahadir yanıma kadar gelip karda iz yaptı ve ben onun izlerinden gecerek tehlikeli bolgeden kurtuldum. Çarşak üzerinde tırmanmaya devam ederken motivasyon bozuklugum beni olumsuz etkiledi. Yaklasık 3300m ye vadinin tepesine geldigimizde ise moralim yerine gelmisti.
Ufukta Aladağlar tüm heybeti ile bizleri büyüleyen bir şekilde duruyordu. Hızla yukselen bulutlar bu manzarayı kısa surede perdeledi ve az önce tırmandıgımız vadi bir anda bulutlar icinde kaldı. Sırta doğru yamaçta ki patikadan yürümeye başladık, Eğim çok dikti ve ben çarşaklarda yürüyemiyordum, patika yolu bulamamıştık. Bahadır telsizle uyardı “ beni takip etme yol çok kaygan direk sırta tırman “ telsizden bu anonsu duyduğumda adeta ikinci bir şok yaşadım çünkü ayağımın altından kayan taşlar yaklaşık 30sn boyunca aşağı uçuruma yuvarlanıyordu ve ben her an düşecekmişim gibi hissediyordum. Çok şükür sırta çıktım ama artık benim için geri dönme vakti geldiğini düşünmeye başlamıştım. Sırtta ilerlerken de sağımda ve solumda ki uçuruma bakıp tedirgin oluyordum.
Durumu fark eden arkadaşlar beni motive edip bu şekilde devam etmemem gerektiğini daha yolumuzun çok olduğunu ve eğer devam edeceksem kendimi toparlamam gerektiğini söylediler. O an Medetsiz piramidine uzunca bir sure baktım ve bazı sebeplerden dolayı vazgeçmek istemedim, sonuna kadar devam etmek istedim. Kendimi toparladım ve yola devam ettim. Dağ sırtlarında ve patikalarda kimi zamanlar beni çok korkutun uçurum kenarlarında yürüdükten sonra zirvenin piramidin altına kadar geldik. Bu noktada patikayı kaybettik bu yüzden gücümüzün yettiğince dik tırmanmaya başladık.
Sonunda zirveye gelmiştik. Medetsiz Tepesi ayaklarımızın altındaydı. Saat 13:30. Yedi bucuk saat suren tehlikelerle dolu bir yolculuk zirvede sona ermişti. O an kelimelerle tarif edilemeyecek duygular yaşıyordum. Hava çok bulutlu olduğu için hiçbir sey goremiyorduk ama zirveye çıkmış olmak inanılmaz tatmin ediciydi. Konserve barbunya, salamlı sandwich yedikten ve caylarimizi ictikten sonra 45dk kadar dinlenip iniş yolculuğuna başladık.
Kendime güvenimi tekrar kazanmıştım ve motivasyonum tavana vurmuştu. İnişe saat 15:00’da başladık. Çarşakta inmek çıkmaktan çok daha kolaydı. Kontrollu bir şekilde kayarak iniyorduk. Engelleri birer birer aştık ve bazi noktalar hariç sıkıntı yaşamadan inişi planladığımız sırta kadar geldik. Ben geldiğimiz yerden dönmemeyi onerdim ve iniş için daha kolay olabilecek bir vadi belirledik. Burdan aşağıya kadar çoğunlukla çarşakta, kimi zamanlarda da karda kaymak suretiyle yolun büyük kısmını geçtik. Ufak tefek bir iki olay dışında sorunsuzca aşağıya indik. İniş inanılmaz keyifliydi. Fakat eğimli kısım bittikten sonra hala yurunmesi gereken bir saatlik düz sayılabilecek bir yol vardı. Çok şükür problemsiz bir şekilde saat 19:00’da kamp yerine geldik. 22km lik zirve tırmanışımız artık bitmişti. Birbirimizi tebrik edip biraz dinlendik ve çadırları toplamaya başladık. Arabaya doğru yürüyüşe başladığımızda artık hava kararmıştı ve biz fiziksel olarak tükenmiştik. Adana ya saat 24:00’da ulaşabildik.
Sonuçta bu deneyimden su dersleri çıkarttım,
Doğa sever ve maceraperest biri olarak dağcılığın ne kadar büyüleyici olduğunu; ruhen ve zihnen ne kadar dinlendirici olduğunu anladım.
Fakat bunun yanında, dağcılığın şakaya gelir yanı olmadığı, doğru ekipman, tecrübe ve kondisyon olmazsa boyundan büyük işlere kalkışmamak gerektiğini tecrübe edindim.
Bir daha ki sefere daha bilinçli bir tırmanışa kadar şimdilik hoşça kalın.
sizi Bolkar'lardan fotograflarla bas basa bırakıyorum
sabah gunes dogarken
tırmanışın basları, yavas yavas yukselirken
tırmandıgımız vadi de karlarda ilerlerken ben
mavi polarla Bahadir, kırmızı polarda Utku, eğim giderek artıyor
tırmanıs yaptıgımız vadiden bir kac goruntu
sonunda vadiden cıkıyoruz ve ufukta Aladağlar
Medetsiz Zirvesi ilerde gozukuyor
ama gidis icin gecilmesi gereken sırtlar, aşılması gereken engeller var
yol üzerinde bazi molarlardan goruntu ve ekip arkadaslarim
Bahadir
Utku
3300m de bir cicek. Burda nasıl yasayabiliyor anlam zor.
veeeeeee o buyuk an...
zirve, 3524m
bulutların icinden Bahadir çıkıp geliyor
ve Utku Zirve Defterini çıkartıyor
ekip fotosu cekip donuş'e geciyoruz
inmeye karar verdigimiz vadi
ufukta kamp yeri gozukuyor
egim cok dik ama kayarak iniyoruz. kimi zaman çarşakta kimi zaman karda
ve sonunda göl kenarına varıyoruz
Not:
1. Bu sitenin motosiklet forum sitesi oldugunu biliyorum, benim bu gezimde motor olmadığı halde paylaşmak istedim; anlayışla karşılayacagınızı umuyorum
2. Fotograflarda saat etiketi olanlar bana digerleri Bahadır'a ait ve benim saatim 1 saat geri
teşekkurler