Yaşam bilgeliği üzerine aforizmalar'ı da okudum elimde var.
Mistik konulardan çok, genel olarak hayata kafa yorma benimkisi, nedenini, niçinini biraz fazla sorgulamak dahası merak ve gerçek bilgi edinme arzusu sanırım. Zaten bunu yapmaya başladığın anda felsefenin kapılarından içeri girmişsin demektir.
Ama mistikten akla ilk gelen din mevzusunda da, geçen yıla kadar muammalı bir şekilde okuduğumu söyleyebilirim. Bilhassa da karşı bakış açılarını irdeleyerek. Bu konularda korkmadan konuşabilecek ve düzgün argümanları ve konuşma akçeleri olan insanları bulmak zor. Üstelik öyle bir mantalite var ki, hemen size yaftayı yapıştırabiliyorlar, hatta sizinle konuşurken size hak verip arkanızdan envayi çeşit yakıştırma yapabiliyorlar. Ben o yüzden bu tip(bilhassa din) mistisizm v.s. konuları (hatta son dönemde siyaset de dahil) herkesle konuşmama kararı aldım, çünkü geniş bir bakış açısıyla ve kendi kabulleri, inançları ve ideolojilerinden sıyrılarak tartışacak, konuşacak insan bulmak çok zor bu topraklarda. Kendi kutsal kitabını ana dilinde bir kez bile okumamış yığınlardan bahsediyoruz netice olarak. Kutsalın kişiye ait, kişisel bir şey olduğunu kabullenmeyip, herkese kendi kutsalını, inancını, ideolojisini dayatan, hatta öyle değilsen neredeyse seni insan bile saymayanlardan bahsediyoruz... Çok acayip sıkıntılı, giderek saçmalaşan, konuşmanın fayda vermediği bir mecra neredeyse.
Neyse dediğin gibi konumuza dönelim. Konu neydi muhterem?:cherry:
Ha bak Prof.Ahmet Arslan'ın çok övülen
Felsefeye Giriş'ini aldım geçenlerde, hala okuyamadım ama felsefe okumaya başlamak için biçilmiş kaftan diyenler var. Ki ben uzun yıllardır epeyce okudum ama bu kitabı duymamıştım, kaçırmışım. Kendisini tv'de izledim, youtube'da filan, fena gelmedi bana, yakın zamanda elimdekileri bitirip okuma azmindeyim bakalım, hatta o gazla, onun çevirdiği bir kaç kitap daha aldım, biri de Aristoteles'in Metafizik'i(Ne halt edeceksem o tuğla ile

). Sonra dayanamayıp sahaflardan YKY yayınlarının cogito serisinden çıkmış olan yine Aristoteles'in Fizik'ini de aldım. hani bölüme girmeden kitaplığı düzüyorum anlayacağın.
Ben de biraz takıntılı bir kitap takibi ve ne yapıp edip edinme durumu var. Mesela bir çizgiroman okudum Epileptik, müthiş de bir kitap, ödüllü filan, orada çizer sık sık Stepler İmparatorluğu kitabından bahsediyor, kafama taktım ya, ille alacam, meğer bizim TTK kitabı basmış zamanında ama piyasada yok. Sahaflarda bir kaç tane buldum ama fahiş fiyat, sonunda biriyle sıkı pazarlık edip sıfır halde aldım bir tane o kitaptan. Sonra TTK'ya da yazdım, yahu böyle bir kitabı neden bir daha basmıyorsunuz filan diye. Bu şekilde bir kitap ya da filmde görüp aldığım bir sürü kitap var. Bir başka örnek, Ş.Süreyya'nın ikinci adam'ını okurken oldu, ikinci dünya savaşında almanların rusyada batağa saplanışını orada görev yapmış bir alman subayın günlüğüyle anlatan bir kitap adı şu an aklıma gelmedi. Ne yapıp edip buldum hem de Türkçeye çevirenin imzası ile buldum sahaflardan inanılmaz bir fiyata. Acayip de zevkli oluyor böyle kitap edinmek.
Yakın tarih, siyasi tarih, felsefe, seyahat(tabii içi dolu seyahatlerden bahsediyorum), popüler bilim tarzı konular ilgimi çekiyor, tabii ki roman v.b. gibi türleri zaten okuyorum, ama son dönemde yukarıdaki konularda daha fazla okuyorum sanırım. Hatta aldığım bazı çizgi romanlar bile bu tip kitaplar. Bu arada çizgi romanlara da bayılıyorum. (Yine Tommiks Teksas'dan ziyade tek kitap ya da kısa seri tarzı olanları seviyorum Mesela Persepolis, mesela Zehra'nın Cenneti, mesela Sıradan Zaferler. Seri olaraksa Ken Parker'ın hastasıyız efem. Mister No'yu da ara ara alır okurum.

)
Hele hele
Antonio Altarriba'nın Uçma Sanatı'nı inanılmaz beğendim, bana göre bir başyapıt çizgi roman mevzusunda. Devamı olan
Kırık Kanat'ı da peşine okumak şart. Bu kitapları okuyunca zaten insan sağlam bir edebi roman okumuş ya da sıkı bir film izlemiş gibi oluyor. Neyse ki dilimize çevrilmişler.
[/url][/IMG]