en basitinden, geçen 120 km gibi bi süratle giderken hiç beklemediğim anda üzerinden geçtiğim yağımsı birşey nedeni ile ön tekerim kaydı ve yere yapıştım.
daha kötüsü ön tekerim kaydığı için motoru önüme alamadım ve motorla birlikte bir süre sürüklendim.
hiç yara almadan ayağa kalkıp motorumu düzelttim. çünkü
ayağımda puma motor botları vardı. motor beni sürüklemesine rağmen beraberinde sürklenen botumun sadece metal tamponları ve bir plastik yastığı çizilmişti.
dizliğimin kalınlığı sürtünme dolayısı ile yarısına inmişti ( sürtündüğü için yırtılma yada kesilme gibi değil. erimekten dolayı yarıya inmişti. )
montumun kolunun dış kumaşıu paramparça olmuştu. ama içindeki kumaş sadece hafif deforme olmuş ve altındaki plastik korumada hiç bir hasar yoktu.
eldivenlerim... hiç yara almayışımda eldivenlerimin rolü büyük. düşünce ilk yaptığım elimi yere yaslayıp sürüklenmeyi önlemek adına fren yapmıştım. parmak uçlarımın acıdığını hissettiğimde eldivenin yırtıldığını düşündüm. ama baktım durunca ilk ellerime baktığımda eldivene hiç birşey olmadığını, iç tarafındaki tamponlar dolayısı ile sadece iki parmak ucumda hafif morluk dışında hiç bir hasar olmadığını gördüm. daha önceki tecrübelerim dolayısı ile kafamı yere dokundurmadan kazayı atlattım. ancak kafam bi şekilde yere çarpsaydı da o açıdan da içimin rahat olacağını, çünkü kullandığım nolan marka fullface kaskın beni bunun gibi bir kaza için yeterince koruyacağını iyi biliyordum.
bütün bunların yanında, daha önemlisi düştüğümde beni hiç bir araç ezmedi. çünkü kuralımdır. düştüğümde arkamdakinin duramayacağı kadar yakınımdan takip edilmeyi kesinlikle kabul etmem. ya basar giderim ya yol veririm.
kask = 150 €
mont = 250 €
dizlik = 90 $
eldiven = 90$
bot = 300 €
bellik = 50 €
hatırladığım korumalarım bu fiyatlardı. şimdi düşünelim basitçe. bu korumaları almasaydım
ucuz, idare edicek bişiyler giyseydim ne olurdu senaryosu :
bot değil ayakkabım olurdu. ilk darbede ayakkabı yırtılır ayak bileğim en iyi ihtimalle hemen burkulur, ayaklık fren peg'i vesaire ayağıma derin yaralar açardı.
dizliğim olsa bile idare edicek bir dizlik ilk çarpamada kırılır, diz kapağım yerde o süratle sürtünme dolayısı ile eski haline gelmeyecek şekilde ya içine girer ya tamamen ayrılırdı. yere ikinci çarpan dirseğimdeki kıkırdak tamiri mümkün olmayan bir hasar alır ve ömür boyu sağ kolumu tam işleviyle kullanamazdım. uzun süre elimin yerle temas ettiğini düşünürsek geçenlerde arkadaşımın bütün ısrarlarıma rağmen eminönünden aldığı 25 ytl'lik eldivenler dolayısı ile avuç içi ve parmaklarım parçalanmış olur ve sağ elimi bir daha kullanamazdım. bütün bunları düşünürken kafamı yere temas ettirmeme gayretinden bihaber olur ve kafayı yere vurur, idare edicek bir kaskla kafamı korumak değil, kırılan kask parçalarımın kafamda açacağı derin kesiklerden akacak kan dolayısı ile hastaneye varmadan hayatta kalabilir miyim diye düşünürdüm.
benim vücudum, bütün bunlardan fazlasıyla değerli. onu geçtim, sevdiklerim benim için değerli. bir kazada ölüp gitsem acısı hafifler zamanlar. birkaç yıl sonra buruk hatıralarda kalırım. ama ölmez de yarım bir insan olarak kalırsam, beni her gün o halde görmek sevdiklerimi ölümümden beter eder. bu sadece benim için değil sizin için de öyle. korumalarınızı önce kendiniz değil, sevdikleriniz için giyin. kız arkadaşınız nişanlınız eşiniz çocuğunuz anneniz babanız... bu gün alabileceğiniz bir motosiklet 2000 ytl'den başlıyor. eğer finansınız sadece 2000 ytl'ye motosiklet almaya yetiyorsa, biraz daha bekleyin derim.birkaç motosikletli arkadaşınızı ikna ederek arada size uyuyorsa onun korumaları ve motosikleti ile bu hevesinizi bir süre erteleyebilirsiniz. ancak 2000 ytl'ye motosiklet alıp 200 ytl'ye de koruma takımını dizerseniz " motosiklet zaten 120'yi geçmiyor " sizi kurtarmaz. ben 30'la düşüp ölen de biliyorum. sizin hayatınız size göre ucuz olabilir. sevdiklerinize göre siz değerlisiniz.
bazen burda sitemizde de tanımadığımız insanların ölüm haberini okuyor kötü oluyoruz. geçenlerde okumuştum. murat çevik idi sanırım ismi. motor servisinde bir akşam sadece motosikletler üzerine 10 dk'lik bi muhabbetimiz olmuştu. başka hiç muhabbetimiz olmadı. ismini bile bilmiyordum. ancak kaza haberini ve resmini görünce bi ter boşandı. bi hüzün çöktü içime. kaskının kemerini takmış olsa belki böyle hissetmeyecektik. bilirim ki korumalarına çok önem verirdi. ama bir gün sadece kaskının kemerini bağlamayışı onun için üzülmemize sebep oluyorsa, ne korumalar ne koruyucu melek tanımıyor trafik. bizi koruyabilecek en güçlü şey sevdiklerimize olan hassasiyetimiz diyorum. çünkü kazasından 4-5 gün sonra aynı serviste babası ile tanıştım yukarıda bahsettiğim arkadaşımızın. adamın tüyleri hala diken diken, dokunsan dağılacak gibiydi. zor ayakta duruyordu.
bizlerse burda iyi bir koruma olmasından ve kat kat giyinmenin de hoş olmadığından korumanın fiyatından bahsediyoruz.
koruma kurtarmaz arkadaşım. bilinç kurtarır.
korumanın iyisinden aldığın gibi gidip bir de profesyonel eğitimini al. ortalama başarılı korumalar kadar para tutar bu eğitimler. ama düştüğünde seni kurtaracak şey korumaların değil ne yapacağın hakkında sana fikir verecek soğuk kanlılıktaki bilincin olur.
motorunla arada bir fren çalış. yılda bir lastik takımı ve 4 - 5 çift fren balatası değiştirmek çok ciddi bir maddi yük değildir. motorunla fren çalışırken düşmek trafikte düşmenden daha az maddi ve manevi zarar verir.
bu yazımı buraya kadar okuduysan da sitemkâr tavrım için kızma. eğer okuduğunu anladıysan zaten kızıyor olmaz hak veriyor olursun.
duygusal tavrım için de ayrıca özür dilerim. bir çok tanıdığım tanımadığım insanın bu keyif peşinde öldüğünü düşünürsen bunun insancıl birşey olduğunu da hatırlarsın
özür diliyor ve bitiriyorum.