Yine melankolik önermeler, yine mizantropik argümanlar, yine yaşam hakkı safsataları, yine rijit konumlanmalar...
Bu ülkeye yerleştirilen şu patili can dostu ajitasyonundan kurtulmak kolay olmayacak besbelli. Devasa bir lobinin dişlilerini beslemek için, vicdanlara oynayan rezil bir tutumla baş etmek de kolay değil. Hele hayvanseverliği, sadece belli bir türe adanan ayrıcalık olarak dayatanlarla tartışmak hiç değil. Daha düne kadar sokaklardaki köpekleri zehirlemeyi görev edinen belediyelerin, bugün koca koca reklam afişleri ile en büyük can dostu pozlarını vermeleri kadar iğreti bir dönemden geçiyoruz. Herkes bu furyada kendi konforlu alanını genişletme derdinde. Herkes can dostu kesildi, en büyük hayvan sever onlar. En uzağa onlar gitti, en çabuk da onlar döndü...
Bu meselenin göz yumuldukça içinden çıkılmaz bir yumağa dönüştüğünü fark etmiyor musunuz? Kısırlaştırma, sahiplendirme, barındırma vb. çözümler için makul sayının ıskalandığını anlamıyor musunuz? 2000'li yıllara kadar hepimiz vahşi, hayvan sevmez, cani, kedi köpek düşmanı mıydık? 2004 yılında bu ülkenin böğrüne sokulan şu ne dediği belli olamayan 5199 Sayılı Yasa'ya değin, ülkede hiç hayvan sahibi yok muydu? Son 20 yıl da mı aklımız başımıza geldi? Lütfen bana ama belediyeler görevini yapmadı, ama belediyeler kısırlaştırmadı, am şu, ama bu, vs demeyin. Sanki o güne kadar belediyelerimiz dünyanın en kaliteli hizmetini veriyorlardı da, başıboş köpek meselesini mi savsakladılar? Yahu belediyeler işçisinin maaşını ödeyemiyor, temel hizmetlerini yerine getiremiyor, nasıl olacak da milyonlarca kedi köpeği besleyip, kısırlaştırıp, barındıracaklar? Yasa çıkarılırken Türkiye gerçeklerinden bihaber miydik? Beklenen sonuç sürpriz miydi? Peki hala aynı söylemde ısrar ederek, nasıl farklı sonuçlara ulaşmayı umuyoruz?
Yahu bu ülkede küçücük çocuklar, sizin o can dostu dediğiniz parazit dolu işe yaramaz yaratıklar tarafından parçalanıyor. Hiç mi düşünmüyor musunuz? Hala yaşam hakkı safsatası? O çocukların yaşam hakkı? O çocukların aileleri? Kendinizi o çocukların, gençlerin, yaşlıların yerine koyuyor musunuz? Sizin çocuğunuz parçalanıp öldürülse, hala "ama can dost onlar, onların da yaşam hakkı var" mı dersiniz? Hala "ama onların yaşam alanını işgal ettik" saçmalığına mı sığınırsınız? Eyy forum ahalisi, yanıt ver. Ne yaparsınız? Bırakın uzun uzun melankolizmi. Bırakın yaşam hakkına saygı kostümüyle yaptığınız içi boş retoriği. Net yanıt verin. Amasız, fakatsız...
Bu mesele önünde sonunda çözülecek. Problem, o güne kadar daha ne kadar acıya katlanmak gerekecek. Her çocuk ölümünden sonra hep aynı beylik laflarla günü mü kurtaracağız, yoksa artık kangrene dönüşen ve sosyal özgürlük alanımıza tecavüz eden başıboş köpek sorununa uygar dünya normlarını kerteriz alarak çözüm mü arayacağız?
Soru bu, gerisi lafü güzaf...