- Katılım
- 13 Tem 2005
- Mesajlar
- 198
- Konu Yazar
- #1
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
Bu hafta sonu gerçekten çok sıcak geçti.Serinleyeyim diye havuza gittim cumartesi günü.Ama ne çare?..
ale: Serinleyemiyorum.Havuzun suyuyla çay demlenir.:mrgreen: Bir ara şezlongumda bir sağa bir sola kıpraşırken Kızıl Tilki'nin sesi çınladı kulaklarımda:"Şşşşt...Heyyyy..Hadi gelsene...Senin ilacın bende:bounce: ..."
Tilki'nin sesine kulak verdim ve öğlen saat 14:00'te terkettim havuzu.Hem ben suya girip biraz da olsa serinlemeye çalışırken zavallı Tilki dışarıda, güneşin altında, aç, susuz, rüzgarsız dursun muydu?İnsan yoldaşına böyle mi yapardı?:cat: Hemen tam koruma giyindik...
Tam marşa bastım burnuma ızgara köfte kokusu geldi.Bu da "nereye gideyim" sorusuna cevap oldu:Tekirdağ!:mrgreen:
Tekirdağ'a giderken yolda sabredemem diye atıştırmalık bir iki sandviç ve suyumu da alıp vurduk kendimizi yola.Zaten kaç gündür sayıklıyordum "yol da yol" diye.
Büyükçekmece Silivri arasında şöyle bir durup baktım."Valla gidilesi yol" dedim.

İstanbul'dan uzaklaştıkça yol da güzelleşiyordu.

Yolun sağı solu boşalmaya, evler yerlerini ucu bucağı görünmeyen ovalara bırakmaya başladı.İnsanın yalnızlığı sevdiği ender durumlardan bir tanesi.Bunu da sadık yoldaşım Tilki ile tattım.:salut:

Bir ara, "hazır mayom da yanımda.sahile inip bir denize girsem mi" diye düşündüysem de acele etmeden yolun keyfini çıkarma fikri daha ağır bastı.Devam ettim.

İşte Tekirdağ göründü.:thumleft: Hazı Tekirdağ'a gelmişken bir noktaya değinmekte fayda görüyorum.İstanbul-Tekirdağ istikametinde Selimpaşa'dan sonra asfalt çalışması var.Yol bazı bölümlerde tek şeride düşüyor ve zemin son derece kötü.Şimdilik otoyolu kullanmak en iyisi.

Şehir merkezini yürüyerek gezeyim dedim.Hem Tilki de biraz dinlensin.Park edecek güvenli bir yer ararken bir de baktım Tilki'nin ikizi yolun sol tarafında.Hemen yanına bıraktım.Ben gezerken kardeşiyle vakit geçirsin.Bu ikizi bir yerden tanıyorum ama emin değilim.Dur bakalım.Dönüşte yine bakınırız etrafa.Sahibi belki MT ailesindendir.

Şehir merkezini dolaşırken Tekirdağ'a kanım ısındı hemen.Şehrin her yerinde çok sayıda motosiklet (çoğunlukla scooter) görebiliyorsunuz.

Ama keşke kasksız ve terlikle iki teker kullanan arkadaşları görmesek.
r:

Hem fazla vaktim olmadığından hem de karnım acıktığından şehir merkezinde fazla gezmedim.Ama birkaç fotoğraf almayı da ihmal etmedim.

İşte bir kasksız daha enselendi.:cat: Maalesef.:farao:

Kiraz festivalini kaçırmışız.Ama motorcu umduğunu değil bulduğunu yer.Nitekim Tekirdağ'da yiyecek güzel birşeyler bulmak zor değil.Her yerde Tekirdağ köftesi var.Bir de bir çorba var ama adını anmayacağım.Donniedarko (Hasan) bozuluyor.:mrgreen:

Az sonra içine gireceğim yer.:flower:

Bu da girmiş halim.Köfteleri yutarken.

Yemekten döndüğümde Tilki'nin kardeşinin sahibi ile tanışma şansım oldu.Ailemizden "tekirdag" isimli kardeşimizmiş meğer."X max kullanıcıları" topiğinde konuşuyorduk ama tanışmak da nasipmiş.Sağolsun çok misafirperver davrandı.Yemek ikram edip ağırlamak istedi ama artık dönüş vakti geldiğinden bir hatıra fotoğrafı ve tatlı, kısa bir sohbetten sonra yola çıktım.

Akşam güneşiyle huzura kavuşan ıssız yollar yoldaşımla beni bekliyor.Bu arada sıcaklık öğleye oranla 5 derece düştü.Allah'tan işkembe çorbasını pul bibere boğmuştum.Yanıyoruuuuuummm.

Dönüşte otoyolu tercih ettim.Bağlantı yolu ise çok çok güzeldi.Arada bir kıvrımlanan, pürüzsüz, ucu bucağı görünmeyen, iki tarafında engin ovalar bulunan ferah mı ferah bir yol.




Manzara değişti ama aldığımız keyif aynı kaldı.O yol hiç bitmesin istedik.




Bu da "Şimdi bir Pegaso'm olsaydı" dedirten ayçiçek tarlası.::secreet: Kızıl Tilki duymasın.

Ben ayçiçek tarlasına bakıp hayal kurarken o da manzaranın keyfini çıkarıyordu.

Çok güzel bir geziydi.İnşallah bir dahaki sefere iki teker kardeşlerim de yanımda olur.Yollar gideriz.İstanbul'a dönerken bir ara aklıma geldi.İçimde bir ses "Arkana bak.Hiç görmeden geçip gittiğin bir güzelliği geride bırakmış olabilirsin." dedi.Hemen durdum ve geriye baktım.Gün bitiyordu.

Ve bitti.

Tilki'nin sesine kulak verdim ve öğlen saat 14:00'te terkettim havuzu.Hem ben suya girip biraz da olsa serinlemeye çalışırken zavallı Tilki dışarıda, güneşin altında, aç, susuz, rüzgarsız dursun muydu?İnsan yoldaşına böyle mi yapardı?:cat: Hemen tam koruma giyindik...
Tam marşa bastım burnuma ızgara köfte kokusu geldi.Bu da "nereye gideyim" sorusuna cevap oldu:Tekirdağ!:mrgreen:
Tekirdağ'a giderken yolda sabredemem diye atıştırmalık bir iki sandviç ve suyumu da alıp vurduk kendimizi yola.Zaten kaç gündür sayıklıyordum "yol da yol" diye.
Büyükçekmece Silivri arasında şöyle bir durup baktım."Valla gidilesi yol" dedim.

İstanbul'dan uzaklaştıkça yol da güzelleşiyordu.

Yolun sağı solu boşalmaya, evler yerlerini ucu bucağı görünmeyen ovalara bırakmaya başladı.İnsanın yalnızlığı sevdiği ender durumlardan bir tanesi.Bunu da sadık yoldaşım Tilki ile tattım.:salut:

Bir ara, "hazır mayom da yanımda.sahile inip bir denize girsem mi" diye düşündüysem de acele etmeden yolun keyfini çıkarma fikri daha ağır bastı.Devam ettim.

İşte Tekirdağ göründü.:thumleft: Hazı Tekirdağ'a gelmişken bir noktaya değinmekte fayda görüyorum.İstanbul-Tekirdağ istikametinde Selimpaşa'dan sonra asfalt çalışması var.Yol bazı bölümlerde tek şeride düşüyor ve zemin son derece kötü.Şimdilik otoyolu kullanmak en iyisi.

Şehir merkezini yürüyerek gezeyim dedim.Hem Tilki de biraz dinlensin.Park edecek güvenli bir yer ararken bir de baktım Tilki'nin ikizi yolun sol tarafında.Hemen yanına bıraktım.Ben gezerken kardeşiyle vakit geçirsin.Bu ikizi bir yerden tanıyorum ama emin değilim.Dur bakalım.Dönüşte yine bakınırız etrafa.Sahibi belki MT ailesindendir.

Şehir merkezini dolaşırken Tekirdağ'a kanım ısındı hemen.Şehrin her yerinde çok sayıda motosiklet (çoğunlukla scooter) görebiliyorsunuz.

Ama keşke kasksız ve terlikle iki teker kullanan arkadaşları görmesek.

Hem fazla vaktim olmadığından hem de karnım acıktığından şehir merkezinde fazla gezmedim.Ama birkaç fotoğraf almayı da ihmal etmedim.

İşte bir kasksız daha enselendi.:cat: Maalesef.:farao:

Kiraz festivalini kaçırmışız.Ama motorcu umduğunu değil bulduğunu yer.Nitekim Tekirdağ'da yiyecek güzel birşeyler bulmak zor değil.Her yerde Tekirdağ köftesi var.Bir de bir çorba var ama adını anmayacağım.Donniedarko (Hasan) bozuluyor.:mrgreen:

Az sonra içine gireceğim yer.:flower:

Bu da girmiş halim.Köfteleri yutarken.

Yemekten döndüğümde Tilki'nin kardeşinin sahibi ile tanışma şansım oldu.Ailemizden "tekirdag" isimli kardeşimizmiş meğer."X max kullanıcıları" topiğinde konuşuyorduk ama tanışmak da nasipmiş.Sağolsun çok misafirperver davrandı.Yemek ikram edip ağırlamak istedi ama artık dönüş vakti geldiğinden bir hatıra fotoğrafı ve tatlı, kısa bir sohbetten sonra yola çıktım.

Akşam güneşiyle huzura kavuşan ıssız yollar yoldaşımla beni bekliyor.Bu arada sıcaklık öğleye oranla 5 derece düştü.Allah'tan işkembe çorbasını pul bibere boğmuştum.Yanıyoruuuuuummm.

Dönüşte otoyolu tercih ettim.Bağlantı yolu ise çok çok güzeldi.Arada bir kıvrımlanan, pürüzsüz, ucu bucağı görünmeyen, iki tarafında engin ovalar bulunan ferah mı ferah bir yol.




Manzara değişti ama aldığımız keyif aynı kaldı.O yol hiç bitmesin istedik.




Bu da "Şimdi bir Pegaso'm olsaydı" dedirten ayçiçek tarlası.::secreet: Kızıl Tilki duymasın.

Ben ayçiçek tarlasına bakıp hayal kurarken o da manzaranın keyfini çıkarıyordu.

Çok güzel bir geziydi.İnşallah bir dahaki sefere iki teker kardeşlerim de yanımda olur.Yollar gideriz.İstanbul'a dönerken bir ara aklıma geldi.İçimde bir ses "Arkana bak.Hiç görmeden geçip gittiğin bir güzelliği geride bırakmış olabilirsin." dedi.Hemen durdum ve geriye baktım.Gün bitiyordu.

Ve bitti.
