"Hakkımı arayayım" derken, ben bu olayda polis arkadaşın bir kusurunu göremedim, görevini yapmış sadece.
Yetersiz ehliyetle araç kullanamazsın, bağlanma sebebidir, tıpkı muayenesiz ve sigortasız araç kullanamayacağımız gibi.
Yahut kask takmadan motor kullanamazsın, tıpkı emniyet kemeri takmadan otomobil kullanamayacağımız gibi.
Polis arkadaşa diş bilemek bence yanlış, yani polis trafikte görevini yapmasın, hırsıza karşı görevini yapmasın, dolandırıcıya, yankesiciye görevini yapmasın, adam yaralayana görevini yapmasın, kaçakçıya karşı görevini yapmasın - böyle bir şey olmaz takdir edersiniz ki.
--------------------------
Ha, "görevini yapmayan" devlet memurları da var tabii, ama onlar fayda yerine zarar getirir bana göre.
Anlatayım bir tanesini...
Bu yaz, kızım üniversite sınavında, arabayla ben götürdüm, beklerken sıcaktan biraz uyku bastı, koltuğu yatırdım, öyle uzanıyorum, yarı uyuyorum.
Bir anda suratımda bir nefes/kıpırtıyla uyanıverdim. Arabanın içine bir kedi girmiş, suratımı kokluyor.
Ama kedinin tipi normal değil, ağzı salyalı, hemen üstümden atayım derken pençelerini de göbeğime ve göğsüme geçirdi, ince tişört olduğundan etime kolaylıkla temas etti. Sonra kaçtı gitti.
-----------------
Sınav bitince hemen Çekirge Devlet Hastanesi'ne gittim, durumu anlattım, bir doz tetanoz ve ilk doz kuduz aşısını vurdu hemşire arkadaş.
Sonra dedi, Dr. falanca beye gideceksiniz, o size aşı kartı açacak, onunla dört doz daha olacaksınız.
İyi...
Dr. falanca beye gittim, durumu harfiyen anlattım, aşı karnesini bekliyorum.
Dr. falanca bey dedi, "A, önemli değil, kan çıkmamışsa bir şey olmaz, gerek yok diğer dozlara".
Tuhaf oldum birden, durumu tekrar anlattım, "Hocam dedim, bu kuduz biliyorsunuz geri dönüşü olan bir şey değil, direkt öldürüyor. Hayvanın tipini beğenmedim, ağzı salyalı, pençelerini etime geçirdi, benim bu aşıyı olmam icap eder."
İş kızışmaya başladı, dr. falanca da benim gibi sinirlendi, "Sen bana güvenmiyorsan ne diye geliyorsun ki kardeşim bana, bir şey olmaz diyorum" dedi.
İçimden, "Ulan a.ağızlı, Yenidoğan Çetesi'ni hiç mi okumadın haberlerde? Kimsin, nesin ki neyine güveneyim senin?" dedim, sanki ülkedeki her insan dört dörtlükmüş gibi - o sıralarda Yenidoğan Çetesi skandalı yeni patlamıştı.
Neyse, halâ tartışıyoruz aynı şeyi, eleman ısrarla aşı yaptırmamaya kararlı bana, benim sinirlerim artık pik noktasına gelmiş durumda, patlayacağım bir yerde, "Ulan cebinden mi çıkacak aşı parası şerefsiz - vereceksin bu karneyi, hayatımı senin keyfine riske atmam asla" falan diyeceğim, üzerine yürüyeceğim muhtemelen; neyse pes etti dr. falanca, aşı kartını doldurmaya başladı.
Giderken, "Sen yalnız fazla yaşamazsın bu kadar evhamla" diye lâf sokunca, biraz sakinleşmiş olan ben de, "Bilakis hocam" dedim, "Bilakis bu kadar pimpirikli olduğum için bugüne kadar başıma ciddi bir şey gelmedi, hayatta kalmayı başardım hep", "iyi günler" dedim çektim gittim.
----------------------
Şimdi bu kuduz aşısını her yerde yapmıyorlar ne hikmetse, keşke özel hastanelerde olsa da bu dr. falanca'nın kaprisini hiç çekmeseydim ama yok - sadece devlet hastanelerinde, o da bazılarında hepsinde de değil.
Mecbur kaldım yani bu manyağı ikna edene kadar.
Aşılar tamamlanınca kendi kendime karar verdim, bu dr. falanca'yı Cimer'e şikayet edeceğim diye.
Ama sonra vazgeçtim, yapmadım. Niye yapmadım ben de tam olarak bilmiyorum.