- Katılım
- 13 Nis 2010
- Mesajlar
- 5,448
- Konu Yazar
- #1
Evden 600km diye çıktık 1600km olarak bitirdiğimiz geziyi anlatmak için sabırsızlanıyorum.Okumadan önce kahvenizi çayınızı tazeleyin öyle oturun ekran başına,zira ben güzel gezi başlığı gördüğümde öyle yaparım
Pişman olana çay kahve benden 
Geçenlerde yine foruma başlık açmıştım Çanakkale tarafında kapm yeri tavsiyesi istedim çok güzel cevaplar geldi oradaki herkese selamlar.Ben taviyelerinize elimden geldiğince uydum birazda oluruna bıraktım zaten çok planlı yaşayan bi adam değilim.Bişeyi planlarsan aksilik çıkıyor arkadaş en iyisi bi beklenti içinde olmamak..
Neyse motoru sabah erken kalkıp yükledim,her zamanki gibi sırt çantamı depo üstüne yerleştirdim,oda şöyle oluyor ; [YT]lZ5BB1rUzwM[/YT]
Çadır ve matlar çok yer kapladığı gibi artçının sürekli sırtında olacak çantada beni çok düşündürüyordu.O yükle uzun yol artçıya eziyet olacaktı.Artçı selesinin altından bir lastik fileyle matları ve çadırı bağlıyorum böylece sırt çantasıda sırtındayken çantayı matlara dayayabilecek ve yükünü hafifletmiş olacak.
Motoru yüklediğimde şöyle birşey oldu ve yola hazırım;
Artçımıda aldıktan sonra yola çıkıyoruz herşey çok güzel derken oda ne? bu ne trafik! tekirdağ yolu full kilit, insanlar artık canı sıkılmış arabadan inmiş dolanıyor!!...Motorda fan açmaya başlayınca,ulan acaba yanlışmı yaptık bayram tatilinde çıkmaya demedim değil... trafikten ufak bir kesit;
[YT]iSIm0exf8vA[/YT]
Neyseki trafiği durduran herneyse fazla sürmüyor ve yol 130-140km hızla akan bir trafik haline dönüyor, herkes sabırsız bu tatil gününde
Edirne taraflarında ilk molamı veriyorum
Ve sonrasında Kabatepe limanına kadar durmadan devam ediyoruz.Buraya gelirken yeni yapılmış yüksek süratle alınan bir virajlar varki, aklımı alıyor kendimden geçiyorum
Kabatepe Limanında birkaç km lik bir kuyruk görüyorum ilk başta bu başka bir şey heralde feribot kuyruğu bu kadar olmaz desemde limana yanaştıkça olayı anlıyorum.Millet beklemekten deli olmuş sıra kavgası çıkmış herkes birbirine girmişti vardığımda.En öndeki aracın arkasına araya çekiyorum motoru ve biraz kavgayı dinliyorum adamın biri 8saattir kuyruk beklediğini vs söylüyor.Jandarma olmasa millet birbirini yiyecek
Motosikletle olmanın değerini bir kez daha anlıyorum fakat ne olursa olsun ben o kadar beklemez güzergahımı değiştirirdim.Tabi insanlar benim gibi değil aylar öncesinden rezervasyon yapıp yer ayırttıkları için mecbur bekliyorlar.Sefer saatleri birbirine karışmış feribotlar nonstop gidip geliyor.Neyseki yarım saat sürmedi yeni feribot gelmesi.Milletin küfür gibi bakışları arasında en önden girdim
150cc ve üstü 10TL artçıdanda para almadılar, gayet uygun bence.(150cc ve üstü diyince ulan cbf150 sahibi ne yapıyor büyük motor parasımı ödeyecek demedim değil
büyük ihtimalle alt tarifeden alırlar)
Adaya girdiğimizde hava kararmış karnımız acıkmıştı önce oranın sıradan bir restoranında yemeklerimizi yiyoruz.Ve kamp alanını soruyoruz zaten bir yer varmış bizi oraya yönlendiriyorlar.Kamp alanına giderken yolda tekrar adres sorduğum.Büfeci amca ve teyze oğlum orada sizden çadır için para isterler sakın vermeyin onlara para.bak şimdi bayram çok para isterler sizden diyorlar.(Bu samimiyet beni benden aldı adada hep onlardan alışveriş yaptım
) Neyse kamp alanına gidiyoruz aslında ilk işim ücret tarife sormak olur benim genelde ama burada yol yorgunluğuyla direk çadırı nereye kurayım dedim yer gösterdi bi arkadaş,saolsun bide ışık yaktı 10dk da çadır hazır.Fakat elektrik yok duş ve Wc de eh işte denecek gibi..Kafamda hemen sabah başka bir yere geçmek var.Sabah oluyor ve yan çadırdaki bir elemanla tanışıp motor sohbetine dalıyoruz kendisindede triumph tiger varmış. O 3silindir övüyor ben 4silindir
bu arada alışmışım istanbulda motoru kitlemeye,gece abartıp ne kadar kilit disk kilidi varsa takıp öyle yatmışım eleman çok şaşırdı.Yahu yanıbaşında zaten niye o kadar bağlıyorsun diyor
İzmirli olunca bilmiyor istanbulun halini tabi, üstünde oturduğun motoru götürecek adamlar nerdeyse peh
.
Kamp alanı sahilde fakat hiç gölgelik ağacı yok.Tek tük ağaçlar var onlarında etrafına böyle masalar sandalyeler atmışlar.Benim hayalim sahil kenarında böyle bir ağacın altında çadırı kurmaktı.
Surf ve yelken sporlarıyla uğraşanlar için çok güzel bir yer fakat bizim başka bir yere geçmemiz lazım.Sabah biraz çevreyi dolaşıyoruz ve sonrasında motoru yükleyip kamp alanından ayrılıyorum.Kimse bişe demedi bende sormadım ücret ödemeden çıktım bu kamp alanından..
Burasıda ufak bir göl gibi bir şey haritada tuz gölü olarak yazıyor.Bunun arka tarafı biraz daha bulanık.Sanırım orası asıl tuz gölü oluyor.
O gün pantolon giyesim gelmiyor,güneşin yakacağını bile bile bütün gün şortla dolanıyorum
Adaya girdiğimde Havalimanı tabelaları dikkatimi çekmişti merak edip giriyorum.Giriş yolunda Giriş Yasaktır vs yazan bir tabela var ama görmeden dönmem dedim daldım içeri.Otoparkta güvenlik şaşkın vaziyette bizi karşılıyor.Burası genelde acil durumlar ve ihtiyaç için kullanılıyormuş.Yasak vs olduğunu belirtiyor.Fotoğraf çekip çıkıyoruz.
Adayı dolanmaya devam ediyoruz yollar genelde bu şekilde ıssız ve kurak.Tam klip çekmelik mekan aslında
Kimsenin olmadığı hiçbir arabanın geçmediği bir sahilde biraz denize giriyoruz
Bu arada geliş yolunda 140km sabit hızda yakıtım;
Gökçeada bizim beklentilerimizi pek karşılamıyor ve adaya geçmeden önceki yakıt hesaplamamın verdiği gazla bozcadaya geçelim diyoruz.Fakat ondan önce ,bir gecede çanakkalede kalacağız.
Yine kendimizi feribotta buluyoruz.Çanakkaleye geçerken;
Yolda kaskıma ettiğim küfürlerin haddi hesabı yok çok ses alıyor..Daha iyi birşeyler almalı.Biraz eskisin değiştirmeyi düşünüyorum.(kask:Agv K3)
Matlar biraz aşağı kayıyor bazen stop lambasını kapatıyorlar ama gündüz ve açık yolda olduğumuzdan çokta önemsemedim
Çanakkaleye geçiyoruz oda ne bu ne kalabalık..Daha önce hiç çanakkaleyi böyle görmemiştim.Bütün pansiyonlar full çekiyor.Sonunda bir yer buluyoruz burası kışın kız öğrenci yurdu yazın pansiyon oluyormuş
30tl kişi başı sabah kahvaltısı dahil.Kahvaltıda süper çalışanlarda! Çanakkaleye geçecekseniz tavsiye ederim resimde telefonu mevcut adresi oradan alırsınız ben tarif etmeyeyim
Fakat bulması kolay kordon üzerinde sayılır.
Gece kordonda adım atacak yer yok bütün mekanlarmı full çeker
biryere oturamadık o derece.Bayram diye herkes dışarda hayat sokaklarda
Gece biraz turladıktan sonra otele geri dönüyoruz.Bi pastaneden profiterol aldık hemde 3tl ye böyle bir şey yok baya iyiydi. F/P olarak dahada iyi 3tane aldım 4 almadığıma pişmanım
Pastanenin kendiside çok güzeldi fakat hiç foto çekmemişim 
Vee sabah motoru yüklüyoruz..
Truva atının önünde resim çekilmeden olmaz
120hp vs 1hp
Buda artçı o yükler varken nereye oturuyor diyenlere gelsin
Yola hazır halimiz.
Bozcadaya geçerken yol üzerindeki Troia ya uğruyoruz.Giriş ücreti 15tl kişi başı.(bi .okta yok hacı kuru taş
) gitmeyen çokta bir şey kaybetmez çünkü Troia dan geriye hiçbirşey kalmadığı gibi restorasyonda yapılmamış
Bu arada içine binilen Truva atıda burada
Yasak bölgedeki bir armut ağacı dibine kadar armut doluydu dayanamayıp birkaç tane aşırıyorum.Dolaşırken yeriz
Artçım tarihe çok meraklı ona girişte satılan elektronik rehberlerden aldık 10TL cihaz başı bir cihaız bir kişi kullanabiliyor kulaklıklardan sesli anlatımla hikayeyi dinliyorsunuz.Aslında cihazın dış haporlorude var fakat bizim insanımız onun dış haporlorunu bozmuş sadece kulaklıkla çalışsın herkese birer tane satalım çok para kazanalım derdine düşmüşler.Sırf o yüzden bir tane aldım!
Bu arada İşbankası kredi kartı olanlara giriş ücretsizmiş.Varsa k.kartınız gösterip geçiyorsunuz.
Neyse troiadan çıkıp.Bozcaadaya geçiyoruz,feribotun orada benim motorun aynısından bir tane var.Sahibiylede tanışıyorum kendisi gestaşta çalışıyor.Bayramda uyumamış günlerdir gözler mözler kaymış
fakat çok hoşsohbet birisi telefonlarımızı alıyoruz bana adada alışveriş yapacağım mekanları öğretiyor. Çok faydasını gördüm Gestaştan Kemale selamlar
R6 dostluğu bi başka 
Adadaki koylar çok güzel ve yollar gökçeadadan daha iyi.Merkezi vs baya turistikleşmiş bir ada burası.
Kamp alanına gidiyoruz fakat denize çok uzak.Denize gitmek için motor çalıştırmak gerek.Bende sakin bir koy arıyorum kendime belkide çadırı oraya kurabilirim diye.Kemalle görüşüyorum,aslında yasak jandarma laf edebilir fakat sorun olursada benle irtibata geç hallederiz diyor
bu arada meşhur akvaryum koyunun 2koy arkasında küçük bir koy görüyorum tam şuraya bir bakalım diye aklımdan geçirirken 4tane motor görüyorum koy girişinde.Onlarda çadırları kurmuşlar koyun bi ucuna diğer ucu boş
Hemen yerleşiyoruz.Elemanlarlada tanışıyorum daha sonra İzmirli bir tayfaymış.pegaso,cbf1000,cbf250 ve pcx motorları var.
Resimde Sol taraftaki benim çadırım sağdaki çadırlarda onların.Motorcu koyu oluyor burası
Adamlar full sap yoksa çadırları yanyana kurabilirdikte bana uymuyolar
Buda meşhur akvaryum koyu Bizim koyda akvaryum aga sadece kum değil çakıl o yüzden pek tutulmamış
Buranın arkası sanırım bizim koy oluyor yolda çekmiştim
Akşam güzel bir mangal sonrasında bütün gece yıldızları seyrediyoruz gökyüzü çok net.
Şu günbatımı izlenilen yere gidip şarapla günbatımı olayını yapıcaktık fakat bu gezide hiç alkol kullanmadım.Neden bilmiyorum
Çok yol yapıp az duraksıyoruz ondan sanırım
Ertesi gün akşama doğru yine yol kaşıntısı alıyor beni.Yeni rota Ayvalık-Cunda
Bu güzel adadan ayrılıyoruz Gestaştaki arkadaşlada helalleşiyoruz.Gece ayvalığa giderken 2şeritli bir yolda sol şeritte 140-150km hızla giderken baya büyük bi çukura giriyorum
Artçım motor neredeyse ikiye ayrılıcak sandım dedi.Panik yapmayıp hakimiyeti kaybetmedim direk hafif bi şekilde yavaşladım biraz ileride durdum.Önce ufaktan frenleri kontrol ettim sorun yok.Lastikler kendini bırakmışmı diye baktım hala içlerinde hava var buna çok seviniyorum.çünkü yolda aydınlatma bile yok!!! Lastik sıfır inse bile binerek en yakın benzin istasyonuna giderdim valla jant umrumda olmazdı.orada artçıyla durup yardım istenmez çünkü
O an motorda hiçbirşey yok sandım ufaktan hızlandım herşey normal geldi.(olayın adrenali yüzünden sanırım) Sonra bi benzincide lastik basınçlarını kontrol etmek için durdum ve ön arka jantın baya yamulduğunu farkettim.Fakat yanaklardan hava kaçırmamışlar.Hala ilk bastığım gibi duruyor hava basınçları
100km altında özellikle çok düşük hızlarda janttaki eğiklik yüzünden birazcık hoplaya hoplaya gidiyoruz fakat sürüşü etkileyen bişey yok yola devam.
Gece ayvalıkta bir ayvalık tostu yiyoruz 4tl ye bayada güzeldi
Tabi yine plansız çıktık ayvalıkta olan bir arkadaşı arıyorum hemen otel pansiyon fiyatlarına bakıyor ama çoğu full ve boş odası olanlarda 150den açıyor.Bende bi arkadaşın tavsiyesi ve daha öncedende web sitesini görüp incelediğim Ada Camping ge geçiyorum.Kişi başı 30tl fiyat kamp için çok yüksek fakat tesis güzel.Şezlongları ücretsiz.ama yine lanet olası elektrik yok.Elektrik var fakat uzatma kablosunu biz alacakmışız.(saçmalık)
Sabah kahvaltısıda 20tl kişi başı fakat kaliteli bir restoranı var.Açık büfe kahvaltı
Denizi adalardaki kadar soğuk değil.Fakat bozcadanın denizi daha iyiydi yani yalan yok.Niye erken ayrıldıkki
Neyse sonuç itibariyle fiyat düşünülmedikçe kesinlikle huzursuz eden bir şey yok,tesis iyi hizmet iyi (elektrik dışında),yeri çok iyi değerlendirilmiş.Yinede kamp için bu kadar para vermeyin derim.
Ertesi gün cundadanda ayrılıyoruz.Yeni rotamız Adapazarı-Karasu
Oradaki yazlığa geçip 2akşamda orada kalıp istanbula döneceğiz.Karadenizin denizine güvenilmez fakat hiç denize girmesekte olur son iki gün bizim için önemli olan dinlenmek.
Yazlığa geldim motor bahçeden ucu ucuna geçiyor fakat bu manzara pahabiçilemez
Güzel 2günden sonra istanbula sağsağlim varıyoruz.Çok yorulduk çok gezdik fakat bi daha imkan olsa birdaha yaparız.Garaja girerken Trip 2 deki sayaç 1580km gösteriyor.
Bu arada jantlarıda hala yaptırmadım.Dediğim gibi hava kaçırmıyordu ve yüksek hızda hissedilmiyor.Yabancı yerde onunla vakit kaybetmek istemedim İstanbulda iyi bir yerde yaptırırım dedim.
Yollarda kapışmak isteyen çok 520,730D,M5,600F ler denk geldi.Her biriylede gazladım dayanamadım.Özellikle dönüş yolunda Yeni kasa 600F ile (artçısıyla birlikte) baya birlikte sürdük.ama eleman sürekli gaza gelip uzun yolda gerekmeyecek risklere giriyordu, bi yerden sonra bıraktım peşini benzinliğe girdim.İyiki girmişim yoksa onla devam etsem yakıt 7litrenin altına inmezdi
M5 Cabriodaki eleman kız arkadaşıyla birlikteydi ne yalan söyliyim 6.vitesteydim ilk başta anlamadım m5 olduğunu vites düşürmedik adam içimden geçti sonra 2vites aşağı ve aynamda o güzel farlar
Sonrasında kız arkadaşıyla kavga etmişler oynaşmayı bıraktı
Banada durduğumuzda artçım söyledi.Oda beni her oynaşmada dürtüyor ama bişeyde yapamıyor ehehe
Daha çok macera varda bu kadar yazabildim anlatırkende biraz düzensiz oldu gece gece çok yazdım.Fakat sabah yayınlıyorum.Tekeriniz düz bassın! Racinglerde uzun yol yapar!
Geçenlerde yine foruma başlık açmıştım Çanakkale tarafında kapm yeri tavsiyesi istedim çok güzel cevaplar geldi oradaki herkese selamlar.Ben taviyelerinize elimden geldiğince uydum birazda oluruna bıraktım zaten çok planlı yaşayan bi adam değilim.Bişeyi planlarsan aksilik çıkıyor arkadaş en iyisi bi beklenti içinde olmamak..
Neyse motoru sabah erken kalkıp yükledim,her zamanki gibi sırt çantamı depo üstüne yerleştirdim,oda şöyle oluyor ; [YT]lZ5BB1rUzwM[/YT]
Çadır ve matlar çok yer kapladığı gibi artçının sürekli sırtında olacak çantada beni çok düşündürüyordu.O yükle uzun yol artçıya eziyet olacaktı.Artçı selesinin altından bir lastik fileyle matları ve çadırı bağlıyorum böylece sırt çantasıda sırtındayken çantayı matlara dayayabilecek ve yükünü hafifletmiş olacak.
Motoru yüklediğimde şöyle birşey oldu ve yola hazırım;
Artçımıda aldıktan sonra yola çıkıyoruz herşey çok güzel derken oda ne? bu ne trafik! tekirdağ yolu full kilit, insanlar artık canı sıkılmış arabadan inmiş dolanıyor!!...Motorda fan açmaya başlayınca,ulan acaba yanlışmı yaptık bayram tatilinde çıkmaya demedim değil... trafikten ufak bir kesit;
[YT]iSIm0exf8vA[/YT]
Neyseki trafiği durduran herneyse fazla sürmüyor ve yol 130-140km hızla akan bir trafik haline dönüyor, herkes sabırsız bu tatil gününde
Edirne taraflarında ilk molamı veriyorum
Ve sonrasında Kabatepe limanına kadar durmadan devam ediyoruz.Buraya gelirken yeni yapılmış yüksek süratle alınan bir virajlar varki, aklımı alıyor kendimden geçiyorum
Kabatepe Limanında birkaç km lik bir kuyruk görüyorum ilk başta bu başka bir şey heralde feribot kuyruğu bu kadar olmaz desemde limana yanaştıkça olayı anlıyorum.Millet beklemekten deli olmuş sıra kavgası çıkmış herkes birbirine girmişti vardığımda.En öndeki aracın arkasına araya çekiyorum motoru ve biraz kavgayı dinliyorum adamın biri 8saattir kuyruk beklediğini vs söylüyor.Jandarma olmasa millet birbirini yiyecek
Motosikletle olmanın değerini bir kez daha anlıyorum fakat ne olursa olsun ben o kadar beklemez güzergahımı değiştirirdim.Tabi insanlar benim gibi değil aylar öncesinden rezervasyon yapıp yer ayırttıkları için mecbur bekliyorlar.Sefer saatleri birbirine karışmış feribotlar nonstop gidip geliyor.Neyseki yarım saat sürmedi yeni feribot gelmesi.Milletin küfür gibi bakışları arasında en önden girdim
Adaya girdiğimizde hava kararmış karnımız acıkmıştı önce oranın sıradan bir restoranında yemeklerimizi yiyoruz.Ve kamp alanını soruyoruz zaten bir yer varmış bizi oraya yönlendiriyorlar.Kamp alanına giderken yolda tekrar adres sorduğum.Büfeci amca ve teyze oğlum orada sizden çadır için para isterler sakın vermeyin onlara para.bak şimdi bayram çok para isterler sizden diyorlar.(Bu samimiyet beni benden aldı adada hep onlardan alışveriş yaptım
Kamp alanı sahilde fakat hiç gölgelik ağacı yok.Tek tük ağaçlar var onlarında etrafına böyle masalar sandalyeler atmışlar.Benim hayalim sahil kenarında böyle bir ağacın altında çadırı kurmaktı.
Surf ve yelken sporlarıyla uğraşanlar için çok güzel bir yer fakat bizim başka bir yere geçmemiz lazım.Sabah biraz çevreyi dolaşıyoruz ve sonrasında motoru yükleyip kamp alanından ayrılıyorum.Kimse bişe demedi bende sormadım ücret ödemeden çıktım bu kamp alanından..
Burasıda ufak bir göl gibi bir şey haritada tuz gölü olarak yazıyor.Bunun arka tarafı biraz daha bulanık.Sanırım orası asıl tuz gölü oluyor.
O gün pantolon giyesim gelmiyor,güneşin yakacağını bile bile bütün gün şortla dolanıyorum
Adaya girdiğimde Havalimanı tabelaları dikkatimi çekmişti merak edip giriyorum.Giriş yolunda Giriş Yasaktır vs yazan bir tabela var ama görmeden dönmem dedim daldım içeri.Otoparkta güvenlik şaşkın vaziyette bizi karşılıyor.Burası genelde acil durumlar ve ihtiyaç için kullanılıyormuş.Yasak vs olduğunu belirtiyor.Fotoğraf çekip çıkıyoruz.
Adayı dolanmaya devam ediyoruz yollar genelde bu şekilde ıssız ve kurak.Tam klip çekmelik mekan aslında
Kimsenin olmadığı hiçbir arabanın geçmediği bir sahilde biraz denize giriyoruz
Bu arada geliş yolunda 140km sabit hızda yakıtım;
Gökçeada bizim beklentilerimizi pek karşılamıyor ve adaya geçmeden önceki yakıt hesaplamamın verdiği gazla bozcadaya geçelim diyoruz.Fakat ondan önce ,bir gecede çanakkalede kalacağız.
Yine kendimizi feribotta buluyoruz.Çanakkaleye geçerken;
Yolda kaskıma ettiğim küfürlerin haddi hesabı yok çok ses alıyor..Daha iyi birşeyler almalı.Biraz eskisin değiştirmeyi düşünüyorum.(kask:Agv K3)
Matlar biraz aşağı kayıyor bazen stop lambasını kapatıyorlar ama gündüz ve açık yolda olduğumuzdan çokta önemsemedim
Çanakkaleye geçiyoruz oda ne bu ne kalabalık..Daha önce hiç çanakkaleyi böyle görmemiştim.Bütün pansiyonlar full çekiyor.Sonunda bir yer buluyoruz burası kışın kız öğrenci yurdu yazın pansiyon oluyormuş
Gece kordonda adım atacak yer yok bütün mekanlarmı full çeker
Vee sabah motoru yüklüyoruz..
Truva atının önünde resim çekilmeden olmaz
Buda artçı o yükler varken nereye oturuyor diyenlere gelsin
Bozcadaya geçerken yol üzerindeki Troia ya uğruyoruz.Giriş ücreti 15tl kişi başı.(bi .okta yok hacı kuru taş
Yasak bölgedeki bir armut ağacı dibine kadar armut doluydu dayanamayıp birkaç tane aşırıyorum.Dolaşırken yeriz
Artçım tarihe çok meraklı ona girişte satılan elektronik rehberlerden aldık 10TL cihaz başı bir cihaız bir kişi kullanabiliyor kulaklıklardan sesli anlatımla hikayeyi dinliyorsunuz.Aslında cihazın dış haporlorude var fakat bizim insanımız onun dış haporlorunu bozmuş sadece kulaklıkla çalışsın herkese birer tane satalım çok para kazanalım derdine düşmüşler.Sırf o yüzden bir tane aldım!
Bu arada İşbankası kredi kartı olanlara giriş ücretsizmiş.Varsa k.kartınız gösterip geçiyorsunuz.
Neyse troiadan çıkıp.Bozcaadaya geçiyoruz,feribotun orada benim motorun aynısından bir tane var.Sahibiylede tanışıyorum kendisi gestaşta çalışıyor.Bayramda uyumamış günlerdir gözler mözler kaymış
Adadaki koylar çok güzel ve yollar gökçeadadan daha iyi.Merkezi vs baya turistikleşmiş bir ada burası.
Kamp alanına gidiyoruz fakat denize çok uzak.Denize gitmek için motor çalıştırmak gerek.Bende sakin bir koy arıyorum kendime belkide çadırı oraya kurabilirim diye.Kemalle görüşüyorum,aslında yasak jandarma laf edebilir fakat sorun olursada benle irtibata geç hallederiz diyor
Resimde Sol taraftaki benim çadırım sağdaki çadırlarda onların.Motorcu koyu oluyor burası
Adamlar full sap yoksa çadırları yanyana kurabilirdikte bana uymuyolar
Buda meşhur akvaryum koyu Bizim koyda akvaryum aga sadece kum değil çakıl o yüzden pek tutulmamış
Buranın arkası sanırım bizim koy oluyor yolda çekmiştim
Akşam güzel bir mangal sonrasında bütün gece yıldızları seyrediyoruz gökyüzü çok net.
Şu günbatımı izlenilen yere gidip şarapla günbatımı olayını yapıcaktık fakat bu gezide hiç alkol kullanmadım.Neden bilmiyorum
Ertesi gün akşama doğru yine yol kaşıntısı alıyor beni.Yeni rota Ayvalık-Cunda
Bu güzel adadan ayrılıyoruz Gestaştaki arkadaşlada helalleşiyoruz.Gece ayvalığa giderken 2şeritli bir yolda sol şeritte 140-150km hızla giderken baya büyük bi çukura giriyorum
100km altında özellikle çok düşük hızlarda janttaki eğiklik yüzünden birazcık hoplaya hoplaya gidiyoruz fakat sürüşü etkileyen bişey yok yola devam.
Gece ayvalıkta bir ayvalık tostu yiyoruz 4tl ye bayada güzeldi
Tabi yine plansız çıktık ayvalıkta olan bir arkadaşı arıyorum hemen otel pansiyon fiyatlarına bakıyor ama çoğu full ve boş odası olanlarda 150den açıyor.Bende bi arkadaşın tavsiyesi ve daha öncedende web sitesini görüp incelediğim Ada Camping ge geçiyorum.Kişi başı 30tl fiyat kamp için çok yüksek fakat tesis güzel.Şezlongları ücretsiz.ama yine lanet olası elektrik yok.Elektrik var fakat uzatma kablosunu biz alacakmışız.(saçmalık)
Sabah kahvaltısıda 20tl kişi başı fakat kaliteli bir restoranı var.Açık büfe kahvaltı
Denizi adalardaki kadar soğuk değil.Fakat bozcadanın denizi daha iyiydi yani yalan yok.Niye erken ayrıldıkki
Neyse sonuç itibariyle fiyat düşünülmedikçe kesinlikle huzursuz eden bir şey yok,tesis iyi hizmet iyi (elektrik dışında),yeri çok iyi değerlendirilmiş.Yinede kamp için bu kadar para vermeyin derim.
Ertesi gün cundadanda ayrılıyoruz.Yeni rotamız Adapazarı-Karasu
Oradaki yazlığa geçip 2akşamda orada kalıp istanbula döneceğiz.Karadenizin denizine güvenilmez fakat hiç denize girmesekte olur son iki gün bizim için önemli olan dinlenmek.
Yazlığa geldim motor bahçeden ucu ucuna geçiyor fakat bu manzara pahabiçilemez
Güzel 2günden sonra istanbula sağsağlim varıyoruz.Çok yorulduk çok gezdik fakat bi daha imkan olsa birdaha yaparız.Garaja girerken Trip 2 deki sayaç 1580km gösteriyor.
Bu arada jantlarıda hala yaptırmadım.Dediğim gibi hava kaçırmıyordu ve yüksek hızda hissedilmiyor.Yabancı yerde onunla vakit kaybetmek istemedim İstanbulda iyi bir yerde yaptırırım dedim.
Yollarda kapışmak isteyen çok 520,730D,M5,600F ler denk geldi.Her biriylede gazladım dayanamadım.Özellikle dönüş yolunda Yeni kasa 600F ile (artçısıyla birlikte) baya birlikte sürdük.ama eleman sürekli gaza gelip uzun yolda gerekmeyecek risklere giriyordu, bi yerden sonra bıraktım peşini benzinliğe girdim.İyiki girmişim yoksa onla devam etsem yakıt 7litrenin altına inmezdi
M5 Cabriodaki eleman kız arkadaşıyla birlikteydi ne yalan söyliyim 6.vitesteydim ilk başta anlamadım m5 olduğunu vites düşürmedik adam içimden geçti sonra 2vites aşağı ve aynamda o güzel farlar
Daha çok macera varda bu kadar yazabildim anlatırkende biraz düzensiz oldu gece gece çok yazdım.Fakat sabah yayınlıyorum.Tekeriniz düz bassın! Racinglerde uzun yol yapar!