- Katılım
- 1 Tem 2006
- Mesajlar
- 2,225
- Motosikleti
- Suzuki GSX S1000 & Sym Joyride 300
- Konu Yazar
- #1
Yol Hikayeleri / Bayram Tatili.
İstanbul - Tekirdağ - Çanakkale - Balıkesir - Ören - Ayvalık - Küçükköy - Sarımsaklı
Herkese merhaba. Bayram tatilini ailemle geçirmek ve yeni aldığım Kymco Ak550 motorumun rodajınıda yapmak için rotamı çizdim.
Sabah 7:00 itibariyle İstanbul / Kartaldan marşa basıyorum. İstanbul'dan çıkmak icin 80 km yolum var, bir an önce uzun yola bağlanmak istiyorum.
Yeni motorumla tanışma aşamasındayız. Giderken sağını solunu kurcalıyor huyunu suyunu öğrenmeye çalısıyorum.
Silivri'yi bitirmek üzereyken önümde seğreden belediyeye ait çalı çırpı yüklenmiş harfiyat kamyonundan bi dal parcası uçarak kaskıma çarpıyor. Neyseki motoruma gelmedi diyerek moralimi bozmuyorum.
Tekirdağ'a doğru sakin kullanımla ilerlemeye devam ediyorum. Melihoge tesislerinde bi kahve içmek icin duruyorum. Yolda sık sık su ve kahve ihtiyacımı gideririm.
Tekirdağ çevre yoluna girip tam uzun yol moduna geçiyorum. Yol iyiden iyiye tenha olmaya başlıyor, bikaç tatilci arabası dışında pek hareket yok. Motorumun sağını solunu kurcalamaya devam ediyorum. Elektrikli ön cam var. Düğmeye basıyorsun vızztt yükseliyor, rüzgarı kesiyor ne güzel biseymis
Malkara'ya kadar motoru mıncıkladıktan sonra paralı yola girip Gelibolu Güney gişelerden çıkmayı planlıyorum. Esasen eski yoldan gidecektim ama bu yoluda denemek istedim.
Denemez olaydım.. Hic bukadar sıkıcı bi yolda yolculuk yaptığımı hatırlamıyorum.. 3 şerit gidiş ve ne geçebilceğim bi araç, ne beni geçen bi araç oldu. Sağı solu bomboş , bol rüzgar , manzara sıfır..
Motorumda cruise kontrol i var, denemek icin iyi bi fırsat. Acaba nasıl çalısıyor bu zımbırtı diyerek düğmelere bastım ama bi cvp alamadım. Meğer hız düşürme düğmesine 1 kez basmak gerekiyormus, çözdükten sonra rodajda olan motorumu 90 a sabitleyerek sağ elimi gidondan çektim. Çok havalıyım öf.
İlerde küçük bi motor sağ şeritten gidiyor aheste aheste. Yaklaşıorum.
Peugeot Django. Sürücüsü ve artcısı bayan , çantalar falan tam yüklü gidiyorlar. Çok şeker bi görüntü. Selam verip yanlarından uzaklaşıyorum ( fakat korna selamına pek alışık değiller galiba karşılıksız kalıyor selamım.
)
Sıkıcı otoban bitmek bilmiyor, ilk tesise kendimi atıyorum. 1915 Çanakkale tesisleriydi galiba ismi. Bi cezerya alıp sıvı takviyesi yapıyor, Çanakkale'ye hangi saatte varıp nerde ne yiyeceğimin hesaplarını yapıyorum.
Tesiste 1 harley , 1 xmax , 1 pulsar 1 de R1 ( kırlangıc kasa ) vardı. Fakat kimse kimseyle pek muhatap olmak istemiyor gibiydi.
Bu yol bana niye bu kadar uzun geldi acaba diye düşünürken, şimdiye kadar motor sürerken hic yapmadığım biseyi denemeye karar veriyorum.. Müzik dinlemek
Harika biseymis ! Bitmeyen yol keyiflinmeye basladı, şimdi yol düşünsün.
Ve nihaye Gelibolu güney çıkışından çıkarak Kilitbahır a doğru yönelmeye başlıyorum. Otoban 19 lira aldı bu arada. Hgs.
Kısmen tek gidiş geliş, kısmen bölünmüs yol halinde boğazı soluma alarak çok güzel manzarası ve yeni yapılan Eceabat tünelleri ile Kilitbahır a feribotuna varıyorum.
Feribota girerken gişeci bayan motorun kaç cc olduğunu sordu, ona göre fiyat veriliyormus. Büyük ve küçük motor olarak ayrı fiyatlandırma varmış. Çok enteresan geldi. 45 lira aldı.
Feribot önünde fotoğraf çekilmeye uğraşırken geminin kapı kapanma sireninin öttüğünü duydum, marşa basana kadar kapı kapandı
Kaldık diğerine. Neyseki 10 dk sonra geldi. Çanakkale'ye geçmekte 12 dk kadar sürüyor.
Çanakkale'de biseyler yemek istiyorum. Saat 13:30 , Migren ve rüzgar sesinden başımın ağrımasına ramak kalmış.
Truva atı civarında bikaç resim çalısmasından sonra vakit kaybetmeden tam karşısındaki kebapçıya giriyor, bulduğum boş masaya çörekleniyorum. Acil masayı donat, yoksa tabakları kemiririm diyerek durumun ehemmiyetini garsona ivedikle iletiyorum.
Yemeğimi şipşirin 2 kediyle bölüştükten ve paketci genc arkadaşın motorla ilgili merakınıda giderdikten sonra rotayı Altınoluk'a oluşturup tekeri döndürüyorum.
Ara ara güzel tatlı virajları biraz keyiflendirsede sıcağında bastırmasıyla tatsızlaşmaya başlayan bi yola girdiğimi farkettim. ( Çanakkale - Ezine ) Bu arada Çanakkale belediyelirine teşekkür ediyorum tüm camia adına. Yollarda sarı plastikten motorcu dostu bariyerler gördüm bol miktarda.
Ezine civarında emniyet şeridinde beyaz biseyin kıpırdadığnı fark ettim. Yaklaştıkca bi canlı olduğunu , bi martı olduğunu gördüm. Oldukca büyüktü. Nasıl olmuş pek anlayamadım ama can çekişiyor gibiydi.. Elime almak icin eğilmemle silkelenip havalanması bir oldu ? Çok şaşırdım, asfaltta kaşınıyormuydu napıyordu. Beni mutlu etti uçuşu. Duygulandım. El salladım
Altınoluk'a kadar durmadım. Tatil kalabalığı burda başladı. Plakalar hep 34 , sanki İstanbul'dan hic çıkmamış gibiyim. Ama dikkat ettim , yazlık bölgelerde 34 ler çok saygılı kullanıyor , hic alışık olmadığımız şekilde yol vermelere şahit oldum. Tatil huzuru olsa gerek.
Akçay 'a devam ediyorum, yemek yiyeli 2 saati geçmis tatlı biseyler yemem lazım. Sahil meydanında popüler olduğunu sandığım bi dondurmacıda 5 top dondurma kaşıklıyorum. ( biraz fazla abanmışım boğazım düğüm düğüm oldu sonra )
İncik boncuk çarşısınında içinden geçip, Ören e doğru sahil yolundan devam ediyorum. Bu yolu çok kez bisikletle kullandım, çok severim.
15 dk lık sürüşten sonra , toplamda 507 km sonra Ören e varıyorum.
Aile ziyaretinden sonra sırasıyla ; Cunda - Ayvalık - Sarımsaklı - Küçükköy beldelerine ziyaret için tekrar teker çeviriyorum. Artık bi Ayvalık tostunu hak ettim.
Cunda'da kısa bi tur atıp, bikaçta fotoğraf çekildikten sonra Ayvalık'a giriş yapıyorum. Tavsiye üzerine bi tostcuya gidiyorum fakat hic alışık olmadığım kötü bi görüntüyle karşılaşıyorum. Hijyen adına çok vasat, Kredi kartının geçmedi , oturma yerlerinin hem yetersiz hem hep dolu , içecek olarakda sadece ayran ın olduğu , kaba garson , pasaklı bi aşcı ve ayakçı çocuğun işlettiği ( hala nasıl meşhur olduğunu anlamadım ) biyerdi.. * Aşkın Tost Evi * Burda 1 dk bile bekleyemem diyerek cadde üzerinde başka bi tostçuya girdim. Orada Oturup yemek yerine tostumu paket yaptırıp deniz kenarında yemeyi tercih ettim.
Sıradaki görülecek yer Küçükköy. Sahil yolundan kısa bi sürüşün ardından ulaştım. Fakat internet resimlerinden çok farklı biyer gördüm, pekte turistik ve ilgi gösterilecek biyer değilmiş. Daha güzel bi çevre çalışması ve iç düzenlemesi ile Turizm'e kazandırılabilir diye düşünüyorum.
Vakit kaybetmeden ' Şeytan Sofrası' na sürüyorum. Yollar yine kabalalık olmaya basladı.. Ben her sene buralara ailemle gelirim, fakat hicbi sene bukadar çok kıyı kesime kamp atan insan kalabalığı görmemiştim.. Gercekten iğne atsanız düşmeyecek bi kalabalık vardı. kamp alanlarına hiç yaklaşılmıyor bile..
Şeytan sofrası Turizm e açılmadan önce çok güzel biyerdi, daha az bilinir dolayısıyla daha az ziyaret edilirdi. Şimdi otobüslerle kafile halinde insanlar geliyor. Ben ordayken 3 otobüs dolusu insan geldi.
Kapıda otopark mafyası tipli insanlar değnekcilik yapıyor. Ticarethane'ye dönmüş mekanda beni cezbedecek biseyin olmaması fazla durmadan ordan ayrılmama sebep oldu. Manzarası için gidebilirsiniz. Fakat içerde bisey yer içerim diyorsanız kasadada üzülmeyin. Ören'e geri döndüm.
Gelelim motorla ilgili detaylara.
Bu yolculukta yeni motorumda neleri sevdim ;
1- Ayarlanabilir ön cam bi nimetmiş..
2- Spor bi maxiscooter olmasına rağmen taksi kadar konforlu.
3- Cruise kontrol uzun yolda olmassa olmazım artık.
4- Gövdeye bağlı aynaların görüşü harika.
5- Yakıtı beni memnun etti.
6- Viraj kabiliyeti muazzam
7- Sesi dahada muazzam. ( Sürekli gaza getiriyor )
8- Yol bilgisayarı çok dolu. Motorla ilgili her bilgiyi veriyor.
Nelerini sevmedim ;
1- Ön cam ayarlanabilir olduğu icin oynar bi mekanizma koymuşlar, fakat bozuk yollarda cam tıngırdıyor. Kymco mühendisleri bunu hicmi test etmediniz acaba..
2- Varyatörden ara sıra ( genelde kalkışlarda ) gelen ' viuv' ciuv' sesleri beni biraz rahatsız etti. Alışabilirim sanırım.
3- Menzil göstergesi yok. ( En lazım olan şey bence )
4- Ekran ışığı çok canlı, akşam sürüşlerinde göz alabiliyor. Kymco mühendisleri bunun için ışık kısma seçeneği koymamış..
5- Siyah rengi temiz tutmak imkansız. Benim gibi motora toz kondurmayanlardasanız sakın almayın.
Yakıt sarfiyatı : 100 km de / 3.9 Litre.
Ortalama hız : 85 - 95 km/h
Tatil turumun ilk etabı tamamlandı. Şimdilik bukadar. Buraya kadar üşenmeden okuduysanız teşekkür ederim
Dönüş içinde ayrıca bi yazı ekleyebilirim
Sevgilerimle.















İstanbul - Tekirdağ - Çanakkale - Balıkesir - Ören - Ayvalık - Küçükköy - Sarımsaklı
Herkese merhaba. Bayram tatilini ailemle geçirmek ve yeni aldığım Kymco Ak550 motorumun rodajınıda yapmak için rotamı çizdim.
Sabah 7:00 itibariyle İstanbul / Kartaldan marşa basıyorum. İstanbul'dan çıkmak icin 80 km yolum var, bir an önce uzun yola bağlanmak istiyorum.
Yeni motorumla tanışma aşamasındayız. Giderken sağını solunu kurcalıyor huyunu suyunu öğrenmeye çalısıyorum.
Silivri'yi bitirmek üzereyken önümde seğreden belediyeye ait çalı çırpı yüklenmiş harfiyat kamyonundan bi dal parcası uçarak kaskıma çarpıyor. Neyseki motoruma gelmedi diyerek moralimi bozmuyorum.
Tekirdağ'a doğru sakin kullanımla ilerlemeye devam ediyorum. Melihoge tesislerinde bi kahve içmek icin duruyorum. Yolda sık sık su ve kahve ihtiyacımı gideririm.
Tekirdağ çevre yoluna girip tam uzun yol moduna geçiyorum. Yol iyiden iyiye tenha olmaya başlıyor, bikaç tatilci arabası dışında pek hareket yok. Motorumun sağını solunu kurcalamaya devam ediyorum. Elektrikli ön cam var. Düğmeye basıyorsun vızztt yükseliyor, rüzgarı kesiyor ne güzel biseymis
Malkara'ya kadar motoru mıncıkladıktan sonra paralı yola girip Gelibolu Güney gişelerden çıkmayı planlıyorum. Esasen eski yoldan gidecektim ama bu yoluda denemek istedim.
Denemez olaydım.. Hic bukadar sıkıcı bi yolda yolculuk yaptığımı hatırlamıyorum.. 3 şerit gidiş ve ne geçebilceğim bi araç, ne beni geçen bi araç oldu. Sağı solu bomboş , bol rüzgar , manzara sıfır..
Motorumda cruise kontrol i var, denemek icin iyi bi fırsat. Acaba nasıl çalısıyor bu zımbırtı diyerek düğmelere bastım ama bi cvp alamadım. Meğer hız düşürme düğmesine 1 kez basmak gerekiyormus, çözdükten sonra rodajda olan motorumu 90 a sabitleyerek sağ elimi gidondan çektim. Çok havalıyım öf.
İlerde küçük bi motor sağ şeritten gidiyor aheste aheste. Yaklaşıorum.
Peugeot Django. Sürücüsü ve artcısı bayan , çantalar falan tam yüklü gidiyorlar. Çok şeker bi görüntü. Selam verip yanlarından uzaklaşıyorum ( fakat korna selamına pek alışık değiller galiba karşılıksız kalıyor selamım.
Sıkıcı otoban bitmek bilmiyor, ilk tesise kendimi atıyorum. 1915 Çanakkale tesisleriydi galiba ismi. Bi cezerya alıp sıvı takviyesi yapıyor, Çanakkale'ye hangi saatte varıp nerde ne yiyeceğimin hesaplarını yapıyorum.
Tesiste 1 harley , 1 xmax , 1 pulsar 1 de R1 ( kırlangıc kasa ) vardı. Fakat kimse kimseyle pek muhatap olmak istemiyor gibiydi.
Bu yol bana niye bu kadar uzun geldi acaba diye düşünürken, şimdiye kadar motor sürerken hic yapmadığım biseyi denemeye karar veriyorum.. Müzik dinlemek
Harika biseymis ! Bitmeyen yol keyiflinmeye basladı, şimdi yol düşünsün.
Ve nihaye Gelibolu güney çıkışından çıkarak Kilitbahır a doğru yönelmeye başlıyorum. Otoban 19 lira aldı bu arada. Hgs.
Kısmen tek gidiş geliş, kısmen bölünmüs yol halinde boğazı soluma alarak çok güzel manzarası ve yeni yapılan Eceabat tünelleri ile Kilitbahır a feribotuna varıyorum.
Feribota girerken gişeci bayan motorun kaç cc olduğunu sordu, ona göre fiyat veriliyormus. Büyük ve küçük motor olarak ayrı fiyatlandırma varmış. Çok enteresan geldi. 45 lira aldı.
Feribot önünde fotoğraf çekilmeye uğraşırken geminin kapı kapanma sireninin öttüğünü duydum, marşa basana kadar kapı kapandı
Çanakkale'de biseyler yemek istiyorum. Saat 13:30 , Migren ve rüzgar sesinden başımın ağrımasına ramak kalmış.
Truva atı civarında bikaç resim çalısmasından sonra vakit kaybetmeden tam karşısındaki kebapçıya giriyor, bulduğum boş masaya çörekleniyorum. Acil masayı donat, yoksa tabakları kemiririm diyerek durumun ehemmiyetini garsona ivedikle iletiyorum.
Yemeğimi şipşirin 2 kediyle bölüştükten ve paketci genc arkadaşın motorla ilgili merakınıda giderdikten sonra rotayı Altınoluk'a oluşturup tekeri döndürüyorum.
Ara ara güzel tatlı virajları biraz keyiflendirsede sıcağında bastırmasıyla tatsızlaşmaya başlayan bi yola girdiğimi farkettim. ( Çanakkale - Ezine ) Bu arada Çanakkale belediyelirine teşekkür ediyorum tüm camia adına. Yollarda sarı plastikten motorcu dostu bariyerler gördüm bol miktarda.
Ezine civarında emniyet şeridinde beyaz biseyin kıpırdadığnı fark ettim. Yaklaştıkca bi canlı olduğunu , bi martı olduğunu gördüm. Oldukca büyüktü. Nasıl olmuş pek anlayamadım ama can çekişiyor gibiydi.. Elime almak icin eğilmemle silkelenip havalanması bir oldu ? Çok şaşırdım, asfaltta kaşınıyormuydu napıyordu. Beni mutlu etti uçuşu. Duygulandım. El salladım
Altınoluk'a kadar durmadım. Tatil kalabalığı burda başladı. Plakalar hep 34 , sanki İstanbul'dan hic çıkmamış gibiyim. Ama dikkat ettim , yazlık bölgelerde 34 ler çok saygılı kullanıyor , hic alışık olmadığımız şekilde yol vermelere şahit oldum. Tatil huzuru olsa gerek.
Akçay 'a devam ediyorum, yemek yiyeli 2 saati geçmis tatlı biseyler yemem lazım. Sahil meydanında popüler olduğunu sandığım bi dondurmacıda 5 top dondurma kaşıklıyorum. ( biraz fazla abanmışım boğazım düğüm düğüm oldu sonra )
İncik boncuk çarşısınında içinden geçip, Ören e doğru sahil yolundan devam ediyorum. Bu yolu çok kez bisikletle kullandım, çok severim.
15 dk lık sürüşten sonra , toplamda 507 km sonra Ören e varıyorum.
Aile ziyaretinden sonra sırasıyla ; Cunda - Ayvalık - Sarımsaklı - Küçükköy beldelerine ziyaret için tekrar teker çeviriyorum. Artık bi Ayvalık tostunu hak ettim.
Cunda'da kısa bi tur atıp, bikaçta fotoğraf çekildikten sonra Ayvalık'a giriş yapıyorum. Tavsiye üzerine bi tostcuya gidiyorum fakat hic alışık olmadığım kötü bi görüntüyle karşılaşıyorum. Hijyen adına çok vasat, Kredi kartının geçmedi , oturma yerlerinin hem yetersiz hem hep dolu , içecek olarakda sadece ayran ın olduğu , kaba garson , pasaklı bi aşcı ve ayakçı çocuğun işlettiği ( hala nasıl meşhur olduğunu anlamadım ) biyerdi.. * Aşkın Tost Evi * Burda 1 dk bile bekleyemem diyerek cadde üzerinde başka bi tostçuya girdim. Orada Oturup yemek yerine tostumu paket yaptırıp deniz kenarında yemeyi tercih ettim.
Sıradaki görülecek yer Küçükköy. Sahil yolundan kısa bi sürüşün ardından ulaştım. Fakat internet resimlerinden çok farklı biyer gördüm, pekte turistik ve ilgi gösterilecek biyer değilmiş. Daha güzel bi çevre çalışması ve iç düzenlemesi ile Turizm'e kazandırılabilir diye düşünüyorum.
Vakit kaybetmeden ' Şeytan Sofrası' na sürüyorum. Yollar yine kabalalık olmaya basladı.. Ben her sene buralara ailemle gelirim, fakat hicbi sene bukadar çok kıyı kesime kamp atan insan kalabalığı görmemiştim.. Gercekten iğne atsanız düşmeyecek bi kalabalık vardı. kamp alanlarına hiç yaklaşılmıyor bile..
Şeytan sofrası Turizm e açılmadan önce çok güzel biyerdi, daha az bilinir dolayısıyla daha az ziyaret edilirdi. Şimdi otobüslerle kafile halinde insanlar geliyor. Ben ordayken 3 otobüs dolusu insan geldi.
Kapıda otopark mafyası tipli insanlar değnekcilik yapıyor. Ticarethane'ye dönmüş mekanda beni cezbedecek biseyin olmaması fazla durmadan ordan ayrılmama sebep oldu. Manzarası için gidebilirsiniz. Fakat içerde bisey yer içerim diyorsanız kasadada üzülmeyin. Ören'e geri döndüm.
Gelelim motorla ilgili detaylara.
Bu yolculukta yeni motorumda neleri sevdim ;
1- Ayarlanabilir ön cam bi nimetmiş..
2- Spor bi maxiscooter olmasına rağmen taksi kadar konforlu.
3- Cruise kontrol uzun yolda olmassa olmazım artık.
4- Gövdeye bağlı aynaların görüşü harika.
5- Yakıtı beni memnun etti.
6- Viraj kabiliyeti muazzam
7- Sesi dahada muazzam. ( Sürekli gaza getiriyor )
8- Yol bilgisayarı çok dolu. Motorla ilgili her bilgiyi veriyor.
Nelerini sevmedim ;
1- Ön cam ayarlanabilir olduğu icin oynar bi mekanizma koymuşlar, fakat bozuk yollarda cam tıngırdıyor. Kymco mühendisleri bunu hicmi test etmediniz acaba..
2- Varyatörden ara sıra ( genelde kalkışlarda ) gelen ' viuv' ciuv' sesleri beni biraz rahatsız etti. Alışabilirim sanırım.
3- Menzil göstergesi yok. ( En lazım olan şey bence )
4- Ekran ışığı çok canlı, akşam sürüşlerinde göz alabiliyor. Kymco mühendisleri bunun için ışık kısma seçeneği koymamış..
5- Siyah rengi temiz tutmak imkansız. Benim gibi motora toz kondurmayanlardasanız sakın almayın.
Yakıt sarfiyatı : 100 km de / 3.9 Litre.
Ortalama hız : 85 - 95 km/h
Tatil turumun ilk etabı tamamlandı. Şimdilik bukadar. Buraya kadar üşenmeden okuduysanız teşekkür ederim
Dönüş içinde ayrıca bi yazı ekleyebilirim
Sevgilerimle.














