- Katılım
- 14 Eyl 2006
- Mesajlar
- 5,631
- Konu Yazar
- #1
Karadeniz'deki ayakkabıların içinde ne yazıyormuş ? Önce parmaklar
Karadeniz'deki kola şişelerinin altında ne yazıyormuş ? Diğer taraftan açınız .
Laz yolda senet bulmuş, ne yapmış ? Gitmiş ödemiş
Laz bu sefer yolda yüklü bir senet bulmuş, ne yapmış ? Yurtdışına kaçmış...
Laza sormuşlar " Güzel mi olmak istersin, yoksa çirkin mi ? "
Laz : Güzellik geçicidir.
Beş Laz bir ineği nasıl sağar ?
Biri ineğin memesini tutar, diğer dördü ineği yukarı aşağı indirir ve kaldırırlar.
Laz duş yaptıktan sonra ne yapar ? Islak elbiselerini çıkarır.
Laz yürüyen merdivendeyken elektrikler kesilmiş, Laz iki saat mahsur kalmış.
Lazlar ağaç dikiyorlarmış. Başlarındaki görevli ise Lazlara : Yeşiller yukarı, yeşiller yukarı !
Laz işçilere neden en fazla on dakika mola verdirirler ? Daha uzun mola verirlerse ne iş yaptıklarını unuturlar.
Laz niye yazı yazarken eldiven takar ? El yazısı tanınmasın diye.
Laz kola otomatiğine gitmiş, para atıp düğmeye basmış ve kolasını almış. Bir para daha atmış, yine düğmeye basmış ve yine kolasını almış. Bunun üzerine heyecanla arkadaşlarının yanına gitmiş ve "Çabuk bütün bozuk paralarınızı verin, bugün şansım çok iyi !"
Lazla arkadaşı konuşuyorlarmış : Nasıl, iş bulabildin mi ? Elbette, altımda 1500 kişi çalışıyor. Vay canına ! Ne işi bu ? Mezarlık bekçisiyim.
On Laz denizci boğulmuş. Denizaltlıları bozulunca ittirmeye kalkmışlar.
Laza karayollarını boyama işi vermişler. Laz başlamış çalışmaya. İlk gün tam 200 metre boyamış. İkinci gün 100 metre, üçüncü gün 50 metre. Artık dördüncü gün 10 metre boyayınca amiri Lazı çağırmış:
Hayırdır evladım iyi çalışıyordun ?
Ben yine iyi çalışıyorum
İyi ama dün 50 metre bugün de 10 metre boyamışsın. E... haliyle. İlk günlerde boya kovasına gidip gelmek kolaydı, sonraları çok vakit almaya başladı.
Lazların atölyesinde bir iş kazası olmuş ve bir Lazın parmağı kopmuş. Lazlar hemen ilk yardım yaparak kopan parmağı bir buz torbası içinde hastaneye yetiştirmişler. Koşarak cerraha parmağı vermişler. Parmağı alan cerrah :
Güzel, parmağa bir şey olmamış. Hasta nerede ?
Ne hastası ? Onu da mı getirmemiz gerekiyordu ?
Lazın eczanesine eli silahlı, yüzü kadın çoraplı iki soyguncu girmiş ve ellerindeki silahı Laza doğrultup :
Çabuk kasadaki herşeyi ver !
Özür dilerim, reçetesiz hiçbir şey vermiyoruz.
Laz Amerika'da arkadaşını ziyarete gitmiş. Laz şehri gezerken acıkmış ve bakmış millet üzerinde "Hot Dog" yazan bir seyyar arabadan bir şeyler satın alıyor. Arkadaşına sormuş "Hot Dog ne demek ?" diye. Arkadaşı da "Valla tam tercümesi 'sıcak köpek' demektir" demiş. Bunun üzerine Laz bu yiyeceği denemeye karar vermiş. Satın almışlar birer tane. Laz açmış ve sandviç ekmeğinin arasına bakmış; ardından arkadaşına dönerek :
Sana köpeğin neresi geldi ?
İstanbul Belediyesi'nin, boğaza tüp geçit ihalesi açılmış. Türlü konsorsiyumlar yüzlerce trilyonluk teklifler vere dursunlar, bir gün Temel ve Dursun adlı iki kişi 100 milyarlık bir teklif vermişler. Bu inanılmaz ucuz teklif karşısında Belediyeye çağrılmışlar. Başkan hemen sormuş :
Teklifiniz inanılmaz ucuz. Planınız nedir ?
Gayet basit. Anadolu yakasından Temel, Avrupa yakasından da ben kazmaya başlayacağız ve ortada buluşacağız.
Ya denk getiremezseniz ?
Daha iyi ya. İki tüp geçidiniz olur.
KARADENİZLİ ARKADAŞLARIN HOŞGÖRÜSÜNE SIĞINIYORUM:rendeer: :rendeer: :rendeer:
Karadeniz'deki kola şişelerinin altında ne yazıyormuş ? Diğer taraftan açınız .
Laz yolda senet bulmuş, ne yapmış ? Gitmiş ödemiş
Laz bu sefer yolda yüklü bir senet bulmuş, ne yapmış ? Yurtdışına kaçmış...
Laza sormuşlar " Güzel mi olmak istersin, yoksa çirkin mi ? "
Laz : Güzellik geçicidir.
Beş Laz bir ineği nasıl sağar ?
Biri ineğin memesini tutar, diğer dördü ineği yukarı aşağı indirir ve kaldırırlar.
Laz duş yaptıktan sonra ne yapar ? Islak elbiselerini çıkarır.
Laz yürüyen merdivendeyken elektrikler kesilmiş, Laz iki saat mahsur kalmış.
Lazlar ağaç dikiyorlarmış. Başlarındaki görevli ise Lazlara : Yeşiller yukarı, yeşiller yukarı !
Laz işçilere neden en fazla on dakika mola verdirirler ? Daha uzun mola verirlerse ne iş yaptıklarını unuturlar.
Laz niye yazı yazarken eldiven takar ? El yazısı tanınmasın diye.
Laz kola otomatiğine gitmiş, para atıp düğmeye basmış ve kolasını almış. Bir para daha atmış, yine düğmeye basmış ve yine kolasını almış. Bunun üzerine heyecanla arkadaşlarının yanına gitmiş ve "Çabuk bütün bozuk paralarınızı verin, bugün şansım çok iyi !"
Lazla arkadaşı konuşuyorlarmış : Nasıl, iş bulabildin mi ? Elbette, altımda 1500 kişi çalışıyor. Vay canına ! Ne işi bu ? Mezarlık bekçisiyim.
On Laz denizci boğulmuş. Denizaltlıları bozulunca ittirmeye kalkmışlar.
Laza karayollarını boyama işi vermişler. Laz başlamış çalışmaya. İlk gün tam 200 metre boyamış. İkinci gün 100 metre, üçüncü gün 50 metre. Artık dördüncü gün 10 metre boyayınca amiri Lazı çağırmış:
Hayırdır evladım iyi çalışıyordun ?
Ben yine iyi çalışıyorum
İyi ama dün 50 metre bugün de 10 metre boyamışsın. E... haliyle. İlk günlerde boya kovasına gidip gelmek kolaydı, sonraları çok vakit almaya başladı.
Lazların atölyesinde bir iş kazası olmuş ve bir Lazın parmağı kopmuş. Lazlar hemen ilk yardım yaparak kopan parmağı bir buz torbası içinde hastaneye yetiştirmişler. Koşarak cerraha parmağı vermişler. Parmağı alan cerrah :
Güzel, parmağa bir şey olmamış. Hasta nerede ?
Ne hastası ? Onu da mı getirmemiz gerekiyordu ?
Lazın eczanesine eli silahlı, yüzü kadın çoraplı iki soyguncu girmiş ve ellerindeki silahı Laza doğrultup :
Çabuk kasadaki herşeyi ver !
Özür dilerim, reçetesiz hiçbir şey vermiyoruz.
Laz Amerika'da arkadaşını ziyarete gitmiş. Laz şehri gezerken acıkmış ve bakmış millet üzerinde "Hot Dog" yazan bir seyyar arabadan bir şeyler satın alıyor. Arkadaşına sormuş "Hot Dog ne demek ?" diye. Arkadaşı da "Valla tam tercümesi 'sıcak köpek' demektir" demiş. Bunun üzerine Laz bu yiyeceği denemeye karar vermiş. Satın almışlar birer tane. Laz açmış ve sandviç ekmeğinin arasına bakmış; ardından arkadaşına dönerek :
Sana köpeğin neresi geldi ?
İstanbul Belediyesi'nin, boğaza tüp geçit ihalesi açılmış. Türlü konsorsiyumlar yüzlerce trilyonluk teklifler vere dursunlar, bir gün Temel ve Dursun adlı iki kişi 100 milyarlık bir teklif vermişler. Bu inanılmaz ucuz teklif karşısında Belediyeye çağrılmışlar. Başkan hemen sormuş :
Teklifiniz inanılmaz ucuz. Planınız nedir ?
Gayet basit. Anadolu yakasından Temel, Avrupa yakasından da ben kazmaya başlayacağız ve ortada buluşacağız.
Ya denk getiremezseniz ?
Daha iyi ya. İki tüp geçidiniz olur.
KARADENİZLİ ARKADAŞLARIN HOŞGÖRÜSÜNE SIĞINIYORUM:rendeer: :rendeer: :rendeer: