Selamlar...
Vedat Dalokay Nikah Salonu'nun karşısında bir kaza yaptım.
Gerideki pazar yerinin yanındaki ışıklardan hareket ettim. Yol boş ve sakin görünüyordu. Normal bir süratle Kurtuluş ışıklara doğru yol alıyordum.
Sağda park halindeki servis minibüslerinin arasından orta yaşlı bir kadın çıktı. Aramızda 100 metre kadar vardı.
İleri doğru bir iki adım attı, biraz gaz kestim.
İleri doğru bir adım daha attı, elimi manetin üzerine koydum.
Geri bir adım attı, "teyze bi karar ver artık" dedim.
20-25 metre kala perdeleme yapan bir basketbolcu gibi bana döndü ve ne tarafa kaçmaya çalışsam oraya doğru atlamaya başladı, ben de biraz panikledim sanırım.
O heyecanla gazı tam kapatamamış olabilirim. Frenlere asıldım ve soğuk havayı hiç sevmeyen Speed Demon'lar ve ön süspansiyonun kapanmasına müsade edecek yeteneğim ve zamanım olmadığından anında kaymaya başladı. Bir yandan ayağımı yere vurarak düşmemeye çalışırken bir yandan da çarpmamak için sağa bir manevra yapmaya çalışıyordum.
Teyze son anda yarım adım daha sağıma kaçarak bu çabamı da boşa çıkardı. Elimden geldiğince motosikleti sola çektim ama deviremedim.
Durmaya yakın bir süratle kadına çarptım ve sola devrildim. Dizimi yere vurdum ve sol ayağım motosikletin altında kaldı.
Hemen çevreden insanlar koşup geldiler. Bir kısmı bana bir kısmı kadınla ilgileniyordu. Yattığım yerde kendimi yokladım. Sol dizimin altından ayak bileğime kadar bir ağrı vardı. Motosikletin altında sıkışan ayağım o pozisyonda zorlanıyor olduğu için de bileğimde bir ağrı hissediyordum. Dirseğim, elim, kolumda bir sorun yok gibiydi. Kafam da bir yere dokunmamıştı.
Yanıma gelenlerden rica ettim motosikleti biraz kaldırıp ayağımı çıkarttılar. Bileğimi oynattım, sorun yok gibiydi. Ayak parmaklarımı da sorunsuz oynattım. Sonra biraz da korkarak bacağımı biraz katladım. Ağrı vardı ama dayanılmayacak gibi değildi. Yanımdakilerden yardım isteyerek ayağa kalktım.
Bu arada kadını orta tretuara oturtmuş bir kaç kadın iyi olup olmadığını soruyordu. Ambulans çağıralım dediler, tamam dedim. O sırada kadın ayağa fırladı "gerek yok ambulansa, benim bir şeyim yok" dedi ve karşıya geçip yürümeye başladı. Ben hala şoku tam atlatamamış olduğum için o anda tepki veremedim. Dönüp motosikleti yerden kaldırdım ve kenara çekeyim dedim. Kadın da nikah salonunun önünde bir banka oturmuştu o sırada. O tarafa gideyim de konuşayım dedim. Ben tretuarı aşana kadar kadın Kurtuluş Parkı'nın içine doğru yürümeye başladı. Ben de o tarafa gittim. Oradaki bir güvenlik görevlisi beni durdurup "abi bak bu kadın bir şeyim yok diyip gidiyor ama sonra bir şey olur falan, her yerde kamera var burada başın belaya girer bir rapor tuttur en azından bi doktora götür" dedi. Mantıklı geldi. Ben de sürdüm motoru parkın içine doğru, ileride yetiştim.
Ben : Teyze iyi misin? Bir yerinde ağrın sızın var mı? Gel bi doktora götüreyim seni, hastaneler hemen şurada zaten.
Teyze : Yok evladım, sen de kusura bakma, birden heyecanlandım, ne yapacağımı şaşırdım. Benim bir şeyim yok, istemiyorum hastane falan.
Ben : Yahu teyze ne kusuru, ama bak böyle olmaz bi kontrol ettirmek lazım.
Teyze : Yok evladım ben zaten emekli hemşireyim, sol omzumda biraz ağrı vardı ama bir şey yok şimdi.
Ben : Teyze tamam bari gelmiyorsun bi adını soyadını söyle, bi telefon falan ver de sonradan arayıp sorayım, içim rahat etmez şimdi.
Teyze : Yok evladım ben veremem, doktora falan da gidemem, kocam dışarı çıktığımı bilmiyor, duyarsa daha salmaz beni dışarı, hiç gerek yok, sen hakkını helal et.
dedi ve döndü gitti. Ben de öyle afalladım kaldım. Artık dedikleri gerçek miydi, başka bir durumu mu vardı bilemiyorum.
Bindim motora bastım gittim kurtuluş kavşağa. Orada hem asayiş hem trafik polisleri duruyordu. Anlattım durumu. Kadın kaçtıysa yapacak bir şeyin yok, şikayetçiyim diyorsan bi rapor tutalım ama bir şey çıkması zor boşa uğraşırsın dediler. Benim de bacağım epeyce ağrıyordu neyse dedim atladım motosiklete doğru hastane. Röntgen ve muayeneden sonra sadece doku ezilmesi teşhisi kondu. Bi bandaj yaptılar, bi de kas gevşetici krem ve hap verdiler yolladılar.
Motosikletin sol ön çizildi, sol alt uç ve sol manet. Bir de ayağım araya sıkıştığı için sol arka X-City yazısının önünden kırıldı. Resimler
şurada.
Bu da böyle bir anıydı.
Epeyce ders çıkarılacak şey var.
Özellikle panik frenleme konusunda ciddi çalışmam lazım.
Bir de bu lastik konusu var ki X-City'lerde ciddi sıkıntı. Ebat yok diye 3 markaya kaldık. Onlar da pek iç açıcı değil.
Son olarak da ABS sanırım olmazsa olmazlarım arasında olacak bir dahaki satın almada.