- Katılım
- 23 Mar 2016
- Mesajlar
- 423
Başlığı görünce kendimi bir an Ekşi'de sandımsa da çabuk toparlandım. Hatta utanmadım, Ekşi başlıklarını bir taradım "ulan biri kopyala - yapıştır mı yapmış?" deyu; lakin olay toplumda yaygın olan bir olayın, başlığı açan yazar kardeşimizde vuku buldurtturduğu duygulardan ibaretmiş. Öyleyse biz de çorbaya bir şeyler atalım.
Türk toplumu veya değil, insanlar genel olarak etiket edinmeye çalışır; etiketlerin insan psikolojisinde etkisi vardır çünkü. Birebir aynı bilgi dağarcığına sahip iki insan düşünün; biri atıyorum yüksek mühendis unvanına sahip, diğeri liseden sonra okumamış ancak kendini, kendi geliştirmiş. İkisini de birebir yakından tanımadıkça, ikisi de bildiği konularda konuşurken, insanların bu ikiliye tepkileri farklı olacaktır.
Herkesi yakından tanıyamayız elbette; dolayısıyla etiketler insanları bir nevi sınıflandırarak, mümkün olan en kısa yoldan bir yargıya varmaya çalışan zihnimize kolaylık sağlar. Bu evrimsel bir süreçtir, logical fallacy dediğimiz olaylar, insanlar her zaman bilerek ve isteyerek yanlış bilgiye ulaşmaya çalıştıklarından değil; zihinlerinin kısa yoldan sonuca varmaya çalışırken atladığı kilit noktalar olduğundandır.
Neyse, çok da dağıtmayalım konuyu. İkilimize geri dönelim. Yüksek mühendis Ahmet abi, lise mezunu Mehmet abiyle, aynı konuda, aynı cümleyi kursun ve bu cümle biraz da cesur bir cümle olsun. Örneğin, büyük çoğunluğu hakkında bilgi sahibi olmadığımız bir alanda, gözlemsel bir yorum yapsınlar, "Quantum bilgisayarlara erişmeye çalışmaktansa ternary (üç tabanlı) bilgi - işlem bizi daha hızlı aynı kapasiteye ulaştırır." olsun bu cümle. Bu cümleyi yüksek mühendis Ahmet abi söylediğinde çoğu insan "Vay be, ne konuştu adam" derken, lise mezunu Mehmet abi söylediğinde, onu yakından tanıyan bir, belki iki kişi hariç "Abi sen mühendislerden iyi mi bileceksin?" gibi bir yorum alacaktır.
Özetle, etiketler farkında olsak da, olmasak da büyük oranda işe yarar. Absürt oldukları belli olan yerler etiketin yapılan işle alakalı olmadığı durumlar diyebilirim. Mesela o kadar Ekşi dedik, Ekşi'de biri "son ütücü Muharrem" tarzı bir şey söylemiş. Ben ne kadar son ütücü Muharrem abiye ütü konusunda güvensem de, bu etiket bana adamın araba kullanması hakkında bir şey anlatmıyor. Araba kullanımı hakkında bir şey anlatan etiketler genelde olumsuz olur diye düşünüyorum; yani iyi araba kullanması muhtemel olan mesleklerdense kötü araba kullanması muhtemel olan meslekler var gibi. Atıyorum bir galericinin araba kullanmasına güvenmezdim herhalde.
Eyyorlamam bu gadar, haydi hayırlı tıraşlar.
Türk toplumu veya değil, insanlar genel olarak etiket edinmeye çalışır; etiketlerin insan psikolojisinde etkisi vardır çünkü. Birebir aynı bilgi dağarcığına sahip iki insan düşünün; biri atıyorum yüksek mühendis unvanına sahip, diğeri liseden sonra okumamış ancak kendini, kendi geliştirmiş. İkisini de birebir yakından tanımadıkça, ikisi de bildiği konularda konuşurken, insanların bu ikiliye tepkileri farklı olacaktır.
Herkesi yakından tanıyamayız elbette; dolayısıyla etiketler insanları bir nevi sınıflandırarak, mümkün olan en kısa yoldan bir yargıya varmaya çalışan zihnimize kolaylık sağlar. Bu evrimsel bir süreçtir, logical fallacy dediğimiz olaylar, insanlar her zaman bilerek ve isteyerek yanlış bilgiye ulaşmaya çalıştıklarından değil; zihinlerinin kısa yoldan sonuca varmaya çalışırken atladığı kilit noktalar olduğundandır.
Neyse, çok da dağıtmayalım konuyu. İkilimize geri dönelim. Yüksek mühendis Ahmet abi, lise mezunu Mehmet abiyle, aynı konuda, aynı cümleyi kursun ve bu cümle biraz da cesur bir cümle olsun. Örneğin, büyük çoğunluğu hakkında bilgi sahibi olmadığımız bir alanda, gözlemsel bir yorum yapsınlar, "Quantum bilgisayarlara erişmeye çalışmaktansa ternary (üç tabanlı) bilgi - işlem bizi daha hızlı aynı kapasiteye ulaştırır." olsun bu cümle. Bu cümleyi yüksek mühendis Ahmet abi söylediğinde çoğu insan "Vay be, ne konuştu adam" derken, lise mezunu Mehmet abi söylediğinde, onu yakından tanıyan bir, belki iki kişi hariç "Abi sen mühendislerden iyi mi bileceksin?" gibi bir yorum alacaktır.
Özetle, etiketler farkında olsak da, olmasak da büyük oranda işe yarar. Absürt oldukları belli olan yerler etiketin yapılan işle alakalı olmadığı durumlar diyebilirim. Mesela o kadar Ekşi dedik, Ekşi'de biri "son ütücü Muharrem" tarzı bir şey söylemiş. Ben ne kadar son ütücü Muharrem abiye ütü konusunda güvensem de, bu etiket bana adamın araba kullanması hakkında bir şey anlatmıyor. Araba kullanımı hakkında bir şey anlatan etiketler genelde olumsuz olur diye düşünüyorum; yani iyi araba kullanması muhtemel olan mesleklerdense kötü araba kullanması muhtemel olan meslekler var gibi. Atıyorum bir galericinin araba kullanmasına güvenmezdim herhalde.
Eyyorlamam bu gadar, haydi hayırlı tıraşlar.
