İki Teker Üstünde Bir Ömür ***Mezarcı***

Katılım
26 Mar 2006
Mesajlar
4,133
F282185CA9739E408CBC54F9b.jpg


..................................Allah Rahmet Eylesin.

İki teker üstünde bir ömür
Onun yaşamı 15 yaşında bir delikanlıyken tanıştığı motosiklet sevdası yüzünden hep iki teker üzerinde geçmiş. Adrenalin, tutku, geçim şavaşı ve başarılarla dolu bir yaşam onunkisi.

İki teker üstünde bir ömür
Koray Karaermiş
Motosiklet camiasında ‘Mezarcı’ lakabıyla tanınan Yılmaz Akbaş’a bu isim babasından miras. Mezar işiyle uğraşan babasının yanında çalışan Akbaş, bir rastlantı eseri motorun selesine biner; “Babam 1980 senesinde vefat edince ben mesleğe devam ettim. Mobilet tamiri yapan bir arkadaşım vardı.

Onun çocuğunun mezarını yaptım. Beş lira mıydı ne, bir ücreti tutmuştu. Bana ödeyemedi bu parayı. Ben de ondan motosiklet kiralamaya başladım. Yani daha önce motosiklet falan yoktu benim aklımda” İşte böyle motor sevdası girer içine. Bir süre sonra mezarcılığı da bırakır. Bir mopet satın alır.

Babadan kalma bir takım çantasıyla onu tamir edeyim derken, tamamıyle bu işin içinde bulur kendini. “Şu anda derdinden anlamadığım motosiklet yok” diye iddialı konuşan Akbaş, geçimini motosiklet tamirinden kazanıyor. Güngören’de kendisine ait Honda Tamir Servisini 18 yıldır işleten motokrosçu, yarışlarda da aynı markanın sponsorluğunda yarışıyor.
031103_motorspor_001795_motokros_izmir_500.jpg





Bir başladın mı...
1980 senesinde öyle her yerde parkur yok. Bakırköy-İncirli’deki motokros parkuru yeni yapılmış. Orada motosikletle çocukların rampalardan zıpladığını görür ve kendisi de aynısını yapmaya karar verir. Sonraki motosikleti Java’dır. Onu modifiye edip kros motoru haline getirir.

“O tarihlerde orjinal bir motokros yoktu herkes kendi yapıyordu.Tabii şimdiki gibi böyle büyük uçma rampaları da yoktu. Küçük rampalardı.” İlk şampiyonluğunu da bu pistte 1982’de kazanır. Bu, “Türkiye Şampiyonası” adı altında düzenlenen bir yarıştır.

O zamandan beri sayısız başarı kazanan Akbaş kazanmanın giderek zorlaştığını söylüyor. Bunda motosikletlerin giderek daha hızlı ve atak olmasının payı büyük. Bu da yarışları daha tehlikeli ve riskli yapıyor.”Parkurlar da zorlaştırıldı. Biraz da antrenmansız bu işi yapmaya kalkarsan muhakkak düşüyorsun. Kendini sakatlama olasılığın çok yüksek.” Akbaş, pist yarışlarını 1993 senesinde denemiş ama pistin daha zor olduğunu görünce bırakmak zorunda kalmış; “Pistin masrafı daha çok. Pistte her gün bir lastik yakarsın.

Motokrosta öyle değil tabii. Bir de pist buradan uzakta, İzmit’te.” Bu işte rekabet pistle sınırlı değil. Yarış pist dışında da tüm hızıyla sürüyor.
Kırıksız olmaz
“Camiada herkes birbirinin kuyusunu kazıyor. Yani ben mesela “sponsor buluyorum” diyorum hemen o oradan “sponsor benim olsa” diye atlıyor. Yani herkes “rabbena rabbena hep bana” diye uğraşıyor. Tek tabanca olarak götürebildiğim yere kadar götüreceğim.

Zaten bu sporu yapabilirsem, en fazla birkaç sene daha yaparım. Ondan sonra şampiyon olarak bütün yarışları kovalamam ama arada bir kendimi kasarım. Zaten bu işin bitiş yaşı 27, bilemedin 30.” Yılmaz Akbaş kırkına merdiven dayamış biri olarak hala yarışıyor. Akşamları Bakırköy sahilinde koşarak antrenman yapıyor.
Kemerburgaz, Şile ve Gaziosmanpaşa parkurlarındaki yarışları kovalıyor. Tabii tepkiler de geliyor.
“Gençler beni istemiyorlar yarışlarda. Artık yaşlandın, dinazor oldun gibilerinden sitem ediyorlar bana” diyor. Ama o aynı fikirde değil; “Tecrübem var. Bu spor da pek gelişmiyor.

Şimdi biz de bırakırsak fazla yarışçı olmayacak. Ne bileyim bırakamıyorum işte. Çünkü seviyorum. Ben yapmasam hastalanıyorum. Herkesin bir tutkusu var. Ben de de varsa yoksa kros.Yapabildiğim kadar devam edeceğim.”
Anlaşılan Akbaş gençleri bir süre daha terletmeye kararlı. Deneyimli motokrosçu 10 yaşındaki oğlu Hürkan’ı da çalıştırıyor. Onu çocuklar kategorisinde yarışlara sokuyor. “Çekirdekten yetişme” buna dense gerek.
031103_motorspor_001796_motokros_izmir_500.jpg


Peki bunca yıllık yarış kariyeri boyunca hiç düşmemiş mi Akbaş? “Her yarışçıda mutlaka kırık vardır. Kollarımda, ayağımda platin var. Kemik kırılması sanıldığı gibi kros’ta pek
olmaz. Kolumdaki kırık mesela caddede kullanırken oldu. Krosta bugüne kadar çok büyük bir kaza yaşamadım, yaşayanı da görmedim.”


Motosiklet ikinci planda

Yılmaz Akbaş sektörün durumuna dair oldukça iç karartıcı bir tablo ortaya koyuyor; “Motosiklet bocalıyor” diyor, “Altyapı yok” diyor, “Federasyondan (TOMSFED: Türkiye Otomobil ve Motor Sporları Federasyonu) sporculara destek yok.” diyor. Ve bir örnek veriyor; “İki sene önce Balkan Şampiyonası’nda yarışacağız diye bize söz verildi. 250’şer dolar yol harcırahı verilecekti. Biz bunu bir-iki yarış alabildik.

Ondan sonra bu ödenek kesildi. Kesildiği için Balkan Şampiyonası’na devam edemedik. Bu sene de ‘Balkan Şampiyonası’na motokrosta gidilmeyecek. Kendi bütçesiyle gidebilen gitsin” dendi.” “Ekonomik krizden mi böyle oldu acaba?” diye sorduğumuzda; “Öyle olduğunu sanmıyorum. Çünkü diğer yarışlar yapılıyor.

Camiada araba rallilerine daha çok destek var. Motosiklet hep ikinci planda kalıyor” diyor. Türkiye’de motosikletin hala kendi federasyonuna sahip olmaması bile bu görüşü destekleyen çarpıcı bir veri. İşin diğer bir yönünü de medya oluşturuyor. Akbaş, motokrosu bir spor olarak değil daha çok akrobatik gösteri olarak ele alan medyadan şikayetçi; “Mesela ben iki sene öncesinin motokros şampiyonuyum.

Kaç gazetede çıktı. Ama araba rallisi öyle değil. Basında daha çok tanıtımı oluyor.”
Ülkemizde motosiklet kulanımının otomobile oranla daha geri planda olmasının da belirleyici bir etken olduğunu dile getiren Yılmaz Akbaş bir başka noktaya daha dikkat çekiyor; “Yarışların duyurusu yeterince yapılmıyor.

On sene önce motokros yarışlarında 5-10 bin seyirci vardı. Şimdi onu bulmak mümkün değil “


Motosiklet şampiyonalarında para ödüllerinin olduğu da sanılmasın. Yani bu iş neredeyse tamamen gönül işi. “Türkiye’de motokrosun geleceğini nasıl görüyorsun” diye sorduğumuzda; “Belki bir beş sene sonra değişebilir ama şu andaki gidişat böyle. Bir ilerleme olacağını zannetmiyorum” diyor.


Bu spor için mesela futbol gibi sadece top ve fiziksel kondisyon yetmiyor. Motor sporları ithalat sektörüne dayalı pahalı araçlarla yapılıyor. Durum böyle olunca da işin maddi yönü fırsat eşitliğini ortadan kaldırıyor. Deneyimli motokrosçuya kulak verelim; “Bu spor biraz zengin sporu yani.

Dar gelirli birinin kalkıp motokors yapması çok zor. Bir motosiklet 12 bin Euro, bir lastik 200 Euro. Eğer Türkiye Şampiyonası’nı takip ediyorsanız, Bodrum’da, İzmir’de yarış oluyor. Bazı yarışlar ayda iki-üç sefer. Parası olmayan insan için buradan kalkıp oralara gitmek akıl karı değil. Yarış için 3-4 gün önceden gitmek gerekiyor.

Otel masrafın, benzinin, yanındaki yardımcıların. Bir de o yarışa hazırlanmak için önceden yapılan masraflar var. Gidiyorum çeşitli parkurlarda antrenmanlar yapıyorum. Bunların hepsi masraf.”


Yılmaz Akbaş Honda’nın sponsorluk desteğiyle bu engeli aşmış görünüyor. Ancak desteğin devam etmesi başarıya bağlı. “İyi olmak zorundasın, birinci bitirmek zorundasın.

Yoksa sponsor bulamazsın. Belli bir başarı çizgisini devamlı korumak zorundasın. Ama tabii bu işte aksilikler her zaman olabilir.

Yarış bu belli mi olur?”

Son olarak, bunca üzerinde konuştuğumuz motosiklet sevdasının nasıl bir şey olduğunu anlatmasını istiyoruz; “Onu nasıl anlatayım sana... Kendini bir boşlukta hissediyorsun. Nasıl paraşütle bir insan atlar; ben de aynı o şekildeyim yani. Benim için motokros vazgeçilmez bir tutku. Herkese de tavsiye ederim. Mesela herhangi bir şeye sinirleneyim; motorun üzerine binince ne sinir ne bir şey kalıyor, rahatlıyorum. Herşeyi unutuyorum.
 
Son düzenleme:
Katılım
15 Mar 2006
Mesajlar
3,510
Abi açmışken bir şeyler yazayım dedim ama bayağı bir uzun yazıymışş.

Şuan misafirlikteyim..Akşam geniş kafayla okuyup mesaj yazarım artıkın abim..
 
Katılım
16 Şub 2008
Mesajlar
1,266
abı bole uzun bıse yazarken ara bırakarak yazsan daha akıcı olur goz yorulması yapıor.
 
Katılım
26 Mar 2006
Mesajlar
4,133
Yazıyı yeniden düzenledim umarım sıkılmadan okursunuz
 
Katılım
20 Nis 2008
Mesajlar
28
S.a, ben yılmaz akbaşın oğlu Hürkan AKBAŞ (resimde soldaki)

konuyu açan arkadaş için teşekkürler..
 
Katılım
4 Eki 2007
Mesajlar
592
Saygı duydum abimize!!

Bu arada BlackMask; babanla gurur duyuyor olmalısın!!
 
Katılım
16 Tem 2007
Mesajlar
1,027
Motosikleti
Dl650vstorm
kardeş başın sağolsun Allah babanın mekanını cennet etsin.sende anladığım kadarıyla onun izinden giderek babanı gururlandırıyosun .yolun açık olsun:cat:
 

Bu konuyu görüntüleyen kullanıcılar

Yeni mesajlar

Çok Beğenilen Mesajlar

Üst