- Katılım
- 4 Ocak 2024
- Mesajlar
- 56
- Motosikleti
- Yamaha Tracer 7
- Konu Yazar
- #1
Herkese selamlar, bayram tatilinde motorumla yaptığım ilk uzun yol maceramı sizlerle paylaşmak istiyorum. Biraz uzun oldu ama napalım, keyifli okumalar
Bayram tatili sebebiyle memleketim Muğlaya motosiklet ile gitmeye karar verdim. İlk kez uzun yola çıkacağımdan beni neyin beklediği tam bilmiyordum. Akşamları belli şehirlerde durup mola verecek şekilde seyahat etmeye karar verdim. Yol üzerindeki şehirlerde akrabalar ve arkadaşlar olduğu için önceden onlarla haberleşip planımı buna göre yaptım. Çıkış rotası şu şekildeydi: Gebze, Sapanca, Eskişehir, Afyon, Denizli, Muğla. Muğlada birkaç gün kaldıktan sonra dönecektim. Dönüş rotam da şöyleydi: Muğla, Aydın, İzmir, Manisa, Balıkesir, Bursa, Yalova ve yeniden Gebze.
Her şey sorunsuz ilerledi: Hem yol üstünde akrabaları ve uzun süredir görmediğim arkadaşlarımı gördüm, hasret giderdim hem de motorla yolculuk yapmanın keyfine vardım. Arabayla giderken de sağı solu izliyorsunuz ama motorla giderken sanki manzarayla iç içe gibiydim. Açıkçası bir kameram olmadığına üzüldüm.
Bir önceki hafta motorun yağına suyuna baktırmıştım. Uzun yolda rahat olsun diye konfor kılıf aldım. 5 Nisan akşamı motoru yıkadım, zincirini de yağlayıp diğer kontrollerini yaptım ve sabahı beklemeye başladım.
6 Nisan sabahı saat 10a doğru yola çıktım. Heybeyi yükledim ve Kocaelinden Sapancaya oradan da Bilecik üzerinden Eskişehire doğru yola çıktım. Yolda birkaç yerde üşüdüm, ayrıca rüzgâr, polenler gözlerimi biraz rahatsız etti, Eskişehire yaklaşırken belim ağrımaya başlamıştı. 15 gibi Eskişehirdeydim. Geceyi burada geçirdim. Rüzgâr baya baya çarpmış olacak ki gece biraz fenalaştım. Bir an sabah geri dönüp motoru bıraksam da arabayla mı gitsem diye aklımdan geçirdim :d Yola çıktım bir kere, sonunu getirmeliyim diye düşünüp tekrar uykuya daldım.
7 Nisan sabah yola çıkarken daha iyiydim, 9 gibi buradan yola çıktım ve Afyonkarahisar üzerinden Denizli Kaleye ulaştım. Yaklaşık 400 km ve birkaç kısa moladan sonra saat 16 gibi Kaledeydim. Bu sefer çok yorulmamıştım; ne bel ağrısı vardı ne de başka bir şey. Geceyi yine akrabalarımın yanında geçirdim.
8 Nisan sabahı ise farklı bir şey yapmaya karar vermiştim. Bilenler bilir Kale-Muğla arasındaki yol epey virajlıdır. Sabah kalkıp kahvaltı ettikten sonra baktım ahali kendi halinde, Muğladaki arkadaşlarla da öğleden sonra buluşacağız, hazır heybe de yokken Kaleden Muğlaya kadar gazladım. Sonra da Kaleye geri dönüp çantayı aldım ve öğleden sonra sabah gittiğim yolu tekrar giderek saat 16da Muğlaya vardım. Arkadaşlarımla görüştüm ve oradan da eve geçtim. Bizimkiler böyle bir yerde yaşıyorlar:
Arife gününde dinlendim ve sadece şehir içlerinde küçük yolculuklar yaptım. Asıl olay ertesi gündü: Bayramın birinci günü öğleden sonra Muğlanın köylerini gezeyim derken kayboldum ve Kavaklıdere ilçesinden girip Muğla şehir merkezinden çıktım. Burada da köyler ve ormanların arasındaki virajlı dağ yolları, manzaralar her şey harikaydı. Keşke bir kameram olsaydı
Bayramın ikinci günü köy yollarında tozlanan Svartı yıkayıp, zincirini yağladım ve geri kalan zamanı aile ve arkadaşlarla geçirdim.
13 Nisan Cumartesi günü dönüş yolculuğu başlamıştı. Öğlen İzmire doğru yola çıktım. Aydın otobanı üzerinden seyahat edip öğleden sonra İzmire vardım. Burada birkaç yıldır yüz yüze görüşme fırsatı yakalayamadığım arkadaşlarımla buluştuk ve harika zaman geçirdik. Geceyi arkadaşımın evinde geçirdim.
Sabah tam hatırlamıyorum ama en geç 10 gibi yeniden yola çıktım, özellikle İzmirin çıkışı ve Manisa tarafları çok rüzgârlıydı. Öğleden sonra rüzgâr biraz azaldı ve daha rahat yolculuk ettim.
Ve öğleden sonra Balıkesirdeydim. İlk kez Balıkesirden geçtim doğası inanılmaz güzeldi. Burada benzinlikte birkaç motorcuyla tanıştım.
Akşamüstü 4 gibi Bursaya vardım ve burada da bir akrabayı ziyaret edip akşam yemeğini aradan çıkardım
Artık durmadan eve varmalıydım çünkü hava kararıyordu. Otobanı kullanmadan yine gezinti olsun diye Yalovanın içinden yoluma devam ettim.
Hava kararmaya yakın olduğu için feribot kullanmak bana anlamsız geldi ve köprüden geçerek Gebzeye vardım, saat 20.30 gibi evdeydim. Yolda Gebze tabelasını göremediğimden fotoğrafını da çekemedim. Zaten akşam olmuş fotoğraf çekmek için E-5in kenarında da durmazdım sanırım
Yolculuğun en uzun kısmı İzmir-Gebze arasıydı. Yaklaşık 450 km yolu 8 saat gibi bir sürede gittim. Hem gidişte hem dönüşte ortalama hızım 90-110 arasındaydı. Bazı yerlerde gaz da açtım ama motor naked olduğu için rüzgâr doğrudan bana çarpıyordu ve çok rahatsız ediyordu. Sadece ilk gün Eskişehire giderken çok yoruldum ve neredeyse pişman oluyordum. İyi ki yola devam etmişim; sonraki günlerde olması gerektiği kadar yoruldum. Kaskımda patlayan böcekler dışında her şey sorunsuzdu. Yol boyunca en kullanışlı ekipman ise sanırım kulak tıkacıydı.
Yola çıkmadan önce 1500 kmye yeni gelmiştim, vardığımda km sayacı 3499 kmde kalmıştı Yolu aşağı yukarı 1400 km alırsak, bir 600 km kadar da Kale-Muğla arası, Muğla ve İzmir içlerinde sürmüşümdür. Toplamda yaklaşık 70 litre ve 3150 TLlik benzin almışım ve yol bilgisayarına göre 100 kmde ortalama 3 litre yakıt harcamışım.
Yol yapmak öyle keyifliydi ki, tek kelime ile bütün gezi ŞAHANE idi. Yazın daha uzun bir rota deneyeceğim. Şimdiden planlarını yapmaya başladım. Sanırım uzun vadede bana bir Tracer ya da Versys lazım
Sabrınız için teşekkürler
---------- Mesajlar birleştirildi - 00:29 ---------- bir önceki mesaj zamanı 00:09 ----------
Bu fotoğraf yükleme işini çözemedim ya
r:
Bayram tatili sebebiyle memleketim Muğlaya motosiklet ile gitmeye karar verdim. İlk kez uzun yola çıkacağımdan beni neyin beklediği tam bilmiyordum. Akşamları belli şehirlerde durup mola verecek şekilde seyahat etmeye karar verdim. Yol üzerindeki şehirlerde akrabalar ve arkadaşlar olduğu için önceden onlarla haberleşip planımı buna göre yaptım. Çıkış rotası şu şekildeydi: Gebze, Sapanca, Eskişehir, Afyon, Denizli, Muğla. Muğlada birkaç gün kaldıktan sonra dönecektim. Dönüş rotam da şöyleydi: Muğla, Aydın, İzmir, Manisa, Balıkesir, Bursa, Yalova ve yeniden Gebze.
Her şey sorunsuz ilerledi: Hem yol üstünde akrabaları ve uzun süredir görmediğim arkadaşlarımı gördüm, hasret giderdim hem de motorla yolculuk yapmanın keyfine vardım. Arabayla giderken de sağı solu izliyorsunuz ama motorla giderken sanki manzarayla iç içe gibiydim. Açıkçası bir kameram olmadığına üzüldüm.
Bir önceki hafta motorun yağına suyuna baktırmıştım. Uzun yolda rahat olsun diye konfor kılıf aldım. 5 Nisan akşamı motoru yıkadım, zincirini de yağlayıp diğer kontrollerini yaptım ve sabahı beklemeye başladım.
6 Nisan sabahı saat 10a doğru yola çıktım. Heybeyi yükledim ve Kocaelinden Sapancaya oradan da Bilecik üzerinden Eskişehire doğru yola çıktım. Yolda birkaç yerde üşüdüm, ayrıca rüzgâr, polenler gözlerimi biraz rahatsız etti, Eskişehire yaklaşırken belim ağrımaya başlamıştı. 15 gibi Eskişehirdeydim. Geceyi burada geçirdim. Rüzgâr baya baya çarpmış olacak ki gece biraz fenalaştım. Bir an sabah geri dönüp motoru bıraksam da arabayla mı gitsem diye aklımdan geçirdim :d Yola çıktım bir kere, sonunu getirmeliyim diye düşünüp tekrar uykuya daldım.
7 Nisan sabah yola çıkarken daha iyiydim, 9 gibi buradan yola çıktım ve Afyonkarahisar üzerinden Denizli Kaleye ulaştım. Yaklaşık 400 km ve birkaç kısa moladan sonra saat 16 gibi Kaledeydim. Bu sefer çok yorulmamıştım; ne bel ağrısı vardı ne de başka bir şey. Geceyi yine akrabalarımın yanında geçirdim.
8 Nisan sabahı ise farklı bir şey yapmaya karar vermiştim. Bilenler bilir Kale-Muğla arasındaki yol epey virajlıdır. Sabah kalkıp kahvaltı ettikten sonra baktım ahali kendi halinde, Muğladaki arkadaşlarla da öğleden sonra buluşacağız, hazır heybe de yokken Kaleden Muğlaya kadar gazladım. Sonra da Kaleye geri dönüp çantayı aldım ve öğleden sonra sabah gittiğim yolu tekrar giderek saat 16da Muğlaya vardım. Arkadaşlarımla görüştüm ve oradan da eve geçtim. Bizimkiler böyle bir yerde yaşıyorlar:
Arife gününde dinlendim ve sadece şehir içlerinde küçük yolculuklar yaptım. Asıl olay ertesi gündü: Bayramın birinci günü öğleden sonra Muğlanın köylerini gezeyim derken kayboldum ve Kavaklıdere ilçesinden girip Muğla şehir merkezinden çıktım. Burada da köyler ve ormanların arasındaki virajlı dağ yolları, manzaralar her şey harikaydı. Keşke bir kameram olsaydı
Bayramın ikinci günü köy yollarında tozlanan Svartı yıkayıp, zincirini yağladım ve geri kalan zamanı aile ve arkadaşlarla geçirdim.
13 Nisan Cumartesi günü dönüş yolculuğu başlamıştı. Öğlen İzmire doğru yola çıktım. Aydın otobanı üzerinden seyahat edip öğleden sonra İzmire vardım. Burada birkaç yıldır yüz yüze görüşme fırsatı yakalayamadığım arkadaşlarımla buluştuk ve harika zaman geçirdik. Geceyi arkadaşımın evinde geçirdim.
Sabah tam hatırlamıyorum ama en geç 10 gibi yeniden yola çıktım, özellikle İzmirin çıkışı ve Manisa tarafları çok rüzgârlıydı. Öğleden sonra rüzgâr biraz azaldı ve daha rahat yolculuk ettim.
Ve öğleden sonra Balıkesirdeydim. İlk kez Balıkesirden geçtim doğası inanılmaz güzeldi. Burada benzinlikte birkaç motorcuyla tanıştım.
Akşamüstü 4 gibi Bursaya vardım ve burada da bir akrabayı ziyaret edip akşam yemeğini aradan çıkardım
Artık durmadan eve varmalıydım çünkü hava kararıyordu. Otobanı kullanmadan yine gezinti olsun diye Yalovanın içinden yoluma devam ettim.
Hava kararmaya yakın olduğu için feribot kullanmak bana anlamsız geldi ve köprüden geçerek Gebzeye vardım, saat 20.30 gibi evdeydim. Yolda Gebze tabelasını göremediğimden fotoğrafını da çekemedim. Zaten akşam olmuş fotoğraf çekmek için E-5in kenarında da durmazdım sanırım
Yolculuğun en uzun kısmı İzmir-Gebze arasıydı. Yaklaşık 450 km yolu 8 saat gibi bir sürede gittim. Hem gidişte hem dönüşte ortalama hızım 90-110 arasındaydı. Bazı yerlerde gaz da açtım ama motor naked olduğu için rüzgâr doğrudan bana çarpıyordu ve çok rahatsız ediyordu. Sadece ilk gün Eskişehire giderken çok yoruldum ve neredeyse pişman oluyordum. İyi ki yola devam etmişim; sonraki günlerde olması gerektiği kadar yoruldum. Kaskımda patlayan böcekler dışında her şey sorunsuzdu. Yol boyunca en kullanışlı ekipman ise sanırım kulak tıkacıydı.
Yola çıkmadan önce 1500 kmye yeni gelmiştim, vardığımda km sayacı 3499 kmde kalmıştı Yolu aşağı yukarı 1400 km alırsak, bir 600 km kadar da Kale-Muğla arası, Muğla ve İzmir içlerinde sürmüşümdür. Toplamda yaklaşık 70 litre ve 3150 TLlik benzin almışım ve yol bilgisayarına göre 100 kmde ortalama 3 litre yakıt harcamışım.
Yol yapmak öyle keyifliydi ki, tek kelime ile bütün gezi ŞAHANE idi. Yazın daha uzun bir rota deneyeceğim. Şimdiden planlarını yapmaya başladım. Sanırım uzun vadede bana bir Tracer ya da Versys lazım
Sabrınız için teşekkürler
---------- Mesajlar birleştirildi - 00:29 ---------- bir önceki mesaj zamanı 00:09 ----------
Bu fotoğraf yükleme işini çözemedim ya
Son düzenleme:












