Bu hafta sonu it ayağı yemişcesine İstanbul'dan kalkıp batı karadenizi gezdik.. dün saat 15 civarı yola çıkıp hiç aklımızda olmayan seyleri yaptık.. aslında amacımız şile ağva yolu arasındaki bir yerlere gidip dönmekken.. önce Ağva'ya gidip hava karardıktan sonra da hazır buraya kadar gelmişken buralarda bir yerde kalalım ve sabah da yola çıkıp kandır kerpe kefken yaparız dedik ve geceyi Şile de geçirip sabah yola koyulduk.. geçip gittiğimiz yollar mükemmeldi.. kerpe ve kefken için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim.. ben çok özel bir şey göremedim yanımızda fotoğraf makinası olmasına rağmen çekmeye değer tek kare yoktu.. ancak yollar motorunuzu test etmek için yollar mükemmeldi.. Eve döndüğümüzde bir de baktık ki 650 km yol yapmışız..
Yol hikayemize gelince dün Ağva'da şelaleleri de görelim diye yola çıktık ve şelaleler mevkiine gelince buraya kadar geldik dönmek olmaz diye girdiğimiz o yol motorumuzun belki de ömrü boyunca göreceği en berbat yoldu.. resmen endurolara taş çıkartırcasına 1000 m yüksek bir tepeden bozuk ve çakıllı(tekerlerimizi zaptetmek güç yarısı zaten batmış durumda

) bir yolda aşağıya inip sonra da nasıl çıkacağımızı kara kara düşünürken bunu keşfimiz sırasında aklımıza bile getirmemeyi yeğledik.. koyulduk selaleleri keşfetmeye.. yarım saat dolandık arazide ama selale felan göremedik meğer 1 saat felan dere kenarından yürümek lazımmış.. bu kadar kross yeter deyip zaten hava da kararıyordu bir an evvel istanbula dönmek lazım demiştik.. yanlız o tepeyi tırmanmamız inmemizden daha kolay olmuştu.. bu alet tavşan gibi inişi güç iniyor ancak yokuşu hızla çıkıyor

kendimizi düz yola attığımda nasıl mutlu olduğumuzu anlatamam ancak o yol motorumuz için süper bir krosstu bu kesinlikle süphe götürmez. Son zamanlar motorun kayıp düşmesinden dolayı tekerlerine olan güvenim sarsılmıştı ancak bu yolda gördümki aslında sorun tekerlerde değil belki de bizdeydi. (tabii düşmeler diyorum çünkü siz bilmiyorsunuz yazmaya da fırsatım olmamıştı ben düştükten sonra ertesi gün de kız arkadaşım önüne aniden fırlayan minibüs yüzünden motoru yatırmış ancak bu kazada da allahtan hiç birşey olmadı biraz sıyrıklar olmuş o kadar-kaza sırasında ben yoktum-)
Fakat İstanbula dönüş yolumuz sırasında daha sileye bile gelmemişken hava da kakarınca mola verdiğimiz bir yerde aniden geceyi şilede geçirip sabahta kandıra kerpe kefken yapalım diye bir fikir üretince bizim de maceramızın başlangıcı oldu. Şile ye ulaşınca hava iyice kararmıştı kalacak bir yer bulup sonra da biraz şile tepelerinde dolandık.. saatte epey geç olmuştu biraz da yorgun olunca hemen kendinizi yatağa attık sabah yol bizi bekliyordu çünkü..
Sabah erkenden kalkıp Şile sahilinde yürüyüş yaptıktan sonra kahvaltı edip yola koyulduk.. Tekrar Şileden Ağva yoluna girip bol virajlı ama yol kenarındaki ağaçların gökyüzünü kapadığı yolları aşıp Ağvaya ulaştık. Ordan da kandıra sapağına saparak yaklaşık 40 km yol aldık.. kandıraya ulaştıktan sonra daha geniş ve mükemmel bir yoldan(izmit otoban ile kerpe arasında olan çok güzel bir yol) kerpe yönüne doğru ilerledik.. kerpeye ulaştığımızda aslında çok da özel bir yer olmadığını anladım... denize girmek dışında bir özelliği yoktu denizde beni hiç cezbetmedi açıkçası.. Bakalım kefken nasıl bir yer deyip hızla ordan uzaklaştık.. Kefken daha da hayal kırıklığına uğrattı.. insanlar buraya geliyor olamazlar diyerek yolun daha da ötesine gittik.. oralar nispeten daha güzel sayılırdı ama... bilemiyorum sanıım ben pek beğenmiyorum galiba.. ama yollar için değerdi.. sonra kefkenden de hızla izmit otoban yönüne çevirdik tekerlerimizi.. dönüşümüz yaklaşık 2 saat sürdü.
Lakin bugün gittiğimiz yollar gerçekten mükemmeldi bol bol yatarak kullandık motorumuzu.. hatta bizim hatun bir ara kendini öyle kaptırmıştı ki virajla 110 ile yatmaya başlayınca ben tırsıp hemen uyardım "yavaş kızım ne yapıyorsun" diye iyi ki altında racing felan yok.. km saatimiz 2450 oldu
Her yanım ağrıyor ve döküldüm ama bizimkinde tık yok..