Arkadaşlar Merhaba,
her ne kadar CBF150 imi satmış olsam da sizlerle dostluğum bakidir. Bu nedenle dün başıma gelen bir olayı sizinle de paylaşmak istiyorum.
İstiyorum çünkü daha dikkatli olmanızı istiyorum.
Dün yazmıştım, aynen aktarıyorum;
Merhabalar,
daha birkaç gün önce "ABS illa olmalı mı?" diye bir konu açılmış, bende olsa iyi olur, o yüzden bütçemi zorlayıp K7 almıştım diye yazmıştım.
Malesef daha birkaç bin km gitmişken bugün ABS'yi kullanmak (hemde ne kullanmak) zorunda kaldım.
Buraları bilenler vardır belki, Aksaray'dan Hasan Dağı'na doğru giderken yolda Helvadere diye bir kasaba vardır. Kasaba, dağ manzarası ve göl başında yenilen alabalık ile bilinir ve buralarda pek bir sevilir, gidilir, itina ile balık yenir.
Bugün de canım pek bir balık çekti
Yapacak birşey yok, atladım ZuZum'a (Suzuki V-Strom) , tamamen asfalt olan gidiş-geliş kasaba yolundan Helvadere'ye doğru yola çıktım. Yol, full virajlı, yokuş yukarı-aşağı çok keyifli bir yol.
Genelde hızlı kullanmayan biri olarak bugün de bu yolda 60-80 arası giderken yokuş yukarı çıkıyordum, yolu bildiğimden hız kestim zira yokuşun bittiği yerde yol tekrar aşağı hafif sağa döneceğinden önüme ne çıkacağını bilmek mümkün değil.
İyiki de hız kesmiştim, yokuş biter bitmez yolun ortasında bir inek sürüsü soldan önüme çıktı, ama ne çıkış.... (öncesinde ne toz bulutu, ne de ses filan vardı, aniden çıktılar)
İlk Tepki : ABS'yi daha önce denediğim ve ne tepki vereceğini bildiğim için önce frene asıldım, ön ve arka !
Tabi o kadar kısa mesafede durmak mümkün olmayacağı için hayvanların arasından bir sol bir sağ yaptım (V-Strom gerçekten çevikmiş, ABS ile fren yapaken kontra pekala mümkünmüş) ve sonunda sürünün sonuna doğru nihayet en sağda durdum. (en sağda durmaya çalıştım çünkü az önce solladığım araç hep aklımdaydı) ABS takır tukur devreye girdi ve kaymadım.
Böyle anlatıyorum ama inanın olay topu topu 1-2 sn. ancak sürmüştür.
Tam durdum, oh be derken soldan bir hayvan geldi bana hafiften çarptı
Motora değil, bana çarptı, hani çüüüüş derler ya, işte o hesap...
Her ne kadar hafiften çarpmış olsa da yolun tam sağında olduğumdan asfaltın tam bittiği yerden de çakıl başladığı için sağ ayağımı devrilmemek için uzattım ama nafile...
Asfalttan daha düşük olan çakıllı zemine ayağım değdiğinde motor zaten oldukça sağa yatık pozisyondaydı (Boyum 1.78) , ayağım da kayınca, motorla birlikte durduğumuz yerde sağa düştük.
Allahtan kurtarmaya çalışmadım ve ayağımı son anda çektim.
Düşüş yumuşak oldu ama motorun ağırlığı ayağımı çekemesem kırılması için yeterli olacaktı.
Ben ayağa kalkıp sağa doğru hamle yaparken beklenen oldu ve arkamdan gelen Renault 12 göründü ve acı frenle bodoslama sürüye daldı.
Sürüde birkaç hayvana çarptıktan sonra durdu, önünde hafif hasar vardı.
Tam ortadan vurduğu bir inek önünde yatmış, ayağa kalkmaya çalışıyordu ama kalkamadı, yaralanmıştı ve öylece yatıyordu. o sırada hayvanlar panik olmuş ve deli gibi sağa sola koşmaya başladılar, sürü de az bu değildi, herhalde 100 hayvan filan vardı...
O anda Renault'tan adam indi, yaralanmamıştı, çobanların biriyle hararetli konuşmaya başladılar ki bu panikte iki tane çoban köpeği direkt bana saldırı hazırlığına tutuldular... Anlayacağınız ortalık fena karıştı.
Sanırım panik durumunda kasktan filan daha bir huylandılar herhal... Tam panayır valla, hayvan böğürtüleri, köpek havlamaları filan...
Ben kendimi savunmaya çalışırken çobanlardan biri araya girdi ve köpekleri kovaladı.
Çarpan adam yakındaki Yuva köyündenmiş, çoban da oralı olunca aralarında sorun çıkmadı.
Jandarma çağıralım mı diye konuşurken bir iki araç daha durdu, muhtemelen tanıdıktılar, adamlar yardım ettiler, çobanın biri, yaralı hayvanı oracıkta hemen kesti.
(Bu arada sürü toplandı, sağa kompe geçirildi ve renault da yolun sağına park edildi.)
Neyse, olay biraz yatıştıktan sonra motoruma doğru yürüdüm ve motoru kaldırarak hasar kontrolü yaptım.
Sağ manetin uçu kırılmış ve sinyalin renkli kısmı yerinden çıkmıştı ama kırılmamıştı, çevirince yerine oturdu.
Motor koruma demirimin (daha birkaç gün önce reflektörlü beyaz bant yapıştırdığım) üstünde çizikler vardı.
Hepsi BU !!!
Kısacası hasarım yoktu ve en önemlisi bana birşey olmamıştı. Adamlarla konuşup, birkaç sigaradan sonra ellerimin titremesi geçtikten sonra oradan ayrıldım ve yavaş yavaş geri geldim.
Bu olaydan aklımda kalan birkaç şeyi sizinle paylaşmak istiyorum:
1- ABS bu olayda çok işime yaradı, eğer fren sırasında tekeri kaydırıp düşseydim büyük ihtimalle bir hayvana çarpacaktım. Fren ayarlaması için vakit yoktu, ya tam fren, yada güm.
Her ne pahasına olursa olsun sağa geçmeliydim, yolun ortasında da durmaktansa sağda bir hayvana çarpmayı göze alırdım çünkü arkadan gelen araba her an aklımdaydı. Acemi sayılırım, ABS bana şartmış.
2- V-Strom kesinlikle çok dengeli. Fren sırasında manevra yaparken birkaç hayvana değdiğimi hissettim ama dengeyi sağlayabildim.
3- Honda eğitiminde hocam " bacakların sıkı, üst bedenin hareketli olmalı" demişti. Alışkanlık bu ya, bacaklarımla hep sıkı sıkıya tutunurum. Muhtemelen bu sayede dengede kalabildim.
4- "Önünü görmediğin yollarda, özellikle tepe çıkışlarında yavaşla ve konsantre ol" kesinlikle çok ama çok önemli, eğer o sırada hızımı kesmemiş olsaydım sonucu düşünmek istemiyorum, hele arkadan gelen aracı düşündükçe hiç düşünmek istemiyorum.
5- Diz koruma da çok önemli, motorun devrileceğini anlayıp ayağımı çektiğimde sağa kendimi attım ve sağ dizimin üstüne düştüm, koruma olmasaydı eyvah diyorum...
6- Motor sürüş tecrübesi ancak motor kullanılarak kazanılır ama trafik tecrübesi de çok önemli. Arabamla giderken de bu tip durumlarda refleks olarak yavaşlar, ayağımı gazdan çekerim.
Şu an klavyede yazarken sağ el bileğimin hafiften sızladığını hissediyorum, olayın sıçaklığı ile farketmemişim ama muhtemelen önemli birşey değildir.
Arkadaşlar, aman dikkatli olun, bu tip durumlar, köy-kasaba yollarında her an olabiliyor...
Verilmiş sadakam varmış, kırık bir manet ve hafif bir sızı ile olayı atlattım, umarım son olur...
Selamlar,
Alper