- Katılım
- 23 May 2014
- Mesajlar
- 236
- Konu Yazar
- #1
Arkadaşlar öncelikle merhaba,
Uzun süredir bir çok motosikletle alakalı form ve blog sitelerine üyeyim ve boş vakitlerimde takip ediyorum.
Gözlemlerim sonucu üzüldüğüm bir konuyu sizinle paylaşmak istedim, yeni motora başlayan arkadaşlardan tutunda cc büyütmek isteyenlerimiz yada tarz sitil değiştirmek isteyenlerimize kadar herkesin odaklandığı ve karar verme aşamasında büyük rol oynadığı acı ama bi o kadarda haklı olduğumuz gerçekler var.
Motosiklet alırken hemen araştırdığımız konu ikinci el piyasası, parça fiyatları, parça tedarik süreci vs.. gibi benzeri durumlar. Bunların arasında en çok rol oynayan sanırım ikinci el piyasası.
Şimdi hepimizin tarzı ve zevk anlayışı farklı. Kimi kawasaki sever, kimi honda , kimi bmw, kimi yamaha vb.. bir çok marka. Ve emininki bir çoğumuzun da hayalini kurduğu bir gün benim olacaksın dediği motor var. İnşallah herkes bir gün hayalini yaşar diyelim.
Aslında piyasayı belirleyen de biz kullanıcılar değil miyiz? Yani arz talep meselesi değil mi bu. Geceni gündüz et çalış çabala kazan, sonra çok mu yakar az mı yakar parça fiyatı ikinci el piyasası vs.. düşün dur, cebinde hayalin var ama öte yanda sen gerçeği seçersin. Evet bir çoğunuz hayatın gerçekleri bu diye içinizden geçiriyorsunuz haklısınız da ama bunu değiştirmek bizim elimizde değil mi?
İkinci el al hayalindeki motoru al, 100km değil de 50km bin yakıtından dolayı hayalinden vaz geçme, neden bu kısır döngü değişmiyor? Neden bize dayatılanı yapıyoruz? İnanın buna anlam veremiyorum.
Senin tuzun kuru sanırım diye içinizden geçirenlerinizde olacaktır, ama inanın konu sadece imkan değil bunu hepimiz biliyoruz, biz insanların bizi yönlendirmesine alışmışız, bir mağazadan bile bir şey alırken deneme kabininden çıkar yanımızdaki arkadaşımıza yada tezgahtar arkadaşa sorarız yakıştı mı sizce nasıl oldu diye hemen bir yönlendirmeye desteğe ihtiyaç duyarız, emin olun üzerinizdekini siz beğenin ama yanınızdaki arkadaşınız bence olmadı desin almazsınız onu, yada tam tersi bence çok yakıştı bunu al dediğin de de seçimimiz ondan yana olur.
Kültürümüz gereği örf, adet ve yaşam tarzımızdan ötürü çocukluğumuzda başlıyor yönlendirmeler, okuyacağımız okuldan tutunda meslek seçimimize kadar bu hep böyle oldu. Sadece metropol şehirlerde bu düzen biraz daha Avrupai hal almaya başladı.
Önce kendimizi değiştirmekten başlamalıyız.. Ne istiyorum sorusunu kendi içimizde çözmeliyiz..
Ve
Allah herkese hayallerini yaşayacağımız kadar sağlıklı uzun ömürler versin diyip sözümü burada bitiriyorum
Uzun süredir bir çok motosikletle alakalı form ve blog sitelerine üyeyim ve boş vakitlerimde takip ediyorum.
Gözlemlerim sonucu üzüldüğüm bir konuyu sizinle paylaşmak istedim, yeni motora başlayan arkadaşlardan tutunda cc büyütmek isteyenlerimiz yada tarz sitil değiştirmek isteyenlerimize kadar herkesin odaklandığı ve karar verme aşamasında büyük rol oynadığı acı ama bi o kadarda haklı olduğumuz gerçekler var.
Motosiklet alırken hemen araştırdığımız konu ikinci el piyasası, parça fiyatları, parça tedarik süreci vs.. gibi benzeri durumlar. Bunların arasında en çok rol oynayan sanırım ikinci el piyasası.
Şimdi hepimizin tarzı ve zevk anlayışı farklı. Kimi kawasaki sever, kimi honda , kimi bmw, kimi yamaha vb.. bir çok marka. Ve emininki bir çoğumuzun da hayalini kurduğu bir gün benim olacaksın dediği motor var. İnşallah herkes bir gün hayalini yaşar diyelim.
Aslında piyasayı belirleyen de biz kullanıcılar değil miyiz? Yani arz talep meselesi değil mi bu. Geceni gündüz et çalış çabala kazan, sonra çok mu yakar az mı yakar parça fiyatı ikinci el piyasası vs.. düşün dur, cebinde hayalin var ama öte yanda sen gerçeği seçersin. Evet bir çoğunuz hayatın gerçekleri bu diye içinizden geçiriyorsunuz haklısınız da ama bunu değiştirmek bizim elimizde değil mi?
İkinci el al hayalindeki motoru al, 100km değil de 50km bin yakıtından dolayı hayalinden vaz geçme, neden bu kısır döngü değişmiyor? Neden bize dayatılanı yapıyoruz? İnanın buna anlam veremiyorum.
Senin tuzun kuru sanırım diye içinizden geçirenlerinizde olacaktır, ama inanın konu sadece imkan değil bunu hepimiz biliyoruz, biz insanların bizi yönlendirmesine alışmışız, bir mağazadan bile bir şey alırken deneme kabininden çıkar yanımızdaki arkadaşımıza yada tezgahtar arkadaşa sorarız yakıştı mı sizce nasıl oldu diye hemen bir yönlendirmeye desteğe ihtiyaç duyarız, emin olun üzerinizdekini siz beğenin ama yanınızdaki arkadaşınız bence olmadı desin almazsınız onu, yada tam tersi bence çok yakıştı bunu al dediğin de de seçimimiz ondan yana olur.
Kültürümüz gereği örf, adet ve yaşam tarzımızdan ötürü çocukluğumuzda başlıyor yönlendirmeler, okuyacağımız okuldan tutunda meslek seçimimize kadar bu hep böyle oldu. Sadece metropol şehirlerde bu düzen biraz daha Avrupai hal almaya başladı.
Önce kendimizi değiştirmekten başlamalıyız.. Ne istiyorum sorusunu kendi içimizde çözmeliyiz..
Ve
Allah herkese hayallerini yaşayacağımız kadar sağlıklı uzun ömürler versin diyip sözümü burada bitiriyorum