- Katılım
- 6 Eyl 2005
- Mesajlar
- 2,547
- Motosikleti
- Honda Crf 250 L (2020), Honda Sh 125i
- Konu Yazar
- #1
Eylül ortasında bir kamp vardı programımızda. Dışarıda güzel bir yağmur var şu an. Geçen hafta ise yanıyordu heryer. Durum böyle olunca serin bir yerde kamp yapmak istedik ve adını ''İskenderun Radar Kampı'' olarak belirledik. Tarih ise 14-15 Elül'dü.
Bir seçeneğimiz daha vardı. O da, Radar Tepesi'nin hemen altında yer alan Paraşüt Alanı idi.
Bu sefer hanımla kızı da kampa dahil etmek adına dört tekerle yola çıkmaya karar verdim.
İskenderun'dan gelen arkadaşlarla Atik Yayla yolu girişinde buluştuk.

Dört tekerin hali...



Daha önce belirlediğimiz hareket saatimizi bekliyoruz.






Vakit geldi. İki motosiklet, üç araba düştük yola.


Bu bölümden sağda ovayı, solda denizi izlemek mümkün.

İşte ova,

İşte deniz...Tam sırttayız anlayacağınız.

Huylu huyundan vazgeçemiyor maalesef. Direksiyon başında da rahat duramıyorum ve etrafı görüntülüyorum.
Yoldan manzaralar.





Ve Radar Alanı.
Askeriye bir müddet önce buraları terketmiş. Sakin halinde bile serin havayı hissetmek mümkün.

İskenderun Körfezi.



Sanırımsa oldukça yüksekteyiz.


Biz buradayııızzz...

Bi de burada.


Hatıra fotografları






Artistik fotograflar.









Kampımızı bu tepede kurmanın, gece bizi zorlayacağına kanaat getirip,

Bir aşağı tepede yer alan Paraşüt Alanı'na inmeye karar veriyoruz.


Yol keyifli ve güzel. Güzel de...

Benim düldül full kapasiteye ve dik rampalara ''ı-ıh'' dedi.

Allahtan yanımızda Ercüment var. Taktığı gibi halatı,

Sürükledi götürdü bizi.

Evet, buraya kadar yeter. Düze çıktık biraz.

Devam...

Paraşüt Alanı'ndayız.





Bulutlar biraz uzakta.

İşte, az önce üzerinde bulunduğumuz Radar Tepesi.


Kendini cip belledi zahir...

Paraşüt Alanı'na giderken bu alan dikkatimizi çekmişti. Dönüp kamp kurulabilirliğine bakmaya karar verdik.

Ağaç gölgesi bizden önce kapılmış.

Ercüment keşif turunda.


Erkin ve Ahmet te jeepleriyle teşrif ettiler.


Ercüment çıkar da Vedat çıkmaz mı..!

Yörenin sakinleri davetsiz misafirleri incelemeye koyuldu.

Hanımlar kilimleri sermişler bile. Halbuki sadece bakacaktık...

Ooo Ali'm, kolay gelsin.

Ahmet, koca bir kütüğü arkaya takmış, sürükleyerek getiriyor.



Mis gibi kokular yayılmaya başladı. (Aç karnına da çekilmiyor hani.)

Evet, ağaç altından tekrar Paraşüt Tepesi'ne konuşlandık. En azından manzara var burada.

Hanım öğrenecek bu işi.



Emel'im de yardım etti.

Çadırımız hazır.

Arkadaşlarımız da geldiler.

İskenderun'u gören bir noktada eşyalar inmeye başladı.



Ferooo, hoşgelmişsin be ya...

Ercü burada da imdadıma yetişti sağolsun. (Yatak şişecek te...)

Sezer&Asya çifti...



Kimi çektiğimi hatırlamıyorum. Ama enfes bir manzara oluşmuş durumda.

Anlaşılan kampı burada kuracağız...

Naapalım ? Çadırı da ağaçların arasına kurmuştuk ama...

Kazıklarını söktük müü...

Haydi hop...

Uçan çadır.

Aşağılar sıcaktan yanıyorken burada güneş isteniyor.



Çadırım körfeze doğru.

Akavi Çifti de yetişti.

Mete ve Garip te birlikte geldi.


Büyüklere oyuncak...


Güneş yavaş yavaş yerini geceye bırakmaya hazırlanırken adeta bize poz veriyor.

ateşi ayarlamanın zamanı. (Serinlik ısırmaya başladı)

Vakit kaybetmeden gündüz gözüyle çadırlar kuruluyor.

Erkin'cim, araç Jeep olunca motorlu testere normal tabii ki.

Ahmet'te de balta var. Biz garip motosikletçilerin bu gibi alet edavatları yok elbette.



Afiyet Sezer'im.


Çadırlar tamam.

Haydi ateş başına...



Bir seçeneğimiz daha vardı. O da, Radar Tepesi'nin hemen altında yer alan Paraşüt Alanı idi.
Bu sefer hanımla kızı da kampa dahil etmek adına dört tekerle yola çıkmaya karar verdim.
İskenderun'dan gelen arkadaşlarla Atik Yayla yolu girişinde buluştuk.

Dört tekerin hali...



Daha önce belirlediğimiz hareket saatimizi bekliyoruz.






Vakit geldi. İki motosiklet, üç araba düştük yola.


Bu bölümden sağda ovayı, solda denizi izlemek mümkün.

İşte ova,

İşte deniz...Tam sırttayız anlayacağınız.

Huylu huyundan vazgeçemiyor maalesef. Direksiyon başında da rahat duramıyorum ve etrafı görüntülüyorum.
Yoldan manzaralar.





Ve Radar Alanı.
Askeriye bir müddet önce buraları terketmiş. Sakin halinde bile serin havayı hissetmek mümkün.

İskenderun Körfezi.



Sanırımsa oldukça yüksekteyiz.


Biz buradayııızzz...

Bi de burada.


Hatıra fotografları






Artistik fotograflar.









Kampımızı bu tepede kurmanın, gece bizi zorlayacağına kanaat getirip,

Bir aşağı tepede yer alan Paraşüt Alanı'na inmeye karar veriyoruz.


Yol keyifli ve güzel. Güzel de...

Benim düldül full kapasiteye ve dik rampalara ''ı-ıh'' dedi.

Allahtan yanımızda Ercüment var. Taktığı gibi halatı,

Sürükledi götürdü bizi.

Evet, buraya kadar yeter. Düze çıktık biraz.

Devam...

Paraşüt Alanı'ndayız.





Bulutlar biraz uzakta.

İşte, az önce üzerinde bulunduğumuz Radar Tepesi.


Kendini cip belledi zahir...

Paraşüt Alanı'na giderken bu alan dikkatimizi çekmişti. Dönüp kamp kurulabilirliğine bakmaya karar verdik.

Ağaç gölgesi bizden önce kapılmış.

Ercüment keşif turunda.


Erkin ve Ahmet te jeepleriyle teşrif ettiler.


Ercüment çıkar da Vedat çıkmaz mı..!

Yörenin sakinleri davetsiz misafirleri incelemeye koyuldu.

Hanımlar kilimleri sermişler bile. Halbuki sadece bakacaktık...

Ooo Ali'm, kolay gelsin.

Ahmet, koca bir kütüğü arkaya takmış, sürükleyerek getiriyor.



Mis gibi kokular yayılmaya başladı. (Aç karnına da çekilmiyor hani.)

Evet, ağaç altından tekrar Paraşüt Tepesi'ne konuşlandık. En azından manzara var burada.

Hanım öğrenecek bu işi.



Emel'im de yardım etti.

Çadırımız hazır.

Arkadaşlarımız da geldiler.

İskenderun'u gören bir noktada eşyalar inmeye başladı.



Ferooo, hoşgelmişsin be ya...

Ercü burada da imdadıma yetişti sağolsun. (Yatak şişecek te...)

Sezer&Asya çifti...



Kimi çektiğimi hatırlamıyorum. Ama enfes bir manzara oluşmuş durumda.

Anlaşılan kampı burada kuracağız...

Naapalım ? Çadırı da ağaçların arasına kurmuştuk ama...

Kazıklarını söktük müü...

Haydi hop...

Uçan çadır.

Aşağılar sıcaktan yanıyorken burada güneş isteniyor.



Çadırım körfeze doğru.

Akavi Çifti de yetişti.

Mete ve Garip te birlikte geldi.


Büyüklere oyuncak...


Güneş yavaş yavaş yerini geceye bırakmaya hazırlanırken adeta bize poz veriyor.

ateşi ayarlamanın zamanı. (Serinlik ısırmaya başladı)

Vakit kaybetmeden gündüz gözüyle çadırlar kuruluyor.

Erkin'cim, araç Jeep olunca motorlu testere normal tabii ki.

Ahmet'te de balta var. Biz garip motosikletçilerin bu gibi alet edavatları yok elbette.



Afiyet Sezer'im.


Çadırlar tamam.

Haydi ateş başına...







































































































































































































































































































































































