- Konu Yazar
- #1
Trabzon;
Zigana dağı- Karaca mağarası - Cehennem Vadisi - Camiboğazı yaylası ve Maçka...
Hafta ortası yaklaşık 10-15 motorcu iletişime geçerek gezi organize eder.
Bu motorcu arkadaşlara 10-15 civarında başka motorcular da eklenir..
Resim öğretmeni, eczacılık fakültesi dekanı, motor tamircisi, programcı, tasarımcı, webmaster, öğrenci, lokantacı, müzisyen, tiyatrocu, atanamamış serbest öğretmen
(uthec) , doktor adayı, iç mimar, makine mühendisi, inşaat mühendisi, orman endüstri mühendisi ve serbest meslek erbaplarından oluşan grup Trabzon Forum AVM de sabahın köründe karga dışkısını (b.k) yemeden toplanır 
Hemen hemen herkesin gözünden uyku akmaktadır ki buna bende dahilim..
Sabah uyandığımda saat 5:00 am.' gösteriyordu.... Bizim hanımdan şöyle bir ses geldi...
"Evet evet, yumurtaları pişirdim, hı hı işte o yumurtalar, annecim dolaptan bal da al"
Garibim uykusunda sayıklıyordu...
Buluşma yerine ilk gelen ben olmuştum başıma geleceklerden habersiz.. Neden mi ? Öünkü kooooooca grup içerisinde ss tip motor kullanan ben ve Keos arkadaşımız vardı ve tahminimizce düz asfalt yollarda seyir edeceğimizi düşünmekteydik..
Sözü fazla uzatmadan resimlere geçmek istiyorum ;
Buluşma yerine ilk gelen şahıs ben oluyorum be başlıyorum beklemeye
Ybr ci Orman Endüstri Mühendisi arkadaşımız da kız arkadaşı ile birlikte benden sonra damlıyorlar buluşma yerine...
Veeee uthec (Alper)'de gelir cıbırıyla
arkada fotoğraf çeken şahıs, bizim doktor adayı Osman oluyor (Keos)
Alper'in pisikleti
Deniz ve eşi de gelir fazer'la birlikte..
Sonrasında hocamız, motor ustamı, öğretmenimiz vs.... herkes gelir.. Bir kısım arkadaşlar uyanamadığı için onlar bize sonradan katılacaklar..
Zigana dağına tırmanırken...
Bizim Keos'un makinesi....
Hamsiköy dağ dinlenme tesislerinde kahvaltı amaçlı güzelce çorbalarımızı içtik...
Uyanamayan arkadaşlarımız da gelir ve bize katılırlar....
Deniz ve eşi Lemis...
Mutlu çiftlerimiz )
Bizim Keos Osman,
ve beeennn.... Resim yan çekildiği için düzeltmedim.. Monitörü döndürüp öyle bakın..
Zigana geçidini normal asfalt yoldan değil de, tepesinden dolaşarak tünelin sonuna indik. Bu sürüş esnasında ss motor kullanan ben ve osman türlü türlü kayma tehlikesi atlattık, yollar aşırı derecede çamurdu..
TBMM 90. Yıl Ormanı
Topluca çekildiğimiz bir foto...
Resimde gördüğünüz transalp ve Kawasaki'nin uçabildiğini biliyor muydunuz ?
Karaca mağarasına çıkarken yollar biraz virajlı ve stabilizeydi. Motor tamircisi arkadaş biz arakada kaldığımız için bizi beklemeye koyulmuş yarı yolda.
Bizi görünce "e hadi hızlanın biraz" dedi ve bizi önüne kattı... Biraz daha gaz açarak tırmanmaya başladık... Virajı döndüm ve tam tepeye tırmanıyordum ki yanımdan vızzzz vızzzz diye bişey geçti..
Tepeyi geçince gözden kayboldular... Veeee beklenen oldu... Kocamaaaaan bir toz bulutu... Gürültü patırtı da cabası... Vardık yanlarına gittik.. Bi baktık ki bunlar virajı alamamış ve ikiside uçmuş
Allah'tan ufak tefek kayalar vardı da onlara tutunmuşlar.. Yoksa ikisi de uçurumdan aşağı uçuyordu. Translp te zerre kadar çizik yoktu ki aklımın almadığı da buydu.. Diğer kawasaki olan resmen pert olmuştu ama bi kaç düzeltmeyle yine yollarına devam ettiler
Tehlikeli ve bir o kadar da komik bir durumdu
O an panik yaptığımızdan ötürü resim çekemedim valla...
Karaca mağarasına çıktık...
Alper ve ben.
Seviyorum la bu uşağı 
Karaca mağarasına gidenler bilir, daha mağaraya girmeden hemen sağ tarafta derin bir oyuk mağara vardır. Burası orası işte...
Karaca mağarasına girdik gezdik ama foto yasak olduğu için resim yok ne yazık ki
Bilmeyenler için.. http://www.karacamagarasi.com/karacagaleri.htm
Sevgili dekanımız ve biricik motor ustamızla yeğeni...
Gözlüklü olan uçan Transalp'in sahibi oluyor
Osmanımızz...... Çakma doktorumuz...
Bizim Deniz'in balkonu
Karaca mağarası tepesinden manzaralar...
Bu da panaromik olanı
Çay ve kuşburnu sefası ;
bu resimden sonra herkes hazırlandı ve nereye gideceğimize karar vermeye başladık... Bir kısım Torul üzeri tirebolu ya inip ordan da Trabzona dönelim dedi.. Bir kısım Bayburt taraflarına gidelim dedi.. Başka bir kısım da Cehennem vadisi üzerinden, Cami boğazı yaylasına çıkıp et yiyelim dedi.. Camiboğazı rotası herkese cazip geldi ama biz ss çileri kıllandıran tek durum yolların durumuydu.. Malum otoruş ve sürüş pozisyonumuz diğerlerine göre çok farklıydı.. Cami boğazı yaylasına gitmye karar verildi ve yola çıktık.. Yaklaşık 10 km gittik gitmediki derken bizim için azap başlamış oldu.. Yol o kadar kötüydü ki motosikleri 1 den 2 ye zor atıyordum. O derece kötü yollardan gidiyorduk.. (Bizim endurocu ve cross cular yol için asfalt demiştiler bize, biz nerden bilelim bu yolun onlara göre asfalt yol olduğunu) Bi ara o kadar yorulmuşumki debriaj manetini istemsizce bırakmak zorunda kaldım.. Ellerim kollarım dirseklerim tutmaz hale geldi.. yaklaşık 70 km boyunca böyle gittik...
Yolun düzgün olduğu bölümlerden bir kısmı (Gittiğimiz yolun en düzgün hali bu)
En tepede görmüş olduğunuz araç renault megane.. Adam ne yapıyor diye öyle bakıyorduk.. Meğer geri geri çıkma fantazisi yapıyormuş adam... Aadam aşağı yanımıza geldiğinde abi sen napıyosun, bu araba o yollara vurulur mu hiç.. Adamdan gelen cevap "Uşağım bende bunlardan çok var, no problem" Arabanın arkasında eşi ve yeni doğmuş çocuğu da vardı. Dumur olduk resmen.. En çok dikkat çeken ise aracın plakası Sakatlara özel plakaydı...
Yaylaya çıktık ve yemek için hazırlıklara başladık
Yemekten önce biraz sallanalım dedik..
Uçan transalpten sonra uçan şahin....
Yayla ahalisinden olan bu amcamızı resimliyoruz hemen
Bizim motorları görünce kendi motordan düştüğü anısını anlatmaya başladı...
Şeytan işi uşaklar, etmayın boyle... 
Yemekten sonra dönüşe geçtik ve azap tekrar başlamış oldu... Gidecek olduğumuz rota da yol çalışması olduğu için geldiğimiz yolun 2 katı daha bozuk başka bir yola girdik ve bu sefer rampa aşağı gittiğimizden ötürü takat, derman, enerji, ATP (Biyoloji okuyanlar bilir), sabır, hal, vs.... durumlarından hiç birisi kalmadı bizde...
Batım ki bu yollar bitmeyecek, bende zevk alayım dedim bari.. SS motor ile cross yapmaya başladım.. Hatta bi ara arka tekere döndüm baktım tam yanımda duruyordu
Dönüş yolunda bizim Keos Osman'a köpek saldırdı
Çamurlu yol olduğu için düşme tehlikesi atlattı ve ucuz kurtardı
Dönüş rotamız maçka yoluna iniyordu ve yollar aynı bozuklukta devam ediyordu. Bi ara baktım asfalta çıkmışız, o heyecanla açtım gazı.. Meğer 100 metrelik gösteripte vermeyen cinsten bi asfaltmış.. Asfaltın bittiğini gördüğüm anda asıldım ön ve arka frene... Sonuç : Kilitlenen arka fren ve yaklaşık 10 metre boyunca yan yan kayan garip bir motorcu.. Ama düşmedim
Ve nihayet maçka ya indik.. Burası coşandere dinlenme tesisleri... Vurduk çay'ın gözüne....
Ben ve sevgili Resim öğretmenimiz Selim... Gezide ne olur ne olmaz diye bir an olsun peşimden ayrılmayan bu arkadaşıma teşekkürü borç bilirim...
Alper'e verdiğimiz poz. Eldivene dikkat
Alperim güvercinim...
Malum yolculuk bayağı bi eziyetli olunca çekebildiğim fotoğraflar oldukça kısıtlı oldu ama işin en ilginç tarafı ise evime sağ salim geldiğimde oldu...
Olay aynen şöyle gelişti..
"Herkesle vedalaştık ve yola koyuldum.. Evin oraya gelmeden az aşağıdaki bakkaldan durup sigara aldım.. Sigarayı aldıktan sonra motora doğru yöneldiğimde 18 li yaşlarda gariban bi çocuğun motorumu resmen okşadığını (sevdiğini) farkettim..
"Abiiiii bu ne güzel motor böyle.... Kaçlık ki bu?"
"Sana kaç lazım ?
"
"Satıyo musun falan diye sordu."
Fiyatını falan dedim ama çocuk gözlerini motordan alamıyordu.. Ön camı da okşuyordu resmen yaa
Çocuğun derme çatma bi scooter i olduğunu farkettim.. Her tarafı yamalı kırık dökük bir makineydi.. Acıdım bende haliyle.. Atladım motora garaja doğru gitmeye başladım. O esnada çocuk ta scooter i çalıştırdı ama scooter'dan garip garip sesler çıkmaya başladı.. Çok acıdım o çocuğa.. Parası yok demek ki yaptırmaya, idareten kullanıyor öyle...
Garaja vardım ve her zamanki çektiğim yere park ettim motoru.. Motor kirden ve çamurdan tanınmayacak haldeydi...
Motorun bulunduğu yer dümdüz bir zemindi.. Ayrıca motor da vitesteydi.. Hatta motoru indikten sonra ayaklık tersine doğru çekeledim ki boşluk kalmasın diye..
Sonra ellerimi Allah'a açtım ve dedim ki...
"Allahım beni evime sağ salim ulaştırdığın için sana sonsuz şükürler olsun"
Paaaaattt güm diye bir ses.... ve motor düşer
Motorun düşmesi ile alakalı konu başlığı : http://www.motosiklet.net/forum/moto-sohbet/94606-nazar-diyorum-baska-bisey-demiyorum.html
Bizim uthec'in objektifinden fotolar var elimde... Upload ediyorum şu anda.. Bitince onları da atarım buraya...
Kalın sağlıcakla
Zigana dağı- Karaca mağarası - Cehennem Vadisi - Camiboğazı yaylası ve Maçka...
Hafta ortası yaklaşık 10-15 motorcu iletişime geçerek gezi organize eder.
Bu motorcu arkadaşlara 10-15 civarında başka motorcular da eklenir..
Resim öğretmeni, eczacılık fakültesi dekanı, motor tamircisi, programcı, tasarımcı, webmaster, öğrenci, lokantacı, müzisyen, tiyatrocu, atanamamış serbest öğretmen
Hemen hemen herkesin gözünden uyku akmaktadır ki buna bende dahilim..
Sabah uyandığımda saat 5:00 am.' gösteriyordu.... Bizim hanımdan şöyle bir ses geldi...
"Evet evet, yumurtaları pişirdim, hı hı işte o yumurtalar, annecim dolaptan bal da al"
Garibim uykusunda sayıklıyordu...
Buluşma yerine ilk gelen ben olmuştum başıma geleceklerden habersiz.. Neden mi ? Öünkü kooooooca grup içerisinde ss tip motor kullanan ben ve Keos arkadaşımız vardı ve tahminimizce düz asfalt yollarda seyir edeceğimizi düşünmekteydik..
Sözü fazla uzatmadan resimlere geçmek istiyorum ;
Buluşma yerine ilk gelen şahıs ben oluyorum be başlıyorum beklemeye
Ybr ci Orman Endüstri Mühendisi arkadaşımız da kız arkadaşı ile birlikte benden sonra damlıyorlar buluşma yerine...
Veeee uthec (Alper)'de gelir cıbırıyla
arkada fotoğraf çeken şahıs, bizim doktor adayı Osman oluyor (Keos)
Alper'in pisikleti
Deniz ve eşi de gelir fazer'la birlikte..
Sonrasında hocamız, motor ustamı, öğretmenimiz vs.... herkes gelir.. Bir kısım arkadaşlar uyanamadığı için onlar bize sonradan katılacaklar..
Zigana dağına tırmanırken...
Bizim Keos'un makinesi....
Hamsiköy dağ dinlenme tesislerinde kahvaltı amaçlı güzelce çorbalarımızı içtik...
Uyanamayan arkadaşlarımız da gelir ve bize katılırlar....
Deniz ve eşi Lemis...
Mutlu çiftlerimiz )
Bizim Keos Osman,
ve beeennn.... Resim yan çekildiği için düzeltmedim.. Monitörü döndürüp öyle bakın..
Zigana geçidini normal asfalt yoldan değil de, tepesinden dolaşarak tünelin sonuna indik. Bu sürüş esnasında ss motor kullanan ben ve osman türlü türlü kayma tehlikesi atlattık, yollar aşırı derecede çamurdu..
TBMM 90. Yıl Ormanı
Topluca çekildiğimiz bir foto...
Resimde gördüğünüz transalp ve Kawasaki'nin uçabildiğini biliyor muydunuz ?
Karaca mağarasına çıkarken yollar biraz virajlı ve stabilizeydi. Motor tamircisi arkadaş biz arakada kaldığımız için bizi beklemeye koyulmuş yarı yolda.
Bizi görünce "e hadi hızlanın biraz" dedi ve bizi önüne kattı... Biraz daha gaz açarak tırmanmaya başladık... Virajı döndüm ve tam tepeye tırmanıyordum ki yanımdan vızzzz vızzzz diye bişey geçti..
Tepeyi geçince gözden kayboldular... Veeee beklenen oldu... Kocamaaaaan bir toz bulutu... Gürültü patırtı da cabası... Vardık yanlarına gittik.. Bi baktık ki bunlar virajı alamamış ve ikiside uçmuş
Allah'tan ufak tefek kayalar vardı da onlara tutunmuşlar.. Yoksa ikisi de uçurumdan aşağı uçuyordu. Translp te zerre kadar çizik yoktu ki aklımın almadığı da buydu.. Diğer kawasaki olan resmen pert olmuştu ama bi kaç düzeltmeyle yine yollarına devam ettiler
Karaca mağarasına çıktık...
Alper ve ben.
Karaca mağarasına gidenler bilir, daha mağaraya girmeden hemen sağ tarafta derin bir oyuk mağara vardır. Burası orası işte...
Karaca mağarasına girdik gezdik ama foto yasak olduğu için resim yok ne yazık ki
Bilmeyenler için.. http://www.karacamagarasi.com/karacagaleri.htm
Sevgili dekanımız ve biricik motor ustamızla yeğeni...
Gözlüklü olan uçan Transalp'in sahibi oluyor
Osmanımızz...... Çakma doktorumuz...
Bizim Deniz'in balkonu
Karaca mağarası tepesinden manzaralar...
Bu da panaromik olanı
Çay ve kuşburnu sefası ;
bu resimden sonra herkes hazırlandı ve nereye gideceğimize karar vermeye başladık... Bir kısım Torul üzeri tirebolu ya inip ordan da Trabzona dönelim dedi.. Bir kısım Bayburt taraflarına gidelim dedi.. Başka bir kısım da Cehennem vadisi üzerinden, Cami boğazı yaylasına çıkıp et yiyelim dedi.. Camiboğazı rotası herkese cazip geldi ama biz ss çileri kıllandıran tek durum yolların durumuydu.. Malum otoruş ve sürüş pozisyonumuz diğerlerine göre çok farklıydı.. Cami boğazı yaylasına gitmye karar verildi ve yola çıktık.. Yaklaşık 10 km gittik gitmediki derken bizim için azap başlamış oldu.. Yol o kadar kötüydü ki motosikleri 1 den 2 ye zor atıyordum. O derece kötü yollardan gidiyorduk.. (Bizim endurocu ve cross cular yol için asfalt demiştiler bize, biz nerden bilelim bu yolun onlara göre asfalt yol olduğunu) Bi ara o kadar yorulmuşumki debriaj manetini istemsizce bırakmak zorunda kaldım.. Ellerim kollarım dirseklerim tutmaz hale geldi.. yaklaşık 70 km boyunca böyle gittik...
Yolun düzgün olduğu bölümlerden bir kısmı (Gittiğimiz yolun en düzgün hali bu)
En tepede görmüş olduğunuz araç renault megane.. Adam ne yapıyor diye öyle bakıyorduk.. Meğer geri geri çıkma fantazisi yapıyormuş adam... Aadam aşağı yanımıza geldiğinde abi sen napıyosun, bu araba o yollara vurulur mu hiç.. Adamdan gelen cevap "Uşağım bende bunlardan çok var, no problem" Arabanın arkasında eşi ve yeni doğmuş çocuğu da vardı. Dumur olduk resmen.. En çok dikkat çeken ise aracın plakası Sakatlara özel plakaydı...
Yaylaya çıktık ve yemek için hazırlıklara başladık
Yemekten önce biraz sallanalım dedik..
Uçan transalpten sonra uçan şahin....
Yayla ahalisinden olan bu amcamızı resimliyoruz hemen
Yemekten sonra dönüşe geçtik ve azap tekrar başlamış oldu... Gidecek olduğumuz rota da yol çalışması olduğu için geldiğimiz yolun 2 katı daha bozuk başka bir yola girdik ve bu sefer rampa aşağı gittiğimizden ötürü takat, derman, enerji, ATP (Biyoloji okuyanlar bilir), sabır, hal, vs.... durumlarından hiç birisi kalmadı bizde...
Batım ki bu yollar bitmeyecek, bende zevk alayım dedim bari.. SS motor ile cross yapmaya başladım.. Hatta bi ara arka tekere döndüm baktım tam yanımda duruyordu
Dönüş yolunda bizim Keos Osman'a köpek saldırdı
Dönüş rotamız maçka yoluna iniyordu ve yollar aynı bozuklukta devam ediyordu. Bi ara baktım asfalta çıkmışız, o heyecanla açtım gazı.. Meğer 100 metrelik gösteripte vermeyen cinsten bi asfaltmış.. Asfaltın bittiğini gördüğüm anda asıldım ön ve arka frene... Sonuç : Kilitlenen arka fren ve yaklaşık 10 metre boyunca yan yan kayan garip bir motorcu.. Ama düşmedim
Ve nihayet maçka ya indik.. Burası coşandere dinlenme tesisleri... Vurduk çay'ın gözüne....
Ben ve sevgili Resim öğretmenimiz Selim... Gezide ne olur ne olmaz diye bir an olsun peşimden ayrılmayan bu arkadaşıma teşekkürü borç bilirim...
Alper'e verdiğimiz poz. Eldivene dikkat
Alperim güvercinim...
Malum yolculuk bayağı bi eziyetli olunca çekebildiğim fotoğraflar oldukça kısıtlı oldu ama işin en ilginç tarafı ise evime sağ salim geldiğimde oldu...
Olay aynen şöyle gelişti..
"Herkesle vedalaştık ve yola koyuldum.. Evin oraya gelmeden az aşağıdaki bakkaldan durup sigara aldım.. Sigarayı aldıktan sonra motora doğru yöneldiğimde 18 li yaşlarda gariban bi çocuğun motorumu resmen okşadığını (sevdiğini) farkettim..
"Abiiiii bu ne güzel motor böyle.... Kaçlık ki bu?"
"Sana kaç lazım ?
"Satıyo musun falan diye sordu."
Fiyatını falan dedim ama çocuk gözlerini motordan alamıyordu.. Ön camı da okşuyordu resmen yaa
Çocuğun derme çatma bi scooter i olduğunu farkettim.. Her tarafı yamalı kırık dökük bir makineydi.. Acıdım bende haliyle.. Atladım motora garaja doğru gitmeye başladım. O esnada çocuk ta scooter i çalıştırdı ama scooter'dan garip garip sesler çıkmaya başladı.. Çok acıdım o çocuğa.. Parası yok demek ki yaptırmaya, idareten kullanıyor öyle...
Garaja vardım ve her zamanki çektiğim yere park ettim motoru.. Motor kirden ve çamurdan tanınmayacak haldeydi...
Motorun bulunduğu yer dümdüz bir zemindi.. Ayrıca motor da vitesteydi.. Hatta motoru indikten sonra ayaklık tersine doğru çekeledim ki boşluk kalmasın diye..
Sonra ellerimi Allah'a açtım ve dedim ki...
"Allahım beni evime sağ salim ulaştırdığın için sana sonsuz şükürler olsun"
Paaaaattt güm diye bir ses.... ve motor düşer
Motorun düşmesi ile alakalı konu başlığı : http://www.motosiklet.net/forum/moto-sohbet/94606-nazar-diyorum-baska-bisey-demiyorum.html
Bizim uthec'in objektifinden fotolar var elimde... Upload ediyorum şu anda.. Bitince onları da atarım buraya...
Kalın sağlıcakla
Moderatör tarafında düzenlendi: