honda nc serisinin dct şanzuman (otomatik) modeli sizin aradığınız makinadır kanımcaArkadaşlarım ve Sayın Abilerim;
Şu sıralar bi kaos yaşıyorum.Ben Türkiye sınırları içerisinde orta sınıfta (250 CC) eşimle binebilecek bir motor bulamıyorum. Kafayı yiicem. Buluyorum ya tarzım değil, kuyrukta oturulacak yer yok (eşim için)...
Scooter diyorum; Xmax 250 düşünüyorum, forumları okuyorum. Güzel motor diyorlar, fakat sarsıntı var arka amortisör çok çırpıyor diyorlar. Hiç scooter kullanmadım hiç... Otomatik olması... Çok da keyif alarak kullanacağımı sanmıyorum, sırf eşim için.
Kawasaki Z300 diyorum; Naked hoş motor, Cbr 250R kullanıyorum... bakıyorum şöyle benim motorun grenajsız hali. Arka sele uygunsuz.300 ara cc ilerde satabilir miyim...
Suzuki İnazuma diyorum; Bi bakıyorum şöyle bu motora oldum olası ısınamadım.Tipi hep itici geldi. "O ön çamurluk nedir öyle yaa" demişimdir her seferinde... Belki de eşimle binebileceğim en uygun motor ama... cık!
KTM Duke 390 diyorum; Bu motorunda kasa çok keskin hatlarla dizayn edilmiş. Bu da uygun değil... Bu motoru da eliyorum...
Son 2 gündür'de Yamaha WR125X diyorum; Kendim bineyim eşimde arada biner dedim. Motoru eşime gösterdim. Azar işittim
Mondial Rx3i diyorum;Hah! Tamam işte aradığım motor bu dedim ama isim Mondial olunca ürküyor insan. gibi gibi...
250 lik sınıfta neden bir Enduro yok? Neden bir tenere, versy, v-strom, varadero, fazer, cbf, nc, er25f,n yok arkadaş?
Dış ülkelerde her segmentin 250 si varken bu sport sınıfın 250 lik olarak patlaması genç kesime yaradı.
Bekarken her modeli beğeniyorsun ama evlenince bu iş neden zorlaşıyor?
İlla 600 e mi geçmek gerekiyor? Bu açığı markalar neden kapatmıyor. Bir mondial mi farkında bu meselenin?
Motoru mu bırakalım illa ki?
Akadaşlarım ve Abilerim;
Hepinizin yorumlarını tek tek okudum ve kafamda şu an değerlendiriyorum.Şayet bir karar veremezsem sanırım sağdan soldan biraz borç bulup 500 yada 600 cc bir klasmana geçeceğim. Şimdi şunu da düşünüyorum. Yazmayı unutmuşum. İşe gelip gidiyorum mevcut motosikletimle. 500 600 lük bir makineyle şehir içinde dur kalk manevra gibi sıkıntılar olacak. O yüzden Yamaha WR125X alayım demiştim. Eşimi de bir şekilde razı edeceğim. Ne yapayım, aklıma çok da birşey gelmiyor açıkcası. Artçı devasa bir problem oldu içimde. Nasıl olacak bilmiyorum...
Bi diyorum al cbf 150 fıtı fıtı bin. Daha önce de kullandım, küçük cc sıkıntı. En aşağı 250 ve üstü olsun diyorum.
Pufff ...ale:
Şimdi burada kararsız kalma nedenimiz motosikletin hem tek sağladığı avantaj ve keyifleri yaşamak hemde bunlardan ödün vermeden artçılı motor kullanmak. Ama öyle bir motor olmalıki artçının varlığı kullanım kalitemizi düşürmemeli. Maxi Scooter kategorisi rahatlık ve konfor seviyesi en üstte bulunan, şehir içi ulaşımında, trafikte çok avantaj sağlayan tek kategori. Üstelik asfalttan ayrılmadığınız sürece hemen her yere gitme imkanıda sunuyor. Artçılı olarak maxi scooter lardan daha rahatı yok.
Ancak bu bir takım dezavantajlarıda beraberinde getiriyor. Virajlarda yatma kabiliyeti düşük, küçük lastikler, farklı ağırlık merkezi konumları, devre müdahale edemiyor olmak, motosiklet sürme keyfinden ziyade üreticilerinde vermekte olduğu bilgilere baktığımızda çoğunun ulaşım aracı olarak şehiriçi kullanımının öneriliyor olması, parça ve servis fiyatlarının yüksek olması...
Ben eşimle binmek istiyorum ama şehir içi ağırlıklı olacak ve yakın uzak tüm illeri gezerim diyorsanız maxi ailesi çok uygun. Sorun şu uzun yollarda bir arıza durumunda ustasını bulabilmek lazım. Garantisi var vs.
Ben eşimle bineceğim ama sınır olmasın, dünyanın her yerine gidebilirim hafif arazi, köy yolları vs de olur diyorsanız enduro ailesine ve 600cc civarı motorlara bakmak gerekiyor. Bu motorlar tamda bu amaç için üretilmişler.
Ama genel itibariyle motosiklet zaten fiziksel aktivite gerektirdiğinden yoğun yorucu bir makinedir zaten.
Konu motosiklet olunca ben büyük işinde uzmanlaşmış motor üreticilerini tercih ediyorum. Honda, Yamaha, Kawasaki vs gibi... Bu yüzden mondi gibi markalar bana itici geliyorlar. Zaten korkuyoruz bari altımızda ki at safkan olsun. Ucuz atın yahnisi yavan olmasın. Sakat-ata binmeyelim. Sebebi şu, mondinin ilgili modeline baktığımda halen şambelli lastikler kullanıldığını, abs vs olmadığı gördüm.
Belki tuhaf gelebilir ama o gruptaki bir motosiklet için fiyatı "Aşırı Ucuz"...
Evet malesef motosiklet pahalı bir uğraş... Bi motora 20-50 bin gibi rakamlar vermeden motora biniyorum diyemiyorsunuz. Ama onun sapı bunun çöpü değil konu. Mesela abs... Şu zamanda böyle bir imkan varsa neden abs olmayan modellere bakalım ki?
Arabada çoğu zaman işimize yaramayacak pek çok ekstraya para ödüyoruz. Analog yada dijital klima gibi. Çok yönlü vs. Ama abs motosiklet için öyle mi?
Teknoloji ne veriyor ne sağlıyorsa almak kullanmak lazım. Kaldıki ben tekrar söylüyorum tüm isteklere artçılı, çantalar vs, uzun yol, hafif arazi, keyifli kullanım cevap veren motor serisi endurolardır.
Ama ne scooter ne diğerleri kesinlikle araba konforu sunmaz. Biniciyede sunmaz. Motosiklet size farklı şeyler vaad eder. Motosiklet sizi gerçek hayata davet eder, araba rahat ama sahte bir hayat sunar. Arabada yol alırken hoşunuza gidecek tek şey yeni arabanızın kanserojen kokusudur. Ulaşım ve statü amaçlıdır. Bunu anlamak için 4x4 reklamlarına bakma yeterlidir.
Hiç kimse ihtiyaçları için araç almıyor. Onunla yaşayacaklarına para ödüyor.
Motora binmek hayatın içinde bizzat farkında olmaktır.
Matrix... Arabayı almak mavi hap gibi.
Hikaye biter evinde uyanır arabanla gezmeye devam edersin.
Ya da kırmızı hapı alır ve motorunun gittiği harikalar diyarına adım atarsın.
O yüzden bir kere motora binen bir daha geri dönemiyor...
Sonuç olarak motosiklete binmek bazı şeylerden vazgeçmeyi, fedakarlık gerektiriyor...