geçen sene %60 oranında artmış istanbulumuzda kapkaç, gasp, ve diğer suçların toplamı..
şimdi söyleyin, bu artışın sonucunda istanbul emniyet müdürünün "ya ben bu işi beceremedim, istifa ediyorum kusura bakmayın yapamadım suç oranı %60 arttı" demesi gerekmez miydi?
hatta son zmnlarda yaşanan olaylar sonucu emniyet müdürü görevden alınmak istenmiş, ancak içişleri bakanının kankası-akrabası veya bir şekilde adamı olduğu için, içişleri bakanı "o giderse ben de giderim" demiştir, ve iç işleri bakanının arkasındaki aşiret veya aşiretler nedeniyle oy kaybını göz önüne alamayan iktidar sahipleri seslerini kesip oturmuşlardır..
içişleri bakanının istanbul emniyet müdürüyle nasıl bir ilişkisi vardır ki onun görevden alınmasını engellemiştir? nasıl olaylar dönmektedir? birlikte neleri paylaşmaktadırlar?
oy kaygısı nedeniyle, iktidarda kalalım aman bırakın ülkeyi biz iktidar olalım gerisi yalan, mantığıyla işleyen sistemimizin düzelmesinin hiç bir imkanı yoktur.
ÖNCE TÜRKİYE! denilmediği sürece, önce ben/biz, denildiği sürece, başımıza gelecek kimselerden güzel işler yapmalarını beklemek saçmalıktan başka bir şey değildir.
o yüzden bu olayların sonunun gelmesini beklemek de "rüya görmek"tir.
iyi günler..