Sabah saat 07:00 gibi uyandım balkondan biraz dışarıyı seyrettim, bence gerçek Afrika yolculuğum bu gün başlıyor. Mısır bölge olarak Afrika olsa da kültürü yaşam tarzıyla orta doğu ülkesinden farklı değil. Al Salam otelin kahvaltısı çatıda açık havada “continental” kahvaltı yani 1 yumurta, 2 paket reçel, krem peynir ve çay.
sonrası odaya inip son hazırlıklarımı (tuvalet vs.) yaptım, aşağı indim. Motora eşyalarımı yükleyip yola çıktım.
Sudan feribotunun yolunu dün akşamdan google earth’a bakıp kafamda çizdim, yaklaşık 20 Km ama oteldekiler 45 Km’de ısrarlı. Bu yüzden biraz erken çıkıp işi garantiye almak istedim.
Bir gün önce trafik işlemlerini yaptırdığım yerin yolundan devam edip, yolun sonundan köprü üzerine çıkacağım, sonra sürekli solu takip edip limanı bulacağım. Aynı yol üzerinde benzinci de var oradan benzin alacağım, sonuçta buldum, yaklaşık 20 dakikada vardım, saat 08:00.
Bana 08:30 da orada olmam söylenmişti, erken zamanda burada olmanın hiçbir avantajı yok.
Beklerken Sayid adında bir Mısır’lıyla sohbet ettim, iş için Sudan’a gidiyor. Döviz kurları vs hakkında bilgiler falan aldım (ki sonra onu dinlemediğim için kazıklandım, sonra anlatacağım)
Kapının saat 10’da açılacağını söylediler, bu arada tanıştığım İngiliz çift Louis ve Rory (Mercedes Van), Estonyalı Tarmo (Mazda Van) ortalarda görünmüyorlar, meraklanmaya başlayıp tekrar sordum doğru yerdeyim ama yanlış bir şeyler var. Saat 9 gibi Kamal adında biri yanıma geldi beni aradağını kontrol noktasında diğer araçların beklediğini, trafik polisinden evrak almam gerektiğini söyledi. Ben de bu evrağı dün zaten aldığımı söyleyince telefonla birilerini aradı, plakamı okudu, sorun yok. 20 dakika sonra diğer araçlar da geldiler. Bilet ofisinde gördüğüm Holldandalı Maurice ve Güney Afrikalı Lance (Land Rover) var. Onlarla birlikte ilk giriş kapısından girdim.
Yanımızda bize yardımcı olarak Mahmut var, tüm işlemlerimizi o yaptı zaten.
Bundan sonraki işlemleri anlatmayacağım zaten bu hizmet sürekli veriliyormuş, almak zorundasınız

başka çareniz yok.
Toplam ödemelerim
Yolcu bileti 322 EP (Kabin istenirse kişi başı 500 pound">500 pound)
Motor için 253 EP
Gümrük 50 EP
Pasaport pulu 2 EP
Servis ücreti 30 EP
Yaklaşık 110 dolar toplam.
Mısır’dan çıkış ücreti.
Saat 11.30 gibi tüm işlemler bitti ama araçlar saat 16 da yüklenecek, bekleyeceğiz.
Bu arada para bozdurma konusu açıldı, ben Sayid’ten öğrendiklerimi söyledim. Yasak olmasına rağmen polise de söyleyip yanımızda bir yetkiliyle dışarı çıktık.
Not: Para değişimleri ve bilgiler.
Gümrük vs işlemleri için EP gerekli yanınızda bulundurun. Para değişimini Mısır’da yapmayın.
Mısır tarafında220 (sabah 200’dü) EP = 100 Sudan Poundu
1 Dolar 2.5 Sudan Poundu
Ben elimdeki 190 EP ve 50 dolar bozdurdum.
Sudan Wadi Halfa’da 1 dolar 3.5 Sudan Poundu
%30 fark ediyor.
Araba yüklemede kalmıştık devam edelim. Libya’dan gelen Sudan’lılar ve Libyalılar limanı doldurmuş, ortalık ana baba günü “inanılmaz”.
Bekleye bekleye saati 16 aptık ve araçları başka bir tekneye yükledik.
Tabii biz aşağıda beklerken herkes gelip yerini almış, Sayid bana yanında bir kişilik yer tuttu. Gemiye binmenin dahi imkanı yok, gerçekten inanılmaz her yer tıka basa dolu.
Neyse zor bela gemiye binip üst kata çıktık ama full sadece yürüme yolunda zemin görünüyor başka bir yer yok. Rory ve Louise kabin satınalmışlar, Lance ve Maurice sonradan ayrı kabinlede yer buldular biz Tarmo ile kaldık benim de yerim var ama Tarmo’yu yalnız bırakmak istemedim. Geminin filikasına yerleştik.Yerimiz bu geminin bence (ki bu espriyi Mourice yaptı) Bussiness Class.
Gemi kalkmadan kaptan sürekli filikaları boşaltılmasını söylüyor anons Arapça duyan iniyor ama ben Tarmo’yu da tutup bekliyorum. En sonunda bir görevli gelip söylüyor onu da sallayıp yolculuğa başlıyoruz. Saat 17 gibi gemi hareket etti, yolculuk 18 saat sürecek ama zor geçeceği şimdiden belli.
Bu gün benim doğum günüm ve bu günü kötü bir gemide bir filikanın 1 metrekarelik alanında geçireceğimi, bense uzanıp güvertede yıldızlara bakacağımı, hayallere dalacağımı falan düşünmüştüm. Yine yıldızlara baktım, yine hayallere daldım ve sevdiklerimi hayatımı, yolculuğumu düşündüm ama hayal ettiğim gibi konforlu değildi.
Gemi hareket ettikçe filikaya musallat olan diğerleri bir bir dökülüyor çünkü esen rüzgara pek aşlık değiller, bizi tulumlarımız var ve rahatız. Planımız saat 20 gibi yemek yemek. Benim yanımda kumanya olarak krem peynir, reçel, tuna konservesi, 2 kutu kola, çikolata, ekmek ve su var, Tarmo verilen yemek fişine güvenip sadece su alıp gelmiş. Gemideki yemek görünüş olarak pek iyi değil ve yenecek yerde nefes almak dahi mümkün olmadığından denemiyoruz bile.
Yiyeceklerim ikimize de yeter, paylaşacağız.
Bu yolculuğun böyle oturarak geçmeyeceğini anlayıp Tarmo’ya son kez aç olup olmadığını sordum ve istemediğini söyledi. Tuluma gömülüp uyumaya başladım, bu gibi durumlarda en iyi çözüm uyumak. Rahatsız da olsa sabah saat 7’ye kadar uyudum. Kalktığımda Abu Simbel’in yanından geçiyorduk.
sonra Tarmo’yla krem peynir, çilek reçeli ve kolayla güzel bir kahvaltı yaptık.
Sonra benim adım anons edildi, pasaport ofisine gidip benim ve Tarmo’nun pasaport işlemlerini hallettim. Burada size doldurulan formun bir kopyasını verecekler bunu kaybetmeyin, inerken lazım olacak
Sabah yanımıza Lance ve Mourice geldi, filikada güneşli bir günde Sudan’a doğru yol alıyoruz, yanlarında GPS’ler var ve 15 Km">15 Km kaldığını söylüyor.
Aşağı inip geminin durumunu fotoğrafladım.
fotoğraflayabilirim ama kokuyu anlatabilmenin imkanı yok.
Rory'nin kamerasından görüntüler.
Nihayet saat 11 gibi gemi limana yanaştı.
Limanda kameralar falan var, Libya’dan gelenleri karşılamak için vali gelmiş.
Bunlardan biri vali
Gemiden inmeden son kez Sudan’a giriş için alt katta masa kurmuş polislerle form doldurup vizenize kaşe batırıyorsunuz, artık Wadi Halfa’dasınız.
Gemide bizi Mahdi karşıladı buradaki işlemleri de o yapacak, bu servisi de almak zorundasınız. (sonradan not: zorunda değilsiniz burada işlemler oldukça basit ve bu adamlar güvenilmezler)
Gemiden indikten sonra gümrük alanına gidip çanta kontrolü yaptırdık ve işlemlerimiz bitti.
5 Pound">5 Pound karşılğı 1955 model sağdan direksiyonlu dökülen bir Landrover’a binice Africa’ya geldiğimizi anladım.
Bize burada yardımcı olacak Mahdi ve Mazaar otellerin dolu olduğunu söyleyip bize bir otel ayarlamışlar iyi değil kötü de değil. Bize libyalılar geldiği için her yer dolu dediler ama bu da yalanmış,yalancılar bu adamlar.
Bu gece buradayız, eşyaları bırakıp biraz uzanıp dinlendikten sonra yemek için dışarı çıktık, ilk günkü yemek ücretim, 1 tabak et, 1 tabak pilav 1 tabak bamya, 2 seven Up için 15 pound">15 pound.
<http://www.dunyaninbilgisi.com/admin/my_documents/my_pictures/fotolar/DSC_0190.jpg[/img]
Aylak aylak sokakta dolaşıp otele döndüm yattığımda saat kaçtı bilmiyorum.
Yarın Motorum gelecek ve yola çıkacağım, heyecan yatıştı ve Wadi Halfa’yı görünce bir an önce yolda olma hissi içimde canlandı.
Yarınki planı, YOK.
1-2 Mart 2011
Sudan bilgileri, Sudan’a Aswan’dan gelecekseniz önceden vize almanızı tavsiye ediyorum, burada vize almak oldukça zor olabilir, çünkü her adımda "vizeniz var mı?" diye soruluyor.
Kahire’de birkaç saatte halledilecek bir iş, son ana bırakmayın. Türkiye'de Sudan'dan davetiye falan isteniyor ve yoksa vize alamıyorsunuz bulursanız vize ücreti 35 dolar. Kahirede 100 dolar.
1 Dolar =3.5 Sudan SDD
1 Litre benzin 2 Pound">2 SDD
Oteller kişi başı 7 Pound">7 Pound (Fiyatlar fix)
Tek farklı otel KILOPATRA

otel kesinlikle tavsiye edeceğim yer burası (detayları aşağıda anlatacağım)
Litrelik su 2 Pound">2 SDD
1 şişe kola 1 Pound">1 SDD
Kutu kola 2 Pound">2 SDD
Sigara (Lord Marka) 1.5 Pound">1.5 SDD
Çay kahve ve her şey 1 Pound">1 SDD
1 Pound">Zain telefon kartı 7 SDD
1 Pound">
1 Pound">Zain telefon kartına 5 tane uluslararası arayabileceğiniz numarayı indirimli konuşmak için ekleyebiliyorsunuz.
1 Pound">Konuşma ücreti 0.60 SDD oluyor, ayrıca aranmalarda herhangi bir ücret ödenmiyor.
1 Pound">*555*00905325323232*1# arama tuşu yaptığınızda 1 numaralı sıraya eklendi diye bir mesaj geliyor.
1 Pound">Cep telefonunuzun internet özelliği varsa 1 günlük internet bedava.
Wadi Halfa’da yapılması gereken işlemler.
Gemide pasaportunuza işlem yapılmıştı, bunu buradakayıt ettirmenizgerekiyor ki 1 aylık vizeniz olsun. bunu işlemlerinizi yapan kişi hallediyor, eğer bu hizmeti alırsanız ki bence almanıza gerek yok.
Bina ana yol üzerinde 5 dakika yürüme mesafesinde sağda yeşil bina.
Wadi Halfa’da Kuzey Sudan’da fotoğraf çektirmek için izin belgesi alınması gerekiyor, 26 Pound">26 Pound, binayı kime sorsanız gösterirler. Bir adet fotoğraf gerekli. Dolduracağınız formda nerelerin fotoğraflarını çekmemeniz gerektiği anlatılmış.
Bir daha gelsem almam kimse sormadı soracağını da sanmıyorum.
Bina ana yol üzerinde 10 dakika yürüme mesafesinde solda yeşil bina.
Burada ayrıca Zain sim kart alabilirsiniz, uluslararası seçeceğiniz 5 numarayla yapacağınız görüşmelerin dakikası 0.60 pound">0.60 pound. Gerekli ekipmanınız varsa 1 günlük internet bedava. Uluslar arası aranmalarda herhangi bir ücret ödenmiyor.
Kartınızı alınca aktive ettirmeyi unutmayın.
Wadi Halfa için gemiye binerken çantanızda olması gerekenler.
Yiyecek, su, kabin satın almadıysanız mat ve tulum, banyo malzemeleri (araçları getiren gemiyi otelde beklemek zorunda kalabilirsiniz), havlu, terlik, güneş kremi, günlük kıyafet, tüm şarj aletleri.
Sabah ezanında bir uyandım, sonra uyudum sonra tekrar kalktım saat kaçta kalktım bilmiyorum, dışarı çıktım kapının önünde çaycı var aslında burada her yer çay ve kahve dükkanı. Hassan amca kahve yaptı bir de sigara verdi ohhh sabah keyfi, sonra yine yattım ve sanırım 8.30 gibi kalktım.
Biraz tanıştığım gezginlerden bahsedeyim
Tarmo Tamming; Estonya’dan Cape Town’a karavanla giden ve oradan Afrika’yı dolaşıp geri dönen ilk kişi olacak. Yaklaşık 1 yıllık bir planı var. Yolu Ankara’dan geçmiş, Sudan vizesini Ankara’dan almış.
Lucy ve Rory:Tunus, Libya ve Mısır’daki olayların sorumlusunu ben sanıyorsanız yanılıyorsunuz, o kişileri buldum. İşte bu çift. Lucy ve Roryolayların olduğu ülkelerin üzerinden geliyorlar ve hedefleri Cape Town.
İşte ispatı Tunus'ta tank üzerlerine yürüken.
Lance ve Mourice; Hollanda’dan yola çıkmışlar ve Cape Town’a gidiyorlar
Sonra toplaştık ve kahvaltıya gittik, bu sabah kahvaltı menümüz “Balık”. Burada kahvaltıda sadece biz yemedik, hemen herkes balıkla kahvaltı yapıyor.
Taze ve leziz. Afrika bir harika.
İşlemleri yapanlardan gelen haber saat 16 gibi araçların ineceği gümrük işlemleri ne kadar sürer bilmiyorum ona göre hareket edeceğim. Rory aracını alır almaz gidecek, Lance ve Mourice de öyle Tarmo kararsız, eğer saat erken olursa ben de Rory’e takılacağım geç olursa yatacağım.
Saat 15 gibi gelen haber gemi akşam limana girecek ama biz araçlarımızı yarın alabileceğiz.
Triptik işlemlerinin bazıları bitmiş, 3 tane daha form doldurulması gerekiyormuş, toplam bu hizmetin karşılığı 86 Pound">86 Pound.
Burada kazıklanmaya çalıştım, sonradan araç işlemlerim için verilen faturayı gördüğümde 16 SDDödendiğini gördüm, bu adamlara güvenmeyin.
Mehdi ve Mazaara şarladım ve hakkımı yedirmedim.Tek olsaydım işimi daha kolay hallederdim ama grup olunca biraz zor oldu.
Rory ve Lucy bu gün dolaşırken KILOPATRA oteli görmüşler bizim kaldığımız otele göre 5 yıldız. Bizim otelde banyo bir tanktan alınan kova suyla olabiliyor diğer otelde ise duştan akıyor. Toz yok, odalar üst katta, oturma yerleri ve sandalyeler var
Odalar seramik kaplı ve temiz, odada vantilatör ve ayna var
Otel değiştirdik, pazarlığı ben yaptım önce 15 pounda olan oda fiyatı kısa bir bağırış çağırış pazarlığıyla 10 pounda indi.
Odamı Tarmo’yla paylaşıyorum.
Duş alıp dinlendim. Lance’ın getirdiği Risk isimli oyunu oynadık, sonra onunla tavla oynadık (ben yendim)
Sokaklarda dolaştım, fotoğraf çektim.
Yemek yemek için merkeze yürüdük, ama sorduğumuz iki yerde de yemek bitmiş, zaten iki yer var saat 19:00. Burada hayat erken başlayıp erken bitiyor (bana göre)
Son sorduğumuz yer görünüşte bir çay bahçesi gibi ama içeri girip sorduğumuzda yemek var, menü pilav, patates ve kızarmış tavuk. Pilav hariç sıcak ve lezzetli. İçecek dahil fiyat 15 pound">15 Pound.
yemekte Lance Zimbabwe parası gösterdi, rakamlara dikkat
Şanslıyım, yanımda cana yakın ve iyi insanlar var, yoksa beklemek çekilmez.
Buradan sonraki planım, Abri, Dangola, Karima üzerinden Hartum sonrasında Gadaref.
Tarmo’nun oldukça güzel kitapları var ve çok güzel bilgiler içeriyorlar. Rory’nin söylediğine göre Karima güzel bir yer ve piramitler var, gidip göreceğim.
Yarınki planım; eğer motorumu alabilirsem yola çıkmak,
Alamazsam; YOK.
3 Mart 2011
Sabah gelen haber güzel motorum geliyor. Limana gidip gemiyi beklemeye başladım.
Saat 10’a doğru gemi limana yanaştı.
Gümrük amiri onaylamadan araçlara dokunmak yasak.
İzinden sonra motoru alıp gümrük giriş kapısına gidip 1 saat kadar neyi beklediğimizi bilmeden bekledim.
İşlemler kısa sürdü. İşlemlerden sonra bize 2 adet kağıt verildi bunlar çok önemli kaybetmeyin, Sudan çıkışında lazım olacak.
Herkesin işi bittiğinde saat 12 civarıydı ve hızlı bir plan yapılıp yola çıkıldı gidebileceğim kadar gidip sonra bir yerde kamp yapacağım. Lance ve Mourice çöl yolundan hızlı olarak Hartum'a gidecekler, ben şimdilik Rorry, Lucy ve Tarmoyu takip edeceğim. Benzin bulma konusunda sıkıntı çekeceğimi düşünerek durumu görene kadar onlarla birlikteyim.
Önceki planım yaklaşık 900 km">900 km olan Wadi Halfa Hartum yolunu 2 günde geçmekti, ortada bir yerde kamp yapıp sonra Hartuma girmeyi düşünüyordum. Tarmo’da oldukça detaylı bir harita(lar) ve kitap(lar) var kütüphane gibi. Sadece burası için değil yüzlerce haritası ve kitabı arabasında. Tabii GPS haritaları ve koordinat bilgileri.El Kuru’da piramitler ve yer altı mezarı, Merowi’de piramitler var.
İlginç olacağını düşünerek onlarla birlikte yol almaya karar verdim, iyi ki bu planı seçmişim, hem yanımdaki insanlar çok iyi ve yardımsever hem de enteresan yerler görebileceğim.
Yaklaşık 250 km">250 km Nubian çölünde sürdükten sonra
Yolda burada altın arayan madenci türklerle karşılaştım. (sonradan no: Sonra Afra'da bir daha karşılaştım)
Wawa yakınlarında çölde ilk kampımı Sudan Nubian Çölündeyapıyorum.
Günbatımında çadırım hazır, geceyi bekliyorum.
İçim kıpır kıpır
Dans edip eğleniyorum
Hatta mutluluktan uçuyorum.
Nil tarafını seçmemekteki sebep her taraf minik sineklerle dolu, inanılmaz kötü. Yanımda birilerinin olması olası kuma saplanma vs gibi durumlarda bana güven verdi. Rorry’nin ingiltere’de Triumph motoru var bu yüzden yolları beni de düşünerek seçti.
Daha önce Mısır’da gördüğüm ama kalamadığım şeyi dün gece yaptım, çölde kamp, hem de ne kamp yanımdaki insanların olanakları ve bu olanakları bana kullandırma nezaketlerinden dolayı oldukça lüks.
"Tek başıma olsaydım yapabilir miydim?" sorusunu çok düşündüm, gece yatarken yapabileceğime inandım. Çöl kumluk değil üst yüzeyi taşlıktı bu yüzden sıkıntı olmadan yol aldım.
Kamp alanı önce sinekli ama rüzgar sonrası oldukça temizdi. Çadırımı kurarken çocuklar gibi eğlendim, dans ettim.
Çok mutluyum.
Çok keyifli bir akşam yemeği, Rorry ve Lucy’in ikram ettiği soğuk bira, sonrasında şarap ve en son brandy harikaydı. Yemek sonrası içilen kahve sonrası gece fotoğraf çekme çalışmaları yapıp yattım.
Harika bir gün ve gece.
Yarınki planım ; Yok, takipteyim.
4 Mart 2011
Sabah gün doğarken uyandım, çölde günü karşılamak, güneşin doğuşunu seyretmek bir harika. Sabah günü karşılamak, güneşin doğuşu gibi içimi aydınlatıyor.
Bendeki Nutella ve reçel, pişirilen omlet, kahve ve bir sürü şeyle krallara layık bir kahvaltı sonrası yola çıktık. Yol üzerinde Soleb Tapınağı var, hedef orası.
Çok keyifli ve tahminimden daha serin bir sürüşle ilk mola yerimize vardık. Burada Nil’i tekneyle geçip tapınağa varacağız. Grubun pazarlıkçısı benim, Lucy’den “bargaining” kelimesini de öğrendim. İlk önce sanırım 60 veya 50 SDD olan fiyat sonradan 40’a düştü pazarlık burada zayıf ama tapınakta telafi ettim.
Bu yolda durduğunuz anda etrafınızı yüzlerce minik sinek sarıyor, dayanmak mümkün değil.
Nil nehrine gişderken Buff ile boğazımı başımı her tarafımı kapattım.
Tekne ile 10 dakika sonra karşı kıyıya vardık, biraz daha yürüdük, yolda falafel ve full yapımında kullanılan fasulye tarlalarından geçtik, 500 metre">500 metre sonra tapınağa vardık. Giriş 25 SDD ben bir anda rehber oldum ve giriş parası ödemedim toplamda dördümüz 75 SDD ödemiş olduk, değer miydi? Sanmıyorum.
Tapınak Mısır'daki kalıntılara benziyor ama taşların üzerindeki kabartma insan şekilleri farklı.
Falafel ve full yapımıunda kullanılan fasulyelerin tarlaları.
"MARGIN: 0cm 0cm 0pt">
Sonra tekrar yoldayım.
<P>
Nubian Çölü altın arama merkezi olmuş, yolda gelirken her yerde tekerlek izleri görüp nedenini anlamamıştım ama sonra anladım, herkes elinde cihazlarla altın arıyor,bir yerleri kazıyor.
Yolda hayatımda ilk kez çölde serap gördüm.
Yol uzun ve sıkıcı, sıcak arttı, dümdüz bir yoldayım. Zaten sanırım çöl demek<SPAN style="mso-spacerun: yes"> </SPAN>dümdüz devam eden yol demek. Asfalt kalitesi mükemmel ön tekerimin neredeyse yarısını yiyecek gibi görünüyor ve dişli lastiklerin sesi arttı.
Molalar vererek kamp yapacağımız yere geldik, Abu Dom yakınlarında bir yer.
Bu defa yarı kum yarı sert bir zeminde içeri doğru sürüp güzel bir kamp yeri bulduk.
Akşam yemeği benden, Ton balıklı makarna ve full, nefisti.
Gece yine güzel sohbetler ve neşeli zamanlardan sonra yattım.
Güzel bir gün daha geçti ve çok iyi dostlar edindim.
Yarınki Planım ; aslında ayrılıp kısa otoban yolundan Hartum’a gitmekti ama piramit kelimesi geçince aklıma Timuçin geldi ve devam etmeye karar verdim.
5 Mart 2011
Saba kahvaltısı yine benden, patatesli yumurta, peynir, reçel, nutella, karpuz ve zeytinyağlı domates salatası (hazırladım ama sofraya getirmeyi unuttum, ama daha sonra molada afiyetle yedik).
Bu gün yolumuzun üzerinde üç görülecek yer var. El kuru yakınlarındaki mezar, Piramitler, ve çölün ortasında taşlaşmış ağaçların oluşturduğu orman.
Sabah kahvaltısı, Hımmmmhhhff
Sıkıcı olmayandura dura fotoğraf çekerek ilerlediğim bir yol yaptım.
Bu fotoğraf Boran Gökbulut'a ithaf edilmiştir.
Karima’daki Piramitlere vardım. Küçük ama etkileyici bir yer giriş ücreti yok, yol kenarında öylece duruyorlar, sonradan öğrendiğime göre daha büyük bir alan Marowe’deki piramitler.
NOT:
Piramitlerin tamamını Timuçin Doğan için gezdim. Bir gün birlikte geleceğimiz için yolları önceden öğrendim.
Gezip fotoğraf çektikten sonra yer altı mezarına gittim, giriş 25 SDD ben yine rehber ve yine ücret 4 kişi 75 SDD, değer mi? Kesinlikle evet.
Sanırım MÖ 2500-300 yıllarından kalma bir yer, duvarlarda renkli resimler harika, Anubis tasvirleri çoğunlukta. Babun ve köpek resimleri çok güzel, tavan şekilleri de öyle. Yanımızda bir rehber olmadığı için kim kimdir nedir anlamadım ama güzeldi.
Bu yolu takip ettiğim için benzin sıkıntısı çekmiyorum, bulduğum her yerden alarak devam ediyorum.
Kısa bir sürüşten sonra asfalttan ayrıldık ve oldukça içeri doğru gittik, yol biraz zor, motor ağır. Ön tarafta lastikler ve yedek benzin bidonları full depo olunca yaklaşık 50 kg">50 kg yük var, arkası zaten ağır, ama çok zorlanmadım, yol sert ara sıra kumluk var ama önceden görüldüğü için gazlayıp geçiyorum. Bu yolu geçecekseniz biraz off-road tecrübeniz olması gerekir.
Ve ormana vardık, çok ama çok güzel, ağaçlar bilinmez bir sürede kayalaşmışlar, uzaktan bakılınca ağaç ama dokununca taş, çok ama çok enteresan. Burada biraz kalıp dinlendik, sabahtan kalan domates salatasına Lucy biber falan eklemiş. Salatayı ekmek arası yapıp yedim, çooook lezizdi. Devam edip Atbara’ya vardık. Benzin alıp devam ettim, gidebildiğim kadar gideceğim ve bir yerde kamp yapacağım. Akşama doğru ilk önce sol tarafta bir yer seçtik ama kısa bir süre sonra ben kuma saplandım, peşimden de Tarmo. Görünüşe aldandım ama sert görünen toprak bir anda kum oldu. Allahtan başına fark ettim ve biraz da zorlanarak motoru kenara doğru sürdüm, inip biraz itince çıktım. Burası uygun gelmedi ve devam ettik, çıkış yolu biraz zordu. Sonrasında “tam zamanında” sağ tarafta çook güzel bir yer bulduk ve kampı kurduk. Çoğunlukla kum ama gidiş yolu sert olan bir yoldu.
Akşam ballı sebze ile birlikte makarna vs yedik.
Güzel bir gün daha bitti.
Yarın Rorry ve Lucy ayrılıp Marowe’ye dönüp bir çadır kampında kalacaklar, ben Tarmo’yla devam edip Hartum’a gideceğim.
6 Mart 2011
"MARGIN: 0cm 0cm 0pt">Yol üzerindeMarowe'deki piramitlere uğradım. Burası daha büyük ve girişi paralı. Hava çok sıcak nasıl tahammül ettim bilmiyorum. Deve turu falan yaptım.
Sıkıcı bir yolculuktan sonra hava karardıktan sonra Hartum’a varabildik. Burada İnternational Camping Residence var, bir nevi mülteci kampı da denilebilir. Kampı çok zorlanmadan bulduk ve hemen yerleştik. Benim ücretim 5 SDD, Tarmo 10 SDD.
Kamp güzel ve sessiz, tuvaletler, banyo falan temiz.
Elektrik biraz uzakta ama var, internet yok.
Burada konaklayan Lüksemburglu bir çift ve Alman ama Avustralya’da yaşayan başka bir çiftle tanıştım. Onlar aşağıdan yukarı çıkıyorlar, karşılıklı bilgi alışverişi yaptık. Bana Lonely Planet Etiyopya-Cibuti kitabı ve harita verdiler, oldukça detaylı ve güzel bir harita.
Akşam yemeğini geçiştirip yattım.
Yarınki planım; tamir tadil işleri ve Konsolosluklardan alınacak yazılar..
7 Mart 2011
Sabah kahvaltı sonrası konsolosluğa gittim, Büyük elçilik Al Baladiya street üzerinde. Etiyopya triptik belgesini kabul etmiyormuş (daha önce Deniz ve Elif’in bloğunda okumuştum.) Etiyopya konsolosluğuna da mail attım ama cevap gelmedi, bu yüzden buradan yazıyı aldım. Tarmo’nun buralarda büyük elçiliği yok, alman veya İngiliz konsolosluklarından almaya çalışacak. Biraz bekledikten sonra bir yazı aldım, gerçekten çok ilgili insanlar. Tarmo alamamış internet üzerinden kabul ediliyormuş.
Konsoloslukta karşılaştığım Türklere burada bakım yapabileceğim bir yer olup olmadığını sorduğumda Suuk Şabi’yi tarif ettiler, kampa çok yakın.
Sonrasında Afra Alışveriş merkezine gittik ve alışveriş yaptık. Kampa dönüp yemek yedik vakit geçirdik. Çamaşır falan yıkadım
Yarınki planım, çamaşır yıkamak, tamir tadil işleri.
8 Mart 2011
Sabah erken kalkıp Suuk Şabi’yi buldum, erken gittiğim için her yer kapalı, bir yerde durup ekmek arası bir şeyler alıp yedim, çay içtim.
Dükkanlar açılınca buranın en iyi ustasını sordum ve bana Sabr dediler, dükkanı tarif ettiler, orayı da buldum ama burası bir tamirhaneden ziyade bir hurdalık gibi. Sabr yok ama Nasır diye bir usta var, konuştum ilk fiyat 80 SDD ama sonra 25 SDD.
Motorun altında bir sorun var, sanırım bu ağırlıkla çölde yaptığım yollardan dolayı alt mafsalın şaseye olan bağlantısı gevşek. Mısır’da da böyle bir şey hissetmiştim kontrol ettiğimde sorun yoktu.
Küçük bir sorun dil bilmemekten biraz büyük bir sorun haline geldi.
Ben önce vidayı sıkmayı düşünüyordum ama mesafe çok açık gibi, bu yüzden söküp araya pul koyacağım.
Motoru orta sehpaya alınca şaseye yük biniyor bu yüzden krikoya alıp kaldırdım, ben motorun sağındayım Nasır solunda, açıklığı görüyorum, sık dedim sıktı baktım olacak gibi değil dur dedim ama anlamadı sıktı HUoopppp lan dur demeye kalmadan saplama kırıldı.
Lift yok, kriko iptidai.
Neyse hemen yeni bir saplama (ki sonradan yanıma bir tane de yedek aldım) alıp söktüm, artık sadece insan gücü kullanıyorum çünkü anlaşabilmek imkansız.
Yaklaşık 3 saat uğraştıktan sonra işim bitti. Çıkıp bir tur attım, soru yok.
Geri dönüp toplanan kalabalıkla fotoğraf çektirip kampa döndüm.
Banyo falan yaptım,yemek yedim.Burada çadırım ve motorum çok popüler.
Aldığım bilgilere göre insanlar yollarında yaşıyorlar, bazı yerler oldukça zor. Kararım Tarmo’yla birlikte girip duruma bakmak ve sonrasında karar vermek.
Boş boş vakit geçirdim.
Yattım.
Yarınki Planım; YOK.
Tarmo’nun yazısının gelip gelmeyeceğine göre plan yapacağım.
"MARGIN: 0cm 0cm 0pt">
<P>
9 Mart 2011
Güne güzel bir haberle başladım, burada Visa ve mastercard geçerli değil. Burada bir para transfer sistemi var oraya gidip bilgileri aldım ve ablamı arayıp para göndermesini istedim.
Ablamdan gelen cevap çok güzel “Sudan yasaklı bölge para gönderilemiyor.”
Western Union buldum onunla göndermek mümkün.
Ablam 600 USD gönderecek. Western Union 3 te kapanıp saat 6 da açılıyor. Bu arada gösteriye gideceğim.
Blue Nile Sailing Club’a gidip Rorry ve Lucy ile buluştuk, sohbet ettik.
Gösteri tırışkadan, öğrenciler kendileri için bir konuda referandum yapılmasını istiyorlar.
Gitmekten vazgeçtim. Bu akşam yer değiştirip burada kalmaya karar verdim.
Kampa dönerken Afra’ya uğrayıp paramı aldım, 600 USD transfer bedelini ablam ödemiş 47 USD (OHA).
Bir de kurdan girdi 3.28 olan kur yerine 3.14 ten alabildim paramı sonra kavga dövüş 3.20 ye bağladım.
Çıkıp ihtiyacımdan fazlasını dolara çevireceğim ama bu burada mümkün değil, merkeze gitmem gerekli.
Kampa dönüp çadırı topladım ve Bule Nile’a geldim.
Gece güzel geçti.
İnternet buldum ve ailemle konuştum.
Yattım.
Yarınki planım şehri gezmek, paramın fazlasını dolara çevirmek.
10 Mart 2011
Blue Nile imkan olarak, masa sandalye, elektrik, Nil Nehri kenarı vs gibi diğer taraftan daha iyi. Tuvaletler ve duş berbat.
Fiyatı bu sabah öğrendim. Motora 3 bana 5 dolar (OHA), 2. müdür Valid ile görüştüm ve indirim istedim, bakalım ne olacak.
Saat sabah 10 gibi dışarı çıkıp yürümeye başladım. Burası merkeze oldukça yakın.
Hartum’da ilgi çeken bir şey yok. Al Kabir Camiini buldum ama hiç güzel değil.
Sokaklar daha iyi.
Şimdi dikkat: Sudan’da eğer uçak biletiniz veya oturma izniniz yoksa SDD’yi dolara çevirme imkanınız yok.
Ben de sora sora el altından değişim yapanları buldum. Parlement Street buranın merkezi. Döviz bürosu yok ama herkes alıp satıyor, kur inanılmaz 3.5 SDD. Döviz büroları değişim yapmıyor.
2 tane yer var değişim yapan Al Hicrat ve Al yamama döviz büroları, onlarda da sonuç yok.
1.900 SDD cepte dolanıyorum.
Bu arada tüm şehri gezmiş oldum. Sıkıcı hiçbir özelliği olmayan bir yer.
İyi ki de önceden farklı rotadan gelip Sudan’ın farklı yerlerini görmüşüm.
Kampa döndüğümde saat 15 falandı.
Paramı sınırda değiştireceğim.
Artık kısmet bakalım ne olacak. Sudan da Wadi Halfa’dan beri kazık yemeye devam ediyorum. Burada Türk, Müslüman falan fark etmiyor. Sudanlılar kesinlikle güvenilmezler, ayaküstü çarpmaya çalışıyorlar.
Wadi Halfa’da zaten 15 dolar falan fazladan ödedim (sanırım) burada da kurdan bir daha harcama yapmak istemiyorum.
Akşam otururken Rorry ve Lucy yemeğe gidiyorken ben de onlara katıldım. Akela diye bir restorana gittik. Yer çok güzel Nil kenarında fiyatlar makul.
Salatalar <SPAN style="mso-spacerun: yes"></SPAN>4 SDD
Yemekler 22 veya 25 SDD
İçecekler 2 SDD
Ben balık yedim kocaman 3 parça geldi doymamak mümkün değil.
Oldukça güzel zaman geçirdim.
Gidiş ve dönüşte taksi kullandık 10 SDD ödedik.
Geri dönüp çoook yavaş olan internete bağlandım, vakit geçirdim, Boncorno Ersin’e koordinat verdim nerede olduğumu bulsun diye.
Geç saatlerde yattım.
Yarın Cuma ve burada tatil, yarın akşam burada güreşler varmış onu seyretmeye gideceğim.
"Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif">
11 Mart 2011
Gece geç yatmama rağmen erken uyandım, kahvaltı olarak pepsi ve bisküvi.
Sonrasında Hatay’daki arkadaşım doktor Özcan Aslan’a Burçin vasıtasıyla ulaştım. Burada El Shibab Express otobüs firmasının sahibi Şahap yabancının numarasını aldım. Aradım konuştum öğleden sonra ofisine gidip para problemini çözeceğim.
Bu para problemi Etiyopya’da da geçerli Birr paranızı dolar veya Euroya çeviremiyorsunuz.
Bu nedenle elimde dolar olması gerekli, sonuç ne olacak bakacağım.
Öğleden sonra Şahap abi aradı yerindeymiş, tarif ettiği yeri buldum.
Oturduk uzun uzun sohbet ettik.
Para işini çözdüm neredeyse 30 dolara yakın zararım var.
Neyse sorunu bir şekilde çözmüş olduk.
Kampa döndüğümde Blue Nile ın internet bağlantı sorunu çözüldü ve web sayfası için günlüklerimi yüklemeye başladım. Güreşler tahmin ettiğimiz gibi değilmiş, ben otantik bir şeyler düşünüyordum ama öyle olmadığını öğrenince gitmekten vazgeçtim.
Yemek yiyip yattım.
Tarmo daha 1 hafta kadar kalmayı planlıyormuş, Lucy ve Rory daha karar vermemişler. Pazar günü İngiltere’de çok önemli bir rugby maçı varmış bu nedenle büyükelçilikte toplanacaklarmış.
Yarınki planım tüm hazırlıklarımı yapıp Cumartesi yola çıkmak.
12 Mart 2011
Saba erkenden kalkıp akümü şarja taktım (akümde sorun yok ama olsun ben kulağıma küpe edilenleri unutmam değil mi MetinUsta)
Reklam olmasın (yine) bu alet süper birşey. priz bulduğum anda çok rahatlıkla kullanıyorum. Sök tak falan derdi yok.birkaç parça çamaşır falan yıkadıktan sonra internete girip çalıştım. Lucy ve Rory Omburdman’da bir festival olduğunu söylediler oraya gittim.
Pazardan bir pantolon, bir metal bardak aldım. Sakallarımı kısalttım.
Lucy'nin kamerasından
Geri dönerken yoldan tavuk aldık. Çadırın çubukları alüminyum ve zayıf sürekli eğiliyor.
Bir nalburdan el yapımı çubuklar aldım.
Geri dönüp yemek yedikten sonra web sitesi çalışmalarına devam ettim.
İşimin yarısından çoğu bitmiş tam kaydederken internet bir anda gitti, Blue Nile kontürlü internet kullanıyorlarmış. İnternete diğer ağdan bağlandığımda tüm çalışmalarımın kaybolduğunu gördüm, sinirden çıldıracak gibiyim.
Bir daha internet bulabilme imkanım yok, mecburen bir gün daha kalacağım.
Yarınki planım, Afra’ya gidip tüm internet işlerini bitirmek.
Pazartesi Etiyopyaya doğru yola çıkacağım.