Sabah erken kalktık hazırlıkları tamamlayıp yola çıktık. Hava güneşli ve güzel kısa bir otoban yolculuğundan sonra dağ yollarına giriyoruz, yollar çok güzel. Buraları unutmamalıyım çünkü yarın buraları tekrar geçme durumum var. Raporları yazarken farkettim kibazı bilgileri eksik veriyorum, mesafeler.Bundan sonra daha dikkatli olacağım. Beyrut Deir El Qamar arası yaklaşık 35 Km, Kasr Musa 40 Km, Beitteddin 43 Km, Mouqhtara 50 Km. Hepsi aynı yol üzerinde üçer beşer kilometre mesafeyle.
Gördüğümüz ilk köy tamamen Dürzi köyü. Bu gün için kızıma ona telefon edeceğime dair söz verdim. Telefon ararken caddede birkaç kez gidip geliyorum ve üçüncüde de bir asker durduruyor.
Kontrol görünmüyor ama her yerde fazlasıyla var. Türk ve turist kelimeleri bir sorun çıkmadan konuyu kapatıyor. Telefon bulup konuştum ve yola devam ettik.
İlk durağımız Deir El Qamar. Unesco tarafından dünya mirası listesine alınan, sokakları ve binalarıyla, Lübnan'ın eski başkenti. Her bir fotoğraf yoruma gerek bırakmayacak kadar güzel. Evler sokaklar beni tarihin içine
çekiveriyor.
Bu evler ve sokaklar UNESCO tarafından dünya mirası olarak kabul ediliyor.
Sokaklarda dolaşmak güzel.
Cami içinden görüntüler.
Deir Al Qamar'ı geziyorsanız bu müze gezilmeli, ben gittiğimde kapalıydı, ama internetten baktığıma göre güzel bir yer.
Yeşillik ve güzel yollardan geçerek Kasr Musaya vardık. Hafızamda Anapurna Nepal'de çekilen bir fotoğraf var, burayı görünce onu anımsadım.
Giriş 8000 LL. Kasr Musa Musa soyadını unuttum

tarafından tek başına yaklaşık 61 senede tamamlanmış. Musa çocukluğundan beri kendine bir kasr (köşk) yapmak istermiş, bir gün sınıfta bu kasrın resmini yaparken öğretmeni görmüş ve dövmüş. Sen fakir bir çocuksun nasıl olur da bir kasrın olur demiş, bu arada Musa bir kıza aşıkmış ve fakir olduğundan kızı da vermemişler. O da tek başına çalışarak bu kasrı yapmış, ilk müze girişi bilgilerinde tamamen yeni bitti dediler. Anlatılan hikaye bu. Ne kadar gerçekçi olduğu pek önemli değil, çünkü içini gezerken bunu pek umursamadım. Köşk içinde Lübnan'ın eski yaşam biçimini ve Musa'nın hayatından bilgileri tasfir eden gerçek boyutlu maketler var.
İçeriden görüntüler.
sevgiliyle bir kahve molasında dinlenmek için ideal
Musa burada bazı yerlerde kendi hayatında da kesitler vermiş. Öğretmeninden dayak yerken.
Anası Allah'ım şuna akıl fikir ihsan eyle diye dua ederken
İçeride eski silahlardan, İsa'nın son akşam yemeğine kadar bir sürü daha güzel alan var. tüm fotoları yüklemek imkansız. Kasr Musa'da oldukça güzel ve keyifli bir tur attık. Ben çok beğendim.Işık oyunları bir hasrika, loşluk içeriye ayrı bir atmosfer kazandırmış.
Bu özellikle mi yapılmış benim aklım mı fesat bilemedim.

Olmaz ki böyle de yatılmaz ki.
Sonrasında çıkıp en merak ettiğim Beitted Din’e vardık. Burası Dürzilerin yaşam alanı. Dürzi lider Velid Canbolat için Osmanlı döneminde yapılmış. Burayı Lübnan devlet başkanı yaz zamanlarında ve misafirleri ağırlamak için kullanırmış. Türk hamamı, salonlar, süsleme ve mozaikler mükemmel.Giriş 0 LL.
Hamamın bir bölümünün tavanında roma haçının olduğunu farkettim.
Arka bahçedeki mozaik.
Yanlış bilmiyorsam Osmanlı Tuğrası
Sarayı (diyeceğim) gezerken gerçekten etkilenmemek imkansız. Roma zamanlarından bu güne restorasyonlar yapılarak gelmiş. Osmanlı izlerini her yerde görebiliyoruz. İnsanın her metre karesini fotoğraflayası geliyor. Bizim Dolmabahçe veya Topkapı Sarayıyla kıyaslanamaz ama ben oldukça beğendim. Beitted Din’den sonra Muqhtara’ya vardık, yazlık sayfiye mekanında şelale var. Çok özel bir yer değil ama bu tur yapılırken bir şeyler içmek ve yemek için çok iyi bir seçenek olur. Beitted Din’e çok yakın.
Hava kararmadan geri dönmeyi planlıyorum, niyetim Sabra ve Şatilla mahallelerine gitmek. Gün erken batıyor ve bu düşüncemi gerçekleştiremiyorum. Aslında ben Lübnan’dayken ortalık oldukça karışıktı. Hariri suikastinin mahkemesi olacakmış, şialar ellerinde silahlarla kente inmiş durumda. Bu sebeple Sabra akşamları biraz tehlikeli olabilir. Hariri Camiini akşam gezmeyi düşünmüştüm, ışıklandırmalarla güzel görünüyor. Yanında suikastın yapıldığı yer var ve burada insanlar dua ediyor, banttan sürekli Kur'an okunuyor.
Bu fikir olmayınca şehir merkezinde biraz dolaşıyoruz, benim için çok farklı olmayan sıradan caddeler. Parlemento binası, saat kulesi, özgürlük heykelini görüp devam ediyorum.
Gönül isterdi ki daha iyi bir bütçeyle yola çıkıp Beyrut’ta bir gece eğlencesi yapayım ama bunu bir dahaki sefere ertelemek zorundayım. Biraz sohbet edip bir kahve içip geri döndük. Akşam yine benimle tanışmak isteyenler var, oturduk konuştuk. Türkiye hakkında bir sürü soruyla karşılaştım, özellikle din ve mezhep ayrılıkları, güvenlik konusunda yanlış bilgilere sahipler. İyice uykum geldi ve yorgunum gidip yatmak istdeğimi söyleyince birlikte eve gittik, hemen uyudum. Yarınki planım Erz’ gitmek, ayrıca yolumun üzerinde Jeitta mağaraları var. Erz Lübnan bayrağındaki sedir ağacının bulunduğu bölge, aynı zamanda bir kayak merkezi, gidip göreceğim. Mutlu yarınlarda görüşmek üzere.