- Konu Yazar
- #1
Bugün motorumla epeyce bir yol yaptım, hava çok güzeldi, izinliyim de. Önce acaba şöyle otobandan bir İzmit mi yapsam dedim. Ama açıkçası otobana dalınca rüzgar çok arttı motor 90 - 100 arası rahatça gidiyordu ama rüzgar hızla birlikte beni sarsmaya başladı, saatte öğleni geçmiş, vazgeçtim, daha rüzgarsız bir havada bu sürüşü yapmak üzere Kurtköy - Pendik sapağından geri döndüm. Boynuma astığım fotoğraf makinesi çantası otobanda rüzgarla uçuşunca cebime sokmak için kenarda durdum ve ilk fotoğrafı çektim.

Gişelerden KGS ile geçiş yaparak Pendik istikametine yol aldım, oh rüzgar geçmişti, çünkü şehir içine giriyordum, otoban inanılmaz rüzgar alıyormuş, derlerdi de inanmazdım
ale: Ve anladım ki uzun yola ağır ve büyük motorla gitmek daha mantıklı (ustalar hep derdi ama bugün iyice tecrübe etmiş oldum
) Tabi bu beni İzmit ve Adapazarı gezi planlarımdan vazgeçirmedi yine de. Büyük motor alana kadar o yollar yapılacak kaçarı yok.
Pendik'te bir ara epeyce bir kaybolma moduna girdim sahilyoluna ulaşana kadar. Sahil yolunu bulunca ilk fırsatta motoru kenara çekip dinlendim.

Bir kaç fotoğraf da çektim Pendik sahilde.

İstanbul'da çok çabukça gidip görülebilecek ne güzellikler var ama değerini biliyor muyuz yeterince diye iç geçirdim bu manzaraya bakarken.

Sonra midemin gurultusuna ve çay krizime kulak vererek Maltepe'de ara sıra gittiğim sahildeki çay bahçesine sürdüm.
Motorumu park ederken tam karşıda bizim cbf'in abilerinden bir cbf600 bizimkine bakıyordu.

Ve nihayet günün benim için en önemli anı, çay...

Çay ve tostumu keyifle mideye indirdikten ve yarım saat kadar dinlendikten sonra biraz daha dolaşıp eve dönmek üzere kalktım. Dönüşte bizimkini abisiyle karşılıklı hoşbeşe devam ederken buldum.

Ve sonra yola çıktık, bir süre daha sahil yolunda dolaştıktan sonra Bağdat Caddesinin dehşetengiz Cumartesi trafiğine daldık. Eve vardığımızda ben epeyce yorulmuştum, ama bizimki hiç şikayetçi değildi, bugün özellikle otoban ve Çay bahçesi arasında yaklaşık olarak 1,5 saat durmadan yol almışım, anladım ki bizim cbf150 uzun süreli kullanımda da beni üzmeyecek.
Sırada bir İzmit ve sonra Sakarya sürüşü var. Umarım yüzümüzün akıyla gider geliriz oralara da, yine burada açarız başlıkları.

Gişelerden KGS ile geçiş yaparak Pendik istikametine yol aldım, oh rüzgar geçmişti, çünkü şehir içine giriyordum, otoban inanılmaz rüzgar alıyormuş, derlerdi de inanmazdım
Pendik'te bir ara epeyce bir kaybolma moduna girdim sahilyoluna ulaşana kadar. Sahil yolunu bulunca ilk fırsatta motoru kenara çekip dinlendim.

Bir kaç fotoğraf da çektim Pendik sahilde.

İstanbul'da çok çabukça gidip görülebilecek ne güzellikler var ama değerini biliyor muyuz yeterince diye iç geçirdim bu manzaraya bakarken.

Sonra midemin gurultusuna ve çay krizime kulak vererek Maltepe'de ara sıra gittiğim sahildeki çay bahçesine sürdüm.
Motorumu park ederken tam karşıda bizim cbf'in abilerinden bir cbf600 bizimkine bakıyordu.

Ve nihayet günün benim için en önemli anı, çay...

Çay ve tostumu keyifle mideye indirdikten ve yarım saat kadar dinlendikten sonra biraz daha dolaşıp eve dönmek üzere kalktım. Dönüşte bizimkini abisiyle karşılıklı hoşbeşe devam ederken buldum.

Ve sonra yola çıktık, bir süre daha sahil yolunda dolaştıktan sonra Bağdat Caddesinin dehşetengiz Cumartesi trafiğine daldık. Eve vardığımızda ben epeyce yorulmuştum, ama bizimki hiç şikayetçi değildi, bugün özellikle otoban ve Çay bahçesi arasında yaklaşık olarak 1,5 saat durmadan yol almışım, anladım ki bizim cbf150 uzun süreli kullanımda da beni üzmeyecek.
Sırada bir İzmit ve sonra Sakarya sürüşü var. Umarım yüzümüzün akıyla gider geliriz oralara da, yine burada açarız başlıkları.