- Konu Yazar
- #1
Öncelikle bu yazıyı geziden çok sonra yazdığım için üzgünüm. Erteleye erteleye 9 ay olmuş.
CBF 150 uzun yol motoruyla alakası olmayan bir motosiklet ama çok az yakması; benim de öğrenci olmam düşük cc yi bir avantaj haline getirdi. Biraz da başlamak bitirmenin yarısıdır diyerek ve kafamda bir rota olmadan yola çıktım.
1.Gün:
Uzun süre geçtiği için saat kaçta çıktığımı hatırlamıyorum. Ama sabah saatleriydi. marmara ereğlisi civarında yağmur damlaları düşmeye başlıyor biraz yağmur yiyorum ama keyfime diyecek yok. Tekirdağ civarında kask camıma yapışan böcekleri silmek hem de karnımı doyurmak için duruyorum. Bir porsiyon tekirdağ köftesini götürdükten sonra yola koyuluyorum bir kesinlik var artık rotamda denizi görerek gitmek istiyorum bu konuda kararlıyım. Ayrıca muhtemelen ayvalığa kadar gideceğim henüz kesin bir karar vermiş değilim yorulunca dururum diyorum kendi kendime. Yanımda güzel bir harita var ama ben iyi okuyamıyorum. Kumbağ'dan sonra karşıma toprak bir yol çıkıyor hemen başında bir klübe var çoluk çocuk bir abi mangal yapıyor ona bu toprak yol ne kadar böyle devam ediyor diye soruyorum o da 5 10 dakkaya bitiyor deyince devam etme kararı alıyorum. Yol önce fena değil 10-20km hızla gidiliyor sorun yok ama yol 30 dk geçmesine rağmen bitmiyor bitecekmiş gibi de gözükmüyor. Burnuma müthiş kokular geliyor ama motor altımdan hafif hafif kaymaya başlıyor altımdaki toprak yol artık ıslak. Neyse fazla uzatmayayım ama şunu söylemem gerekiyor. Orada bi duygu var; telefon çekmiyor, araba geçmiyor ve yol bitmiyor ama garip şekilde bu sizi korkutsa da hoşunuza gidiyor. Toprak yol 30 km sonra bitiyor bitmesine 20 metre kala ıslak toprağı öpüyorum aynaları düzeltip devam ediyorum. Geliboluya kadar güzel bir yol var deniz görüyorum, güneş yavaş yavaş batıyor bir yandan tarlaları bir yandan güneşin batışını izliyorum. ve Geliboludan Lapseki'ye oradan da gece berbat olan edremit yoluna geçiyorum. Çok aç ve yorgunum. iniş çıkışlar virajlar ve gecenin nemli soğuğuyla üşüyorum ayrıca altımdaki kot ve çoraplarım . Burhaniye civarında kırmızı ışıklarda dururken sağımdaki köfteciyi fark ediyorum bir yarım köfte 2 çay dan sonra ayvalığa kadar durmuyorum.
Ayvalığa gece 2 gibi varıyorum. Sahilde mehtabı izleyerek biraz yürüyorum ve artık uyku vakti.
[/IMG]
Başımın belası toprak yol
[/IMG]
Lapseki feribotuna giderken gelibolu ya varmak üzereyim.
Lapseki feribotu.
2.Gün: Dünün yorgunluğu hala üzerimde birgün daha ayvalıkta kalmak akıllıca annanemde kaldığımdan barınma ve yemeye para vermiyorum. Cunda adası ve ayvalık çevresini gezmeye ayırıyorum bu günü. Tabi motorun zincirini temizleyip yağlıyorum. Motor yağının kmsi gelmedi. Seviyesi ve rengi de iyi gözüküyor.
3.gün: Eski bir arkadaşı aradıktan sonra İzmirdeki evinde beni ağırlayabileceğini söylüyor. Ayvalıktan izmire geçip orada bir gün kalıyorum.
4.gün Aydın otobanına çıkıoyrum otoban tüm o yollardan sonra iğrenç geliyor ayrıca inanılmaz bir sağanak başlıyor ve iliklerime kadar ıslanıyorum. Karayolları müdürlüğünün çayhane tarzı bir tesisine kendimi zor atıyorum. Yağmur diniyor ama birçok şey için çok geç artık ıslağım ve antalyaya kadar gitmek istiyorum. Şanslıyım çünkü otobanı geçtikten sonra güneş açıyor tüm kıyafetlerim üzerimde yavaş yavaş kuruyor. Güneşin batmasına yakın çavdır civarında tekrar yağmura yakalanıyorum. Antalyaya gelmeden bir dağ yolundan geçmem gerekiyor ve hava karanlık ve ıslağım ve yolda birsürü kamyon var ve durabileceğim hiçbir yer yok. O kadar üşüüyorum ki sağa çekip ateş yakmayı bile deniyorum ama her şey ıslak.
Çantamda kuru bir şey arıyorum ama çantam ve içindeki kıyafetlerde ıslak bir arka çantanın değerini o an anlıyorum. Dağ yolu bitince bir benzinlik görüyorum. İnsanlar bana uzaylıymışım gibi bakıyor çünkü güzel bir yaz gecesinde titreyen bir adam var karşılarında edindiğim bir bilgiyi hatırlıyorum. Benzincinin marketinden bir pet şişe su alıyorum yarısını içip yarısını döküyorum pompacıya sıcak su var mı diyorum var diyor ve 500ml sıcak suyu deri ceketin içine atıp bağırsaklarıma dayıyorum. Sonunda biraz sıcak. Antalya da beni bir arkadaşım karşılayacak. Halime gülüyor hala titremekteyim. Bira bile içemiyorum çünkü çok soğuk geliyor sonra sinirlerim bozuluyor ve ben de gülmeye başlıyorum millet tşirtle geziyor ve aralarında ceketini bile çıkarmadan titreyen bir adam komik bir manzara yani. O gece uyuyamıyorum ama iyi yemek ve keyifli sohbet sayesinde kendime geliyorum. Haritaya bakıp antik kentleri geze geze fethiyeye kadar giderim diye düşünüyorum. Tabi bunun ne büyük bir aptallık olduğunu daha sonra anlayacağım .
Geçmem gereken dağ
Dağa girmeden havanın durumu
5.gün kahvaltı.
5.gün: sabah güzel bir kahvaltı yapıyorum. Çok vakit kaybetmeden yola çıkıyorum. Uykuszluğumu hissetmiyorum. Dikkatim iyi yani bir sorun yok gibi gözüküüyor. Sahil yolu inanılmaz zevkli bol viraj dikkat dağınıklığına uykuya fırsat vermiyor. Resmen orgazm olmaktayım yol çok zevkli...Olympos'a girip orayı geziyorum gözlemeciye oturana kadar uykudan eser yok ama oraya oturup bir gözleme için yarım saat beklediğimde nerdeyse uyuyacağım. Gözlemenin yanında kola söylüyorum üstüne de çay kafein almam şart. Olymposta kalmayı düşünüyorum ama pansiyonlar çok pahalı devam ediyorom. Myra ya da uğrdıktan sonra finike yoluna çıkıyorum bir kez daha muhteşem bir zevk... deniz ve virajlar uyku falan bırakmıyor. Xanthos a kadar yol yer yer işkence halini alıyor. Kaska vurmalar yüze su çarpmalar kafayı ıslatmalar bol bol çay ve gözleme. Neyse ki biraz yoğun bir yol ve fethiye ye kadar geliyorum. Güzel bir pansiyonda 30 tl ye kalıyorum. Sıcak su ve havlu var hemen bir duş alıp bir şeyler yiyorum ve uykuya dalıyorum.
olympos
11işçinin hayatını yitirdiği kaputaş geçidi.
xanthosa yakın bir yerlerde bakın ne buldum.
6.gün Ölüdenizi gezdikten sonra artık istanbula dönmeliyim diyorum. Fethiyeden marmaris yarım adasına girip eski datçayı ve can babanın evini geziyorum ama buraya girmek yine gece sürmek zorunda bırakıyor. Söke üzerinden kuşadasına kadar pek hoş olmayan bir yolculuk yaparak kuşadasına varıyorum. Kahvaltı sıcak su olan bir otel buluyorum ve sadece 20 tlye orda konaklıyorum. Ancak havlu yok ve gömleğime kurulanmak zorunda kalıyorum.
7.gün ve 8.gün ayvalığa geçip 2 gün yine burada kalıyorum vücudum dinlenmek istiyor. ben de onun sözünü dinliyorum.
9.gün İstanbul bostancıya kadar minimum durarak mümkün olduğunca hızlı istanbula varıyorum.
Gebze karşımda
Toplamda 270 tl benzine
50tl yağ zincir toplam bakımlara (kendim yaparak)
50tl barınma
200tl de yeme içmeye harcadım yani
600 tl ye 9 gün bir çok kent ve antik kent gezmiş oldum tavsiye ederim. Yine olsa yine yaparım.
CBF 150 uzun yol motoruyla alakası olmayan bir motosiklet ama çok az yakması; benim de öğrenci olmam düşük cc yi bir avantaj haline getirdi. Biraz da başlamak bitirmenin yarısıdır diyerek ve kafamda bir rota olmadan yola çıktım.
1.Gün:
Uzun süre geçtiği için saat kaçta çıktığımı hatırlamıyorum. Ama sabah saatleriydi. marmara ereğlisi civarında yağmur damlaları düşmeye başlıyor biraz yağmur yiyorum ama keyfime diyecek yok. Tekirdağ civarında kask camıma yapışan böcekleri silmek hem de karnımı doyurmak için duruyorum. Bir porsiyon tekirdağ köftesini götürdükten sonra yola koyuluyorum bir kesinlik var artık rotamda denizi görerek gitmek istiyorum bu konuda kararlıyım. Ayrıca muhtemelen ayvalığa kadar gideceğim henüz kesin bir karar vermiş değilim yorulunca dururum diyorum kendi kendime. Yanımda güzel bir harita var ama ben iyi okuyamıyorum. Kumbağ'dan sonra karşıma toprak bir yol çıkıyor hemen başında bir klübe var çoluk çocuk bir abi mangal yapıyor ona bu toprak yol ne kadar böyle devam ediyor diye soruyorum o da 5 10 dakkaya bitiyor deyince devam etme kararı alıyorum. Yol önce fena değil 10-20km hızla gidiliyor sorun yok ama yol 30 dk geçmesine rağmen bitmiyor bitecekmiş gibi de gözükmüyor. Burnuma müthiş kokular geliyor ama motor altımdan hafif hafif kaymaya başlıyor altımdaki toprak yol artık ıslak. Neyse fazla uzatmayayım ama şunu söylemem gerekiyor. Orada bi duygu var; telefon çekmiyor, araba geçmiyor ve yol bitmiyor ama garip şekilde bu sizi korkutsa da hoşunuza gidiyor. Toprak yol 30 km sonra bitiyor bitmesine 20 metre kala ıslak toprağı öpüyorum aynaları düzeltip devam ediyorum. Geliboluya kadar güzel bir yol var deniz görüyorum, güneş yavaş yavaş batıyor bir yandan tarlaları bir yandan güneşin batışını izliyorum. ve Geliboludan Lapseki'ye oradan da gece berbat olan edremit yoluna geçiyorum. Çok aç ve yorgunum. iniş çıkışlar virajlar ve gecenin nemli soğuğuyla üşüyorum ayrıca altımdaki kot ve çoraplarım . Burhaniye civarında kırmızı ışıklarda dururken sağımdaki köfteciyi fark ediyorum bir yarım köfte 2 çay dan sonra ayvalığa kadar durmuyorum.
Ayvalığa gece 2 gibi varıyorum. Sahilde mehtabı izleyerek biraz yürüyorum ve artık uyku vakti.
Başımın belası toprak yol
Lapseki feribotuna giderken gelibolu ya varmak üzereyim.
Lapseki feribotu.
2.Gün: Dünün yorgunluğu hala üzerimde birgün daha ayvalıkta kalmak akıllıca annanemde kaldığımdan barınma ve yemeye para vermiyorum. Cunda adası ve ayvalık çevresini gezmeye ayırıyorum bu günü. Tabi motorun zincirini temizleyip yağlıyorum. Motor yağının kmsi gelmedi. Seviyesi ve rengi de iyi gözüküyor.
3.gün: Eski bir arkadaşı aradıktan sonra İzmirdeki evinde beni ağırlayabileceğini söylüyor. Ayvalıktan izmire geçip orada bir gün kalıyorum.
4.gün Aydın otobanına çıkıoyrum otoban tüm o yollardan sonra iğrenç geliyor ayrıca inanılmaz bir sağanak başlıyor ve iliklerime kadar ıslanıyorum. Karayolları müdürlüğünün çayhane tarzı bir tesisine kendimi zor atıyorum. Yağmur diniyor ama birçok şey için çok geç artık ıslağım ve antalyaya kadar gitmek istiyorum. Şanslıyım çünkü otobanı geçtikten sonra güneş açıyor tüm kıyafetlerim üzerimde yavaş yavaş kuruyor. Güneşin batmasına yakın çavdır civarında tekrar yağmura yakalanıyorum. Antalyaya gelmeden bir dağ yolundan geçmem gerekiyor ve hava karanlık ve ıslağım ve yolda birsürü kamyon var ve durabileceğim hiçbir yer yok. O kadar üşüüyorum ki sağa çekip ateş yakmayı bile deniyorum ama her şey ıslak.
Çantamda kuru bir şey arıyorum ama çantam ve içindeki kıyafetlerde ıslak bir arka çantanın değerini o an anlıyorum. Dağ yolu bitince bir benzinlik görüyorum. İnsanlar bana uzaylıymışım gibi bakıyor çünkü güzel bir yaz gecesinde titreyen bir adam var karşılarında edindiğim bir bilgiyi hatırlıyorum. Benzincinin marketinden bir pet şişe su alıyorum yarısını içip yarısını döküyorum pompacıya sıcak su var mı diyorum var diyor ve 500ml sıcak suyu deri ceketin içine atıp bağırsaklarıma dayıyorum. Sonunda biraz sıcak. Antalya da beni bir arkadaşım karşılayacak. Halime gülüyor hala titremekteyim. Bira bile içemiyorum çünkü çok soğuk geliyor sonra sinirlerim bozuluyor ve ben de gülmeye başlıyorum millet tşirtle geziyor ve aralarında ceketini bile çıkarmadan titreyen bir adam komik bir manzara yani. O gece uyuyamıyorum ama iyi yemek ve keyifli sohbet sayesinde kendime geliyorum. Haritaya bakıp antik kentleri geze geze fethiyeye kadar giderim diye düşünüyorum. Tabi bunun ne büyük bir aptallık olduğunu daha sonra anlayacağım .
Geçmem gereken dağ
Dağa girmeden havanın durumu
5.gün kahvaltı.
5.gün: sabah güzel bir kahvaltı yapıyorum. Çok vakit kaybetmeden yola çıkıyorum. Uykuszluğumu hissetmiyorum. Dikkatim iyi yani bir sorun yok gibi gözüküüyor. Sahil yolu inanılmaz zevkli bol viraj dikkat dağınıklığına uykuya fırsat vermiyor. Resmen orgazm olmaktayım yol çok zevkli...Olympos'a girip orayı geziyorum gözlemeciye oturana kadar uykudan eser yok ama oraya oturup bir gözleme için yarım saat beklediğimde nerdeyse uyuyacağım. Gözlemenin yanında kola söylüyorum üstüne de çay kafein almam şart. Olymposta kalmayı düşünüyorum ama pansiyonlar çok pahalı devam ediyorom. Myra ya da uğrdıktan sonra finike yoluna çıkıyorum bir kez daha muhteşem bir zevk... deniz ve virajlar uyku falan bırakmıyor. Xanthos a kadar yol yer yer işkence halini alıyor. Kaska vurmalar yüze su çarpmalar kafayı ıslatmalar bol bol çay ve gözleme. Neyse ki biraz yoğun bir yol ve fethiye ye kadar geliyorum. Güzel bir pansiyonda 30 tl ye kalıyorum. Sıcak su ve havlu var hemen bir duş alıp bir şeyler yiyorum ve uykuya dalıyorum.
olympos
11işçinin hayatını yitirdiği kaputaş geçidi.
xanthosa yakın bir yerlerde bakın ne buldum.
6.gün Ölüdenizi gezdikten sonra artık istanbula dönmeliyim diyorum. Fethiyeden marmaris yarım adasına girip eski datçayı ve can babanın evini geziyorum ama buraya girmek yine gece sürmek zorunda bırakıyor. Söke üzerinden kuşadasına kadar pek hoş olmayan bir yolculuk yaparak kuşadasına varıyorum. Kahvaltı sıcak su olan bir otel buluyorum ve sadece 20 tlye orda konaklıyorum. Ancak havlu yok ve gömleğime kurulanmak zorunda kalıyorum.
7.gün ve 8.gün ayvalığa geçip 2 gün yine burada kalıyorum vücudum dinlenmek istiyor. ben de onun sözünü dinliyorum.
9.gün İstanbul bostancıya kadar minimum durarak mümkün olduğunca hızlı istanbula varıyorum.
Gebze karşımda
Toplamda 270 tl benzine
50tl yağ zincir toplam bakımlara (kendim yaparak)
50tl barınma
200tl de yeme içmeye harcadım yani
600 tl ye 9 gün bir çok kent ve antik kent gezmiş oldum tavsiye ederim. Yine olsa yine yaparım.