- Katılım
- 16 Şub 2020
- Mesajlar
- 1,252
- Motosikleti
- Yok
- Konu Yazar
- #1
İş çıkışı genellikle, şemadaki Atatürk Heykeli dediğim yerde oturuyorum, bu izlenimlerimin çoğunu orada otururken gördüm, iki tanesinde ise vasıta kullanıyordum o civarlarda yine. Aklımda yer etmiş olanlar bunlar, pek anlam veremediğim şeyler. Bugün bir başka konuda, bunu paylaşacağımı söylemiştim ve işte paylaşıyorum...
(Gerçi şemayla nerdeyse bir saat uğraştım ama neticede penis gibi bir şey oldu, idare edin artık)
1) İpekböceği: Şemada belirttiğim yerde, sarı çizgiler demir rayları temsil ediyor. Bursa'nın simgelerinden ipekböceğine benzetilmiş büyükçe bir tramvay işliyor o raylarda. Trafik özellikle akşam saatlerinde o rayların bulunduğu şerit ve yanındaki diğer iki şeritte resmen kitleniyor, milim milim ilerliyor.
Bu ipekböceği denen şeyi kullanan her arkadaş, kilit trafik yüzünden durmak zorunda kalınca o havalı tuhaf ve iğrenç kornasını acı acı, durmaksızın öttürüyor. Yani trafik felç görüyorsun, önündeki araçlar ne yapacak, uçarak mı yol açacaklar sana?
Dükkanda beraber çalıştığım arkadaşıma sordum hatta, "Mesut, bu rayların olduğu şerit acaba sadece bu ipekböceğine mi aitte ondan mı tantana yapıyor?" diye, "Yoo, öyle bir şey yok" dedi arkadaşım, "Ama bir ipekböceği giderken diğeri yola çıkıyor, dakik çalışmak zorundalar hizmet aksamasın diye, belki ondandır" diye ilave etti. Öyle de olsa yapılabilecek bir şey yok ki o kilit trafikte. Devletin kırmızı ışık falan koyması lazım ipekböceği yaklaşırken.
2) Belediye Otobüsü: Bahsettiğim mıntıka meskun mahal, 50km/s hız sınırı var, ki yoğunluktan dolayı 25-30km/s'i aşmamak daha güvenli. Bir gün bir belediye otobüsünün 70-80-belki de daha üzeri bir hızla oradan geçtiğine şahit oldum. Yol boştu o sıra, ona güveniyordu da, ya önüne annesinin elinden kaçan bir çocuk fırlasa? O hızda o devasa taşıtı durdurabilmesinin imkânı yoktu.
3) Ufak Kaza: Başka bir konuda bahsetmiştim, öndeki aracın dibine kadar girme hastalığından, bu kaza da öyle oldu, yaklaşık bir hafta önce. Şemada gösterdiğim gibi arkadaki araç sol şeride girmek istedi, ancak önündeki aracı çok yakından takip ediyordu, önündeki bir şekilde fren yaptı ve kaza oldu. Neyse ki maddi hasardan başka bir şey yoktu, ama daha önce dediğim gibi, durup dururken neden olsun? Güvenlik mesafeni bıraksaydın, bu gereksiz kaza olmayacaktı.
4) Polis-Ters Yön: Şemada "Valilik Binası" olarak gösterdiğim yerde, binanın yanında bir de polis birimi vardır. Karakol değil ama herhalde valiliği koruma amaçlı çevik kuvvet polisleri bulunur orada, silahlı nöbet tutarlar. O Valilik binasının önündeki yol, şemada belirttiğim gibi tek yönlüdür. Ama bir polis otosu, yine trafiğin sıkışık olmasından dolayı olsa gerek, 40-50 metre ileriden nizami dönüş yapmaya üşendi, ters yönden kestirmeden giriverdi.
5) Tartışma: Yine trafiğin kilit olduğu bir an. Şemadaki yeşil renkli aracın artık sağa girmesi lazım, Setbaşı-Namazgah tarafına gidecek, ama taa gerilerden beri kimse yol vermediği için sağ şeride girememiş, artık yol ayrımına gelmiş, girmesi gerek; biraz sert bir hamle yaptı, sağındaki araç yine yol vermemek için ileri atladı, sonra durdu, kıl payı kaza olmadı. Sonra başladılar bağrışmaya birbirlerine.
Aynı haltı bana da çok yapıyorlar, yahu bir taneniz de yol verseniz ölür müsünüz? Adamın o şeride girmesi lâzım işte, yol ayrımına gelmiş artık. Siz hiç mi kimseden yol istemiyorsunuz, sadece bomboş trafik olunca mı şerit değiştiriyorsunuz?
6) Motorlu Maganda(lar): Yine trafiğin kilit olduğu zamanlarda, motorcular bazen aradan geçebilecek kadar da mesafe bulamıyorlar. Bir kaç tanesine denk geldim, motoru kaldırıma çıkartıp yayaların üstüne sürüyorlar. Sonra da "motosikletlere saygı" bekliyorlar. İlginç bana göre.
7) Silme Demirler: Yaya yolunun bir bölümünde şemadaki gibi silme demirlerden yapılmış korkuluklar başlıyor, profil gibi içi boş değil, bayağı sağlam demirler. Bir gün eve dönerken o silme demirlerden bir tanesinin leğen gibi yamulmuş olduğunu gördüm. Anladım tabii, "Bu hayvan şehir içi trafikte bunu nasıl başarmış?" dedim kendi kendime. Sonra kazayı görmüş olan bir arkadaşla konuştum, "Ağbi takla attı o araç" dedi. Başarı gerçekten meskun mahalde takla attırabilmek.
İyi ki orada takla atmış da demirlere denk gelmiş. Yoksa şemada gösterdiğim gibi, yaya yolunun bir kısmında yok o demirler. Ve o yaya yolu da olağanüstü işlek bir yol. Sabahın 7'sinden gece yarısına kadar her saniye insanların geçtiği bir yol.
Yani bu maganda yaklaşık 15-20 metre önce takla atsaymış, muhtemelen facia çıkacakmış.
8) Polis-Voltaren'in önüne kırma: Şemada gösterdiğim yerde İnönü Caddesi'nden aşağı doğru iniyorum ufak ufak. Ya motosiklet, ya ATV kullanıyordum, tam net hatırlayamıyorum, ancak otomobilde değildim. Solumdaki polis arabası sinyal dahi vermeden bir anda önüme kırıverdi, zor durabildim. "Polis bunu yaparsa, diğerlerinin yaptıklarına pek de şaşmamak lâzım" dedim içimden.
9) Ağır Kaza: 6-7 ay oluyor herhalde, bu sefer bahsettiğim İnönü Caddesi'nde, otomobildeyim, ben orta şeritteyim, sağımdaki şeritte başka bir otomobil var, kırmızı ışıkta bekliyoruz.
Yeşil ışık nerdeyse yandı-yanacak, "GÜÜMMMM!!!", sağımdaki otomobile arkadan son sürat geldi patlattı başka bir otomobil. Araçlar yarıya kadar girdi birbirine neredeyse. Normalde kaza yapan kişi şoka girer ya, bu olayda ben de şoka girdim, nasıl böyle bir şeyin olabileceğini tartamadım kafamda.
Bu olay, trafikle ilgili düşüncelerimi sil-baştan sorgulamama sebep oldu, artık bu ülkede otomobil kullanmanın da hiç güvenli olmadığını düşünüyorum.
10) Süpriz Final: Bu da bu gece, az önce eve gelirken gördüğüm. Şemada sarı renkli otomobil şeklinde belirttiğim bir araç yaya kaldırımına park etmişti. Aracın altına bir eleman bakıyordu, aracın yanında da 1-2 kişi vardı, bir tanesinde kask vardı. "Eyvah" dedim, "motorla çarpıştı herhalde, ama motorcu sağlam".
Sonra aracın kaputu açıldı, ve mini minnacık bir yaramazı (kedi) oradan çıkarttılar, az ötedeki çimlere bıraktılar.
Bir an motorcuyla çarpıştığını düşünüp strese girdim, sonra bu tatlı olay sayesinde gülümsedim ve gevşedim.
(Gerçi şemayla nerdeyse bir saat uğraştım ama neticede penis gibi bir şey oldu, idare edin artık)
1) İpekböceği: Şemada belirttiğim yerde, sarı çizgiler demir rayları temsil ediyor. Bursa'nın simgelerinden ipekböceğine benzetilmiş büyükçe bir tramvay işliyor o raylarda. Trafik özellikle akşam saatlerinde o rayların bulunduğu şerit ve yanındaki diğer iki şeritte resmen kitleniyor, milim milim ilerliyor.
Bu ipekböceği denen şeyi kullanan her arkadaş, kilit trafik yüzünden durmak zorunda kalınca o havalı tuhaf ve iğrenç kornasını acı acı, durmaksızın öttürüyor. Yani trafik felç görüyorsun, önündeki araçlar ne yapacak, uçarak mı yol açacaklar sana?
Dükkanda beraber çalıştığım arkadaşıma sordum hatta, "Mesut, bu rayların olduğu şerit acaba sadece bu ipekböceğine mi aitte ondan mı tantana yapıyor?" diye, "Yoo, öyle bir şey yok" dedi arkadaşım, "Ama bir ipekböceği giderken diğeri yola çıkıyor, dakik çalışmak zorundalar hizmet aksamasın diye, belki ondandır" diye ilave etti. Öyle de olsa yapılabilecek bir şey yok ki o kilit trafikte. Devletin kırmızı ışık falan koyması lazım ipekböceği yaklaşırken.
2) Belediye Otobüsü: Bahsettiğim mıntıka meskun mahal, 50km/s hız sınırı var, ki yoğunluktan dolayı 25-30km/s'i aşmamak daha güvenli. Bir gün bir belediye otobüsünün 70-80-belki de daha üzeri bir hızla oradan geçtiğine şahit oldum. Yol boştu o sıra, ona güveniyordu da, ya önüne annesinin elinden kaçan bir çocuk fırlasa? O hızda o devasa taşıtı durdurabilmesinin imkânı yoktu.
3) Ufak Kaza: Başka bir konuda bahsetmiştim, öndeki aracın dibine kadar girme hastalığından, bu kaza da öyle oldu, yaklaşık bir hafta önce. Şemada gösterdiğim gibi arkadaki araç sol şeride girmek istedi, ancak önündeki aracı çok yakından takip ediyordu, önündeki bir şekilde fren yaptı ve kaza oldu. Neyse ki maddi hasardan başka bir şey yoktu, ama daha önce dediğim gibi, durup dururken neden olsun? Güvenlik mesafeni bıraksaydın, bu gereksiz kaza olmayacaktı.
4) Polis-Ters Yön: Şemada "Valilik Binası" olarak gösterdiğim yerde, binanın yanında bir de polis birimi vardır. Karakol değil ama herhalde valiliği koruma amaçlı çevik kuvvet polisleri bulunur orada, silahlı nöbet tutarlar. O Valilik binasının önündeki yol, şemada belirttiğim gibi tek yönlüdür. Ama bir polis otosu, yine trafiğin sıkışık olmasından dolayı olsa gerek, 40-50 metre ileriden nizami dönüş yapmaya üşendi, ters yönden kestirmeden giriverdi.
5) Tartışma: Yine trafiğin kilit olduğu bir an. Şemadaki yeşil renkli aracın artık sağa girmesi lazım, Setbaşı-Namazgah tarafına gidecek, ama taa gerilerden beri kimse yol vermediği için sağ şeride girememiş, artık yol ayrımına gelmiş, girmesi gerek; biraz sert bir hamle yaptı, sağındaki araç yine yol vermemek için ileri atladı, sonra durdu, kıl payı kaza olmadı. Sonra başladılar bağrışmaya birbirlerine.
Aynı haltı bana da çok yapıyorlar, yahu bir taneniz de yol verseniz ölür müsünüz? Adamın o şeride girmesi lâzım işte, yol ayrımına gelmiş artık. Siz hiç mi kimseden yol istemiyorsunuz, sadece bomboş trafik olunca mı şerit değiştiriyorsunuz?
6) Motorlu Maganda(lar): Yine trafiğin kilit olduğu zamanlarda, motorcular bazen aradan geçebilecek kadar da mesafe bulamıyorlar. Bir kaç tanesine denk geldim, motoru kaldırıma çıkartıp yayaların üstüne sürüyorlar. Sonra da "motosikletlere saygı" bekliyorlar. İlginç bana göre.
7) Silme Demirler: Yaya yolunun bir bölümünde şemadaki gibi silme demirlerden yapılmış korkuluklar başlıyor, profil gibi içi boş değil, bayağı sağlam demirler. Bir gün eve dönerken o silme demirlerden bir tanesinin leğen gibi yamulmuş olduğunu gördüm. Anladım tabii, "Bu hayvan şehir içi trafikte bunu nasıl başarmış?" dedim kendi kendime. Sonra kazayı görmüş olan bir arkadaşla konuştum, "Ağbi takla attı o araç" dedi. Başarı gerçekten meskun mahalde takla attırabilmek.
İyi ki orada takla atmış da demirlere denk gelmiş. Yoksa şemada gösterdiğim gibi, yaya yolunun bir kısmında yok o demirler. Ve o yaya yolu da olağanüstü işlek bir yol. Sabahın 7'sinden gece yarısına kadar her saniye insanların geçtiği bir yol.
Yani bu maganda yaklaşık 15-20 metre önce takla atsaymış, muhtemelen facia çıkacakmış.
8) Polis-Voltaren'in önüne kırma: Şemada gösterdiğim yerde İnönü Caddesi'nden aşağı doğru iniyorum ufak ufak. Ya motosiklet, ya ATV kullanıyordum, tam net hatırlayamıyorum, ancak otomobilde değildim. Solumdaki polis arabası sinyal dahi vermeden bir anda önüme kırıverdi, zor durabildim. "Polis bunu yaparsa, diğerlerinin yaptıklarına pek de şaşmamak lâzım" dedim içimden.
9) Ağır Kaza: 6-7 ay oluyor herhalde, bu sefer bahsettiğim İnönü Caddesi'nde, otomobildeyim, ben orta şeritteyim, sağımdaki şeritte başka bir otomobil var, kırmızı ışıkta bekliyoruz.
Yeşil ışık nerdeyse yandı-yanacak, "GÜÜMMMM!!!", sağımdaki otomobile arkadan son sürat geldi patlattı başka bir otomobil. Araçlar yarıya kadar girdi birbirine neredeyse. Normalde kaza yapan kişi şoka girer ya, bu olayda ben de şoka girdim, nasıl böyle bir şeyin olabileceğini tartamadım kafamda.
Bu olay, trafikle ilgili düşüncelerimi sil-baştan sorgulamama sebep oldu, artık bu ülkede otomobil kullanmanın da hiç güvenli olmadığını düşünüyorum.
10) Süpriz Final: Bu da bu gece, az önce eve gelirken gördüğüm. Şemada sarı renkli otomobil şeklinde belirttiğim bir araç yaya kaldırımına park etmişti. Aracın altına bir eleman bakıyordu, aracın yanında da 1-2 kişi vardı, bir tanesinde kask vardı. "Eyvah" dedim, "motorla çarpıştı herhalde, ama motorcu sağlam".
Sonra aracın kaputu açıldı, ve mini minnacık bir yaramazı (kedi) oradan çıkarttılar, az ötedeki çimlere bıraktılar.
Bir an motorcuyla çarpıştığını düşünüp strese girdim, sonra bu tatlı olay sayesinde gülümsedim ve gevşedim.