suçlusu halktır. o inşaatları yapanlardan başlayarak inşaata onay veren, gerekli denetimlerin yapılmasını sağlamayan herkesi, en alttakinden en tepedekine kadar toplu katliam suçundan yargılayıp müebbet hapse atmadığımız, düzeni değil sahiplerini değiştirdiğimiz, dünyaya bakışımızı "önlenebilir sebeplerle ölmemek, kaliteli bir hayat yaşamak için neye ihtiyacımız var" gibi basit bir soru üzerinden değil de dinimiz veya ırkımız, daha kötüsü şefe bağlılık üzerinden kurduğumuz için sonraki katliamın sorumluları da biz olacağız.
hani "insana değer verilen" ülkelerden bahsediyoruz ya arada, kimse insana değer meğer vermiyor. oralarda yöneticiler biliyorlar ki yanlış bir şey yaptıklarında değil "şöyle oldu böyle oldu" diyip siyasete devam etmekle yollarına devam edemez, ve işlerinden olmayı engelleyemezler. halktan korktukları için öyle yada böyle zoraki değer veriyorlar. kimsenin durduğu yerde bir değeri yok, yaptırım gücü olmayan yaşamlar da istatistik olur, bilimin, yasın konusu olur. sonra yeni istatistikler, yeni yaslar...