Ankarada sayılı motosiklet lastik balans makinesi olan yerlerden birine gittim. Dükkanın sahibi de motosiklet sahibi Bu tenere 1200 kullanıcısıydı. Yani yalan olmasın 100 veya 150 tl para verdim sadece lastik montajı için. Daha sonraki süreçte anlam veremediğim bir ses gelmeye başladı motosikletten neyse yani bir cızırtı bir sürtünme sesi gibi bir şey. O sırada tabi her gün bir yerine bakıyorum motosikletin. Sonra fark ettim ki zincirin iki taraftan farklı kademelerde ayarlanmış. 1 numara kayık soldan 25 sağdan 24'e denk getirmiş. Neyse düzelttim bunu ses sorunu da çözüldü. Muhtemelen ciddi bir sorun değil ama ben bu sorunu yaşamayı göze alsam mahallemdeki ustaya da göterebilirim 50 liraya da taktırırım. Adını unuttum şimdi Ankarada Bilgi hastanesi arkasında bir yer. Bu arada buradaki sorun lastik taktırdığım yerde değil yani en iyisine de gitsen bu ülkede işleyiş böyle.
Kaskodan ikame araç isterim bugün vericez derler yarın getirirler.
Bir yerden kargonuz bugün gelecek denir gelmez.
Mağazada stok gözükür internetten bakınca, gittiğinizde ellerinde olmadığını görürsünüz.
Bisikletimi tamire götürürüm, sorun olmayan yerleri de değiştirmeye çalışır.
Sokağa çıkma yasağı olur polis arkadaşlarım izin günlerinde dışarıda eğlencesine gezerler
Okulda hoca dersi 40 dk yapması gerekir 30 dk yapıp bırakır öğrencileri gibi sayamayacağım kadar genişletilebilir örnekler.
Genel olarak bizim ülkede işe yaklaşım profesyonel değil. Bunu işini yaptığı halde yere göğe sığdıramadığımız yöneticileri siyasileri vs. bile katabiliriz. Ya ankaraya Mansur Yavaş seçildi, adam sadece işini yapıyor ama tüm millet bayılıyoruz adama. Görmemişiz çünkü sadece işini yapan insanları. Motosiklet ustaları konusundaysa, muhabbeti sohbeti seviyoruz millet olarak, yapacağı iş 10 dk ise yarım saati muhabbetle 40 dk'da yapıyor ustalar. O arada ne odaklanma var ne checklist dediğimiz belli iş rutinlerinin tekrara bindirelerek uygulanmasını içeren bir liste var. Bunlar olmayınca en iyi usta da olsa hata yapıyor. Bence toplum olarak yaptığımız işlere profesyonel yaklaşmıyoruz.
Çok karmaşık bir yazı oldu ama bu konuda doluyum.
bu yaziya kesinlikle katiliyorum. vakti zamaninda amerika da 2 yil yasadim. ilk dikkatimi ceken sey, adamlarin kusursuz is ahlakiydi.doktorundan, polisine ogretmeninden copcusune herkes isini dunyanin kaderi yaptigi ise bagliymiscasina yapiyordu.
birgun parttime bir ise gittim. soguk hava depolu bir tira donmus gida kolileri yukleme isi. superviser bu is icin 4 saat suremiz oldugunu soyledi. ise baslamadan koli nasil kaldirilir, nasil tasinir egitim verdi koruyucu ekipman giydirdi bize. tabi beni turk olarak birseyler durttu ve superviser a soyle dedim:
-kolileri tasimak yerine, tirin dorsesindeki raylarda kaydirabiliriz. boylece isimiz daha hizli biter.
adam bana soyle dedi:
-senin gorevin bunlari dusunmek degil. senin gorevin benim sana anlattigim gibi yukleme yapmak. gorevi tirlara nasil yukleme yapilacagini dusunmek olan birileri var, bu is icin uzmanlasmis kisiler var ve o kisiler isin boyle yapilacagini soyluyor. isi istiyorsan her dedigimi yapacaksin, istemiyorsan gidebilirsin.
sokakta gorsem meksika asilli orta yasli bu kisiye emin olun hor gozle bakardim. ama bu kisi hayatim boyunca unutmayacagim, muthis bir ders verdi bana.
bizim en buyuk sorunumuz da bu zaten. is ahlakimiz yok. uckagitciyiz, yalanciyiz. bir amerikaliyi ise alsaniz ve deseniz ki: senin gorevin bu telefon diregini beklemek. 8 saat ayakta duracaksin ve kimseyi yaklastirmayacaksin! bu isi kabul ederse, bu gorevi namus gorevi gibi yapar. neden oturmuyorum ki? salakmiyim ben? gibi sorular sormaz. cunku ust akila inanir. ben bu isten para kazaniyorum, geceleri rahat uyuyabilmek icin isimi hakkiyla yapmaliyim der.
ayni iste bizden biri olsa, ne olacaklari biliyoruz. sandalye ceker oturur. oturmaz ise, insanlar dalga gecer. enayi der.
Ataturk bunu gormus, ve demiski:
ulkesini en cok seven, isini en iyi yapandir.
bu ulkede yasayan kendim dahil herkes kendini sorgulamali bu konuda. yoksa 50 sene sonrada cografya kaderdir demeye devam edecegiz.