- Katılım
- 7 Kas 2016
- Mesajlar
- 9,850
- Motosikleti
- Suzuki Vstrom DL650 XT, Yamaha X max 250
Avusturya olunca çok da bir şey değişmiyor @espresso, benim gibi 1 yıl sonra piston ve silindiri eline alabiliyorsun. Bunu ön gördüğüm için motosikleti alırken üç yıl ekstra garanti ile satın almıştım. O yüzden kafam rahattı. Nitekim tek kuruş harcamadan da yepyeni yaptılar motoru.
Genelde düşünce özürlü çulsuz fanboy'larin dile getirdiği "param olsa da yine gider Honda alırım" lafının mantığını bulmakta zorlanıyorum şahsen. "Aman motor bozulmasın" endişesinin hastalık noktasına ulaşıp motosiklet kullanma zevkinin önüne geçtiği durumlarda belki...
Benim son 6 ayda Trakya'da gezdiğim yollarda S1000R ya da benzeri naked motosiklet olsa çok kaza yapmıştım, zaten o yollarda gidemezdim, köfteciye varmadan düşerdim, düşmesem bile köpek kovaladığında kum gibi mıcırlı yolda arka tekere patinaj yaptıra yaptıra kaçamazdım. Haa, bu yollarda BMW GS olur bak, avrupa motorları arasında güzel bulduğum bir tek o model var, onu da 60 yaşımdan sonra param olursa alıcam, sarı yeleği de yanında veriyorlardır sanırım.
Ama köfteci yollarında aman arıza ışığı mı yandı, aman motora bir şey olur mu stresleri benim keyfimi kaçırır. Çok güzel çok özellikli motorlar yapıyorlar ama bu kadar yeni teknoloji bir yerden sonra sorun çıkarma potansiyeline dönüyor, aşırı karmaşıklık sevmiyorum sanırım. Kendi mesleğimde de yazılım geliştiricilik yaptığım son 5-6 yılda en verimli işlerim yeni kod yazmak değil kod silmek/kaldırmak olmuştu buralar gereksiz karmaşık olmuş bunlara gerek yok kesin bir yerde sorun çıkar diye.
Görüntü kısmına gelince, bence hiç önemi yok, ben fonksiyona bakanlardanım görüntü eğer bir fonksiyonu yoksa fazlalıktır, mesela günümüzde arabaların hepsi yuvarlak hatlı, parlak boyalı falan bence hepsi çirkin çünkü en ufak dokunmada çiziliyor, en ufak çizik o parlak boyalı yerleri kötü gösteriyor, estetik konusunda iş makineleri falan daha estetik görünüyor gözüme, bence boyanın tek işlevi altındaki metali korozyondan korumaktır.