- Katılım
- 1 Tem 2006
- Mesajlar
- 432
- Konu Yazar
- #1
Bu yazı yı okurken gözlerimin yaşardığını hatırlıyorum.. doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadoluda Askerlik yapmış ,çatışmalara girmiş, gazi olmuş ve Şehit olmuşların bu ülke için ne anlam ifade ettiğine en güzel cavaptır ...
Zamanınız olduğunda sonuna kadar okuyun lütfen
>
>
> ......ili kirsalinda teröristlerin dur ihtarina atesle karsilik
> vermesi sonucu çikan çatismada güvenlik görevlisi sehit oldu.
>
> Ya da .....ilinde devriye görevini yerine getiren aracina açilan
> ates sonucu.. güvenlik görevlisi sehit oldu.
>
> Ya da ......ili kirsalinda teröristlerce dösenen mayinin patlamasi
> sonucu asker
> yaralandi..
>
> Bu nasil baslar biliyor musunuz?
>
> Hava o kadar sicaktir ki beyninizdeki sivinin buharlasip uçtugunu
> düsünürsünüz. Olustugu anda kuruyup giden ter damlaciklarindan
> geriye kalan tuzlar yüzünüzün ve hatta elbisenizin her yanini
> kaplamistir.
>
> Avucunuzun içindeki ter, yüzünüzdeki gibi kolay kurumadigi için
> elinizdeki tüfeginizin metal kısım avucunuzun içinde vicik, vicik
> oynar.
> Ter ile islanan çeligin kokusu avucunuzun içine ve elinizi
> sürdügünüz her yere siner.
>
> Önünüzde yürüyen adamin, ayaginin kuru toprakla her temas edisinde
> çikan toz, agzinizin kupkuru olmasina ve zor nefes almaniza sebep
> olur.
>
> Sirt çantanizin aski kayislari yüzünden omuzlarinizi hissetmezsiniz.
> Kült agrilari ancak çantayi sirtinizdan çikardiginizda fark
> edersiniz.
>
> Bastiginiz her tas parçasi, her çali ve bir ayaginizin
> kaplayabildigi her yeryüzü parçasindan çikan sesi duyarsiniz.
> Yürüdügünüz yerdeki her Agustos böceginin sesini, dallardaki
> kuslari, yüzünüzün etrafinda ürkütücü devriye uçuslari yapan
> arilarin kanat seslerini, agziniza ve yüzünüze ya da herhangi bir
> yerinizdeki küçük yaralarin üzerine konmaya çalisan sineklerin
> viziltilarini, ayaginizi bastiginiz yerden havalanan yesil
> çekirgenin küçücük cüssesine ragmen çikardigi tok kanat sesini en
> ince ayrintisina kadar duyarsiniz.
> Sonra, kendi teçhizatinzin ve önünüzdeki arkadasinizin ve
> arkanizdaki arkadasinizin teçhizatlarinin çikardigi düzensiz
> seslerin her birini ayri ayri duyarsiniz.
>
> Ve ayni anda önünüzdeki arkadasinizin nefes alislarini duyarsiniz,
> öksürmesini ve hapsirmasini da duyarsiniz.
>
> Telsizinizden çikan seslerin ve cizirtilarin her biri ayri ayri
> katilir bu senfoniye.
>
> Ter ve tozun birlesmesinden olusan kaygan çamur, postalin içindeki
> tüm ayaginizi kaplamistir, çoraplar önce su toplayip sonra patlayan
> yerlere
> adeta bir deri gibi yapismistir.
> En çok yapmak istediginiz sey ayaklarinizi yikayip, çoraplarinizi
> degitirmektir. Ama bu çok büyük bir lükstür o anda.
>
> Çünkü...
>
> Çünkü hangi çalinin dibinde, hangi kayanin arkasinda sizi
> bekledigini bilmediginiz ihaneti arayip bulmaniz ve yok etmeniz
> gerekmektedir.
>
> Bütün masumlarin hayati ve huzuru size emanet diye, ögretmenler
> bayrak diregine asilmasin diye, kundaktaki bebekler kursunlanmasin
> diye,
> binlerce yillik emanete halel gelmesin diye kahpeligi ve ihaneti yok
> etmeniz gerekmektedir.
> Çünkü bunun için bayragin, silahin, namusun ve serefin üzerine yemin
> etmissinizdir.
>
> Çünkü önemli olan ayaginiz degil, ülkeniz, bayraginiz ve
> onurunuzdur.
>
> Iste bu yüzden lükstür ayak yikamak, çorap degistirmek. Iste bu
> yüzden senfoniye dönüsmüstür bütün o düzensiz sesler güruhu.
>
> Sonra!..
>
> Sonra birden tüm sesler kesilir, biçagin dali kestigi gibi, makasin
> kagidi, pensenin bir hoparlör kablosunu kestigi gibi... Bir anda...
> Kuslarin sesleri, arilarin ve sineklerin viziltilari, çekirgenin
> kanat sesleri hepsi bir anda biter.
>
> Gözlerinizi açtiginizda önünüzdeki arkadasinizi degil, gökyüzünü
> görürsünüz, yere düsmüs oldugunuzu anlamaniz birkaç saniye sürer.
>
> Tek hissettiginiz kesif bir barut ve yanik et kokusudur, yüzünüzün
> toprak
> parçalariyla kaplandigini fark edersiniz, temizlemek için
> çalismazsiniz.
> Arkadaslarinizin bagirarak kosusturdugunu görür ama kulaginizdaki
> çinlama ve ugultudan seslerini duyamazsiniz. Sesleri yavas yavas
> duymaya
> basladiginizda ayaga kalkmaya çalisirsiniz ama basaramazsiniz.
>
> Yine birkaç saniye sonra arkadaslarinizin sesleri arasinda "mayin"
> kelimesini ayirt eder ve kalkmaya çalistiginizda ayaginizdaki yogun
> agriyi fark edersiniz.
>
> Ayaginiz yoktur ama yine de agridigini hissedersiniz.
>
> Ne oldugunu anlamak için baktiginizda ise parçalanmis pantolonunuzun
> ve
> kopmus ayaginizin farkina varirsiniz. Iste her sey o anda baslar.
>
> Avaziniz çiktigi kadar bagirirsiniz. Sonra, nefesiniz biter. Sonra,
> yeniden nefes alirsiniz ve yeniden bagirmaya baslarsiniz. Sonra yine
> nefesiniz biter ve yeniden, yeniden ve yine...
>
> Yaniniza ilk gelen arkadasiniz size, "fazla bir sey yok, sadece
> küçük bir yara" gibi telkinlerde bulunur. Ama siz arkadasiniz
> konusurken de,
> helikopterle hastaneye götürülürken de artik bir ayaginizin
> olmadigini biliyorsunuzdur. Hep bir soru çinlar kafanizin içinde
> "neden ben, neden
> ben, neden ben ?"
>
> Hastanede geçen aylar, tedavi ve terapilerde geçen yillar sonunda,
> diz kapaginizin on iki santim altindan takili olan ve her aksam
> yatarken
> veya banyoya girerken çikarip kenara koydugunuz takma bacak artik
> bir uzvunuz olmustur.
>
> Ama bunun önemi yoktur çünkü bu fedakarliginiz sayesinde vatan var
> olacaktir. Sizin bir bacaginizin ne önemi vardir ki!
>
> Artik kosamayacak olmanizin, yazin herkes gibi havuza, denize
> giremeyecek olmanizin da hiç önemi yoktur. Vatan sag olsun yeter.
>
> Sonra birilerinin, sizin ödediginiz vergilerle Fransiz
> televizyonlarinda, ugruna yarim kaldiginiz vatan hudutlarini hiçe
> sayan programlara finans
> sagladigini okursunuz. Ayni dillerin bundan pismanlik duymadiklarini
> söylediklerini de okursunuz.
>
> Pamuk'lari, Dink'leri, okursunuz, Bizans çocuguyum diyenleri duyar,
> Ali Kemallere tanik olursunuz, "koçlar gibi satanlari "görürsünüz. .
>
> Türk Bayraklarinin yakildigini, görürsünüz. Baslarina çuvallar
> geçirilip asagilanarak elleri arkalarindan baglanan Türk askerlerini
> görürsünüz.
>
> Bu asagilanmaya cevap verecek tanklarin motor seslerini,
> helikopterlerin kanat seslerini, piyadelerin intikam yeminlerini
> duymayi beklersiniz ama duyamazsiniz.
>
> Onun yerine hainlerin cesetlerinin üstüne örtülen çaputlara "bayrak"
> diyenleri görürsünüz, "uçaklarini çek", "valiyi çek" diyen
> baskanlari ve
> karsilarinda kekeleyen riyaseti görürsünüz.
>
> Bu da yetmez Türk askerlerinin kendi mahkemeleriniz
> tarafindan,"çete"
> diye suçlandigini, yargilandigini görürsünüz.
>
> Yok, yok bu da yetmez. Askere, polise, ögretmene ates eden, yol
> kesip soygun yapan, köy yakan, okul yikan, mayin döseyen
> teröristlerin sadece
> "ben bir sey yapmadim" demelerinin esas kabul edilip, "suçsuz"
> sifatiyla serbest birakildigini görürsünüz.
> Susanlari, konusmasi gerektigi halde susanlari görürsünüz,
> konusanlar her konustugunda, kekeleyenler her kekelediginde ve
> susanlar her sustugunda siz yeniden vurulursunuz, yeniden ölürsünüz
> her defasinda.
>
> Gövdenizden o topraga akan kan, bu defa içinize akar,
> inandiklariniza, ugrunda savasarak kendi kaninizi akitmak pahasina
> tertemiz tuttugunuz
> degerlerinize akar.
>
> Sizin kaya arkalarinda, çali diplerinde aradiginiz ihanet gelir
> akliniza, o mayinlari yerlestiren eller gelir. Sorgulamaya
> baslarsiniz: "Biz bu
> ihaneti dogru yerde mi aradik, kuyrugunda dolastigimiz yilanin basi,
> hep gözümüzün önünde miydi yoksa?"diye sorarsiniz kendinize.
>
> Onlara verilen maas'in sizin vergilerinizden ödendigini, içinize
> sindiremezsiniz, uykulariniz kaçar, neden bu vatani sizin kadar
> sevmediklerini düsünürsünüz.
>
> Bu vatan onlarin da vatani degil mi?
>
> Onlar da, tipki benim gibi namusun ve serefin üstüne yemin etmedi
> mi? diye sorarsiniz kendi kendinize.
>
> Sinirlenirsiniz, üzülürsünüz, on bes yasinda bir askeri okul
> ögrencisi iken her adimda söylediginiz, beyninize ve yüreginize
> naksettiginiz
> sözler gelir akliniza": VATAN, SANA CANIM FEDA"
>
> Geri kalan tüm hayatinizin ilk bes dakikasi, böyle baslayacak iste
> ve hayatiniz böyle devam edecektir. Son nefesinize kadar
> savasacaksiniz
> ihanetle, her seye ve herkese ragmen, bu yolda ölene ya da bu
> ihaneti bitirene kadar.
>
> Siz diyorum, çünkü bu vatan için bedel ödeyen insanlarin neler
> yasadigini, neler hissettigini, size ragmen ve sizin için neler
> yaptiklarini, neler yapabileceklerini bilin istiyorum. Okudugunuz ya
> da televizyonda duydugunuzdan daha fazladir yasananlar.
>
> Yani aslinda gazetelerin iç sayfalarindaki, minicik karelerde
> okudugunuz;
>
> "...ili kirsalinda teröristlerce dösenen mayinin patlamasi sonucu,
> bir güvenlik görevlisi yaralandi!" haberi aslinda o kadar da kisa
> degildir.
>
> Sizin, daha okudugunuz gazetenin arka sayfasina geçerken
> unuttugunuz, falanca mankenin otel odasi maceralarina, ya da
> uyusturucu komasindan
> ölen ogluna "sehit" deyip Türk bayragi "örten kadinin haberine
> ayirdiginizdan daha uzun zaman ayirmadiginiz bu küçük haber,
> birileri
> için bir ömür boyu sürecek ve asla unutulmayacaktir.
>
> Ve siz unuttuktan sonra da baska birileri, "ne için?" dendiginde
> "vatan için" diyecekleri fedakarliklarini size ragmen yapmaya devam
> edeceklerdir.
>
> Sizin uyuşmuşluğunuza, duyarsızlığınıza rağmen, sizin rahatlığınıza,
> sizin vicdanlarınıza rağmen bu kahramanca fedakarlıklar ve bu ilk
> beş
> dakikalar yaşanmaya devam edecektir.
>
> Asla unutmayınız basınızın üstündeki egemenlik örtüsünün payandası
> kopan bacaklar, bedeli ise size rağmen bu vatan için akan kanlar,
> feda edilen
> canlar, sıcak yuvalarını, babalarının yüzlerini unutan küçücük
> çocuklarını düşünmeden vakfedilen hayatlardır.
>
> Ne kadarını anlayabilirsiniz veya anlamak sizin umurunuzda mi
> bilmiyorum, ama birileri bunları yasadı, birileri hala yasıyor ve
> emin olun yaslı
> dünya döndükçe, Türk vatani ve Türk Bayrağı için birileri daha tüm
> bunları yasayacak.
>
> Gördüğünüz gibi size bir hayli uzak bir yasam biçimi bu. Masalarda
> oturup "aydınca" sohbetler etmeye hiç benzemiyor değil mi?
> Bir an için bile olsa kendinizi onların yerine koyasınız diye "siz"
> diyerek yazdım, sizin onlardan biri olamayacağınızı biliyorum.
>
> "Siz" kim misiniz?
> Siz kendinizi çok iyi biliyorsunuz!
> Biz de, biz de sizi çok iyi biliyoruz.
> "Siz" de bilin ki biz asla unutmayacağız.
>
> "VARLIGIM TÜRK VARLIGINA ARMAGAN OLSUN"
>
> Oktay Yıldırım / Emekli Astsubay
Zamanınız olduğunda sonuna kadar okuyun lütfen
>
>
> ......ili kirsalinda teröristlerin dur ihtarina atesle karsilik
> vermesi sonucu çikan çatismada güvenlik görevlisi sehit oldu.
>
> Ya da .....ilinde devriye görevini yerine getiren aracina açilan
> ates sonucu.. güvenlik görevlisi sehit oldu.
>
> Ya da ......ili kirsalinda teröristlerce dösenen mayinin patlamasi
> sonucu asker
> yaralandi..
>
> Bu nasil baslar biliyor musunuz?
>
> Hava o kadar sicaktir ki beyninizdeki sivinin buharlasip uçtugunu
> düsünürsünüz. Olustugu anda kuruyup giden ter damlaciklarindan
> geriye kalan tuzlar yüzünüzün ve hatta elbisenizin her yanini
> kaplamistir.
>
> Avucunuzun içindeki ter, yüzünüzdeki gibi kolay kurumadigi için
> elinizdeki tüfeginizin metal kısım avucunuzun içinde vicik, vicik
> oynar.
> Ter ile islanan çeligin kokusu avucunuzun içine ve elinizi
> sürdügünüz her yere siner.
>
> Önünüzde yürüyen adamin, ayaginin kuru toprakla her temas edisinde
> çikan toz, agzinizin kupkuru olmasina ve zor nefes almaniza sebep
> olur.
>
> Sirt çantanizin aski kayislari yüzünden omuzlarinizi hissetmezsiniz.
> Kült agrilari ancak çantayi sirtinizdan çikardiginizda fark
> edersiniz.
>
> Bastiginiz her tas parçasi, her çali ve bir ayaginizin
> kaplayabildigi her yeryüzü parçasindan çikan sesi duyarsiniz.
> Yürüdügünüz yerdeki her Agustos böceginin sesini, dallardaki
> kuslari, yüzünüzün etrafinda ürkütücü devriye uçuslari yapan
> arilarin kanat seslerini, agziniza ve yüzünüze ya da herhangi bir
> yerinizdeki küçük yaralarin üzerine konmaya çalisan sineklerin
> viziltilarini, ayaginizi bastiginiz yerden havalanan yesil
> çekirgenin küçücük cüssesine ragmen çikardigi tok kanat sesini en
> ince ayrintisina kadar duyarsiniz.
> Sonra, kendi teçhizatinzin ve önünüzdeki arkadasinizin ve
> arkanizdaki arkadasinizin teçhizatlarinin çikardigi düzensiz
> seslerin her birini ayri ayri duyarsiniz.
>
> Ve ayni anda önünüzdeki arkadasinizin nefes alislarini duyarsiniz,
> öksürmesini ve hapsirmasini da duyarsiniz.
>
> Telsizinizden çikan seslerin ve cizirtilarin her biri ayri ayri
> katilir bu senfoniye.
>
> Ter ve tozun birlesmesinden olusan kaygan çamur, postalin içindeki
> tüm ayaginizi kaplamistir, çoraplar önce su toplayip sonra patlayan
> yerlere
> adeta bir deri gibi yapismistir.
> En çok yapmak istediginiz sey ayaklarinizi yikayip, çoraplarinizi
> degitirmektir. Ama bu çok büyük bir lükstür o anda.
>
> Çünkü...
>
> Çünkü hangi çalinin dibinde, hangi kayanin arkasinda sizi
> bekledigini bilmediginiz ihaneti arayip bulmaniz ve yok etmeniz
> gerekmektedir.
>
> Bütün masumlarin hayati ve huzuru size emanet diye, ögretmenler
> bayrak diregine asilmasin diye, kundaktaki bebekler kursunlanmasin
> diye,
> binlerce yillik emanete halel gelmesin diye kahpeligi ve ihaneti yok
> etmeniz gerekmektedir.
> Çünkü bunun için bayragin, silahin, namusun ve serefin üzerine yemin
> etmissinizdir.
>
> Çünkü önemli olan ayaginiz degil, ülkeniz, bayraginiz ve
> onurunuzdur.
>
> Iste bu yüzden lükstür ayak yikamak, çorap degistirmek. Iste bu
> yüzden senfoniye dönüsmüstür bütün o düzensiz sesler güruhu.
>
> Sonra!..
>
> Sonra birden tüm sesler kesilir, biçagin dali kestigi gibi, makasin
> kagidi, pensenin bir hoparlör kablosunu kestigi gibi... Bir anda...
> Kuslarin sesleri, arilarin ve sineklerin viziltilari, çekirgenin
> kanat sesleri hepsi bir anda biter.
>
> Gözlerinizi açtiginizda önünüzdeki arkadasinizi degil, gökyüzünü
> görürsünüz, yere düsmüs oldugunuzu anlamaniz birkaç saniye sürer.
>
> Tek hissettiginiz kesif bir barut ve yanik et kokusudur, yüzünüzün
> toprak
> parçalariyla kaplandigini fark edersiniz, temizlemek için
> çalismazsiniz.
> Arkadaslarinizin bagirarak kosusturdugunu görür ama kulaginizdaki
> çinlama ve ugultudan seslerini duyamazsiniz. Sesleri yavas yavas
> duymaya
> basladiginizda ayaga kalkmaya çalisirsiniz ama basaramazsiniz.
>
> Yine birkaç saniye sonra arkadaslarinizin sesleri arasinda "mayin"
> kelimesini ayirt eder ve kalkmaya çalistiginizda ayaginizdaki yogun
> agriyi fark edersiniz.
>
> Ayaginiz yoktur ama yine de agridigini hissedersiniz.
>
> Ne oldugunu anlamak için baktiginizda ise parçalanmis pantolonunuzun
> ve
> kopmus ayaginizin farkina varirsiniz. Iste her sey o anda baslar.
>
> Avaziniz çiktigi kadar bagirirsiniz. Sonra, nefesiniz biter. Sonra,
> yeniden nefes alirsiniz ve yeniden bagirmaya baslarsiniz. Sonra yine
> nefesiniz biter ve yeniden, yeniden ve yine...
>
> Yaniniza ilk gelen arkadasiniz size, "fazla bir sey yok, sadece
> küçük bir yara" gibi telkinlerde bulunur. Ama siz arkadasiniz
> konusurken de,
> helikopterle hastaneye götürülürken de artik bir ayaginizin
> olmadigini biliyorsunuzdur. Hep bir soru çinlar kafanizin içinde
> "neden ben, neden
> ben, neden ben ?"
>
> Hastanede geçen aylar, tedavi ve terapilerde geçen yillar sonunda,
> diz kapaginizin on iki santim altindan takili olan ve her aksam
> yatarken
> veya banyoya girerken çikarip kenara koydugunuz takma bacak artik
> bir uzvunuz olmustur.
>
> Ama bunun önemi yoktur çünkü bu fedakarliginiz sayesinde vatan var
> olacaktir. Sizin bir bacaginizin ne önemi vardir ki!
>
> Artik kosamayacak olmanizin, yazin herkes gibi havuza, denize
> giremeyecek olmanizin da hiç önemi yoktur. Vatan sag olsun yeter.
>
> Sonra birilerinin, sizin ödediginiz vergilerle Fransiz
> televizyonlarinda, ugruna yarim kaldiginiz vatan hudutlarini hiçe
> sayan programlara finans
> sagladigini okursunuz. Ayni dillerin bundan pismanlik duymadiklarini
> söylediklerini de okursunuz.
>
> Pamuk'lari, Dink'leri, okursunuz, Bizans çocuguyum diyenleri duyar,
> Ali Kemallere tanik olursunuz, "koçlar gibi satanlari "görürsünüz. .
>
> Türk Bayraklarinin yakildigini, görürsünüz. Baslarina çuvallar
> geçirilip asagilanarak elleri arkalarindan baglanan Türk askerlerini
> görürsünüz.
>
> Bu asagilanmaya cevap verecek tanklarin motor seslerini,
> helikopterlerin kanat seslerini, piyadelerin intikam yeminlerini
> duymayi beklersiniz ama duyamazsiniz.
>
> Onun yerine hainlerin cesetlerinin üstüne örtülen çaputlara "bayrak"
> diyenleri görürsünüz, "uçaklarini çek", "valiyi çek" diyen
> baskanlari ve
> karsilarinda kekeleyen riyaseti görürsünüz.
>
> Bu da yetmez Türk askerlerinin kendi mahkemeleriniz
> tarafindan,"çete"
> diye suçlandigini, yargilandigini görürsünüz.
>
> Yok, yok bu da yetmez. Askere, polise, ögretmene ates eden, yol
> kesip soygun yapan, köy yakan, okul yikan, mayin döseyen
> teröristlerin sadece
> "ben bir sey yapmadim" demelerinin esas kabul edilip, "suçsuz"
> sifatiyla serbest birakildigini görürsünüz.
> Susanlari, konusmasi gerektigi halde susanlari görürsünüz,
> konusanlar her konustugunda, kekeleyenler her kekelediginde ve
> susanlar her sustugunda siz yeniden vurulursunuz, yeniden ölürsünüz
> her defasinda.
>
> Gövdenizden o topraga akan kan, bu defa içinize akar,
> inandiklariniza, ugrunda savasarak kendi kaninizi akitmak pahasina
> tertemiz tuttugunuz
> degerlerinize akar.
>
> Sizin kaya arkalarinda, çali diplerinde aradiginiz ihanet gelir
> akliniza, o mayinlari yerlestiren eller gelir. Sorgulamaya
> baslarsiniz: "Biz bu
> ihaneti dogru yerde mi aradik, kuyrugunda dolastigimiz yilanin basi,
> hep gözümüzün önünde miydi yoksa?"diye sorarsiniz kendinize.
>
> Onlara verilen maas'in sizin vergilerinizden ödendigini, içinize
> sindiremezsiniz, uykulariniz kaçar, neden bu vatani sizin kadar
> sevmediklerini düsünürsünüz.
>
> Bu vatan onlarin da vatani degil mi?
>
> Onlar da, tipki benim gibi namusun ve serefin üstüne yemin etmedi
> mi? diye sorarsiniz kendi kendinize.
>
> Sinirlenirsiniz, üzülürsünüz, on bes yasinda bir askeri okul
> ögrencisi iken her adimda söylediginiz, beyninize ve yüreginize
> naksettiginiz
> sözler gelir akliniza": VATAN, SANA CANIM FEDA"
>
> Geri kalan tüm hayatinizin ilk bes dakikasi, böyle baslayacak iste
> ve hayatiniz böyle devam edecektir. Son nefesinize kadar
> savasacaksiniz
> ihanetle, her seye ve herkese ragmen, bu yolda ölene ya da bu
> ihaneti bitirene kadar.
>
> Siz diyorum, çünkü bu vatan için bedel ödeyen insanlarin neler
> yasadigini, neler hissettigini, size ragmen ve sizin için neler
> yaptiklarini, neler yapabileceklerini bilin istiyorum. Okudugunuz ya
> da televizyonda duydugunuzdan daha fazladir yasananlar.
>
> Yani aslinda gazetelerin iç sayfalarindaki, minicik karelerde
> okudugunuz;
>
> "...ili kirsalinda teröristlerce dösenen mayinin patlamasi sonucu,
> bir güvenlik görevlisi yaralandi!" haberi aslinda o kadar da kisa
> degildir.
>
> Sizin, daha okudugunuz gazetenin arka sayfasina geçerken
> unuttugunuz, falanca mankenin otel odasi maceralarina, ya da
> uyusturucu komasindan
> ölen ogluna "sehit" deyip Türk bayragi "örten kadinin haberine
> ayirdiginizdan daha uzun zaman ayirmadiginiz bu küçük haber,
> birileri
> için bir ömür boyu sürecek ve asla unutulmayacaktir.
>
> Ve siz unuttuktan sonra da baska birileri, "ne için?" dendiginde
> "vatan için" diyecekleri fedakarliklarini size ragmen yapmaya devam
> edeceklerdir.
>
> Sizin uyuşmuşluğunuza, duyarsızlığınıza rağmen, sizin rahatlığınıza,
> sizin vicdanlarınıza rağmen bu kahramanca fedakarlıklar ve bu ilk
> beş
> dakikalar yaşanmaya devam edecektir.
>
> Asla unutmayınız basınızın üstündeki egemenlik örtüsünün payandası
> kopan bacaklar, bedeli ise size rağmen bu vatan için akan kanlar,
> feda edilen
> canlar, sıcak yuvalarını, babalarının yüzlerini unutan küçücük
> çocuklarını düşünmeden vakfedilen hayatlardır.
>
> Ne kadarını anlayabilirsiniz veya anlamak sizin umurunuzda mi
> bilmiyorum, ama birileri bunları yasadı, birileri hala yasıyor ve
> emin olun yaslı
> dünya döndükçe, Türk vatani ve Türk Bayrağı için birileri daha tüm
> bunları yasayacak.
>
> Gördüğünüz gibi size bir hayli uzak bir yasam biçimi bu. Masalarda
> oturup "aydınca" sohbetler etmeye hiç benzemiyor değil mi?
> Bir an için bile olsa kendinizi onların yerine koyasınız diye "siz"
> diyerek yazdım, sizin onlardan biri olamayacağınızı biliyorum.
>
> "Siz" kim misiniz?
> Siz kendinizi çok iyi biliyorsunuz!
> Biz de, biz de sizi çok iyi biliyoruz.
> "Siz" de bilin ki biz asla unutmayacağız.
>
> "VARLIGIM TÜRK VARLIGINA ARMAGAN OLSUN"
>
> Oktay Yıldırım / Emekli Astsubay
Moderatör tarafında düzenlendi: