- Katılım
- 11 Tem 2007
- Mesajlar
- 2,824
- Konu Yazar
- #1
Bilgiledirme: Bu mesajı yazan kullanıcının üyeliği iptal edilmiştir.
Merhaba arkadaşlar,
Kaza haberleri okumaktan nefret eder hale geldim, vermek te hoş gelmiyor. Bir bela bin nasihatten iyidir derler ancak, birkaç arkadaşımız biraz daha dikkat eder hale gelirse ne ala.. en azından bazılarımız nasihatle akıllanabiliyor diye sevineceğim ben de.
Hoş olmayan bir kaza yaptım basit sebepler yüzünden. En azından benzeri hataları göze alabilecekler varsa yapmasın.
Niye hep uçlarda gezdiğimi soran valideye, annecim ama en güzel renkli taşlar hep kıyılarda der gülerdim. Özellikle genç arkadaşlarım lafım size. Ki formumuz yaşı 20 lerin başında bir sürü arkadaşlar dolu. Kıyılarda bi .ok yok arkadaşlar boşa fazla vakit geçirmeyin, ve unutmayın size verilmiş en büyük hediye yaşamınız. Koruyacağım diye uğraşıp hayatı kaçırmayın ama gereksiz yere de kaybetmeyi göze almayın.
Neyse lafı fazla uzatmayayım, kazayı getiren faktörleri ve kazayı anlatayım. Son zamanlarda oldukça yoruluyordum iş ve diğer problemlerim yüzünden. Buna rağmen kendime fazla dikkat etmiyordum. Çünki ne yazık ki öyle bir adet edinmemiştim şimdiye kadar. Eve dönmeden tüm geceyi ofiste geçirdiğimi, ertesi akşama kadar çalışıp akşam da başka bir şehre iş için gittiğimi hatırlarım. Ama yaş 30 u geçince demek ki bünye dayanımı düşüyor.
Çeşitli ülkelerden yönetici bazı misafirlerimizle iki günlük yoğun bir toplantının ardından gece uçakla Ankara’ ya döndüm. Havalimanından aracıma atlayıp evime geçtim saat 11,30 gibi. Bazı hazırlamam gereken evrakları, dosyaları, giysilerimi, katalog vb hazırlayım derken baktım sabahın 3 ü olmuş zaten (Hiçbir hazırlık kafa doluyken yapılmaz, hele yol hazırlığı hata 1). Genelde kahve içerdim ama çay içesim tuttu bikaç bardak çay içtim (dinç kalmayı hedeflersen dikkati yoğunlaştıracak gıda maddeleri daha mantıklı bir seçim olurdu hata 2), duş aldım, baktım sabah oluyor zaten (önemli olan vücud zamanı vücud ne diyor dinlemek lazım hata 3), giyindim sabah 5 e doğru evden çıktım.
Neyse otobana çıktım yola devam ediyorum ama birkaç kez daldım sonra fark edip toparladım(dikkat salak diyor bünye lakin ben anlayamıyorum). Müziğin sesini açtım kah kah yüzümde gezdiriyorum elimi kendimi uyanık tutmak için( hayır kendinle iddialaşamazsın ki hata 4). Neyse yok şuraya geleyim öyle, oraya gelince yok şuraya geleyim öyle dinleneyim diye hedef koyuyorum ve her seferinde hedefi bir adım öteye taşıyorum (hayır rocky filmi çevirmiyoruz ya ne gereği var hata bilmemkaç). Bazen hafif hız yapıyorum (benim arabadaki haifif hız anlayışımı bilen arkadaşlar bıyık altından gülüyorlardır bunu okuyunca, evet düşündüğünüz gibi hafif hız 170 üstündeki iki üç çizgi arası. (burada hata andavallık derecesine girdiği için hata bilmemkaç değil andavallık bilmemkaç diyoruz) dikkatim biraz yoğunlaşsın diye.
Neyse hızı iyice düşürüp 100-110 gibi gitmeye başladım. Derken bir anda kendimi yolda bir tarafa aniden çeken bir aracı toparlamaya çalışırken buldum. Anormal yorgunlukla zayıflayan refleksler ve dikkat yetersizliği yüzünden yapamadım tabi. Bir yere çarptığımı sonra takibeden sarsıntıları ve ters gittiğimi hatırlıyorum. Araç yavaşladı ve durdu. İlk birkaç saniye lastik seslerini dinledim kimsenin çarpmayacağını anladıktan sonra bir elimle yerden destek alıp emniyet kemerimi çözdüm. Sonra zaten sırtımın üstüne indiğim için dışarı biraz daha rahat çıktım. Yolun neresinde olduğuma ve gelen bir tehlike olup olmadığıma baktım araç içine göz gezdirdim bir cep telefonu ve ehliyetimi aldım. Sonra zaten duran yardımsever insanlar, gelen polis ve diğer resmi işlemler..
Bir dakika kadar sonra araca iyice bakma imkanım oldu. Bir yanı değil aracın her yanı rezil önü arkası sağı solu üstü altı.. Yola dağılmış eşyalar ve giyecekler. Bagajdan fırlamış onca eşya ki laptoptan tutta ne arasan var.. Araç perte çıktı zaten..




Bunlar da nazaran düzeltilmiş halleri..


Aslında eklemeye devam edecektim ama baktım 12 fotoğraf çekmişim. Hasar raporu lazım olur falan diye ama 12 tane fotoğraf çekip dosyayı sağlama alana kadar adam gibi davranıp kendimi ve aracı sağlama alsaydım daha mantıklı bir hareket olurdu
canım sıkıldığından artık resim eklemeyi bırakıyorum.
Şimdi düşünüyorum ne gerek vardı. Neyin iddialaşması, neden kendimi zorlamışım, neden kendi ihtiyaçlarımı düşünmemişim. Hayır bir anlamı yok ki.. kimse madalya da takmayacak yada kendi gözümde değerim mi büyüyecekti.. kendimi her zaman zorlamayı severim, ama bunu daha mutedil şeylerle, daha mutedil şekillerle yapacağım artık. Kendime düşmanım gibi değil de dostum gibi bakacağım en azından. İçerden burnum bile kanamadan çıkmış olmamı okuduğum ayetel kürsilere veriyorum ben. Yada henüz yapmam gereken birkaç şey var. Belki onları yapmam için bir şans verildi bu eşşek herife, bilmiyorum çok umursamıyorum da. Görünürde sağ kalmamı sağlayan sebepler ise, %100 emniyet kemeri, hava yastığı ve araç üzerinin diğer taraflardan ezilmiş olmasına rağmen, benim olduğum taraftan sadece 5-6 cm ezilmesi. Şu an parçalanmış bir şekilde bir torbanın içinde de olabilirdim yada ölmüş olsaydım çarşamba sabahı bu olay olduğuna göre en geç bugün öğlen bazılarınız benim cenaze namazıma gelmiş olacaktı. Sadece beni sakat bırakmadığı için teşekkür edebiliyorum şimdilik. Düzgün biri olacağım artık diyemem doğal olarak, merak etme her zamanki gibi düzgün biri olarak yaşamaya devam edeceğim diyebilirim. Hayırlısı olsun, ne olursa olsun hayırlısı.. Evdekilere haber verip telaşlandırmak istemedim, işin doğrusu artık haber vermeyi de düşünmüyorum. Başımı yada onların başını ağrıtmaya, üzmeye gerek yok.
Böyle işte arkadaşlar. Bir aracı perte çıkarmanın hikayesi işte. Biraz aptallık kokan bir hikaye ama hepimiz bazen boğazımıza kadar aptallığa batıyoruz. Kendimi de perte çıkarmadığım için şanşlıyım..
Kendinize verilmiş şeylerin kıymetini bilin. Bir çift gözü bile satın alamazdık ömrümüz boyunca çalışsak..
Kaza haberleri okumaktan nefret eder hale geldim, vermek te hoş gelmiyor. Bir bela bin nasihatten iyidir derler ancak, birkaç arkadaşımız biraz daha dikkat eder hale gelirse ne ala.. en azından bazılarımız nasihatle akıllanabiliyor diye sevineceğim ben de.
Hoş olmayan bir kaza yaptım basit sebepler yüzünden. En azından benzeri hataları göze alabilecekler varsa yapmasın.
Niye hep uçlarda gezdiğimi soran valideye, annecim ama en güzel renkli taşlar hep kıyılarda der gülerdim. Özellikle genç arkadaşlarım lafım size. Ki formumuz yaşı 20 lerin başında bir sürü arkadaşlar dolu. Kıyılarda bi .ok yok arkadaşlar boşa fazla vakit geçirmeyin, ve unutmayın size verilmiş en büyük hediye yaşamınız. Koruyacağım diye uğraşıp hayatı kaçırmayın ama gereksiz yere de kaybetmeyi göze almayın.
Neyse lafı fazla uzatmayayım, kazayı getiren faktörleri ve kazayı anlatayım. Son zamanlarda oldukça yoruluyordum iş ve diğer problemlerim yüzünden. Buna rağmen kendime fazla dikkat etmiyordum. Çünki ne yazık ki öyle bir adet edinmemiştim şimdiye kadar. Eve dönmeden tüm geceyi ofiste geçirdiğimi, ertesi akşama kadar çalışıp akşam da başka bir şehre iş için gittiğimi hatırlarım. Ama yaş 30 u geçince demek ki bünye dayanımı düşüyor.
Çeşitli ülkelerden yönetici bazı misafirlerimizle iki günlük yoğun bir toplantının ardından gece uçakla Ankara’ ya döndüm. Havalimanından aracıma atlayıp evime geçtim saat 11,30 gibi. Bazı hazırlamam gereken evrakları, dosyaları, giysilerimi, katalog vb hazırlayım derken baktım sabahın 3 ü olmuş zaten (Hiçbir hazırlık kafa doluyken yapılmaz, hele yol hazırlığı hata 1). Genelde kahve içerdim ama çay içesim tuttu bikaç bardak çay içtim (dinç kalmayı hedeflersen dikkati yoğunlaştıracak gıda maddeleri daha mantıklı bir seçim olurdu hata 2), duş aldım, baktım sabah oluyor zaten (önemli olan vücud zamanı vücud ne diyor dinlemek lazım hata 3), giyindim sabah 5 e doğru evden çıktım.
Neyse otobana çıktım yola devam ediyorum ama birkaç kez daldım sonra fark edip toparladım(dikkat salak diyor bünye lakin ben anlayamıyorum). Müziğin sesini açtım kah kah yüzümde gezdiriyorum elimi kendimi uyanık tutmak için( hayır kendinle iddialaşamazsın ki hata 4). Neyse yok şuraya geleyim öyle, oraya gelince yok şuraya geleyim öyle dinleneyim diye hedef koyuyorum ve her seferinde hedefi bir adım öteye taşıyorum (hayır rocky filmi çevirmiyoruz ya ne gereği var hata bilmemkaç). Bazen hafif hız yapıyorum (benim arabadaki haifif hız anlayışımı bilen arkadaşlar bıyık altından gülüyorlardır bunu okuyunca, evet düşündüğünüz gibi hafif hız 170 üstündeki iki üç çizgi arası. (burada hata andavallık derecesine girdiği için hata bilmemkaç değil andavallık bilmemkaç diyoruz) dikkatim biraz yoğunlaşsın diye.
Neyse hızı iyice düşürüp 100-110 gibi gitmeye başladım. Derken bir anda kendimi yolda bir tarafa aniden çeken bir aracı toparlamaya çalışırken buldum. Anormal yorgunlukla zayıflayan refleksler ve dikkat yetersizliği yüzünden yapamadım tabi. Bir yere çarptığımı sonra takibeden sarsıntıları ve ters gittiğimi hatırlıyorum. Araç yavaşladı ve durdu. İlk birkaç saniye lastik seslerini dinledim kimsenin çarpmayacağını anladıktan sonra bir elimle yerden destek alıp emniyet kemerimi çözdüm. Sonra zaten sırtımın üstüne indiğim için dışarı biraz daha rahat çıktım. Yolun neresinde olduğuma ve gelen bir tehlike olup olmadığıma baktım araç içine göz gezdirdim bir cep telefonu ve ehliyetimi aldım. Sonra zaten duran yardımsever insanlar, gelen polis ve diğer resmi işlemler..
Bir dakika kadar sonra araca iyice bakma imkanım oldu. Bir yanı değil aracın her yanı rezil önü arkası sağı solu üstü altı.. Yola dağılmış eşyalar ve giyecekler. Bagajdan fırlamış onca eşya ki laptoptan tutta ne arasan var.. Araç perte çıktı zaten..




Bunlar da nazaran düzeltilmiş halleri..


Aslında eklemeye devam edecektim ama baktım 12 fotoğraf çekmişim. Hasar raporu lazım olur falan diye ama 12 tane fotoğraf çekip dosyayı sağlama alana kadar adam gibi davranıp kendimi ve aracı sağlama alsaydım daha mantıklı bir hareket olurdu
Şimdi düşünüyorum ne gerek vardı. Neyin iddialaşması, neden kendimi zorlamışım, neden kendi ihtiyaçlarımı düşünmemişim. Hayır bir anlamı yok ki.. kimse madalya da takmayacak yada kendi gözümde değerim mi büyüyecekti.. kendimi her zaman zorlamayı severim, ama bunu daha mutedil şeylerle, daha mutedil şekillerle yapacağım artık. Kendime düşmanım gibi değil de dostum gibi bakacağım en azından. İçerden burnum bile kanamadan çıkmış olmamı okuduğum ayetel kürsilere veriyorum ben. Yada henüz yapmam gereken birkaç şey var. Belki onları yapmam için bir şans verildi bu eşşek herife, bilmiyorum çok umursamıyorum da. Görünürde sağ kalmamı sağlayan sebepler ise, %100 emniyet kemeri, hava yastığı ve araç üzerinin diğer taraflardan ezilmiş olmasına rağmen, benim olduğum taraftan sadece 5-6 cm ezilmesi. Şu an parçalanmış bir şekilde bir torbanın içinde de olabilirdim yada ölmüş olsaydım çarşamba sabahı bu olay olduğuna göre en geç bugün öğlen bazılarınız benim cenaze namazıma gelmiş olacaktı. Sadece beni sakat bırakmadığı için teşekkür edebiliyorum şimdilik. Düzgün biri olacağım artık diyemem doğal olarak, merak etme her zamanki gibi düzgün biri olarak yaşamaya devam edeceğim diyebilirim. Hayırlısı olsun, ne olursa olsun hayırlısı.. Evdekilere haber verip telaşlandırmak istemedim, işin doğrusu artık haber vermeyi de düşünmüyorum. Başımı yada onların başını ağrıtmaya, üzmeye gerek yok.
Böyle işte arkadaşlar. Bir aracı perte çıkarmanın hikayesi işte. Biraz aptallık kokan bir hikaye ama hepimiz bazen boğazımıza kadar aptallığa batıyoruz. Kendimi de perte çıkarmadığım için şanşlıyım..
Kendinize verilmiş şeylerin kıymetini bilin. Bir çift gözü bile satın alamazdık ömrümüz boyunca çalışsak..
Son düzenleme: