- Katılım
- 27 Haz 2006
- Mesajlar
- 789
- Konu Yazar
- #1
Arkadaşlar hepinize merhaba.Yaklaşık 185 km lik bir gezi oldu.Sıcaklık yer yer 16 dereceye kadar düştü.Soğuk ve bulutlu bir günde bol oksijenli harika bir gezi.Ülkemiz bir cennet.İyi seyirler...
BİNKILIÇ
Eski bir Rum Köyü olan Binkılıç’ın eski adı Istranca dır. 1960 yılında çıkan bir kanunla ismi Binkılıç olarak değiştirilmiştir. Çanakkale savaşlarına katılan yaşlıların anlattıklarına göre o tarihlerde Istranca’da bu bölgeyi koruyan bin kişilik silahlı bir grup yaşarmış. Binkılıç Balkan Harbi sırasında düşman askerlerinin giremediği nadir yörelerden biridir. Binkılç’a 7 km uzaklıkta ki Sefaalan (Saray- Tekirdağ) düştüğü halde, Binkılıç da ki efelerin karşı koymasıyla Binkılıç’a düşman girememiştir. Dolayısıyla Binkılıç düşmana verilmediği için, bir kurtuluş günüde yoktur. 1893 Rus Harbi ve Balkan Harbinden sonra Binkılıçta yaşayan Rumlar Yunanistan’a göç etmişler, onların yerine bölgeye Rumeli’den Türkler gelmiştir. Binkılıç’ın doğusunda Karamandere, Karacaköy, batısında Sefaalan – Saray kuzeyinde ise Beytepe, Karatepe, Mariakaya Tepeleri ve Çilingoz mevkii vardır. Bir doğa harikası olan Çilingoz’da çok eski tarihilerde bir sahil köyü olduğu sanılmaktadır. Binkılıç’ın yaklaşık 1 km kuzeyinde Kalebayırı olarak isimlendirilen bir tepecik vardır. Burada son yıllarda yapılan araştırmalarda çok eski bir kale kalıntısı ortaya çıkmıştır. Kale kalıntılarının Roma ve Bizans dönmelerine ait olduğu sanılmaktadır. Ancak kalenin tarihi ve yaşayanları hakkında resmi bir bilgi ve kaynak mevcut değildir. Doğal yaşamı korumaya önem verilen Binkılıç’ta, kırmızı, çırçır ve şifalı sular yanında; 24 saatte yumurtanın kabuğunu bile eritebilen kaynak koru suyu mevcuttur. Ormanlarında doğal yaşamlarını sürdüren ve nesli tükenmekte olan ancak vatandaşların ve Belediye Başkanı C.Cezmi AKÇİN’in şahsi gayretleri ile korunmakta olan yaklaşık 60 adet geyik, 300 adet karaca vardır. Bunun dışında yaban domuzu tavşan sansar sincap gibi hayvanlar da Binkılıç ormanların da yaşamaktadır. Nüfusu 5000 olup, 1200 hanesi vardır. Vatandaşın geçim kaynağı ormancılık olup, tarımda çok azdır. Binkılıç’a Aydınlar, Gümüşpınar, Hallaçlı, Yalıköy ve Yaylacık Köyleri bağlıdır.


çilingoz
doğa harikası olarak adlandıran özel ve keşfedilmemiş bakir sahiller eskiden cenevizlilerin burayı kullandığı ve çok eski bir yerleşim yeri olduğu tahmin ediliyor şimdilerde ıssız.

KARACAKÖY:
Eskiden bir Rum köyü olan Karacaköy ‘ün tarihi 1410’lu yıllara dayanmaktadır. İstanbul’un fethinden sonra ilk köye girme cesaretini kazanan Topal Osman ağa ve Karaca Ahmet Paşa adlarındaki iki Türk sancaklarından Topal Osman ağa köyü 3 km güneyinde bulunan Belgrat Köyünde Bizanslılar tarafından şehit edilmiş, diğer sancaktar Karaca Ahmet Paşa anısına beldeye KARACAKÖY ismi verilmiştir.Eski bir Rum köyü olan karacaköy ‘e , Bulgaristan’dan altı hane Türk’ün yerleşmesi ile Türkleşme başlamış,1877 Plevne savaşından sonra yine Bulgaristan’dan gelen Türk aileleri ile 50 haneye yaklaşan nüfusu ile bir Türk köyü haline gelmiştir. Bu göçmen olayı 1923 yılı Cumhuriyetin ilanına kadar devam etmiş ve Karacaköy beldesi164 haneye ulaşmıştır. Yapılan Lozan antlaşmasına uyularak Drama’ dan , Langaza'dan, Osaviç’ten 308 hane gelmiş ve Karacaköy’ yerleşmişlerdir.
Beldemizin en eski ve halen kullanılmakta olan binası şu anda Belediye Başkanlığı binası olarak kullanılmaktadır. Tarihi 1405’lere dayanan bu tarihi yapıt iki defa yangın tehlikesi geçirmiş restore edilerek okul, karakol, muhtarlık binası olarak kullanılmaktadır. Karacaköy’ün güneyinde Belgrat, Çiftlikköy köyleri, ormanlık arazi olarak küçük kuş kaya,Büyükkuşkaya, ile Hasan dağı tepeleri, Kürtdere, Çiftlikköy deresi, Belgrat deresi, Hamza deresi gibi dereler bulunmaktadır. Marmara denizini Karadeniz’e bağlayan eski Bizans suları da bulunmaktadır. Kuzeyde Nirengi tepe, Karasu deresi bulunmaktadır. Karasu deresinin başlangıç yeri Hasan tepe,Naltepe, gibi tepelerdir. Ayrıca çobankule çayırı da bu kesimdedir.
Çobankule çayırı çok önceleri Balık kurutulup, Çiroz yapımında kullanılan bir bölge olduğu söylenmektedir. Sayfiye yeri olabilecek güzellikte bir yer olarak göze çarpmaktadır.
Karacaköy’ün arkasında Karadeniz bulunur. Ayrıca burada Musa iskelesi Ormanlı plajı gibi güzel plajlar vardır. Tarihi sınır derede buradadır. Eski zamanlarda buranın geyiği, karacası bitmez diye söyleniyormuş ama usulsüz avlanmalar insanların doğayı düzensiz olarak kullanmalarından dolayı geyik soyu tükenmiş, şu anda Karaca, Tilki, Çakal,tavşan, sansar gibi hayvanlar ile yaban domuzu bulunmaktadır. Ormanlık arazide geniş yapraklı ağaçlardan meşe, yüksek rakımlarda kayın, gürgen gibi ağaçlar bulunmaktadır. Ot türünde orman florası çok zengindir.mantar çok boldur. Karacaköy’ ün en eski etkinliği ise meşhur deve güreşleridir.orman köylüsü olan Karacaköylüler, sarp yardeki odunları indirmek için deve kullanırlarmış. Bu yüzden Karacaköy’ de oldukça çok sayıda deve bulunurmuş. Her yıl Kasın ayında deve güreşleri düzenlenmekte olup bu güreşlere, Çanakkale’den ve Kabakça’dan gelen develer de katılırmış ancak traktörlerin bölgede yaygınlaşması, sonucunda deve kullanımı bırakılmış ve dolaysıyla deve güreşleri de tarihe karışmıştır.
ormancılar mangal kömürü yapıyorlar.


yıkılmaya yüz tutmuş,sevimli bir köyevi


çilingoz plajına doğru gidiş.yol berbat.yaklaşık 25 km böyle gittim.yol yer yer çok kötüydü.lastik patlayacak diye çok korktum ama korktuğum olmadı.sağlam lastikmiş gerçekten.







kuma saplandım kaldım.




MG][/URL]
Ormanlı Plajı.Çilingoz köyünün 25 km doğusu.Tıpkı en batıdan,doğuya İstanbul'a doğru sırasıyla İğneada-Kıyıköy-Yalıköy--Çilingoz sahili gibi Karadeniz e doğru bir dağ köyünün plajı.


Bu gezinin son resmi.Artık eve dönme vakti.

Eve dönerken dayanamadım ve çektim.

UMARIM BEĞENMİŞSİNİZDİR.BİR DAHAKİ GEZİDE BULUŞMAK ÜZERE.:cat:
BİNKILIÇ
Eski bir Rum Köyü olan Binkılıç’ın eski adı Istranca dır. 1960 yılında çıkan bir kanunla ismi Binkılıç olarak değiştirilmiştir. Çanakkale savaşlarına katılan yaşlıların anlattıklarına göre o tarihlerde Istranca’da bu bölgeyi koruyan bin kişilik silahlı bir grup yaşarmış. Binkılıç Balkan Harbi sırasında düşman askerlerinin giremediği nadir yörelerden biridir. Binkılç’a 7 km uzaklıkta ki Sefaalan (Saray- Tekirdağ) düştüğü halde, Binkılıç da ki efelerin karşı koymasıyla Binkılıç’a düşman girememiştir. Dolayısıyla Binkılıç düşmana verilmediği için, bir kurtuluş günüde yoktur. 1893 Rus Harbi ve Balkan Harbinden sonra Binkılıçta yaşayan Rumlar Yunanistan’a göç etmişler, onların yerine bölgeye Rumeli’den Türkler gelmiştir. Binkılıç’ın doğusunda Karamandere, Karacaköy, batısında Sefaalan – Saray kuzeyinde ise Beytepe, Karatepe, Mariakaya Tepeleri ve Çilingoz mevkii vardır. Bir doğa harikası olan Çilingoz’da çok eski tarihilerde bir sahil köyü olduğu sanılmaktadır. Binkılıç’ın yaklaşık 1 km kuzeyinde Kalebayırı olarak isimlendirilen bir tepecik vardır. Burada son yıllarda yapılan araştırmalarda çok eski bir kale kalıntısı ortaya çıkmıştır. Kale kalıntılarının Roma ve Bizans dönmelerine ait olduğu sanılmaktadır. Ancak kalenin tarihi ve yaşayanları hakkında resmi bir bilgi ve kaynak mevcut değildir. Doğal yaşamı korumaya önem verilen Binkılıç’ta, kırmızı, çırçır ve şifalı sular yanında; 24 saatte yumurtanın kabuğunu bile eritebilen kaynak koru suyu mevcuttur. Ormanlarında doğal yaşamlarını sürdüren ve nesli tükenmekte olan ancak vatandaşların ve Belediye Başkanı C.Cezmi AKÇİN’in şahsi gayretleri ile korunmakta olan yaklaşık 60 adet geyik, 300 adet karaca vardır. Bunun dışında yaban domuzu tavşan sansar sincap gibi hayvanlar da Binkılıç ormanların da yaşamaktadır. Nüfusu 5000 olup, 1200 hanesi vardır. Vatandaşın geçim kaynağı ormancılık olup, tarımda çok azdır. Binkılıç’a Aydınlar, Gümüşpınar, Hallaçlı, Yalıköy ve Yaylacık Köyleri bağlıdır.


çilingoz
doğa harikası olarak adlandıran özel ve keşfedilmemiş bakir sahiller eskiden cenevizlilerin burayı kullandığı ve çok eski bir yerleşim yeri olduğu tahmin ediliyor şimdilerde ıssız.

KARACAKÖY:
Eskiden bir Rum köyü olan Karacaköy ‘ün tarihi 1410’lu yıllara dayanmaktadır. İstanbul’un fethinden sonra ilk köye girme cesaretini kazanan Topal Osman ağa ve Karaca Ahmet Paşa adlarındaki iki Türk sancaklarından Topal Osman ağa köyü 3 km güneyinde bulunan Belgrat Köyünde Bizanslılar tarafından şehit edilmiş, diğer sancaktar Karaca Ahmet Paşa anısına beldeye KARACAKÖY ismi verilmiştir.Eski bir Rum köyü olan karacaköy ‘e , Bulgaristan’dan altı hane Türk’ün yerleşmesi ile Türkleşme başlamış,1877 Plevne savaşından sonra yine Bulgaristan’dan gelen Türk aileleri ile 50 haneye yaklaşan nüfusu ile bir Türk köyü haline gelmiştir. Bu göçmen olayı 1923 yılı Cumhuriyetin ilanına kadar devam etmiş ve Karacaköy beldesi164 haneye ulaşmıştır. Yapılan Lozan antlaşmasına uyularak Drama’ dan , Langaza'dan, Osaviç’ten 308 hane gelmiş ve Karacaköy’ yerleşmişlerdir.
Beldemizin en eski ve halen kullanılmakta olan binası şu anda Belediye Başkanlığı binası olarak kullanılmaktadır. Tarihi 1405’lere dayanan bu tarihi yapıt iki defa yangın tehlikesi geçirmiş restore edilerek okul, karakol, muhtarlık binası olarak kullanılmaktadır. Karacaköy’ün güneyinde Belgrat, Çiftlikköy köyleri, ormanlık arazi olarak küçük kuş kaya,Büyükkuşkaya, ile Hasan dağı tepeleri, Kürtdere, Çiftlikköy deresi, Belgrat deresi, Hamza deresi gibi dereler bulunmaktadır. Marmara denizini Karadeniz’e bağlayan eski Bizans suları da bulunmaktadır. Kuzeyde Nirengi tepe, Karasu deresi bulunmaktadır. Karasu deresinin başlangıç yeri Hasan tepe,Naltepe, gibi tepelerdir. Ayrıca çobankule çayırı da bu kesimdedir.
Çobankule çayırı çok önceleri Balık kurutulup, Çiroz yapımında kullanılan bir bölge olduğu söylenmektedir. Sayfiye yeri olabilecek güzellikte bir yer olarak göze çarpmaktadır.
Karacaköy’ün arkasında Karadeniz bulunur. Ayrıca burada Musa iskelesi Ormanlı plajı gibi güzel plajlar vardır. Tarihi sınır derede buradadır. Eski zamanlarda buranın geyiği, karacası bitmez diye söyleniyormuş ama usulsüz avlanmalar insanların doğayı düzensiz olarak kullanmalarından dolayı geyik soyu tükenmiş, şu anda Karaca, Tilki, Çakal,tavşan, sansar gibi hayvanlar ile yaban domuzu bulunmaktadır. Ormanlık arazide geniş yapraklı ağaçlardan meşe, yüksek rakımlarda kayın, gürgen gibi ağaçlar bulunmaktadır. Ot türünde orman florası çok zengindir.mantar çok boldur. Karacaköy’ ün en eski etkinliği ise meşhur deve güreşleridir.orman köylüsü olan Karacaköylüler, sarp yardeki odunları indirmek için deve kullanırlarmış. Bu yüzden Karacaköy’ de oldukça çok sayıda deve bulunurmuş. Her yıl Kasın ayında deve güreşleri düzenlenmekte olup bu güreşlere, Çanakkale’den ve Kabakça’dan gelen develer de katılırmış ancak traktörlerin bölgede yaygınlaşması, sonucunda deve kullanımı bırakılmış ve dolaysıyla deve güreşleri de tarihe karışmıştır.
ormancılar mangal kömürü yapıyorlar.


yıkılmaya yüz tutmuş,sevimli bir köyevi


çilingoz plajına doğru gidiş.yol berbat.yaklaşık 25 km böyle gittim.yol yer yer çok kötüydü.lastik patlayacak diye çok korktum ama korktuğum olmadı.sağlam lastikmiş gerçekten.







kuma saplandım kaldım.




MG][/URL]
Ormanlı Plajı.Çilingoz köyünün 25 km doğusu.Tıpkı en batıdan,doğuya İstanbul'a doğru sırasıyla İğneada-Kıyıköy-Yalıköy--Çilingoz sahili gibi Karadeniz e doğru bir dağ köyünün plajı.


Bu gezinin son resmi.Artık eve dönme vakti.

Eve dönerken dayanamadım ve çektim.

UMARIM BEĞENMİŞSİNİZDİR.BİR DAHAKİ GEZİDE BULUŞMAK ÜZERE.:cat: