- Katılım
- 20 Mar 2006
- Mesajlar
- 3,261
- Konu Yazar
- #1
Dün saat 4 sıraları Ankara'nın bulvarlarından birinde yaklaşık 70 km hızla seyrederken bir motosiklet-yaya kazasını mucize eseri ucuz atlattım. Bir yayanın kesinlikle olmaması gereken bu yolda (zira şeridi ayıran refüjde yüksek parmaklık var, karşıya geçmek te mümkün değil, nereye gidiyordu anlamadım) bir anda yolun en sol şeridinde karşıya sakin ve daldın şekilde yavaş yavaş yürüyen iyi giyimli orta yaşlı bir adamı farkettim. Ancak o kadar geç farkettim ki, mesafe 10 metreden azdı ve kornaya basma fırsatım bile olmadı. Panik halde frenlere asıldım ancak o mesafede ne fayda. Tam "çarptım" dediğim anda adam beni farkedip durdu ve kendini panik bir tavırla geriye atmaya çalıştı. Bu arada refleks olarak ellerini havaya kaldırırken sağ aynam gerçekten şiddetli bir şekilde sol eline çarptı. Bu çarpma öyle şiddetliydi ki yalpalamama neden oldu. Metreler sonra durup trafik akışı nedeniyle sağa yanaşamadığımdan iyice sola yanaştım, motoru yan sehpaya alıp park niyetine sol sinyali açıp motordan indim. Geriye dönüp baktığımda orta refüje çıkıp parmaklıklara dayanmış, yüzünde bir acı ifadesiyle elini tutuyordu. Yanına yürümeye başladığımda "tamam gelme bişey yok" tarzı bir işaret yaptı. "E hadi eyvallah o zaman" diyemedim ve yanına gittim. Velhasıl gerisini yazıp daha da uzatmaya gerek yok, adam yoluna, ben yoluma şeklinde ayrıldık.
Olay benim için çok moral bozucu idi. 2 neden psikolojik olarak bir süre çökmeme neden olmuştu. Birincisi malum, kaza atlatmış olmanın verdiği moral bozukluğu. İkincisi ise adamı geç farketmem idi. O kadar kötü olmuştum ki ilk fırsatta durup bir sigara içtim, aşırı derece su içme ihtiyacı hisettiğim halde su bulamadım.
Şimdi asıl canımı sıkan mesele şu. Trafik ışıklarında hareket etmişiz. Arkamdaki araçlar hareket edene kadar ben vitesi dörtlemişim. En önde benim, önüm bomboş, arkamdaki bana en yakın araç belki 100 metre geride. Bir yaya karşıya gayet sakin, yavaş bir şekilde geçiyor ve ben bunu görmüyorum. Önüm bomboş, meydan benim. Önümde şurda burda gidip bu yayayı benden saklayacak bir araç ta yok. Ben bu yayayı belki 100-200 metre geriden farketmeliydim. Adam dalgın olduğunu itiraf etti, peki ben neyim, kör müyüm??? Dalgınlığın bu kadarı üstelik bir motosiklet sürücüsü için fazla değil mi? O an kafama takılmış bir konu, bir sıkıntım falan da yoktu. Nasıl aramızdaki mnesafe 10 metreye düşene kadar ben bu adamı görmedim hala inanamıyorum.
Ve inanın, bu olaydan sonra motosiklete binmeye devam edip etmemem gerektiğini düşünmeye başladım. Adeta bu sabah işe gelirken her zaman ki zevkle binemedim sanki motoruma. Bu psikolojik durum sürermi geçermi bilmiyorum. Şu an bu psikolojideyim. Ve moral bozukluğum kesinlikle kaza atlatmış olmaktan değil, nice kazalar atlattım ama böyle olmamıştım. Canımı sıkan konu yayayı son ana kadar görmemiş olmamdı.
Her zaman bildiğim konuyu kötü bir ders ile hatırlamış oldum. DİKKAT, DİKKAT, DİKKAT... Motosiklet kullanırken kafamız yerinde olmalı ve gerçekten pür dikkat gitmeliyiz. Sağ, sol, aynalar, ilerisi, gerisi her yer her saniye adeta kontrolümüz altında olmalı. Ama işte her zaman böyle yapamıyoruz demek ki.
(Bir not: Konuşmamız sırasında adam, arkamdaki araçları gördüğünü, ancak beni farketmediğini söylemişti.)
Olay benim için çok moral bozucu idi. 2 neden psikolojik olarak bir süre çökmeme neden olmuştu. Birincisi malum, kaza atlatmış olmanın verdiği moral bozukluğu. İkincisi ise adamı geç farketmem idi. O kadar kötü olmuştum ki ilk fırsatta durup bir sigara içtim, aşırı derece su içme ihtiyacı hisettiğim halde su bulamadım.
Şimdi asıl canımı sıkan mesele şu. Trafik ışıklarında hareket etmişiz. Arkamdaki araçlar hareket edene kadar ben vitesi dörtlemişim. En önde benim, önüm bomboş, arkamdaki bana en yakın araç belki 100 metre geride. Bir yaya karşıya gayet sakin, yavaş bir şekilde geçiyor ve ben bunu görmüyorum. Önüm bomboş, meydan benim. Önümde şurda burda gidip bu yayayı benden saklayacak bir araç ta yok. Ben bu yayayı belki 100-200 metre geriden farketmeliydim. Adam dalgın olduğunu itiraf etti, peki ben neyim, kör müyüm??? Dalgınlığın bu kadarı üstelik bir motosiklet sürücüsü için fazla değil mi? O an kafama takılmış bir konu, bir sıkıntım falan da yoktu. Nasıl aramızdaki mnesafe 10 metreye düşene kadar ben bu adamı görmedim hala inanamıyorum.
Ve inanın, bu olaydan sonra motosiklete binmeye devam edip etmemem gerektiğini düşünmeye başladım. Adeta bu sabah işe gelirken her zaman ki zevkle binemedim sanki motoruma. Bu psikolojik durum sürermi geçermi bilmiyorum. Şu an bu psikolojideyim. Ve moral bozukluğum kesinlikle kaza atlatmış olmaktan değil, nice kazalar atlattım ama böyle olmamıştım. Canımı sıkan konu yayayı son ana kadar görmemiş olmamdı.
Her zaman bildiğim konuyu kötü bir ders ile hatırlamış oldum. DİKKAT, DİKKAT, DİKKAT... Motosiklet kullanırken kafamız yerinde olmalı ve gerçekten pür dikkat gitmeliyiz. Sağ, sol, aynalar, ilerisi, gerisi her yer her saniye adeta kontrolümüz altında olmalı. Ama işte her zaman böyle yapamıyoruz demek ki.
(Bir not: Konuşmamız sırasında adam, arkamdaki araçları gördüğünü, ancak beni farketmediğini söylemişti.)
Son düzenleme: