Asil 1920 arkadasimizin yazdiklarina kesinlikle katiliyorum.
Bu mesele bukadar basit degil ve bu kadar belirsiz bir platformda biz koklu ve guclu distributoruz vs derseniz bende biz baska bir ulkedemi yasiyoruz derim.
Daha once bende ayni seyi yazmistim kac adet Pulsar geldi ve satildi Turkiyede? Benim olup bitenlerden sonra yorumum sudur Bajaj Tyrkiye partnerine yani Kuralkan a itubar etmemis ve yeteti kadar siparisi verme konusunu onemsememistir.Bunun sorumlusu yuksrk ihtimal yine Kuralkan dir.Diger bir konu da Kurumsal ve guclu oldugunu iddia eden Kuralkan in bu siparis organizasyonunu aylardir yonetemeyisi ve bir takvime baglayamayisidir.
Bana sorarsaniz Kuralkan Bajaj distributorlugu tarafinda kemdisini oyke gorsede cok onemsenmiyor.Sonuc ortada.
Diyelimki motorlar 20 temmuzda geldi yahu bu sayi kac adet? Kac tane gelecek yetecekmi yetmeyecekmi bi dahaki siparis Eyluldemi gelecek halen belirsiz..
Benim asil endisem yedek parca bulunabilirligi bu gelemeyen motorlarin onemli parcalarini ileride saniyorum servislerde bulamayacak arkadaslar.Daha yag filtresinin akibeti belli degil.
Biz burada bazi distrubutorlere kotu derken bunca yillik yerel marka olan Kuralkan in gectigimiz yillarda yasananlari tekrar ediyor olmasina tesaduf demek sacma olur.
Bu isi bayilerin yonetemedigi acik Kuralkan in bu siparis yonetimini en azindan marka oturana kadar birebir musteri talebiyle hareket ederek yonetmesi gerekirdi.
Ozeti su, ne Bajaj Kuralkani onemsemis , ne Kuralkan meseleyi dogru algilamis , ne de bayiler nasil siparis alacaklarini ve ne kadar gelecegini bilememis...
Bunlarin hicbirinden saglikli bir surec cikmaz..
newmoto76, yazdıklarınıza harfiyen katılıyor, yorumlarınızı dikkatle okuyorum.
Kuralkan-Bajaj ortaklığında bir sıkıntı var, daha doğrusu varmış sanırım.
1) Ta en baştan başlarsak; Mart ayındaki fuarda görücüye çıkardıkları Pulsar'ın piyasa araştırmasını yapamayarak (kimse Discovery veya Boxer için bulamıyoruz demiyor).
2) İddialı ve bütçeli reklam harcamasına rağmen gelen siparişleri karşılayamadığı için çuvallayarak.
3) Bu durum karşısında aslında sosyal medyanın, en kuvvetli reklam mecrası olduğunu, tüketicinin buradaki olumsuz yorumunun önüne geçmesinin mümkün olmadığını bilmeyerek.
4) Kuralkan'ın geçmişte yaşadığı sıkıntılardan pekte ders almadığını göstererek.
Daha yazılabilir ama sadece bunlarla bile üretici ve distribütör arasında bir kopukluk olduğu izlenimi veriyor.
Tüketici ürünü istiyor ama ulaşamıyor. Bunu ithalat sıkıntısı yaşıyoruz, gemiye yüklemede sorun oldu, vb. şeylerle anlatamazsınız tüketiciye, anlamaz; anlamayız...
Kuralkan veya Bajaj, tüketiciyi ilgilendirmez. Cebinde parası var ve ürüne sahip olamıyor. Olamıyorsa kork! O, artık Altın'da da olsa ona teneke muamelesi yapar... Önce Kuralkan sonra Bajaj, Türk tüketicisinin psikolojisini çözememiş...
Diyorlarki, E Suzuki Inanzuma'da 3 ay bekletti insanları...
Güzel kardeşim, o Suzuki, Sen Bajaj... Tüketici ona saygı duyar, çünkü o Suzuki, güvenilir ve markasını kanıtlamış; Türk tüketicisi onu beğenmiş ve kabullenmiş; ona sabır gösterir.
Sen... Bajaj: hele beni malının iyi olduğuna, markanın güvenilir olduğuna bir ikna et bakalım.
Çok konuşuruz daha;
Kuralkan ve Bajaj'ın öngörüsüzlüğünden talebi karşılayamamalarının faturası tüketiciye çıktı: cami duvarı yani...
Burada Ekrem Bey'in hakkını teslim etmek gerek; bu kadar eleştiriye laf yetiştiriyor, patronlarının eksikliğinden dolayı. Helal onsun!
Öte yandan ben de merak ettim, İlk parti kaç adet geldi ve satıldı. 2. ve 3.parti kaç adet gelecek...
Bu ticari bir sır mı? Bilmeye hakkımız yok mu? Öğrenmek için TUİK'e mi yazalım...
Ayrıca, bir süre sonra yedek parça ihtiyaçları başlayacak. O zaman ne yapacağız?
Yine gemi mi bekleyeceğiz?
Sanki önce satalım, sonra servisi hallederiz ardından da yedek parçayı, gibi bir mantık olmuş.
Benim gibi pek çok kullanıcı lay lay lom sürüyoruz... Ya sonrası.
Son olarak: Kuralkan Pulsar ile ayağına kurşun değil top sıkabilir; ya da sektörün en iyisi olabilir... İşte bütün mesele bu.
Merak etmeyin, biz yedek parça ve servis ihtiyacını bir şekilde karşılarız... Bu Kuralkan veya başkası; yolda kalmayız.
Hakikaten beklemeye değecek bir motosiklet, paranızın fazlasını veriyor. Ama bekleyen arkadaşlara kabak tadı da veriyor!