- Katılım
- 25 Tem 2015
- Mesajlar
- 5
- Konu Yazar
- #1
SEYAHAT TARİHİ: 11 Temmuz 2015- 19 Temmuz 2015
ROTA:
1. Gün: İstanbul- Selanik (Yunanistan)
2. Gün: Ohrid (Makedonya)
3. Gün: Ülgün (Karadağ)
4. Gün: Tivat (Karadağ)
5. Gün: Dubrovnik (Hırvatistan)
6. Gün: Sibenik (Hırvatistan)
7. Gün: Belgrad (Sırbistan)
8. Gün: Sofya (Bulgaristan) ve 9. günde İstanbula geri dönüş
ARAÇ: Bajaj Pulsar 200 NS
HAZIRLIK:
Öncelikle yurtdışına çıkabilmek için hususi pasaporta gerekli olan Schengen vizesi başvurularımızı Yunanistan için Kosmos Vize Merkezine yaptık. (Vize ücreti: 60 , Kosmos Hizmet Bedeli: 60 TL) Vizelerimiz Yunanistan ve konsolosluk krizinden dolayı yetişecek mi yetişmeyecek mi derken; yetişmedi. Biz de bir hafta sonraya kaydırdık planlarımızı.
Araçla çıkabilmek için Leventteki Turing kurumundan Uluslararası Sürücü Belgemizi aldık. (Beynelmilel Ehliyet 1 Yıllık ücreti ilk seferde 415 TL, sonraki alışlarda bu ücret 225 TLye düşecek. T.C. yeni ehliyetler geldiğinde buna gerek kalmayacakmış ancak kim bilir ne zaman? 2016 başı deniyor şimdilik.)
Araç için sigorta da gerekiyor, Green Card deniyor bu sigortaya. Sınırdan alınabiliyor ama biz zaten Turinge ehliyet için gittiğimizden, orada hallettik. Yarım saatte ikisi de hazır oluyor. (Motosiklet için 15 günlük Green Card ücreti 40 , ancak biz ne olur ne olmaz diye bir aylık almıştık: 50 . İyi ki öyle yapmışız zira tatili ertelememiz gerektiğinden 2 haftalık yetişmeyecekmiş.
Motosikletin bakımı için her zamanki gibi Kadıköydeki Bay Motoya gittik. Sağ olsunlar sorunları ve isteklerimizi dinleyip motora pit stop a girmiş Formula 1 aracı muamelesi yaparak dört kişi gerekli ayarları ve yağ değişimini kısa sürede hallettiler. Gitmeden önce isteklerinizi bir kağıda not alırsanız o sırada unutmazsınız.
Sele biraz sert olduğundan internette adını şu anda hatırlamadığımız bir sayfada gördüğümüz el yapımı airhawk tekniğini uyguladık fikir sahibine buradan teşekkür edip gerçekten işe yaradığını söyleyebiliriz. (Bisiklet iç lastiğini az şişirip sele şeklinde bağlayarak bir kılıfa yerleştirme işlemi, biz kılıf olarak kask kılıfı kullandık.)
Montlarımızı giydik, kasklarımızı, dizliklerimizi taktık. Çadırımız, matlarımız, giysilerimizi yükledik artık yola çıkmaya hazırız.
İpsala Sınır kapısından çıktık.
1. gün, İstanbul Kadıköyden sabah saat 6.00da yola çıktık, yakıt ikmali dışında pek mola vermeden saat 10.00 gibi İpsala Sınır Kapısına ulaştık. Motorlu olduğumuz için sınırda sıra beklemeden en öne geçtik tabii ki arkamızdaki araçtan müsaade isteyerek. Hiç sorun çıkarmadan buyurun dedi ancak arkadan itiraz etmediler de değil hani. Sıcakta koruyucu motosiklet ekipmanıyla beklemenin, klimalı araç içinde beklemekle aynı şey olmadığı ve yaya, bisiklet ve motosikletin tüm dünyada öncelikli olduğu şeklinde açıklama yaptığımızda pek bir şey demediler ve kısa bir süre sonra sınırı geçtik. Yunan polisi nereye gideceğimizi ve kısa rota planımızı sordu anlattık ve bir sorun çıkmadı. Önce Kavalaya gidip öğle yemeğimizi yedik. Ardından daha önce Kavala ve Selanike gitmiş olduğumuz için fazla oyalanmadan Selanike doğru yola koyulduk. Kavala-Selanik arasında otobandan ayrılıp manzaralı deniz kenarı yolunu tercih ettik. Akşam yürüyüşünden sonra önceden rezervasyon yaptırdığımız Hotelde kaldık. Toplam km: 630
Amfipoli aslanı
Selanik gecesi
2. gün, Selanikten Makedonya Ohride doğru yola koyulduk. Edessa yakınlarında nektarin bahçelerinin arasında antik kent ve şelale tabelası görünce girmeye karar verdik. Görülmeye değerdi, herkese tavsiye ederiz. Yolda bol bol mola vererek Niki sınır kapısından Makedonyaya geçerek akşamüzeri Ohride vardık. Eski şehirdeki antik tiyatroda bir konser varmış, trafik polisleri panik halde tüm kavşakları kapatmış hiçbir yerden geçmeye izin vermiyorlardı
Dolanarak bir yerlerden şehre girdik. Bisikletli turist avcılarının 13 ya bize önerdikleri pansiyonları zorlukla reddederek, Ohrid manzaralı bir tepeye çıktık ve çadırımızı kurduk. Toplam km: 290
Edessa Şelalesi
Şelalenin arka tarafından dolanan minik bir yol var
Ohrid'e geldik
Çadır kurduğumuz yerden Ohrid manzarası
3. gün, internetten aldığımız kablolu interkomumuzun kulaklığının kablosu bozuldu :jocolor: Arnavutluk-Tiran üzerinden Karadağa geçme planı yaptığımız için Tiranda bir kulaklık almaya karar verdik. Tirana gidiş biraz zorlu oldu, öncelikle yanımızda sadece euro olduğu için otobana girmeyerek dağlar geçtik. Manzara güzeldi ancak yolu uzattı. Sonra euro ile de ödeme yapabileceğimizi öğrenince biraz üzüldük. Neyse artık. Tiranda biraz gezip kulaklık aldık. O kulaklık da 2 gün idare etti Kablosuz bir interkom almaya yemin ettik. Arnavutlukda hemen hemen tüm yollar çift yön, kamyonları bekleye bekleye hava kararırken Karadağa girdik ve en güneydeki deniz kenarı kasabası Ülgüne vardık. Buradaki pansiyonumuzu çok sevdik. (Rooms Mola Beciri) Toplam km: 285
Arnavutluk-Karadağ sınırındaki İşkodra şehrinde manzaramsı
Karadağ'a giriyoruz
Ülgün'ün gecesi
Pansiyonda kivi ağacının altında Slovenyalı komşularımızla
4. gün, biraz yavaşlamaya karar verdik ve tüm günü Karadağın deniz kenarına ayırdık. Hava giderek daha boğucu olmaya başladığından Sutomorede deniz molası, Buljaricada yemek molası Sveti Stefanda bir gezelim, Budvayı mutlaka görelim derken akşama doğru Tivata vardık. Kotor körfezini gündüz gözüyle görmek istediğimiz için devam etmedik ve geceyi çok güzel bir manzarası olan Hostel Antonda geçirdik. (Birçok hostel gibi iki kişilik odaları da var yatakhanenin yanı sıra.) Tavsiye ederiz. Toplam km: 95
Sutomore'de deniz molası
Buljarica'da yemek...
Sv. Stefan, Aman Resorts tarafından 3o yıllığına kiralanıp otel haline getirilmeden önce gezilebiliyormuş. Artık içeriye sadece otel müşterisiyse giriliyor :farao:
Budva, eski şehir surları dışında denize girmece
Tivat'ta kaldığımız hostelin teras manzarası (aynısı odalarda da var)
5. gün, Kotor Körfezini gezdik. Körfezi tamamen dolanmadan ufak bir feribot var dileyenler onu da tercih edebilir ama kaçıracakları birçok güzellik var söyleyelim. Yol çok dar ve çift yönlü olsa da gayet keyifliydi. Körfezin dibinden dağlara çıkan ve Karadağın iç kısımlarındaki ulusal parklara giden bir yol var. Zamanımız olmadığından gitmedik ancak bir sonraki seyahat planımıza Park Durmitor ve orada Tara nehrindeki dünyanın ikinci büyük kanyonunu (Tara Kanyonu) ekledik. Karadağ sınırını geçip Hırvatistana girdik. Bir süre sonra Dubrovnike girdik. Dubrovnik 2011deki seyahatimizden bu yana aşırı derecede pahalılaşmış. Hırvatistanın geneli de aslında pahalıydı. Dubrovnikin eski şehrini ve diğer tüm eski şehirleri gezerken içeriye motosiklet sokulmadığı için aracı dışarıda bırakıp kasklarımızı kilitliyorduk ve montlarımızı da üstüne atıp bırakıyorduk herhangi bir hırsızlık vakasıyla karşılaşmadık. (Yine de temkinli olmakta fayda var.) Bu arada motosikletler için ücretsiz park alanı mevcut. Akşam yemeğimizi yedikten sonra Dubrovnikin içerisinde yer bulamadığımız ve bulduğumuz yerlerin pahalı olması sebebiyle şehrin dışına çıkıp camping aramaya koyulduk, ilk bulduğumuz yer kendi kuracağımız iki kişilik küçük çadırımız için 50 üstü ücret isteyince şehirden iyice uzaklaşma isteği sardı dört bir yanımızı. Şehirden 15 km kadar uzaklaştıktan sonra Orasac civarında Pod Maslinom adlı çok güzel bir kamp alanında yaklaşık 12 karşılığı kaldık, kamp alanında wi-fi, elektrik, duş, tuvalet, çamaşırhane ve küçük bir bar bile vardı. Toplam km: 90
Kotor körfezinde tüm yol bu şekilde devam ediyor.
Kotor'un eski şehrini de gezelim diye duruyoruz
Kotor
Hırvatistan'dayız
Dubrovnik
Surlar
6. gün, artık zamanımız da azaldığı için tüm yolu geri dönmek yerine daha kuzeye çıkıp Zagreb-Belgrad-Sofya üçlüsünden otobanı kullanarak İstanbula doğru rotamızı çizdik. Anakaradan devam etmek istediğimiz için Hırvatistan sahil şeridinin bir kısmı da Bosna Hersek sınırlarına girdiğinden ülkeye kısa süreli girip çıkmak zorunda kaldık ancak alternatif olarak anayoldan sola Hırvatistanın Peljesac yarımadasına gidip oradan da feribotla Hırvatistanın Ploce şehrine sınır kapısı olaylarına bulaşmadan ulaşabilirsiniz. Ancak düz devam ederseniz Bosna Hersek Sahil şeridi sadece 9 km ve sınırda çok beklemeden giriş çıkış yapılabiliyor. Hırvatistan-Splite gitmek için yolun bir kısmından sonra Split tabelalarını takip ederken yol bizi otobana attı. Nasıl çıkarız, ne ederiz derken navigasyon yardımıyla bir yol bulduk ancak bu yol da kilometrelerce sert virajlarla dolu dağ yoluydu, böylece Hırvatistanın kuş uçmaz kervan geçmez dağlarını da görmüş olduk. Nihayet ayrıldığımız deniz kenarı yoluna ulaştıktan kısa bir süre sonra Splite vardık ve mola verdik. Şehir büyük ve güzel. Eski şehirde daha önce gördüğümüz turistik etkinlik adına yaşıyormuş gibi görünen eski şehir yaşantısından farklı olarak normal şehir yaşantısı vardı. Moladan sonra rotamızı Sibenike çevirdik ve Sibenik yakınlarında bulunan Krka Ulusal Parkı civarında çadır kampı alanında konakladık. Toplam km: 300
Split yolunda doğru yola giriş
Split'ten bir Görünüş
7. gün Krka Parkının içerisinde şarj probleminden dolayı fotoğraf çekemedik ama MUTLAKA görmenizi tavsiye ederiz. Buradan hareketle önce Zagrebe sonra Sırbistan Belgrada ulaştık. Bu kadar uzun ve hızlı bir yolu aceleniz yoksa tabii ki tavsiye etmiyoruz. Biz yine de Zagrebte kısa bir şehir turu attık. Zaten birimiz daha önce gittiği için şehri biliyordu ve gezimiz kolay oldu. Belgrada gece 3te ulaşmamıza rağmen daha önce rezervasyon yaptırıp geç geleceğimizi söylediğimiz pansiyon sahibi teyze uyumamış ve bizi bekliyordu. Toplam Km: 732 (Bajaj Pulsar gitmem demiyor. )
Krka parkına giden tekneler.
Zagreb
Aziz Markus Kilisesi
Zagreb'e tepeden bakış
8. gün, bize söylenenin aksine Sırbistanda karşılaştığımız herkes gayet cana yakındı. Hatta ayrılırken Yuba adlı teyzemiz bize sarılarak yanaklarımızdan öptü ve dikkatli olmamızı söyledi. Kısa bir süre motosiklet üzerinde şehir turu atıp yemek yedikten sonra akşamüzeri Sofyaya doğru yola çıktık Bulgaristana girer girmez Avrupadan tamamen çıktığımızı fark ettik zira yollar kazılı, asfalt kalitesi kötü ve trafik sıkışıktı. Sırbistan da ahım şahım olmasa da Bulgaristan olayı tamamen koparmış. Sofyada kötü sayılacak bir pansiyonda konakladık. Toplam km:395
Belgrad
9. ve son gün yine hızlı bir şehir turundan sonra İstanbulun yolunu tuttuk. E80 üzerindeki bir köprü çalışması, navigasyonun o yolda ısrar etmesi ve Bulgaristanın tabela özürlülüğü sebebiyle burada yaklaşık bir saat kaybettikten sonra yoldaki bütün Türklerin birbirleriyle yardımlaşması sonucu doğru yola girip 106 km sonra Kapıkule Sınır Kapısına ulaştık. Müthiş bir sıra ve gurbetçi akını vardı. Polisle yaptığımız motosiklet önceliği konusundaki müzakereden ret yanıtı aldıktan sonra mecburen sıraya girip bir buçuk saat bekledik halbuki bütün diğer ülkelerde bize öncelik tanınmıştı. Neyse ki aracın Türk plakalı olması ikinci ve üçüncü adımları hızla geçmemizi sağladı. Temden üç buçuk saatte Kadıköye ulaştık.
Sofya
SONUÇ:
Bajaj Pulsar 200 NS yer yer 37-40 derece sıcaklıklarda yer yer çok uzun mesafeler gitmemize rağmen hiçbir sorun yaşatmadı. 120-135 Km/h de 100 kilometrede yaklaşık 3,6 litre yakıt sarfiyatı hesapladım bence çok iyi bir değer.
Seyahatimiz esnasında herkes çok yardım sever ve nazik davrandı. Trafikte motosiklete olan farkındalık gerçekten çok rahat seyahat etmemize imkan kıldı.
Sorularınız olursa çekinmeden sorabilirsiniz.
Gerekli bulduğumuz linkler:
http://www.kosmosvize.com.tr/
http://www.turing.org.tr/
http://www.baymoto.com.tr/
http://www.campingeurope.com/
http://www.acsi.eu/
ROTA:
1. Gün: İstanbul- Selanik (Yunanistan)
2. Gün: Ohrid (Makedonya)
3. Gün: Ülgün (Karadağ)
4. Gün: Tivat (Karadağ)
5. Gün: Dubrovnik (Hırvatistan)
6. Gün: Sibenik (Hırvatistan)
7. Gün: Belgrad (Sırbistan)
8. Gün: Sofya (Bulgaristan) ve 9. günde İstanbula geri dönüş
ARAÇ: Bajaj Pulsar 200 NS
HAZIRLIK:
Öncelikle yurtdışına çıkabilmek için hususi pasaporta gerekli olan Schengen vizesi başvurularımızı Yunanistan için Kosmos Vize Merkezine yaptık. (Vize ücreti: 60 , Kosmos Hizmet Bedeli: 60 TL) Vizelerimiz Yunanistan ve konsolosluk krizinden dolayı yetişecek mi yetişmeyecek mi derken; yetişmedi. Biz de bir hafta sonraya kaydırdık planlarımızı.
Araçla çıkabilmek için Leventteki Turing kurumundan Uluslararası Sürücü Belgemizi aldık. (Beynelmilel Ehliyet 1 Yıllık ücreti ilk seferde 415 TL, sonraki alışlarda bu ücret 225 TLye düşecek. T.C. yeni ehliyetler geldiğinde buna gerek kalmayacakmış ancak kim bilir ne zaman? 2016 başı deniyor şimdilik.)
Araç için sigorta da gerekiyor, Green Card deniyor bu sigortaya. Sınırdan alınabiliyor ama biz zaten Turinge ehliyet için gittiğimizden, orada hallettik. Yarım saatte ikisi de hazır oluyor. (Motosiklet için 15 günlük Green Card ücreti 40 , ancak biz ne olur ne olmaz diye bir aylık almıştık: 50 . İyi ki öyle yapmışız zira tatili ertelememiz gerektiğinden 2 haftalık yetişmeyecekmiş.
Motosikletin bakımı için her zamanki gibi Kadıköydeki Bay Motoya gittik. Sağ olsunlar sorunları ve isteklerimizi dinleyip motora pit stop a girmiş Formula 1 aracı muamelesi yaparak dört kişi gerekli ayarları ve yağ değişimini kısa sürede hallettiler. Gitmeden önce isteklerinizi bir kağıda not alırsanız o sırada unutmazsınız.
Sele biraz sert olduğundan internette adını şu anda hatırlamadığımız bir sayfada gördüğümüz el yapımı airhawk tekniğini uyguladık fikir sahibine buradan teşekkür edip gerçekten işe yaradığını söyleyebiliriz. (Bisiklet iç lastiğini az şişirip sele şeklinde bağlayarak bir kılıfa yerleştirme işlemi, biz kılıf olarak kask kılıfı kullandık.)
Montlarımızı giydik, kasklarımızı, dizliklerimizi taktık. Çadırımız, matlarımız, giysilerimizi yükledik artık yola çıkmaya hazırız.
1. gün, İstanbul Kadıköyden sabah saat 6.00da yola çıktık, yakıt ikmali dışında pek mola vermeden saat 10.00 gibi İpsala Sınır Kapısına ulaştık. Motorlu olduğumuz için sınırda sıra beklemeden en öne geçtik tabii ki arkamızdaki araçtan müsaade isteyerek. Hiç sorun çıkarmadan buyurun dedi ancak arkadan itiraz etmediler de değil hani. Sıcakta koruyucu motosiklet ekipmanıyla beklemenin, klimalı araç içinde beklemekle aynı şey olmadığı ve yaya, bisiklet ve motosikletin tüm dünyada öncelikli olduğu şeklinde açıklama yaptığımızda pek bir şey demediler ve kısa bir süre sonra sınırı geçtik. Yunan polisi nereye gideceğimizi ve kısa rota planımızı sordu anlattık ve bir sorun çıkmadı. Önce Kavalaya gidip öğle yemeğimizi yedik. Ardından daha önce Kavala ve Selanike gitmiş olduğumuz için fazla oyalanmadan Selanike doğru yola koyulduk. Kavala-Selanik arasında otobandan ayrılıp manzaralı deniz kenarı yolunu tercih ettik. Akşam yürüyüşünden sonra önceden rezervasyon yaptırdığımız Hotelde kaldık. Toplam km: 630
2. gün, Selanikten Makedonya Ohride doğru yola koyulduk. Edessa yakınlarında nektarin bahçelerinin arasında antik kent ve şelale tabelası görünce girmeye karar verdik. Görülmeye değerdi, herkese tavsiye ederiz. Yolda bol bol mola vererek Niki sınır kapısından Makedonyaya geçerek akşamüzeri Ohride vardık. Eski şehirdeki antik tiyatroda bir konser varmış, trafik polisleri panik halde tüm kavşakları kapatmış hiçbir yerden geçmeye izin vermiyorlardı
3. gün, internetten aldığımız kablolu interkomumuzun kulaklığının kablosu bozuldu :jocolor: Arnavutluk-Tiran üzerinden Karadağa geçme planı yaptığımız için Tiranda bir kulaklık almaya karar verdik. Tirana gidiş biraz zorlu oldu, öncelikle yanımızda sadece euro olduğu için otobana girmeyerek dağlar geçtik. Manzara güzeldi ancak yolu uzattı. Sonra euro ile de ödeme yapabileceğimizi öğrenince biraz üzüldük. Neyse artık. Tiranda biraz gezip kulaklık aldık. O kulaklık da 2 gün idare etti Kablosuz bir interkom almaya yemin ettik. Arnavutlukda hemen hemen tüm yollar çift yön, kamyonları bekleye bekleye hava kararırken Karadağa girdik ve en güneydeki deniz kenarı kasabası Ülgüne vardık. Buradaki pansiyonumuzu çok sevdik. (Rooms Mola Beciri) Toplam km: 285
4. gün, biraz yavaşlamaya karar verdik ve tüm günü Karadağın deniz kenarına ayırdık. Hava giderek daha boğucu olmaya başladığından Sutomorede deniz molası, Buljaricada yemek molası Sveti Stefanda bir gezelim, Budvayı mutlaka görelim derken akşama doğru Tivata vardık. Kotor körfezini gündüz gözüyle görmek istediğimiz için devam etmedik ve geceyi çok güzel bir manzarası olan Hostel Antonda geçirdik. (Birçok hostel gibi iki kişilik odaları da var yatakhanenin yanı sıra.) Tavsiye ederiz. Toplam km: 95
5. gün, Kotor Körfezini gezdik. Körfezi tamamen dolanmadan ufak bir feribot var dileyenler onu da tercih edebilir ama kaçıracakları birçok güzellik var söyleyelim. Yol çok dar ve çift yönlü olsa da gayet keyifliydi. Körfezin dibinden dağlara çıkan ve Karadağın iç kısımlarındaki ulusal parklara giden bir yol var. Zamanımız olmadığından gitmedik ancak bir sonraki seyahat planımıza Park Durmitor ve orada Tara nehrindeki dünyanın ikinci büyük kanyonunu (Tara Kanyonu) ekledik. Karadağ sınırını geçip Hırvatistana girdik. Bir süre sonra Dubrovnike girdik. Dubrovnik 2011deki seyahatimizden bu yana aşırı derecede pahalılaşmış. Hırvatistanın geneli de aslında pahalıydı. Dubrovnikin eski şehrini ve diğer tüm eski şehirleri gezerken içeriye motosiklet sokulmadığı için aracı dışarıda bırakıp kasklarımızı kilitliyorduk ve montlarımızı da üstüne atıp bırakıyorduk herhangi bir hırsızlık vakasıyla karşılaşmadık. (Yine de temkinli olmakta fayda var.) Bu arada motosikletler için ücretsiz park alanı mevcut. Akşam yemeğimizi yedikten sonra Dubrovnikin içerisinde yer bulamadığımız ve bulduğumuz yerlerin pahalı olması sebebiyle şehrin dışına çıkıp camping aramaya koyulduk, ilk bulduğumuz yer kendi kuracağımız iki kişilik küçük çadırımız için 50 üstü ücret isteyince şehirden iyice uzaklaşma isteği sardı dört bir yanımızı. Şehirden 15 km kadar uzaklaştıktan sonra Orasac civarında Pod Maslinom adlı çok güzel bir kamp alanında yaklaşık 12 karşılığı kaldık, kamp alanında wi-fi, elektrik, duş, tuvalet, çamaşırhane ve küçük bir bar bile vardı. Toplam km: 90
6. gün, artık zamanımız da azaldığı için tüm yolu geri dönmek yerine daha kuzeye çıkıp Zagreb-Belgrad-Sofya üçlüsünden otobanı kullanarak İstanbula doğru rotamızı çizdik. Anakaradan devam etmek istediğimiz için Hırvatistan sahil şeridinin bir kısmı da Bosna Hersek sınırlarına girdiğinden ülkeye kısa süreli girip çıkmak zorunda kaldık ancak alternatif olarak anayoldan sola Hırvatistanın Peljesac yarımadasına gidip oradan da feribotla Hırvatistanın Ploce şehrine sınır kapısı olaylarına bulaşmadan ulaşabilirsiniz. Ancak düz devam ederseniz Bosna Hersek Sahil şeridi sadece 9 km ve sınırda çok beklemeden giriş çıkış yapılabiliyor. Hırvatistan-Splite gitmek için yolun bir kısmından sonra Split tabelalarını takip ederken yol bizi otobana attı. Nasıl çıkarız, ne ederiz derken navigasyon yardımıyla bir yol bulduk ancak bu yol da kilometrelerce sert virajlarla dolu dağ yoluydu, böylece Hırvatistanın kuş uçmaz kervan geçmez dağlarını da görmüş olduk. Nihayet ayrıldığımız deniz kenarı yoluna ulaştıktan kısa bir süre sonra Splite vardık ve mola verdik. Şehir büyük ve güzel. Eski şehirde daha önce gördüğümüz turistik etkinlik adına yaşıyormuş gibi görünen eski şehir yaşantısından farklı olarak normal şehir yaşantısı vardı. Moladan sonra rotamızı Sibenike çevirdik ve Sibenik yakınlarında bulunan Krka Ulusal Parkı civarında çadır kampı alanında konakladık. Toplam km: 300
7. gün Krka Parkının içerisinde şarj probleminden dolayı fotoğraf çekemedik ama MUTLAKA görmenizi tavsiye ederiz. Buradan hareketle önce Zagrebe sonra Sırbistan Belgrada ulaştık. Bu kadar uzun ve hızlı bir yolu aceleniz yoksa tabii ki tavsiye etmiyoruz. Biz yine de Zagrebte kısa bir şehir turu attık. Zaten birimiz daha önce gittiği için şehri biliyordu ve gezimiz kolay oldu. Belgrada gece 3te ulaşmamıza rağmen daha önce rezervasyon yaptırıp geç geleceğimizi söylediğimiz pansiyon sahibi teyze uyumamış ve bizi bekliyordu. Toplam Km: 732 (Bajaj Pulsar gitmem demiyor. )
8. gün, bize söylenenin aksine Sırbistanda karşılaştığımız herkes gayet cana yakındı. Hatta ayrılırken Yuba adlı teyzemiz bize sarılarak yanaklarımızdan öptü ve dikkatli olmamızı söyledi. Kısa bir süre motosiklet üzerinde şehir turu atıp yemek yedikten sonra akşamüzeri Sofyaya doğru yola çıktık Bulgaristana girer girmez Avrupadan tamamen çıktığımızı fark ettik zira yollar kazılı, asfalt kalitesi kötü ve trafik sıkışıktı. Sırbistan da ahım şahım olmasa da Bulgaristan olayı tamamen koparmış. Sofyada kötü sayılacak bir pansiyonda konakladık. Toplam km:395
9. ve son gün yine hızlı bir şehir turundan sonra İstanbulun yolunu tuttuk. E80 üzerindeki bir köprü çalışması, navigasyonun o yolda ısrar etmesi ve Bulgaristanın tabela özürlülüğü sebebiyle burada yaklaşık bir saat kaybettikten sonra yoldaki bütün Türklerin birbirleriyle yardımlaşması sonucu doğru yola girip 106 km sonra Kapıkule Sınır Kapısına ulaştık. Müthiş bir sıra ve gurbetçi akını vardı. Polisle yaptığımız motosiklet önceliği konusundaki müzakereden ret yanıtı aldıktan sonra mecburen sıraya girip bir buçuk saat bekledik halbuki bütün diğer ülkelerde bize öncelik tanınmıştı. Neyse ki aracın Türk plakalı olması ikinci ve üçüncü adımları hızla geçmemizi sağladı. Temden üç buçuk saatte Kadıköye ulaştık.
SONUÇ:
Bajaj Pulsar 200 NS yer yer 37-40 derece sıcaklıklarda yer yer çok uzun mesafeler gitmemize rağmen hiçbir sorun yaşatmadı. 120-135 Km/h de 100 kilometrede yaklaşık 3,6 litre yakıt sarfiyatı hesapladım bence çok iyi bir değer.
Seyahatimiz esnasında herkes çok yardım sever ve nazik davrandı. Trafikte motosiklete olan farkındalık gerçekten çok rahat seyahat etmemize imkan kıldı.
Sorularınız olursa çekinmeden sorabilirsiniz.
Gerekli bulduğumuz linkler:
http://www.kosmosvize.com.tr/
http://www.turing.org.tr/
http://www.baymoto.com.tr/
http://www.campingeurope.com/
http://www.acsi.eu/