eline sağlık
kitabın 330 sayfası masonluğu anlatıyor (videoda belirtiliyor)
memlekette en Atatürkçü geçinenler onun kapattığı localardan çıkma
onun adıyla din düşmanlığı yapıldı, milli oluşumlara darbe vuruldu, avrupacılık dikte edildi millete; kimi zaman da din adına benzer maksatların maskelenmesi gibi
sanki atatürk "Oysa hangi istiklal vardır ki yabancıların nasihatleriyle, yabancıların planlarıyla yükselebilsin!" derken, gidin batılı olun demek istiyordu
sanki Allah "yahudi ve hristiyanları dost edinmeyin, onlar birbirlerinin dostudurlar" derken müslümanların sadece bir kısmını kastediyordu
ey atatürkçü geçinenler!
onu fetiş nesnesi yapmaktan vazgeçip, kimlere karşı mücadele ettiğine dikkat edin
ve ey müslümanlar!
Allahın kitabı varken, neden insanların peşine takılıp, onların yaptıkları ihanetleri islamla özdeşleştirmeye kalkmak suretiyle kendinizi kandırıyorsunuz?
Birtakım insanlar şucu ya da bucu adı altında kendi çıkarlarının peşinden koşmuş ve koşmakta olabilirler. Sizin yaptığınız gibi, asıl söylemek istediklerini gizliyor olabilirler. Fakat bu şekilde davranan bir takım kişilerin varlığı kavrama saldırmanıza yeter bir sebep değildir. Eğer bir kavrama saldırmak istiyorsanız kavramın özüne saldırmalısınız. Fakat siz bu cesareti yukarıdaki mesajınızda gösterememişsiniz.
Ben sizi tek bir mesajınızla değerlendirmek istemedim. Bloğunuza (http://tygersarea.blogspot.com) ve bu sitede yazdığınız bir kaç mesaja baktım.
Yazdıklarınızı okuyunca düşünce sistematiğinizin temelini, halkı korkuyla yoğuran (dize getiren), güçlü (faşizan) bir devletin üzerine, dini (sizde bu Müslümanlık) esasları benimsemiş bir kontrol mekanizmasının oluşturduğunu gördüm.
Müslümanlığı Faşizmin üzerine koyarak, Müslümanlığın özünde var olan insan sevgisi, hakka (kişi hakları anlamında) olan saygı ve hoşgörüden yararlanıp faşizmi yumuşatırsınız diye düşünsem de anlaşılıyor ki siz, Müslümanlığı da insanları korkutmak için, hem de Allah'la korkutmak için en tepeye koyuyorsunuz.
Kavramları o kadar bir birine karıştırıyorsunuz ki Faşizm size ilk olarak Siyonizmi (Yahudi siyasi hareketi) hatırlatıyor. Evet Siyonizm faşizan bir akımdır fakat faşizm bana önce Hitler ve Mussolini'yi hatırlatır. Yani Yahudileri ortadan kaldırmaya çalışan adamları. Demek ki kurgunuzdaki faşizan yaklaşımın özü buradan geliyor.
Cehaletiniz (Bu kelimeyi ne olur yanlış anlamayın hakaret olarak kullanmıyorum. Belli konularda kendimi de bu şekilde tanımlarım) Maide Suresinin özünü bile görmenizi engellemiş. Mesela benzer ifadeleri Al-i İmran suresinde de (kaçıncı ayetti hatırlayamadım şimdi) bulabilirsiniz. Burada bahsedilen dostluk beşeri ilişkiler ile ilgili bir dostluk kesinlikle değildir. Bahsedilen kişilerin dinleri ile ilişkilendirilen dostluktur. Bir anlamda kişilerin dinleri ile kuracağınız dostluktur.
Benim size naçizane bir tavsiyem var. İslamiyet'i korku aracı olarak görmeyin. İnsanlar korktukları şeylere belli süreler boyun eğerler belki, ama kesinlikle sevmezler.
Gelelim devlet kurgunuza. Bir devlet, ülke içinde yaşayanlar tarafından oluşturulur. Siz ülke içinde yaşayanlara hepiniz şu dinden, şu mezhepten olacaksınız, inancınızı benim belirttiğim şekilde yaşayacaksınız, şu renkten olmalısınız gibi diktelerde bulunmamalısınız, bakınız bulunamazsınız demiyorum. Yukarıda bahsettiğim şekildeki kurgular hep Faşizmle, acı çeken, nefret eden, lanet okuyan insanların haykırışlarıyla sonuçlanmıştır.
Bakınız geçtiğimiz 16 sayfada tarihimizle, Atatürk'le, Atatürkçülükle ilgili bir çok yazı ve video var, birazını bile okusanız bu ülkenin öyle kolay kurulmadığını görürsünüz. Mesela, Hasan Tahsin yalnızca bir tabanca ile tek başına ortaya çıkıp, Yunan sancağını güle oynaya taşıyan askeri indirdiğinde otuz yaşındaydı, Yunan askeri etrafını sarıp onu süngülerle öldürdüğünde ardında eşini ve bir çocuğunu bıraktı. Cahil cühela bir adam, belki bir fedai de değildi, gazeteciydi. Ben buna saygı duyarım.
Ben Atatürk'ün ve binlerce şehidin, gazinin bu ülke için yaptıklarıyla gurur duyarım.
Ben parçalanmış, satılmış Osmanlı İmparatorluğundan vazgeçerek hiç bir ülkenin egemenliğine girmeyecek dirayeti gösteren, bunun sonucu olarak bir çok acıya katlanan bu halkla gurur duyarım.
Ben bu ülkede din, dil, ırk ve cinsiyet ayrımı yapmadan, herkesin insanca yaşayabileceği bağımsız bir Türkiye ideasına sahip olma anlamında Atatürkçülükle gurur duyarım.
Karıncaların yaşam haklarına (buraya" bile" kelimesini koymak istemiyorum, çünkü kendi canımla karıncanınki arasında değer anlamında fark görmüyorum) saygılı ben, bu ülke işgal edilse eşimi ve motorumu (daha çocuk yok ondan motor diyorum), hiç düşünmeden geride bırakıp, elime ne geçerse onunla düşmana karşı koyacağımı, boyun eğmeyeceğimi bildiğimden, kendimle gurur duyuyorum.
Sizin tekniğinizle sesleneyim size, Ey dünyanın kendi düşünceleri, inançları etrafında döndüğünü sananlar, ey dar çevrelerinden başka dünyası olmayanlar, emin olun bir gün peşinde koştuğunuz hayal gerçek olursa canınız çok sıkılacaktır. Çünkü hayal ettiğiniz rejim, sıra sizin özgürlüğünüze gelince duraksamayacaktır.