Yettim gayrı...
81 ilimize motosikletle gittim.
Uzun soluklu turlarımdaki amaçlarımdan birisi de daha önce geçmediğim yolları kullanarak yol yapmak - yolda olmak. Amaç bu olunca hızım da genel olarak çok yüksek olmaz. Hız limitlerine uymaya çalışır - radarları gözeterek sürerim.
Ve küçük hacimli motorlarla radarlara el sallayarak geçmek çok güzel oluyor.
Vaktim varsa, sağlığım ve keyfim de yerindeyse 110-125'lik motorlarla 60-70 km, 250'lik motorlarla da 80-90 km civarı süratlerde uzun yollar yapmaktan müthiş keyif alırım.
Amma velakin,
1. Amasya - Kars arası,
2. Erzincan - Doğubayazıt arası,
3. Bingöl - Bitlis arası Muş Ovası,
4. Ankara - Eskişehir arası,
5. Ankara - Konya arası,
6. Ankara - Afyon arası,
7. Ankara - Ulukışla arası,
8. Tüm otoban sürüşleri,
... gibi uzun düzlükleri bol yollarda bir de amaç yolda olmak değil de varmak-bir yere yetişmek olursa küçük cc eziyet oluyor.
Veya Burhaniye Ankara gibi çok ve / veya sık geçtiğim bir güzergah da sıkıcı olabiliyor.
Bunun temel sebebi de tur süresinin kısa olması ve/veya günlük geçilmesi planlanan yolun uzun ( minimum 700 km falan) olması.
Eğer günlük 250 km'yi geçmeyecek bir zamanım olsa tüm motorları satıp sadece Wave/Crypton cub motorlarımla ya da CB125f/YS125 ya da CRF L ile yol yapardım.
Yok yok.
Anısı olduğu için Wave'i satmazdım ama müthiş mantıksız bulduğum sinyal/korna tuş yerleşimini bize dayatıyor olduğu için artık neredeyse nefret etme derecesine geldiğim Honda markasını hayatımdan çıkartıp tüm Honda motorlarımı dehler ve WR125 alıp onunla yapardım böyle bir turu.
Eğer daha önce geçmediğim bir güzergahtan geçiyorsam ve de acelem yoksa, benim için en büyük keyif bir yandan hem yola hem çevreye hem de sağa sola bakınıp / odaklanıp sürerken diğer yandan sürüşten olabildiğince fazla done toplayıp mümkün olduğunca fazla anı biriktirebilmek.
Günlük 1000 km bile devirebilirim bu şekilde (80'i falan geçmeden). Gün ışığı izin verirse ya da motosikletimin sis farları varsa (ki fotoda da görülebileceği üzere Monkey ve Crypton dahil genelde sis farı olur benim motorlarda


) sadece yakıt/ihtiyaç/yemek molası vererek 20 saat sürebilirim.

(Yanlış anlama olmasın, evde/garajda tadilat var diye motorları dışarı çekmiştim geçen yaz. O zaman çekmiştim üsteki toplu fotoyu da.)
CB125'deki sis farlarını bu fotodan birkaç gün önce bir gerekçeyle sökmüştüm ama normalde şöyle:
Bu da bu günlerde devam eden tadilat sırasında çektiğim bir foto. Sislere dikkat.

Ama işte o uzun düzlüklerde, yokuş çıkmalarda, sollamalarda, rüzgara karşı sürüşlerde minimum 500 cc ve 50 bg civarı bir makine olması gerektiğini hissediyor insan.
130'lu süratlere oturup sollamalarda anlık olarak daha yüksek süratlere rahatlıkla çıkabilmeyi özlediğim için yıllar sonra tekrardan nispeten büyük hacimli bir motor aldım ama NX500'ün alttaki konuda da yazdığım gerekçelerle bu yazdığım işin motoru olmadığını tecrübe ettim geçen yılki Diyarbakır-Mardin turunda.
https://www.motosiklet.net/forum/konu/honda-nx500-izlenimlerim.224130/
CRF 250'den önce şehir dışından iki kez (2014 ve 2016 model) NC 750 X alıp kah geze geze kah da gazlaya gazlaya Ankara'ya dönmüşlüğüm var.
Sanki NC çok matah bir şeymiş gibi oldu


ama 2016 NC ile Ankara Bağlıca'dan İstanbul Okmeydanı'na hem de akşam trafiğine kalarak 3,5 saat civarında gitmişliğim de oldu.
Daha önce birkaç başlıkta da yazdığım gibi, geçen yıl 3 CRF ile çıktığımız turda Sivas Divriği - Malatya Arapgir - Erzincan Kemaliye arasındaki rotada keşke altımızda daha güçlü makineler olsaymış dedik.
Arkadaşlar merhaba, Çerezlerinizi, atıştırmalıklarınızı, içeceklerinizi alın gelin zira 25-31 Ağustos 2025 tarihleri arasında Ankara çıkışlı yapmış olduğumuz 6 gece konaklamalı 7 günlük turun oldukça detaylı bir raporunu okuyacaksınız bu satırlarda. Tura İstanbul’dan adaşım Haluk ile...
www.motosiklet.net
Ki tur arkadaşlarımın 1250 GS ve CBR650R gibi turun o kısmının hakkını çok daha güzel verebilecek motorları da vardı.
Yine yanlış anlama olmasın da Crf'ler turun %80'i için en ideal motordu. Sadece belli bölümlerde ve dönüşte güç eksikliğini bariz hissettik.
Ve ben de "keşke altımda Tracer 7 olmuş olsaydı" dedim o güzergâhta.
CP2 bloklu Yamaha modellerinin 2023-24 modellerinde debriyaj/kavrama sıkıntısı çıkmamış olsaydı, o tur sonunda Tracer 7 de alacaktım hatta.
Yıllardır neredeyse tüm Ankara Yamaha kullanıcılarını küstürmeyi başarabilmiş tek tabanca Yamaha yetkili servisi ile muhatap olmamak için uzak durduğum ismi lazım olmayan servise alternatif bir yetkili servis de geçen yıl açıldığı için yıllar sonra tekrardan bir Yamaha düşünmeye başladım nihayet de Tracer ondan radarıma girdi diye not düşeyim buraya.
Sırf bu yüzden üstte bahsettiğim güzergahtan daha performanslı motorlarla bir kez daha geçesimiz var.
Resmen dibimiz düştü.
Bu arada Enes CBR650R yerine GSX-S1000 GX aldı birkaç hafta önce ve rodajda kendisine artçı oldum. 4 saatte İstanbul'a geldik günübirlik.
4 silindirin de bana hiç hitap etmediğine bir kez daha şahit oldum.
Genel olarak sorunsuzluğu ve üstüne üstlük müthiş hafif olması (ve hissettirmesi) ile 2023-2024 Tracer 7 hâlâ önde gidiyor bende.
Hele eldeki motorları biraz azaltayım, ona göre muhtemelen bir alım yapacağım kısmetse.
Ama Tracer (ya da Nc ya da benim tercih etmeyeceğim kadar ağır ve/veya ağırlık merkezi yüksek olduğu için Vstrom ya da Transalp - Tenere - Africa Twin vb. motorlar) benim gibi rota planlarken ara /az tercih edilen yollardan geçmeyi öncelik sayan veya "bu dağ yolu nereye gidiyormuş acaba" deyip anlık olarak rotayı esnetmeyi seven ve benim gibi aşırı yetenekli olmayan birisi için CRF'nin yerini dolduracak makinalar değil bunlar işte.
Yani muhtemelen oralardan da daha yavaş ve dikkatli olmak koşuluyla geçilir tabii ki de yine de CRF kadar rahat olmaz.
Ondan dolayı rüştünü ispat ettiğine ikna olursam, yeni kasa 690 ya da 701 alıp CRF'nin hafif ve yerden yüksek olmasıyla rota seçmemesi avantajını kaybetmeden neredeyse tüm eksik noktalarını gidermiş olurum.
Kısmet bakalım.
"Birşeyler de" didiniz, ben de didim.
